Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Ne düşünüyorlar Türkiye hakkında? 
Hediye Levent: Dizilerin çok etkisi var. Türkiye’yi Türk dizileri üzerinden tanımlıyorlar. Mesela Aşk-ı Memnu’daki gibi villalarda yaşadığımızı düşünüyorlar. Onun dışında aile hayatının, ikili ilişkilerin v.s, yeme içme kültürünün dizilerdeki gibi olduğunu falan zannediyorlar. Türkiye’nin kültür, sanat, siyasi birikimlerine dair pek fikirleri yoktu tabi bu durum Suriye içindeki ayaklanmadan sonra kısmen değişmeye başladı. En azından Türkiye içindeki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyorlar şimdilerde.

Sinan: Hayranlık ve imrenme mi var? Yoksa kınayıcı bir yaklaşım mı? 
Hediye Levent: İmrenme vardı tabii o zamanlar. Hala da var gerçi. Sonuçta Türkiye gelişmiş bir ülke. Buranın fersah fersah ilerisinde bir ülke! Tabii biraz da buradaki insanın ne aradığına bağlı… Kimisi siyasi hayattaki çeşitliliği merak ediyor, kimisi çok kitap olmasını, kimisi sinemayı, kimisi günlük hayatı, gece hayatını ya da ne bileyim daha iyi evlerde yaşamayı falan filan.. Hala var elbette. Sonuçta Türkiye’yi siyasi bazda değerlendirmiyorlar. Türkiye’ye topyekûn bir nefret söz konusu değil.
Sinan: Türkiye “düşman” değil o halde Suriye halkı için?
Hediye Levent: Hayır, değil. Savaş başladığından beri Esad yönetimi şöyle bir şey yaptı. Bütün resmi açıklamalarda, gazete haberlerinde, televizyon yorumlarında, her yerde ısrarla Türkiye ifadesini kullanmaktan kaçındılar. Bunun yerine “Türkiye Hükümeti” demeyi tercih ettiler. Bu yüzden Türk halkına dönük bir nefret söz konusu değil burada. 
Sinan: Burada da “Esad rejimi” denmesi gibi bir şey yani?
Hediye Levent: Evet ama Türkiye’de mezhepçi söylemlerin de olduğunu görüyorlar. Türk basınını yakından takip ediyorlar. Biraz daha komplike bir mevzu bu… Ama genel olarak Türkiye’den, Türk halkından nefret etmiyorlar. Türkiye’den birileri gelince sokakta linç etmezler yani. 
Sinan: Ama galiba sen Halep’te bazı sıkıntılar yaşadın?
Hediye Levent: Evet! Halep’te sokakta muhabir olarak insanlarla konuşmaya çalışırken epey sıkıntı yaşadım. Çünkü Halep Türkiye’nin komşusu… Şok olmuşlardı. Halep çok ciddi zarar gördü ve o bölgedeki insanlar bunun Türkiye desteğiyle yapıldığını düşünüyor. Bu nedenle ciddi bir tepki var. Halep’in Şam’dan uzak ve izole bir yer olmasının da etkisi var bunda. Dolayısıyla oradaki insanlar daha öfkeliler, daha farklı bakıyorlar meseleye. 
Sinan: Esad rejiminin, saldırıların Türkiye destekli olduğuna dair kullandıkları argümanlar var mı? Yani “başımıza gelen bu felaketin kaynağında Türk Hükümeti var” tezi güçlü bir şekilde kullanılıyor mu rejim tarafından?
Hediye Levent: Tabii var. Bütün resmi açıklamalarda görülüyor bu. “Türk hükümeti” diye geçiyor. Özellikle Erdoğan ve Davutoğlu adı geçiyor. Ama mesela çok ilginç, TSK’ya dönük sert bir bakış açısı, hedef alma durumu yok. Tepki ve hedef gösterme tamamen Hükümetle sınırlı. Ki, arada iki ülkenin uçak düşürme vs krizleri de var askeri açıdan. Buna rağmen TSK’ya karşı sert bir hedef alma dili yok. Halk nezdinde de öyle. 
Sinan: Türkiye haberlerine ilgi nasıl? 
Hediye Levent:  Çok yakından izliyorlar Türkiye’deki gelişmeleri. Özellikle Güneydoğu’daki gelişmeleri, siyasi krizleri, büyük davaları, gösterileri, patlama haberlerini vs. Aslında sadece Suriye değil, Arap dünyası yakından izliyor Türkiye’yi. Türkiye konulu bir çok program yapılıyor Suriye ve Arap medyasında. 
Sinan: 3 yıl önce Beyrut’a gittiğimde müthiş bir Erdoğan sempatisi vardı. Şimdi tamamen kayboldu sanırım bu sempati?
Hediye Levent: Tamamen! Şimdi “nefret etmiyorlar” falan diyorum ama… Mesela sen Türkiye’den çıksan gelsen, gerçi sınırdan nasıl geçersin onu bilmiyorum ama diyelim ki geçtin ve geldin Şam’a… Şam’da kimse seni pataklamaz tabii. Ya da restauranta falan gitsen sana kimse yemek vermiyoruz demez. Oteller rezervasyon yapmıyoruz demez. Ama o kadar… Eskiden böyle değildi. Eskiden bütün kapılar açılırdı sonuna kadar. Misafir ağırlar gibi ağırlarlardı seni. Hem Suriye’de, hem Lübnan’da… Şimdi tamamen değişti. Hatta Lübnan’da daha da sertler. Suriye’de daha esnek olduklarını bile söyleyebilirim Lübnan’a göre. Yani zarar vermezler ama öyle eskisi gibi ilgi alaka da göstermezler Suriye’de, istenmendiğini hissedersin. Lübnan için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Lübnan’daki tepkiler daha sert bence. 
Sinan: Günlük işlerini yaparken Türkiye’den geldiğini öğrendiklerinde nasıl bir reaksiyon veriyorlar?
Hediye Levent: Açık açık “ben Türk basınına konuşmam” ya da daha ileri giderek “bir Türk’le konuşmam” diyenler de var. Ama sonuçta ben uluslararası basınla da çalışıyorum. Mesela BBC Türkçe falan… Birincisi burada oturma iznimin olması, çalışma iznimin olması, Arapçamın olması ve en önemlisi de buraya daha dün gelmediğimi anlayacakları kadar bölgeye hakim olmam işimi kolaylaştırıyor. Dolayısıyla nispeten daha rahat hareket edebiliyorum.