Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Bugün ne oluyor? Kürt sorununu Suriye ile bağlantılı olarak nasıl okuyorsunuz? Gerçekte ne yaşandığını düşünüyorsunuz?
İlhami Işık: PKK’yı bugüne kadar var eden, Ortadoğu coğrafyasında bugüne kadar yaşama kabiliyeti veren bir çizgisi vardı. Buna “3. Yol” diyordu, bunun sayesinde yaşayabiliyordu. Türkiye ile Suriye arasında bir problem çıktığında bir yerde, İran’la bir problem çıktığında bir yerde duruyordu. 4 devlet içerisinde mesafeyi sürekli açıp kapayarak teması sürdürüyordu. İlk defa kendisini var eden o çizgiyi terk etti. Rojava’daki kazanımın korunması adına, orada var olan güçlerle işbirliği içerisine girdi. Dünya kendi kırmızı çizgilerinden vazgeçince, Esad’ın kalma ihtimali yükselince PKK bu hat üzerinde durdu. Zaten ideolojik kodunda da Baasçılık, sol totaliterizm vardı. Bu hat üzerinde durdu. Bu hat, Türkiye ile düşmanlaşma hattıdır. Yaşadığımız şey Kürtlerin hak ve özgürlük arayışı değildir. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı PKK’nın Türkiye ile değil İran ile savaş halinde olması lazımdı. Çünkü Kürtler için en berbat hak ve özgürlük problemi orada yaşanıyor. Ya da Baas rejimi ile ilişkisi olamazdı. Ya da Güneyde (K. Irak) Kürdistan yönetimiyle birlikte hareket ederdi. Ama baktığın zaman Kürtlerin siyaseten en berbat durumda olduğu ülkelerle yakın işbirliği içerisindesin. Buna karşılık Kürtlerin siyaseten bir sürü şey kazanabileceği Türkiye içerisinde savaş halindesin. Bunun bir izahı olabilir mi? Mümkün mü bu? Bu başka bir hesaptır, kirli bir hesaptır. Bir yandan Kürtlerin hak ve özgürlüğü için savaşıyorum deyip, bir yandan bu ilişkileri sürdürmek, Kürtlerin onuruyla oynamaktır. Yani “ben varsam her şey var” diyorsun. “Önce ben!” diyorsun. Kendi çıkarını önemsiyorsun. PKK kendi çıkarını bu hat üzerinde gördü. Rojava’da ilk defa elinde silahla oturacağı bir alan kurulduğu günden bu yana böyle oldu. Siyaseten oturacağı bir alan yetmiyor PKK’ye. Zaten siyaseten Türkiye’nin Güneydoğusunu sen yönetiyorsun. Devlet yönetmiyor ki? Kendi yönettiğin yerde bir darbe yapıyorsun. Kimse çıkıp da PKK’ye darbeci demiyor. Ama darbe yaptı orada! Öz yönetim ilanı bir darbedir! Çünkü sen yönetiyorsun zaten? Yönetime karşı yönetim! Tartışmıyor bunu insanlar. Bir Erdoğan nefreti, bir Ak Parti nefreti herkesin gözünü öyle bürümüş ki, bu nefret PKK’nin yaptıklarını tartışmaya açmıyor. 
Sinan: AKP nin dahli yok mu yaşananlarda? Kobane sürecini hatırlayın. Rojava onun ardından geldi çünkü. Türkiye Kobane’nin boğulmasına ramak kala Peşmerge desteğinin gitmesine izin verdi, o süreçte AKP ile Kürtler arasında güven zaten çok zedelendi. Türkiye Kobane sürecini iyi yönetti mi sizce?
İlhami Işık: Hayır, Türkiye’nin kendisi de diyor zaten “yönetemedik” diye. Ama Türkiye’nin Kobane sürecini iyi yönetememesi, PKK’nın bunu 180 derece yalan algılarla Kürtlere sunmasından daha ahlaklıdır diye düşünüyorum. Çünkü sonuçta Kobane’de kendisine düşmanlık eden gücün yenilerek, Kobane’nin kurtarılmasını Türkiye sağladı. PKK bunu hep yok saydı. Zihinlerde tartışılmasına bile müsaade etmedi. 
Sinan: Türkiye Kobane’ye karşı daha tolore eder bir tutum içerisinde davransaydı, ardından Rojava’ya bu kadar sert tepki göstermeseydi ne olurdu?
İlhami Işık: PKK’nin algı yönetimi bu kadar uzun sürmezdi. PKK, Kürtleri bu kadar sürece dahil edemezdi. Ama PKK aynı şeyleri yapardı yine.  
