Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Başlarken tatsız bir giriş yapacağım. Malum, liselisiniz henüz. Bu röportajı kendi isteğinizle gerçekleştirdiğinizi, 18 yaşınızı doldurmuş olduğunuzu ve ailelerinizin bilgisi dahilinde bizimle konuştuğunuzu onaylıyor musunuz?

Ezgi Koçer: Evet

Işkın Çakmak: Evet

Sinan: Kendinizi tanıtarak başlayalım isterseniz…

Ezgi Koçer: Alman Lisesi öğrencisiyim, son sınıftayım.

Işkın Çakmak: Ben de Alman Lisesi öğrencisiyim ve son sınıftayım.

Sinan:  Emre Aköz’e yazdığınız bir cevapla dikkat çektiniz. “Alman Liselilerden Açık Mektup” başlığını taşıyordu. Neden yazdınız o mektubu?

Ezgi Koçer: Aslında bizim kimseye şahsi bir dokundurma amacımız yok. Herhangi bir insana yönelik özel bir saldırma ya da savunma amacımız yok. Ama biz kendisine hiç bir şey yapmamışken, karşılaşmış olduğumuz haksızlık barizken ve buna karşı hakkımızı ararken o bize çok başka bir noktadan yaklaştı. Alman Liseli olduğumuz için bu konuda sesimizin çıkmaması gerektiğini iddia etti. Oysa biz bu sınavlar sonunda böyle bir skandalla karşılaşmamış olsaydık böyle bir protestoya neden gerek duyalım ki? Evet, kendisine cevap verdik çünkü çok gereksiz, çok ağır bir üslup kullandı bize karşı. “Veletler” diye hitap etti. Bu üsluba rağmen biz olabildiğince sakin mi desem…

Işkın Çakmak: Kibar!

Ezgi Koçer: Evet kibar bir yanıt vermeye özen gösterdik.

Işkın Çakmak: Açıkçası bir grup arkadaşımız, Emre Aköz’ün önceki yazılarındaki bildik üslubundan hareketle cevap vermeye bile çok da gerek olmadığı görüşündeydi. Ama Emre Bey garip bir saldırganlıkla, okulun Alman kimliğini de vurgulayarak bir yazı kaleme aldı. Bizim protesto eylemimizi absürd olarak nitelendirdi ki bu yanlıştı bence. Yani Emre Bey yapabileceği bütün yanlışları bir arada yaptı. Bir gazeteci olarak ne düzgün bir araştırmanın ne de sağlıklı bir yorumlamanın ürünüydü o yazı…

Ezgi Koçer: Çok saldırgan bir yazıydı.

Işkın Çakmak: Yorumunu da düzgün bir şekilde aktaramadı bence. Yapıcı bir tutum yerine saldırgan ve yıldırma çabasıyla yazılmış bir yazı olduğunu hissettik. Sonuç olarak Emre Beyin yazdığı gazeteyi çok sayıda insan okuyor. Yüksek tirajlı bir gazetede, hakkını arayan gençleri “velet” olarak nitelendirdi ve çaktırmadan da bizi hedef gösterdi… 

Ezgi Koçer: Yok canım, hiç de çaktırmadan değil! Açıkça! O protesto yürüyüşüne bir çok okul katıldığı halde bizim Alman Lisesi kimliğimizden yola çıkarak bizi hedef gösterdi. “Alman Liseliler bir cemaat oldukları halde, cemaate laf ediyorlar” dedi. “Fethullahçı kimseyi tanımıyorlar” dedi. O yazıda hedef biziz. Sadece biz Alman Liseliler!

Ulvi: Sizce neden Alman Liseliler bu kadar öne çıktı?

Işkın Çakmak: Cemaate geçit yok pankartını taşıyan ve altına imzasını atan bir tek Alman Liseliler vardı çünkü…  

Ezgi Koçer: Çok cesurca bir hareket yaptık galiba. Bu da bazı insanları rahatsız etmiş olmalı. Muhtemelen bizim bu kadar açık ve etkili bir şey yapacağımızı düşünmüyorlardı. Bu protesto eyleminin hemen ertesi günü böyle bir cevap verilmesi, herhalde bu eylemi kendilerine yönelik bir saldırı olarak gördükleri anlamına geliyor.

Ulvi: Peki kim kullanıyor sizi? Arkanızda kim var? (Kahkahalar)

Ezgi Koçer: Aklımız! Bizi kullanan tek şey aklımız. Arkamızda da hepimizin ortak aklı var!  

