Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Evet, neden tarihi binalar?

Alper Sesli: Çünkü, deneyimin bütününün bir ambians iletişimi olduğunu düşünüyorum. Deneyim dediğiniz şeyin en önemli paydaşlarından bir tanesi, bir şey yaptığınız zaman ambians dahil olmak üzere ne olacağıdır. Biz bu etkinliği bir gün mecbur kalıp, Lütfi Kırdar’a götürmek zorunda kalırsak, o gün muhtemelen kendimiz de ruhen çok yaralanmış olacağız. Maalesef Türkiye de bu tür şeylere tahsis edilmiş tarihi bina yok. Yaka yaka. İstanbul özelinde, dokunduğumuz her taşın 5000 yıllık geçmişi olduğu bu şehirde maalesef bu tür etkinliklere tahsis edilecek bina bırakmadık. Galata Rum bizim için çok hoş bir başlangıç binasıydı… Doğru bir yerdeydi: Karaköy… Ama ben Anadolu yakası çocuğuyum, Kadıköylüyüm.  Bu semti seviyorum, bu semtte yaşamaktan keyif alıyorum. Gönlümüzde hep Anadolu yakasında bir şey yapmak vardı.  Ama Anadolu yakasında maalesef ve maalesef bu tür etkinlik için tek bir tarihi mekân vardı: İstanbul’un en epik, en özel noktalarından bir tanesi olan Haydarpaşa… Sağolsun bu konuda TCDD bize gerçekten iyi bir ev sahipliği yapıyor. Şimdi orası bir Gar… Garda etkinlik yapılır mı? Dünyanın bütün garlarında etkinlik yapılıyor. Bu söylemlere çok tepkiliyim. Gar de Lyon a da gittiğinizde Fransa da, aynen içeride konser de yapılıyor, etkinlik de yapılıyor. Gar işlevinin devam edip etmeyeceği Kahve Festivali’nin yöneteceği bir mesele değil. Ama festival şunu da hayal etmektedir: İçinden tren kalkan bir festival olmayı hayal ediyor…  Öff ne güzel olur diyoruz festivalin içinden tren kalksa… Ya da trenle gelinse festivale… Harika olur, olağanüstü olur. Festival Haydarpaşa’da bu sene… O yüzden de “Kahveye Yolculuk” dedik. 30-35e yakın sanatçı var. Bu arada söylemeyi atladım, en önemli konulardan bir tanesi, Haydarpaşa nın ana binası, festivalimizin halka açık bölümüdür. Şu ana kadar deklare etmedim, ilk kez söylüyorum bunu. Gar bölümü ise biletli girilen taraftır. Ana bina bizim gönlümüzde bir kamu binasıdır ve kamuya mal olmuş bir binanın festival için bile olsa halka  kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle Festival yönetimi olarak. Orayı 21 sanatçımızla son derece güzel, halka açık bir sergileme alanı haline getiriyoruz. İsteyen herkesin, yolu düşenlerin uğrayıp ücretsiz biçimde gezebilecekleri bir alan olacak. Onun dışında yurtdışından yine 10 a yakın sanatçı geliyor. Bu sene heykel var, fotoğraf var, resim var. Karton bardak üstü sanat çalışmaları var. Çok iyi sanatçılar var. Sanatı çok önemli buluyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz. Bu sene müzik tarafı yine var. nitelikli müzik tarafı var. Çok nitelikli bir yol arkadaşımız var bu sene. Babylon sahiplendi sahnemizi, çok da mutluyuz bundan. Çünkü İstanbul’un şehir kültürüne çok değerli katkısı olduğunu düşündüğüm bir markadır Babylon.  Sonuçta Kahve Festivali, bir şehir kültürü etkinliği aslında…  O yüzden adında İstanbul var… Kahve Festivalinde bütün bu oyuncuların kahveyle olan iletişiminini kurguluyoruz. Bir takım markalar geliyorlar ve Festivale katılmak istiyorlar. Markalarını kahveyle ilişkilendiremeyeni almıyoruz. Ödev veriyoruz markalara, gidin, çalışın, markanızı kahveyle ilişkilendirebiliyorsanız gelin. Bu yüzden bizi snoplukla suçlayanlar var. Hayır snop değiliz, nitelik arayışındayız. Bu ülkede uzun yıllardır yaşam stili etkinliği çok az. Yeme içmeyle ilgili bir takım festivaller var, nerden baksanız kişi başı 150 liraya giriyorsunuz, pahalı. Modayla ilgili, ancak davetli üzerinden giden bambaşka kurgular var… İstanbul markasına çok yakışan, gelecek vaat eden bir etkinlik bu bence… İçinde heykel var, resim var, fotoğraf var, sanatçı var, küçük tasarımcılar var, müzisyenler, iyi müziğe kafasını yoran insanlar var. Bodrum Yalıkavak’ta iyi ekmek pişirenin, iyi sandviç yapanın, iyi pizza yapanın da bizim festivalimizde yeri var. Ve elbette en iyi kahveciler var. İşin bu tarafından bakınca, tüketiciyi her yerinden sarmalayan düzgün bir event kurgusu var ortalıkta. Güzel bir kahve alın, şöyle dolaşın 4 saat. Bakın sizi bulunduğunuz coğrafyadan başka bir yere götürüyoruz. Çıkınca zaten o Kadıköyün kalabalığı, yaşam, herşey yüzümüze vuracak. Biz sizi 4 saatliğine başka coğrafyalara götürüyoruz. Duygu olarak bir an için Londra da Covent Garden da hissedebilirsiniz kendinizi…  Bir sanatçının eserine bakarken bir anda kendinizi Paris Merkez İstasyonunda hissedebilirsiniz. Veya Frankfurt'da, Hauptbahnnof'da hissedebilirsiniz bir anlığına…  Ama kapıdan şöyle dışarı bakıp martılar ve vapurları görünce hoppaa İstanbul’dayım diyebilirsiniz. Böyle bir yanı var Haydarpaşa’nın.  O yüzden de tarihi binalar bizim için çok önemli. Umut ediyoruz, hayal ediyoruz, Haydarpaşa bu festivalin son ve nihai kalıcı mekanı olur inşallah.

