Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Biletleriniz biraz pahalı değil mi? 25 TL?

Alper Sesli: 25 TL pahalı sayılabilir. Bunun %55’ini muhtelif kamu kuruluşları almasalar biz ziyaretçilerimize 15 TL den bilet satmak isterdik.  

Sinan: Abartmasak? %55?

Alper Sesli: Ne zannediyorsun? İçeride canlı müzik yapmak isitiyorsun değil mi? Doğal ve haklı olarak telif meselesi devreye giriyor. Festivalin en önemli prensiplerinden biri; yer verdiğimiz grupların hiçbirinin popüler albüm grubu olmamasına dikkat ediyoruz. Olabildiğince, iyi müziğe odaklanmış, genç ve kendine platform arayan grupları seçiyoruz. Biz bir platform sağlayarak bu insanların kendilerini anlayabilecekleri 3-5000 kişiye her seansta müziklerini dinletebilecekler bir platform sunmaya çalışıyoruz. Ama arada kazayla bir Eric Clapton şarkısı söylerse, kazayla Türkiye de popüler sanatçılardan birinin, cover’ını yaparsa, doğal olarak onların da telif hakları doğuyor. Telif hakkı tamam ama bu iş garip yürüyor Türkiye’de. Bilet gelirinize oranlanıyor telif.  Şu şarkı 10 TL dir diye bir şey yok. Ne sattıysan, onun belirli bir yüzdeliğiyle ilgili talep doğuyor. 25 TL’nin belirli bir yüzdeliği telife gidiyor mesela. Sadece 1 tane şarkı çaldın, telif tarafı o şarkı için tüm bilet satışından pay istiyor. Çaykovski, Schubert mi çalalım yani burada? Onda bile yorumcu meselesi devreye giriyor gerçi. Hadi telif meselesini geçtim. Rüsum vergisi var. Eğlence vergisi yani. Fransa’da da var bu ama bizdeki gibi cezalandırma mantığıyla değil. Eski Fransa da belediyeler, sen buraya şu oranda bir parayı vergi olarak ödeyeceksin, ben de bu konseri dinleyecek parası olmayan insanların buraya gelmesini sağlayacağım demiş… Yani mantık olarak olağanüstü hoş… Askıda kahve gibi, askıda müzik, askıda konser aslında… Sosyal devlet diyor ki, sen ver bakayım buradan şu oranda parayı, bu sayede bu parayı ödeyemeyecek 300 adam gelsin izlesin bu konseri… Ama bizde belediye eğlence vergisi diyor. Eğlenceyi lüks tüketim olarak görüyor ve bundan pay istiyor. Eğlenmek yasak ve cezalandırılıyorsun o zaman? Öyle bir şey olamaz. O zaman tüketici olarak derim ki, benden aldığın eğlence vergisini bana ve halka geri nasıl kazandırıyorsun? Yol yapıyorsan yanlış, bundan eğlence vergisi alamazsın. Eğlenmek herkesin en doğal hakkıdır. Eğlence vergisiyle de bitmiyor iş.  E doğal olarak KDV si, gelir vergisi vs. vs.si. Ben size şöyle söyleyeyim, 25 liranın ancak 12,5 lirası organizatöre kalıyor. 12,5 hatta 13 lirasına yakını kamu ve kamu kuruluşlarına geri dönüyor. Türkiye de o yüzden biz 150 lira olması gereken bir konseri maalesef 300 liraya izliyoruz. Veya seyredemiyoruz. O paraları veremiyoruz çünkü. İnsanlar haklılar ama bilet satışının %55’ini başkalarının aldığını bilmeleri gerek. Organizatör ne yapsın? Kalan % 45 ile grubu getirecek, mekânı kiralayacak, bütün o sesi, ışığı, dekoru, ambiansı yaratacak. Ee? başka geliri yok zaten? Türkiye de tütün ve alkol pazarındaki sponsorluklar da kanunen bitince dikkat edin müzik endüstrisi ne kadar ciddi darbe aldı biliyorsunuz. Artık canlı müzik performansı diye bir şey kalmadı neredeyse… İşin bir tarafı bu… Diğer taraftan 25 TL veriyorsunuz ama içeride markaların ücretsiz sunduğu pek çok deneyimden faydalanıyorsunuz.  4 saatliğine sizi bu coğrafyadan alıp, başka bir yolculukla, başka bir yere götürüyoruz. O yüzden hep tarihi binalar seçmeye çalışıyoruz…