Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Ne yapacaksın peki bundan sonra? Kitap ya da belgesel projen var mı? 
Hediye Levent: Evet bir kitap projem var. Bir sürü notum da var ve artık yazmam gerekiyor. Zaman da geçiyor, farkındayım ama bir türlü toparlanamıyorum. Belki bir süre daha burada kalıp, sonra Lübnan’a geçip, biraz daha perspektifimi değiştirip yeni haberlerle, makalelerle devam da edebilirim bilemiyorum. Ama bir kitap yazmayı düşünüyorum. Belgesele çok niyetlendim ama olmadı, yapamadım. 

Sinan: Kısıtlı bir ortamda çok zamanını aldım. Teşekkür ediyorum. Daha saatlerce konuşabilirim tabii seninle ama röportajın sınırları içerisinde soracaklarım bitti. Senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Hediye Levent: Bütün hayatımı konuştuk zaten:) Genel olarak durumu özetlemeye çalıştım ama Suriye mevzusu çok karışık, çok komplike bir konu… O yüzden ne kadar sağlıklı özetleyebildim bilemiyorum. 
Sinan: Bu röportaj daha çok seni, Suriye’de gazetecilik yapan bir kadını anlamaya dönüktü zaten.
Hediye Levent: Hah! Bir erkek muhabirle konuşurken “bir erkek muhbir olarak” diye mi soruyorsun soruyu? Suriye’de bir erkek muhabir ile bir kadın muhabir arasında nasıl bir fark olabilir ki? Niye böyle bir ayrım yapılıyor bunu anlayamıyorum.
Sinan: Oo, öfkelendiğin bir konu bulduk! Açar mısın biraz şunu?
Hediye Levent: Elbette! Bir kadın olarak buna tepki veriyorum. Pozitif ayrımcılık, bir noktadan sonra şiddete giriyor. Yani pozitif ayrımcılığın da sınırını bilmek lazım! Çünkü aslında negatif ayrımcılığa kaydığının farkına bile varmıyor insanlar. Bir erkek muhabir ne yaşıyorsa ben de onu yaşıyorum bir kadın muhabir olarak. Ne daha az ne daha fazla! Sanki kadınlar daha kırılgan, daha salak, daha yetersiz! Gitmiş de orada bir şey başarmış gibi! Ay sağol!
Sinan: Estağfurullah! 
Hediye Levent: En son Türkiye’deyken biri de diyor ki “Ne kadar cesursunuz, ne kadar akıllı, ne kadar zekisiniz…” Ay sağolun dedim! Zekiydim sayenizde tescilli zeki oldum. Aslında arka planda böyle bir şey var Sinan. İltifat ederken fark etmiyorlar bu ayrımı. “Karşılıklı konuşana kadar salak olduğunu düşünüyordum ama işte konuşunca anladım zeki olduğunu” der gibiler :))
Sinan: O zaman okumuyorlar demek ki seni?
Hediye Levent: O da ayrı mesele! Onun için de vardır başka formülleri kafalarında. O yüzden şu “kadın” olayından vazgeçilse ne güzel olur! Çok sağlam kadın muhabirler var. Arap basınında da, yabancı basında da böyle… Hatta erkeklerden daha aktif, daha dayanıklıdır kadınlar. Eğer kadın muhabirin cinsiyetine illa vurgu yapılacaksa bu özelliğine bakılsa keşke!
Sinan: Bak kesmeyeceğim bu zılgıtı. Röportajın sonunda yer alacak.
Hediye Levent: Alsın!
Sinan: Çok teşekkür ediyorum. Çok şey öğrendim anlattıklarından. 
Hediye Levent: Ben teşekkür ediyorum. 

İZLE

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Suriye Ziyareti 2009

Beşar Esad/ Türkiye Ziyareti 2010

Beşar Esad/ Ulusal Kanal Röportajı

OKU

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Suriye Ziyareti 2004
Türkiye- Suriye İlişkileri/ Dışişleri Bakanlığı Resmi
Hediye Levent'in Kaleminden Suriye


BİTTİ