Sinan: Tam da onu soracaktım. Artık Haydarpaşa kalıcı mekân mı?

Alper Sesli: Haydarpaşa olduğu sürece, TCDD veya kamu, etkinliğimizi burada görmek istediği sürece bizim arzumuz da bu… Aslında bu tür binalara yeniden hayat verip değer katacak etkinlikler bunlar. Çok uzun süredir 4 gün içerisinde 20 bin kişi girmedi Haydarpaşa’ya… 20 bin kişi uzun zaman sonra yeniden 4 günlüğüne Haydarpaşa’ya gelip,  o güzelim binaya dokunabilecek, o binanın öyküsünü okuyacak, trenlerle buluşacak… Trenlerin içinde aktiviteler var. Eski trenleri festivalin içine çekiyoruz… Kimi vagonda sanat, kimi vagonda keyif var… Yeni kuşak yemekli vagon nedir bilmiyor. Al sandviçini otur yemekli vagonda. Pullmanda otur mesela. Pullman nedir bilmeyen bir kuşak var… 

Sinan: Kuşetli vardı kuşetli…

Alper Sesli: Evet Kuşetli vardı hayatımızda. Kurguyu böyle yaptık anlayacağınız… Bunu da kendi adıma artık 50’li yaşlarıma doğru gelirken kendi sektörümde ustalık projelerimizden biri olarak görüyorum… Üstüne titriyoruz, çok kafa yoruyorum bu işe… Hiç üşenmeden herkese tekrar tekrar anlatıyorum. İyi bir hayali doğru biçimde kurgulayarak hayata geçirdik. 4 saatliğine tek bir mekân içerisinde bir çok yere gidebilmek… İnsanlar neden 4 saatlik seanslar olduğunu soruyorlar… Bir kahveyle 8 saat iletişim zor, bu birincisi… İkincisi, baristalar da insan!  baristaların da ihtiyaçları var… Kahve doğal olarak çok ciddi anlamda tortu ve atık üretiyor. Bunların temizlenmesi, kaldırılması gerekiyor seanslar arasında…  Bu arada çok değerli bir atıktır kahve… Türkiye de bununla ilgili inşallah çok değerli projeler gerçekleşecek. Çok değerli bir gübredir kahve küspesi. O yüzden üçüncü dalga bir takım oyuncular, kapılarına artık o küspeyi koyuyorlar ve isteyenin doldurup götürmesini sağlıyorlar. 

