Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Dezenformasyon diyorsanız, şu anda Cizre’de, Sur’da, Silopi’de olanlar da yoğun bir dezenformasyon içeriyor.
İlhami Işık: PKK 92’de bir deneme yaptı. Çok kanlı bir süreçti o ve bize ünlü 93-96 dönemini yaşattı. Soğuk savaşın bittiği bir dönemdi, devletin de dönüşüme ihtiyaç hissettiği bir dönemdi. Kürtler tıpkı şimdiki gibi meclis’e girdiler. Düşünün lütfen, Atatürk’ün kurduğu partinin şemsiyesi altında, İnönü’nün oğlunun partisiyle parlamentoda temsil ediliyorsun. Bu yetmedi PKK’ye. Kendisini büyük bir güç olarak gördü. Siyasal ve askeri olarak kendisini eşit bir güç olarak gördü. Toplumun verdiği desteği, askeri güce destek olarak okudu. Bugün burada da aynı hatayı yapıyor. 7 Haziran’daki sonucun, siyasi desteğin, askeri anlamda da desteğe dönüşeceğini düşündü. Bu çok büyük bir yanılgıydı. 93’te de bugün de aynı hata! Ders çıkarmadılar. Öcalan başlarında olmasına rağmen başaramayan bir PKK’nin Öcalan’sız başarma ihtimali sıfırdır! Sadece birilerinin adına savaşabilirsin, o kadar! Ama ortadoğu’da kendi ayağının üzerinde duramazsın!
Sinan: Korkunç, ağır şiddet görüntüleri aktı bölgeden. Cesetler sürüklendi kentlerde. O eski devlet görüntüsü yeniden sergilenmeye başlandı. Değişti dediğiniz devlet bunu neden yaptı?
İlhami Işık: Bu son derece doğal. Eğer bir yerde çatışma ortamı varsa, çatışma ortamının yarattığı ilk şey faşizmdir. Aynı görüntüler PKK tarafından da var. Savaş toplumları hayvanlaştırır. Onun için biz barış diyoruz. Barış sadece ölmemek değildir. Zihinlerdeki o hayvanlığı silmektir. Kalıcı olan da odur. Ama bırakmadılar, müsaade etmediler!
Sinan: Ama ırkçılık, milliyetçilik, nefret hızla yaygınlaşıyor. Cizre’deki, Sur’daki ağır şiddet görüntülerinin özellikle AKP tabanında büyük bir destek gördüğünü biliyoruz. Irkçılaşma, milliyetçileşme AKP tabanını zehirlemiyor mu sizce? 
İlhami Işık: Şiddet toplumun bütün kılcal damarını zehirler. Şiddetin neden tehlikeli olduğunu bundan ötürü anlatmaya çalışıyorduk. Ölümler dursa bile o zehrin temizlenmesi çok uzun yıllar alır. Dünyada hiçbir yerde bir devleti şiddetle demokratikleştiremezsiniz. Ancak hastalıklı kafalar öyle düşünebilir. PKK maalesef bunu yapıyor. Siz bu devleti, ona karşı şiddet kullanarak demokratikleştiremezsiniz. Şiddetle karşılaşan devlet kendi içine kapanır ve daha büyük bir şiddetle reaksiyon verir. İsveç’te de, İsviçre’de de bu böyle olur. 
Sinan: Nereye varacak bu? Bundan sonra ne olacağını tahmin ediyorsunuz?
İlhami Işık: PKK ilk defa siyaseten yeniliyor. Bu PKK tarihinde bir ilktir. Her askeri yenilgide kendisini yeniden üreten bir PKK vardı bugüne kadar. Devlet de onun kendisini yeniden üretmesine zemin hazırlayan politikalar uyguluyordu. İşte biliyorsunuz, inkâr siyaseti, baskı politikaları. Ama artık öyle bir devlet yok. Öyle bir devlet olmadığı için de PKK siyaseten yeniliyor. Yeniden üretemiyor kendisini. Bakın artık PKK nin arkasında yüzbinler, milyonlar yok. Öyle acı bir tabloyla karşı karşıyayız ki, şu an 1000 tane insan ölse bu toplumun itirazı olmayacak. PKK böyle bir şey yaptırdı bize. Bundan daha acı bir tablo olamaz!
Sinan: Bölgede olup bitenlere Batıdaki kayıtsızlaşmanın sorumlusu olarak PKK’yi mi görüyorsunuz yani?  
İlhami Işık: Tabii ki! Milyonlarca insan HDP’nin PKK olduğunu bile bile oy verdi. Yeter ki bir daha olmasın diye. 55 bin insanın ölümünü unuttu. Biz tıpkı İspanya’daki gibi unutma sürecine girmiştik, İspanya iç savaş sonrası… Ama bu kadar başarıya rağmen siyaset, elinde silah olanın karşısına dikilip “ben siyasetle çözebilecek olgunluğa eriştim” diyemedi.
Sinan: AKP çözüm sürecini yasal bir statüye kavuşturmuş olsaydı, geri dönüş de bu kadar hızlı ve kolay olabilir miydi peki?  
