Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Bilge Kocaefe: Sting ile efsane bir anınız var. Nedir bu hikâye?

Akın Eldes: O konu çok büyüdü, ben de anlamadım. Zaten gelişmesi de saçma aslında. Stadyumda konser vereceğiz, Sting'in ön grubuyuz. Sting'i seviyoruz elbet. “Sound check”lerini dinledik, konserden daha güzel çaldılar “sound check”te. Konsere çıkarken dedik ki bir selam çakalım, merhaba diyelim. Alt grubuz ya. Kulise gittik kapıyı çaldık, kapıya çıkan kişi “Yorgun, çıkmaz!” dedi. Ben de nedense sinir oldum o anda. Aslında adam yorgundur elbette, İzmir'de çalmış gelmiş, “sound check”ini yapmış, hava sıcak. Dinlenecek elbet.  O an duygusal davrandım ben nedense ve sinirlendim bizi kabul etmedi diye. Sonra biz çalarken Sting bizi dinlemiş. Atıyorum, sahnede 10 parça çaldıysak beşinciden itibaren sahnenin yakınına gelmiş de dinlemiş. Konser bitişi toparlanıyorum, ilerde de Sting ve etrafında insan çemberi. Mecbur o taraftan geçmek durumundayım. Sting ve çemberinin yanından geçtiğim sırada çember yarıldı ve Sting elini uzattı, “Güzel gitar çalıyorsun.” dedi.

Bilge Kocaefe: Sıkmadan geçip gitseydiniz. (Güler )

Akın Eldes: ( Güler ) Ben de “Teşekkür ederim.” dedim ve hemen yoluma devam ettim. Bozuldum ya bize merhaba demedi diye. Yanımdaki arkadaş “Abi niye geçtin gittin, konuşsaydın ya adamla.” dedi. “Boş ver ya.” dedim ( Güler ) Sting'e karakter yaptım kendi çapımda. Fare dağa küsmüş durumu. ( Güler )

Akın EldesBilge Kocaefe: Olur mu hiç öyle? Bir gitar virtüözü var karşısında.

Akın Eldes: İşte böyle değişik, komikçe pozisyonlar. Çocukça işte.

 Bilge Kocaefe: Olsun, o gün bu davranışınız sizi tatmin ettiyse iyidir.

 Akın Eldes: Tabii etti. O an şeydi yani, “Hayatta pas vermem.”

 Bilge Kocaefe: Hiç. Elini sıktığınıza şükretsin.

 (Kahkahalar)

Akın Eldes: Öteki soruyu da düşünüyorum bir yandan, onu tam cevaplayamadık ama.

Bilge Kocaefe: Hangisi?

Akın Eldes: Pop müzikle ilgili olan.

Bilge Kocaefe: Ha, evet. Nasıl yöneldiniz mi demiştim bu müziğe?

Akın Eldes: Ya aslında yönelemedik. Benim çevrem aykırı çevrelerdi. Bulutsuzluk Özlemi, Asım Can Gündüz, Mehmet Güreli, Bülent Ortaçgil, Serdar Ateşer. Böyle çevrelerde bulunuyor oldum.

Bilge Kocaefe:  O zaman bulunduğunuz çevre ilgilendiğiniz müzik türünde etkili oldu. Peki, gitarı ilk elinize aldığınızda ne çaldınız?

Akın Eldes: İlk çaldığım bir Deep Purple parçasıydı, ikincisi de bir Moody Blues parçası oldu. Üçüncüsü de  Eagles'dan Hotel California. Hadi şimdi bu ne?

Bilge Kocaefe: Zaten sizin yolunuz baştan belliymiş.

Akın Eldes: Evet. Sonra Pink Floyd parçalarını çıkartmaya çalıştım, The Beatles çalmaya çalıştım. 95-96 senelerinde Gürol Ağırbaş ile birlikte gitarist olarak birkaç konsere katıldım. Gürol'la buluştuk ve dedi ki “Varsa senin bestelerin onları da çalalım konserde.” O an başımdan kaynar sular döküldü. Beste yapmak hep ertelediğim bir konuydu. Önce gitarı öğreneyim de beste çalışması yaparım elbet diyordum. Beste yapmadığım için çok utandım, bir garip oldum. Ondan sonra da kendi bestelerimi yapmaya odaklandım. Şimdi istiyoruz pop çalmak ama pop yok.

Bilge Kocaefe: Aman boş verin bulaşmayın. Ya da hanlar hamamlar istiyorsanız bulaşın.

Akın Eldes: Han hamam var mı? Vardır da bize yoktur. ( Güler )