Işkın Çakmak: Bizi yönlendiren tek şey, haksızlığa uğrama duygusu! Bu şifre skandalını duyduğum zaman cidden kendimi bir kukla gibi hissettim. Bir piyon gibi hissettim! Sanki birisi devasa bir tahtada bir hamle yapmış da biz sadece kurban gidecek basit bir gambit piyonuna dönüştük… Durum hakikaten böyleydi. Açıklamalarda 4 bin kişiden, 5 bin kişiden, 10 bin kişiden söz ediliyor. Hani 4 bin kişi diye bakınca çok bir şey fark etmiyormuş gibi görünüyor. Ama bu insanların ilk 4 bine gireceğini düşünürseniz, zaten tüm iyi üniversitelerdeki şansımızı kafadan kaybetmiş oluyoruz.

Ezgi Koçer: Bence kullanıldığımızı düşünenler varsa bu çok komik. 1 milyon 700 bin kişinin girdiği ve herkesin hakkının yendiği bir sınavdan söz ediyoruz. Sadece belirli bir grubun sesi çıkıyorsa bence asıl kullanılanlar sesi çıkmayanlar... İnsan hakkı yeniyorken nasıl ses çıkartmaz? Eğer göz göre göre hakları yeniliyorken ses çıkartmıyorlarsa, herhalde birileri onlara “sakin olun, biz her şeyi halledeceğiz, siz ses çıkartmayın” falan diyorlardır. Bence asıl kullanılan ses çıkartmayanlardır bu yüzden.

Sinan: Peki nedir bu mesele? Ortada bir şifre hikâyesi var, her kafadan bir ses çıkıyor. Siz ne biliyorsunuz şifreleme konusunda, hele bir anlatın da anlayalım…

Işkın Çakmak: Bir dershane öğretmeniyle bir avukatın ortaklaşa çabasıyla patladı şifre skandalı.

Ezgi Koçer: Aslında onların bulduğu başka bir şifrelemeydi…

Işkın Çakmak: Evet, onlar orijinal şifreyi buldu. Bir anda öyle bir skandal ağı çıktı ki ortaya, cidden Türk eğitim sisteminin son yıllarda yaşadığı tüm boğulmaları açıklar nitelikteydi. Daha önce de böyle olaylar yaşanıyordu. Mesela Sn. Ali Demir’in başında olduğu üniversitede de benzer bir takım olaylar olduğu ortaya çıktığı konuşuluyor. YGS’ye dönersek, ortaya çıktı ki belirli bir paterni, belirli bir seti uygularsak çok önemli sayıda doğru yanıt vermiş olunuyor. Zaten “medyan Z” olarak açıkladılar bu seti.

Ezgi Koçer: Sehven ortaya çıkmış bir şey olarak…

Işkın Çakmak: Evet! Belirli bir şekilde sayıları, dizgileri oluşturduğunuz zaman doğru cevaba ulaşıyordunuz ki bu zaten son yılların en zor ÖSS sorularının toplandığı bir sınavda özellikle matematiği iyice eleyici hale getiriyordu… Bu demektir ki şifreyi alan insanlar çok iyi bir yere gelmeyi daha ilk sınavdan garantilemiş oluyorlardı.

Ulvi: Sehven ne demek? (Kahkahalar)

Işkın Çakmak:  Kasıtsız olarak…

Sinan: Evet, “yanlışlıkla” anlamında…  Peki, elinizde somut bir veri var mı bu iddialarla ilgili?

Ezgi Koçer: Bu konuda bir yazı yazdım ben…

Sinan: Evet, okuduk. “apolitik değil geri zekalıyız” mıydı başlığı? (Gülüşmeler)

Ezgi Koçer: “Bizden apolitik olmamızı istiyorlardı, biz geri zekâlı olduk!” diye bir yazı… Sınavdan 2 gün önce özel hocam, (ki artık ders almıyordum bile kendisinden, malum dershaneyle veya cemaatle uzak yakın ilişkisi olmayan bir insandır) beni ve arkadaşımı aradı. İkimiz de artık ders almıyor olmamıza rağmen “çocuklar, mod ve medyan konusuna özellikle çok iyi bakın” dedi. Belirli bir dershaneye giden öğrencileri 3 gündür akşamları etüde çağırıyorlarmış. Mod ve medyan konusu üzerinde duruluyormuş. Böyle bir duyum almış. “Bence bir bakın” dedi hocamız. Biz bunu tabii soru gibi algıladık. Oturup mod ve medyan konusuna baktık matematikte ama konu çok kolay geldiği için üzerinde fazla durmadan geçtik. Sınavda da mod ve medyan sorusu görmeyince de üzüldük. “Tüh, çok rahat yapabileceğimiz soru gelmedi” diye… Derken sınavdan sonra şifre olayı patladı ve o zaman bu mod-medyan uyarısının ne anlama geldiğini anladık.