İlhami Işık: Bu, yaşananların bahanesi olamaz! Yüzlerce yanlışı sıralayabilirsiniz. Ama PKK’nin yaptığı şey, üniversiteyi bitirip yeniden ilkokula başlamak gibi saçma bir şeydir. Karşımdaki ilkokula başladı, ben de başlayacağım! Yapma bunu? Sen eğit onu?
Sinan: Bundan sonra Kürt meselesi konusunda devlet nasıl bir yol izleyecek?  Kürtlerin talep ettiği statüyü tanıyacak mı devlet? 
İlhami Işık: Kürt meselesi zaten çözülmek durumunda! Ama bu dünün PKK’siyle, kendisini dayatan, barış derken, çözüm derken aynı anda silahlanan bir örgütsel mekanizma ile olmaz, olamaz!
Sinan: Devlet de zaten artık muhatap değişti diyor? 
İlhami Işık: Muhatap ahlaki olarak değişiyor.  Sıfat olarak değişmeyebilir. Kandil olur, HDP olur. Ama ahlaki boyutu değişti. Çünkü ahlaki üstünlük devletin eline geçti. 40 yıldır bölgede ahlaki üstünlük PKK’nın elindeydi. Onu kendi eliyle tarumar etti. Yok Dolmabahçe’ydi, yok yasal düzenleme yapmadılar, yok masaya oturmadılar.. Bunun gerekçesi olamaz bütün bunlar. Sen nesin? Senin süreci yönetme kapasiten ne? Bu yenilgi bu soruları sordurtacak PKK’ya. Nasıl ki, aşk bitince pantalonun ütüsüz olması bile göze batıyorsa artık.. Kürtlerin gözü önünde yenilen bir PKK var. Dün o yoktu. Bunan sonra bu sorgulama başlar. Ahlaki muhataplar doğar.
Sinan: Devletin geçmişten bugüne kadar işlediği suçlar ortada. Ama AKP ve AKP destekçileri bu konuya hiç değinmiyorlar. Devletin ahlaki sorumluluğu yok mu size göre?  
İlhami Işık: Olmaz olur mu? Tabii ki var. Ama konuşulmuyor, konuşulamıyor çünkü. Şiddetin en büyük kötülüğü de budur zaten. PKK’nin kullandığı şiddet, benim devleti eleştirmemi engelliyor. 
Sinan: Pardon! Devletin olanca imkânlarıyla, orantısız güçle uyguladığı ağır şiddet de PKK’nin eleştirilmesini engelliyor olamaz mı bazılarımız için?
İlhami Işık: Bakın PKK, tarihinde olmayan bir meşruiyet kazanmışken, neredeyse dünya çapında meşhur bir örgüte dönüşmüşken, 7 Haziran’da 80 küsur milletvekilini meclise sokmuşken hangi gerekçeyle şiddete başvurdu? Siyaset şiddetin önündeki tek engeldi. Ama şiddeti siyasetin önüne geçirdi yeniden PKK.
Sinan: Peki bu nasıl açıklanabilir? Evet, 80 milletvekili çıkarmışsın, tarihinin en büyük meşruiyetini kazanmışsın. Ne oldu? Birden bire çıldırdı mı PKK? Birden bire delirdi ve şiddete mi yöneldi
İlhami Işık: Çünkü başkalarının aklı devreye girdi. Bir vekalet savaşını devraldı PKK. Rojava’da kalma garantisiyle, bölge devletlerinin Türkiye’yi güçsüzleştirme, mümkünse Erdoğan’dan kurtulma, kurtulamıyorsa bile onun elini ayağını bağlayacak, kafasını kıracak bir duruma dönüştür stratejisine teslim oldu. 
Sinan: Erdoğan’ı da Esad’laştırmayı mı hedeflediler diyorsunuz? Esad da şu anda ülkesinin paramparça edilmesine karşı çaresiz bir savaşın içerisinde?
İlhami Işık: Ülkeyi böyle bir hale sokmak istediler. Çünkü güçlü bir Türkiye, Suriye savaşının bu kadar sürmesine müsaade etmez. Geziyle beraber güçsüzleştirilmeye çalışıldı Türkiye. 
Sinan: Erdoğan’ın başkanlık talebindeki ısrarı bundan sonraki süreci nasıl etkiler?
İlhami Işık: Başkanlık talebi Kürtler arasında süreci olumsuz etkilemez.
Sinan: Beraberinde bir federalizm tartışması olabilir mi?
İlhami Işık: Bir sürü tartışma olur. Ama Kürtleri olumsuz anlamda etkilemez. Örgütü başkanlık sistemiyle işleyen bir Kürt hareketinin başkanlıktan şikayetçi olması kadar absürd bir durum olabilir mi? O yüzden tartışamıyoruz zaten! Şiddet bırakmıyor ki tartışabilelim!
Sinan: Erdoğan’ın o yeri geldiğinde “dikkate almak zorunda kaldığı” taban, çoğunluktaki Türk kamuoyu federalizmi destekler mi?
İlhami Işık: Tabiî ki destekler. Şiddetsiz bir ortamda tartışabilirsek destekler.