Sinan: Erdoğan ve Türkiye’nin Kuzey Irak’tan Suriye sınır boyunun tamamına uzanan bir hatta Kürt oluşumundan rahatsızlık duyduğunu düşünüyor musunuz?
İlhami Işık: Şunu görmek lazım; sana düşman bir yapıdan her kim olursa olsun rahatsızlık duyarsın. Ama sana düşman bir yapı değilse, kim olursa olsun rahatsız duymazsın. Türkiye Kürtlerden rahatsız mı? Eğer rahatsız olsaydı Güney Kürdistan ile neden ilişki içerisinde olsun? Mesele Türk- Kürt meselesi değil, mesele “dost-düşman” meselesi. Eğer PYD düşmanca bir tutum içerisine girmeseydi, Esad rejimiyle işbirliğine gitmeseydi bugün Cenevre’de PYD’nin olması için en fazla kavgayı biz Türkiye verirdi. Demek ki mesele Kürtlük değil. PKK kirletiyor bunu. 
Sinan: Türkiye’nin hep bir kırmızı çizgisi oldu Kürt oluşumlarına dair. Güney Kürdistan’da Barzani liderliğindeki oluşum da Türkiye için bir kırmızı çizgiydi. Engellemek için az uğraşmadı Türkiye? Sonuçta kabullenmek zorunda kaldı. Şimdiyse aynı şey Suriye’de yaşanmıyor mu?
İlhami Işık: Hayır işte aynısı yaşanmıyor, onu demeye çalışıyorum. Geçmişte Japonya’daki Kürt bile tehlikeliydi devlet için. Ama artık öyle bir devlet yok karşınızda. Öyle bir devlet olsaydı bugün Kobane olmazdı! Kobane direnişle falan kazanılmadı. O insanlar direneceklerdi ve direndiler tabii ki onurlarıyla, şerefleriyle ama kaybedeceklerdi. Yenileceklerdi. Çünkü çok orantısız bir güçle karşı karşıyaydılar. Ama Peşmerge’ye kapının açılması, hava saldırılarıyla birlikte direnişi başarıya götürdü.
Sinan: Kobane, zaferini Türkiye’ye borçlu diyorsunuz?
İlhami Işık: Tabiî ki! Direnme zaferin garantisi değil ki? Zaten %80’ini vermişsin IŞİD’e. Bütün köyler IŞİD’in elindeydi. Sadece Mürşit Pınar sınır kapısı senin elinde! Buradan yardım gitmese hepsini yok edeceklerdi. Şimdi kendisine düşman bir örgütü kurtaran bir devletten bahsediyoruz. Kırmızı hat teorisi işliyor mu? Hayır!
Sinan: Kusura bakmayın ama Türkiye o desteği de ittire kaktıra verdi, bayıla bayıla vermedi! İnsanlar dünyayı ayağa kaldırmasaydı Türkiye’nin o desteği vereceğini de söyleyemezsiniz?
İlhami Işık: Sorun o değil! Nasıl işleneceğine bağlı bu… Sen sürekli düşmanlık ürettiğin zaman bu devlet, çoğunluğu Türk olanlara bir hesap vermek durumundadır. Öcalan Mandela değil derken bunu söyledim. Bu ülkenin çoğunluğu Türk ve bazı hassasiyetler var. Bunun hesaba katılması lazımdı. 
Sinan: Erdoğan da kendi tabanına hesap vermek zorundaydı diyorsunuz yani?
İlhami Işık: E tabii, ayakta kalamaz ki başka türlü? Bırakın Erdoğan’ı, kim olursa olsun ayakta kalamaz. Sürekli sana düşmanlık yapan birine “hayır ben senin dostunum” dediğin zaman, milyonlar seni bir gecede yer!
Sinan: Türkiye ve AKP’nin IŞİD’i desteklediğine dair çok ciddi iddialar da var ama? 
İlhami Işık: Bunları tartışmak, konuşmak bile istemiyorum! Çok kirli bir propagandadır bu! Öyle bir şey olmuş olsaydı bugün Erdoğan olmazdı! Milyar dolarlık bir bilgidir bu. Türkiye’nin IŞİD’i desteklediği bilgisi, bunu kanıtlayabilmek milyar dolarlık bir bilgidir. Birileri bunu twitter’da şurada burada aklımızla, zekamızla alay edercesine pompalıyor. Eğer bu gerçek olsaydı, böyle bir bilginin gerçekliği olsaydı AKP ve Erdoğan bir gece bile iktidarda kalamazdı. Çok kirli bir propagandadan ibarettir bu.