Sinan: E filtre kahve yaptıktan sonra çıkan atığı ziyan etmeyelim yani?

Alper Sesli: Hayır, kullanabilirsiniz.  Doğru ve orantılı kullandığınızda çok değerli bir gübre… Google’a girin bakın,  kahve küspesiyle ilgili çok şey bulacaksınız. Kahve küspesinden üretilmiş inanılmaz güzellikte sanat eserleri çalışmaları var mesela… Bu noktadan bakınca da doğru bir şehir etkinliği İstanbul Coffe Festival. Bu arada geçen seneden farklı olarak Peru hükümeti, Peru nun en büyük özel kahvecileriyle giriyor Festivale… Vietnam ve Panama giriyor… 

Sinan: Artık uluslararası bir nitelik kazandı yani?

Alper Sesli: ICO nun, International Coffe Organisation ın 2015 calendar ında mesela yer aldık resmi olarak.  Daha 2.yılımızdayız! 2. Yılında Kuzey Amerika dışındaki dünyadaki en büyük 2. Kahve festivali olduk ziyaretçi anlamında. Bu sene muhtemelen Kuzey Amerika dışında, dünyanın en büyük, en çok ziyaret edilen kahve kökenli etkinliği olmaya adayız. Bu eşiği de geçtikten sonra inşallah belediye, devlet, herkes bunun önemini daha iyi anlayacak ve Festival, İstanbul markasıyla dünyanın her yanından gelecek kahvecilerin buluşma noktası olacak. İleride İstanbul dışına da taşabiliriz. Belki gelecek yıl İzmir ,  Ankara da daha ufak çaplı bir etkinliğin de yürümesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun Uluslararası bir buluşma noktası fırsatı olduğunu düşünüyorum. Yani, Doğu Avrupa dan şöyle bir çizgi atın, sağa Tokyo ya kadar ki en ciddi kahve konulu buluşmanın bu olacağını öngörüyorum. Bunların hepsi büyük fırsatlar. Bu yıl çok değerli konuşmacılar geliyor. Dünya Special the Coffe Association Amerika nın Ceo su geliyor. Avrupa’nın çok önemli isimleri geliyor… Kendi paralarıyla geliyorlar üstelik. Biz sadece Festivalimize gelip deneyimlerinizi paylaşmak ister misiniz diyoruz. El Salvador dan iki çiftçi geliyor bakın… Taa El Salvador dan. Bir tanesi çekirdekteki asiditenin işlenmesiyle ilgili profesyonellere eğitim verecek. İçeride kitabevimiz de var, müziğimiz de var… İşte 4 saat bi kopun gidin yaa…  4 saat başka bir şey yaşatalım size…

Sinan: E daha şimdiden koptuk zaten… Röportajı yarım saat olarak planlamıştık,  1 buçuk saate dayandık… Çok teşekkürler ve başarılar.

 

REPORTARE'DEN TAVSİYELER:

Hazır kahveden söz açmışken, kendinize güzel bir kahve koyup, damağınızın yanında gözünüzü, kulağınızı şenlendirmeye ne dersiniz?

 

Müzik:

 

Bob Dylan "One More Cup Of Coffee

Kitap:

Doğuda Kahve ve Kahvehaneler

Toplumsal Tarih Dergisi: Kahvenin Hatırı

Kahve ve Kahvehaneler / Ralph S. Hattox