Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

"emre aköz'ü biz seçmedik, o bizi seçti... yazısıyla bizi hedef gösterdi, zekâmızı küçümsedi. cevapsız kalamazdı elbette..."

 

 

Ulvi: Emre Aköz’ün yazısını ilk kim okudu? Okuduğunuzda ilk olarak ne hissettiniz?

Ezgi Koçer: Ben Facebook’ta paylaşmıştım ama galiba benden önce de paylaşanlar olmuştu,,,

Işkın Çakmak: Ben okudum ve “amma saçmalamış” dedim…

Ezgi Koçer: Evet, önce ciddiye almaya değmez diye düşündü herhalde herkes… Çünkü Emre Aköz’ü mizah yazarı gibi okuyoruz çoğumuz. Aköz yazdığı için de fazla tepki vermedik önce… Ama sonra düşününce buna sessiz kalınmaması gerektiğine karar verdik.

Işkın Çakmak: Yazıyı kimin yazdığının çok da önemi yoktu. Sonuçta herkes okudu ve toplu bir tepki oluştu. Zaten 1-2 gün öncesinde oluşmuş bir ruh vardı. Bu ilginçtir aslında. Çünkü Alman Lisesi özellikle bireyselliği çok fazla öne çıkartan bir okuldur. Çok parlak insanlar çıkarttıysak da, genelde grup tavrı göstermez Alman Liseliler. Hazır bir birlik ve beraberlik duygusu oluşmuşken, böyle bir ruh doğmuşken buna bir cevap yazmalıyız fikri doğdu. Taslak metinler oluşturuldu. İlk taslağın çok değişmiş versiyonudur bu mektup.

Ezgi Koçer: Kibarlaşmış versiyonu… (Kahkahalar)

Işkın Çakmak: Evet, özellikle kibarlaşmış versiyonu… Belirli şeyler eklenmeli, belirli şeyler çıkartılmalı dedik. Ben editörlük görevini üstlenme gafletinde bulunduğum için değişiklik talepleri geldikçe değiştirdim. Sonuçta bayağı evrimleşti, kibarlaştı ve anlaşılır hale geldi metin.

Ulvi:  Okul yönetimi bir cevap vereceğinizi, bunu hazırlığı içerisinde olduğunuzu biliyor muydu?

Ezgi Koçer: Biz öğrenciyiz, liseliyiz, üst kimlik olarak da Alman Liseliyiz… Kurum adına hareket etmiyoruz, kurumdan bir destek de beklemiyoruz.

Ulvi: Destek anlamında söylemedim…  Bu yazıyı gördü mü okul yönetimi?

Ezgi Koçer: Zannetmiyorum! Hele ki bir denetleme kesinlikle olmadı… Belki yayınlandıktan sonra Facebook’ta görmüşlerdir.

Işkın Çakmak: Hayır ama bir konuşma oldu. Okul yönetimine durumu anlattık. Ne yapmak istediğimizi söyledik. Okul yönetimi “Bu sizin kararınızdır, biz sizi ne destekleyebiliriz ne de engelleriz... Siz Alman Lisesi öğrencilerisiniz, kendi kararlarınızı verebilirsiniz. Dilediğiniz gibi davranın” dedi.  

Ulvi: Mektubu son haline getirip dolaşıma soktunuz. Nasıl tepkiler aldınız?

Ezgi Koçer: Çok olumlu! Özellikle Ekşi Sözlük’te yazanları okursanız… İnsanlar bizim bir şahsı hedef almadığımızın, sadece kendimizi savunduğumuzun farkındalar. Biz elimize bir liste alıp, Cemaate yakın olduğu bilinen isimleri bulup, hadi şunlara mektup yazalım diye bir işe kalkışmadık. Bizi hedef alan bir yazıya yanıt verdik.

Sinan: Sizce Emre Aköz anlamış mıdır o mektubu?

Ezgi Koçer: Çok açıktı ya, onu da anlasın yani?

Işkın Çakmak: Anlamıştır! Aköz gösterilmek istendiği kadar sığ biri değil, anlamıştır bence…

Ulvi: Bir tepki beklediniz mi peki yazdığınız mektuba?

Ezgi Koçer: Valla bir özür beklerdim ben… Şaka, şaka! Özür falan beklemiyorum.

Işkın Çakmak: Ben de bir özür beklemiyorum. Emre Beyin tarzı değildir özür dilemek. Ama o mektuptan sonra bizim bir açığımızı bulup onu çıkartmasını beklerdim doğrusu…  

Ezgi Koçer: Elinde herhangi bir kanıt olsaydı, bizim bilinçsiz ve provoke edilmiş gençler olduğumuza dair bir kanıt olsaydı ortaya koyardı zaten.  Ben yeni bir yazı yazmasını ve o “kanıtları” ortaya koymasını beklerdim. Yapmadığına göre, boş attım dolu tutmasını bekledim ama fos çıktı hesabı işte…

Sinan: Yahu siz kimsiniz de koskoca köşe yazarlarına ayar vermeye kalkıyorsunuz?

Işkın Çakmak: Ayar vermek demeyelim, biraz kaba oluyor yani… (Kahkahalar)

Ulvi: Valla her yerde öyle yazıyor…

Işkın Çakmak: Şöylesi daha doğru… O bizi gözüne kestirdi ve saldırdı, biz de ona karşılık vermek zorunda kaldık…

Sinan: Meşru müdafaa diyorsun yani?

Işkın Çakmak: Yahu durup dururken, çat diye Emre Aköz’ü bulduk ve onun üzerine oynadık değil ki? Tam tersine, Emre Aköz bizi seçti, o yazısıyla o bizi hedef gösterdi…

Ezgi Koçer: Başka tuhaf tepkiler de aldık. Mesela Fuat Uğur! Twitter’dan yağdırdı bize… Ne gerzekliğimiz kaldı, ne Truva atı oluşumuz…  

Işkın Çakmak: En son bıraktığımda biz Alman sermayesinin kullandığı ajanlardık! Türkiye’de ekonomik tetikçilik yapıyorduk Fuat Uğur’a göre…

Ezgi Koçer: Almanya’daki Türkler paralarını Alman bankalarından çekip Türkiye’ye yatırmasın diye, karışıklık varmış gibi göstermek gibi kutsal bir misyonumuz varmış… Bütün senemizi ziyan etmiştik… ÖSS’ye falan çalışmıyorduk… Tek amacımız, Türkiye’de karışıklık varmış gibi bir şey göstermekmiş…

Sinan: Fuat Uğur mu yazdı bunları?

Ezgi Koçer: Hepsi duruyor. Screen-shot’ları var. Yani biz, bize her laf edene laf yetiştirmiyoruz…

Işkın Çakmak: Emre Aköz yazısıyla ilk örnekti bize doğrudan saldıran… O yüzden onun tezine karşı bir antitez üretmek zorunda hissettik kendimizi… Emre Aköz bizim zekamıza hakaret etti… Cevapsız kalamazdı…

Ezgi Koçer: Biz de başkalarının oyuncağı olmadığımızı bir mektup yazarak göstermek istedik.