Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Peki Cihatçı grupların birden bire ortaya çıkması nasıl oldu? Suriye halkı bunu nasıl değerlendiriyor? 
Hediye Levent: Cihatçı gruplar birdenbire ortaya çıkmadı. Zaten hiçbir yerde birden bire bir şey ortaya çıkmaz. Mutlaka büyümesine uygun olan bir zemin vardır. Toplumsal, sosyolojik, ekonomik ya da politik sebepler, Cihatçı grupları ortaya çıkarır. Uygun zaman geldiğinde, birden bire sarmaşık gibi serpiliveriyor Cihatçı gruplar. Bir çok nedeni var bunun. Körfez ülkelerinde çalışan insanlar, beraberlerinde ideolojiyi de getirdiler Suriye’ye. Bu çok önemli bir neden… İkincisi, devlet artık iyiden iyiye laçkalaşmıştı. Hantallaşmıştı. Laiklik işliyor mu, işlemiyor mu, ne olup bitiyor diye bakmadılar hiç. Kontrolü elden bırakmıştı yani… En önemli neden de bence politik eleştiri, muhalefet, kitlesel eylemler, ne bileyim muhalif sanat gibi konularda devletin engellemeye yönelik refleksi oldu hep. Muhalefeti, çok sesliliği sürekli engellediler. Sonuçta ciddi bir kitle var ve özellikle de genç kesimde, bu kitlenin bir şeylere yönelmesi, kanalize olması gerekiyordu. Devletin buna karşı çok katı bir yaklaşımı oldu hep Suriye’de. Böyle ortamlarda dini temalı örgütler bu durumu çok iyi kullanıyorlar. Bunun dışında ekonomik şartların da çok ciddi sıkıntılara yol açtığını göz ardı etmemek gerekiyor. Gelir dağılım çok kötüydü Suriye’de. Bütün bunlar entelektüel kesimi de etkilemişti. Çok fazla sebep var yani. Irak’ta savaşmaya gidenler var mesela. Onların dönmelerinin de etkisi büyük. 

Sinan: Burada Alevi rejimden rahatsız olan Sünni toplumun isyanı gibi lanse edildi biraz. Bu algı pompalandı. Ama anladım kadarıyla sence bu çok önemli bir gerekçe oluşturmuyor?
Hediye Levent: Ben bunun geçerli olmadığı kanısındayım. En baştan beri söylüyorum ve hâlâ aynı şeyi savunuyorum. Halep ve Şam ayaklansaydı, değil Rusya, kaç tane ülke gelirse gelsin, Esad’ı o koltukta tutmayı başaramazlardı. Bak, Şam Sünni kentidir. Halep de aynı durumda. Bu iki kent ayaklanmadı. Yani Sünni ayaklanması falan filan… Bunları kanıtlayacak bir bilgi yok ortada. 
Sinan: Rejimin etkili isimleri arasında Sünniler de var?
Hediye Levent: Tabii! Faruk el Şara örneği var mesela. Hafız Esad döneminin en çetin karakterlerinden biridi Faruk El Şara ve Sünni’dir. Yani bakma, Esad’a Alevi falan diyorlar da karısı Sünni? Genelkurmay Başkanı da, üst düzey komutanların önemli bir bölümü de Sünni’dir. Kabinedeki bakanların çok büyük bir kısmı Sünnidir. Dışişleri Bakanı Velid MuallimSünni’dir. Yakın zamana kadar kabinede türbanlı bakan da vardı. Zaten Suriye’deki trajedinin uzamasına neden olan söylemdir bu. Türkiye gibi ülkelerde, mezhebi sıkıntıların, radikalleşme eğilimlerinin uzun vadede saçtığı tohumların farkında değil insanlar.  
Sinan: Cihadizm açısından söylüyorsun? 
Hediye Levent: Tabii! Mesela Suriye için sürekli Alevi rejim, Sünni halk vs. söylenip duruyor. Bunun kendi ülkenize bir yansıması olacağını nasıl düşünemiyorsunuz? Geldiğimiz noktada, sahne önünde El Kaide hakkında bir şeyler söylersiniz tamam ama Nusra Cephesine terörist diyebiliyor muyuz? Diyemiyoruz Türkiye’de. Ve insanlar ciddi ciddi destekliyorlar bunu. Kobane’ye saldırıldığında Kürtler ölüyor diye “IŞİD’e sempati duyuyorum” diyenleri gördük. Sosyal medyada çok var böyle insanlar. Öyle bir noktaya geldik ki, bunun bizim açımızdan da bir bedeli olacak. Öyle oturduğunuz yerden ortada mezhep savaşı yokken ısrarla “Mezhep savaşı” vs derseniz, aynı tohumları kendi ülkenize de saçmış olursunuz. 

FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ...
Bu sayfada gördüğünüz fotoğrafa dair şunları anlatıyor Hediye:"Fotoğrafı çektiğim yer, Suriye Devriminin kalbi denilen ve Humus'u ikiye ayıran saatli meydan. Fotoğrafta, yansımamı gördüğünüz ayna da Valilik binası önüne, görüş açısını genişletmek için yerleştirilen aynalardan biri. Fotoğrafı çektiğim günler de meydanın ve Valilik binasının olduğu yer, yani Eski Humus bölgesinde 2 yıldan fazla süren çatışmaların ve kuşatmanın ardından uzlaşı girişimlerinin sonuç verdiği, muhaliflerin bir kısmının Eski Humus'tan ayrılmasına karşılık yönetimin insani yardım göndermeyi kabul ettiği günlerdi... Valilik binası da, tabii artık idari işler için kullanılmıyordu. Önce muhalifler, sonra Suriye Ordusu binayı karargâh olarak kullandı. Şimdilerde ise yeniden Valilik binası olarak kullanılmaya başlandı. İşte o ayna, güvenlik amaçlı konulmuştu oraya ve fotoğrafı çekerken ortalık hâlâ yanık kokuyordu. Bahçelerde toplu mezarlar aranıyordu ve muhaliflerin büyük bölümü aileleriyle Eski Humus'u terk ediyordu. Bu fotoğraf benim için simgesel bir değer taşıyor..."