Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Gündelik hayatın nasıl?
Hediye Levent: Gündelik hayat pek kalmadı açıkçası. Daha çok işe yoğunlaşmış durumdayız. Burada insanların gündelik hayatları iyi ya da kötü devam ediyor. Benim pek öyle değil. Tek olduğum için ve iş nedeniyle burada bulunduğum için daha farklı önceliklerim söz konusu.
Sinan: Yabancı gazeteciler var tabii?
Hediye Levent: Var ama eskisi gibi uzun süre kalmıyorlar. Daha önceleri ekipler halinde gelirlerdi ya da burada uzun süre kalan gazeteciler vardı, 1-2 yıl kalırlardı. Şimdi öyle değil. Ekipler halinde geliyorlar, birkaç hafta çalışıp gidiyorlar.
Sinan: O zaman şu anda Suriye’deki en kıdemli yabancı gazeteci olduğunu söyleyebilir miyiz?
Hediye Levent: Muhtemelen öyle… Buradaki arkadaşlarım dalga geçiyor. “Esad bile gider ama sen kalmaya devam edersin” diye.

Sinan: Gündelik hayatta yoksunluğunu hissettiğin şeyler neler? Tamam, iş odaklı bir kadınsın ama sonuçta insani ihtiyaçlar da var?
Hediye Levent: İnsani ihtiyaçlar anlamında tabii en fazla Türkiye’de yeni çıkan kitapları, filmleri, oyunları özlüyorum. Canım sıkıldığında Ankara’da ya da İstanbul’da sevdiğim bir yere gidip, oturup bir çay içmeyi, sabah kahvaltısında simit yemeyi özlüyorum. Küçük şeyler ama… Cidden özlüyorum.
Sinan: Temel ihtiyaç maddelerini bulabiliyor musun? 
Hediye Levent: O konuda benim açımdan bir sıkıntı yok. Temin edebilecek maddi bir gücüm var çünkü. Ama tabii bazı şeylerin paran olsa da sıkıntısını yaşıyorsun. Daha çok işle ilgili şeyler. İnternetin sık sık kesilmesi, elektriğin çok sık kesilmesi gibi. Bunlar sıkıntıya sokuyor haliyle. Bunun dışında daha önce iyi kötü sosyal bir hayatım vardı burada. Ancak zaman içinde, özellikle son 4-5 yıl içinde hayli zora girdi. Buradaki arkadaş çevrem çok daraldı. Kimileri korkuyor benimle görüşmeye yabancı olduğum için. Ya da Türkiye’nin politikaları nedeniyle görüşmeyi istemiyorlar. Bazıları ülkeyi terk etti zaten. Bir de ben artık sürekli aynı savaş hikayelerini dinlemekten yoruldum, 3 kişi biraraya gelsek nasılsın iyi misin faslından sonra yağma, ölüm vs hikayeleri başlıyor. O nedenle insanlarla görüşmek istemediğim zamanlar oluyor. Yani sosyal hayat neredeyse durdu diyebilirim. Sadece iş var. 
Sinan: Alışveriş imkanları normal devam ediyor mu peki?
Hediye Levent: Ediyor tabii. Her yerde her şeyi bulmak mümkün! İki ay önce Kamışlı’daydım mesela ki orası ülkenin geri kalanına göre hayli izole. Orada bile her şey var. Paran varsa her şey var zaten. Bu her yerde aynı… 
Sinan: Karaborsa işliyor sonuçta?  
Hediye Levent: Karaborsa özel durumlar için geçerli. Geçen yıl mesela çok ciddi mazot sıkıntısı yaşandı. Kışın burada ısınma için mazot sobası kullanılır. O yüzden çok önemlidir mazot. Mazotla ilgili bir karaborsa oluştu, çünkü çok nadir bulunuyordu.  Onun dışında bazı bölgelerde, hayatın daha sıkıntılı olduğu ya da yoğun kuşatma, çatışma altında olan bölgelerde bir çok konuda, günlük ekmeğe kadar temin etmek oldukça sıkıntı yaratabiliyor. İlaçtı, şuydu, buydu falan.
FOTOĞRAFA DAİR: Fotoğraf, Hediye'nin Facebook sayfasından. Cep telefonuyla çekmiş ve şu notu düşmüş: "Şam'a kırsaldan, (muhaliflerin elindeki Duma ve Harasta'tan) çok sayıda roket atıldı. Roketlerden biri evimin çok yakınına düştü. Alt kattaki komşuya indim. Komşum cam kırıklarına karşı kafasını tencere ile korumaya çalışıyor. Kızı panik halde... En gerçek/ gerçeküstü anlardan biri daha..."