Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Merhaba Turgut, merhaba Mihalis.
Mihalis: Merhaba
Sinan: Kaç yaşındasınız arkadaşlar?
Turgut: İkimiz de 26 yaşındayız.
Sinan: Ara bölgeyi işgal ettiniz. Kaç kişisiniz?
Turgut: Toplamda yaklaşık 12-13 çadıra ulaştık şu an. Burada daimi olarak kalan 20-25 kişi var ama akşamları 60-70 kadar insan oluyoruz. Hafta sonları bu sayı daha da artıyor tabi.
Sinan: Türk ve Rumlardan oluşuyor?
Turgut: Evet, Türk ve Rumlardan oluşuyor.
Sinan: Mihalis, neden buradasınız?
Mihalis: Buradayız çünkü Küresel çaptaki işgal eylemlerinin Kıbrıs sorunu ile ilişkilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bizce Kıbrıs sorunu, küresel sistemin bir anomalisidir. Kıbrıs’ın birleşmesi için burada bir yaşam alanı oluşturduk.
Sinan: Peki bu “yaşam alanı” nereye kadar devam edecek? Ne kadar sürecek?
Mihalis: Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu İki toplumlu bir etkinlik değil. Burada oluşturduğumuz yaşam alanı da aslında iki toplum için değil… Kıbrıs bildiğiniz gibi bir çok kültürün ev sahipliğini yaptığı bir coğrafya. Burada Ermeni de var, Latin de var, Maronit de var. Türkçe konuşan, Rumca konuşan Kıbrıslılar var. İki toplum diyemeyiz, çok kültürlü bir yaşam alanı diyebiliriz. Bizim Kıbrıslılık algımız Kıbrıslı Türk ve Rumları değil, bütünlüklü bir “Kıbrıslılığa” denk düşüyor. Türklüğün ve Rumluğun İngiliz sömürge döneminde yaratılmış, “böl ve yönet” politikasının bir sonucu olduğunu düşünüyoruz. Biz kıbrıslı Türk veya Kıbrıslı Rum yerine Kıbrıslılığı ön plana çıkaran bir anlayışa sahibiz. Kıbrıslılık tüm etnik kimliklerin üstünde; Rumları, Türkleri, Latinleri, Ermenileri de kapsayan bir üst şemsiye. Çok kültürlü bir kimlik Kıbrıslılık…
Sinan: Peki ne zamana kadar burada kalacaksınız?

Mihalis: Kıbrıs’ın birleşmesine kadar buradayız. Tabii sürecin bizi nereye kadar zorlayabileceğini yaşayarak göreceğiz diye düşünüyorum kişisel olarak. Bir şekilde siz Türkiye’den geldiniz, NTV yine yayın yaptı, İzmir Ticaret Odası geldi bugün ziyaret etti. Medyada görünürlüğümüz artıyor. Görünürlüğümüz arttıkça, etkinliklerimizin daha geniş bir kitleye yayılacağını ve bunu duyan kişilerin de buraya katılacağını düşünüyoruz.
Sinan: Ses getirdikçe, eyleminizin daha da büyüyeceğini düşünüyorsunuz yani?
Turgut: Evet ve büyümeye başladık. Bu yaşam alanının bize yetmeyeceğini düşünüyoruz. Hali hazırda süren tartışmalar var, farklı görüşler var, liderlerin saraylarının önüne taşıyalım çadırları gibi. Ama süreci zorlayacağımıza inanıyorum ve ben o kararlılığı da görüyorum. Herşeyden önce burası o çok kültürlülüğün hâkim olduğu bir eylem alanı. Aslında şunu da düşünüyorum: Hali hazırda devam eden kıbrıs sorunu nedeniyle bildiğiniz gibi Avrupa’da bölünmüş tek başkent Lefkoşa. İki tane Lefkoşa’dan söz ediyoruz şu anda, ara bölgeden dolayı ve öyle algılıyorum ki şu an burada biz 3. Bir Lefkoşa yaratma mücadelesi içerisindeyiz.
Sinan: Anladığım kadarıyla tek bir siyasal renk yok burada?
Turgut: Hayır yok. Kararların ortak alındığı ve bir çok farklı siyasi görüşten insanın bir arada olduğu bir eylem bu. İşte burada Anarşistler de var, Marksistler de var, sadece müzik için burada olanlar da var. Siyasal yelpazenin çok farklı kesimlerinden bireyler var burada. Bu, bireysel olarak başlayıp devam eden sivil bir hareket!
Mihalis: İki toplumun bir arada yaşayıp yaşayamayacağını deneyipleyip bir laboratuvar ortamı yaratmıyoruz burada. Çünkü iki toplum zaten bir arada yaşıyor. İki toplumun ayrı yaşadığı düşüncesi bir yanılsamadan ibaret bence… Hayır, biz zaten bir arada yaşayan iki toplumuz. Arkadaşız, dostuz, sevgiliyiz… Önceden arkadaş olduğumuz gibi, burada da birlikte yaşıyoruz. Yabancı medyanın veya Birleşmiş Milletler’in fotoğraf çekip işte Kıbrıslı Türk gencinin Rum gencine hotdog vermesi değil mesele. Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları birbirine her zaman hotdog veriyor zaten.
Sinan: Peki sen ne düşünüyorsun Nuri? Güney’de yaşıyorsun bildiğim kadarıyla?
Nuri: Evet, ben Güney’de yaşıyorum. Buradaki etkinliğin şöyle bir algısı var bende: 10-15 yıldır iki toplumlu etkinliklerdeyiz zaten, ama ilk kez bu kadar güçlü bir samimiyet hissediyorum. Farklı farklı hareketlerden, siyasi düşüncelerden gelen insanların Kıbrıs tarihinde belki de çok uzun yıllardan sonra ilk defa bir konu hakkında birleşmesi var.
Sinan: Hangi konu bu?
Nuri: Şöyle söyleyeyim; işte biz aslında Kıbrıslılarız, birlikte yaşamak istiyoruz ve dıştan bize yapılan müdahaleleri reddediyoruz. Bir tür deşifre durumu var. Benim her şeyden önce algıladığım budur. Bunu Kıbrıs’ta daha önce pek de görmedik aslında. Onun için diyorum ki, Kıbrıs tarihinde çok uzun yıllardan sonra belki de ilktir bu hareket. Bunun yanında tabii Kıbrıs’ta herşey çok daha açık seçik konuşuluyor son zamanlarda. Özellikle Kuzeyde son 1-2 yıldır. Kıbrıs-Türkiye ilişkileri ve Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlğı veyahut “işgal” kelimesi çok fazla tartışılıyor Kuzey’de. Böyle bir dönemde böyle bir etkinliğin burada olabilmesi önemli… Bence Kıbrıs Türklerinin de bir şekilde bu sürecin bir parçası olmaları gerekiyor. Çünkü Kuzey’de de eğer böyle bir itiraz, böyle bir kritik hareket varsa, bunun sadece Türkiye’ye yönelik değil, Kıbrıs’ta işleri karıştıran tüm güçlere karşı verilmesi gerekir. İşte burası hem Türkiye’ye hem Yunanistan’a hem Birleşmiş Milletler’e, hem Avrupa Birliği’ne bir duruş, bir itiraz yükselten bir eylem alanıdır.