Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Konuşmamızın başında çizdiğiniz tablo, dünyada çok büyük bir hareketlilik olduğunu ortaya koyuyor. Ama Türkiye kendi akvaryumunda, bir türlü aşamadığı iç sorunlara odaklı hareket ederken aslında bir çok fırsatı da kaçırmış olmuyor mu? Siz de bunu bir sorun olarak görüyor musunuz? Nasıl aşacağız bunu?
Mensur Akgün: Çok ciddi bir sorun. Çünkü çok kaygan bir zeminde siyaset yapıyoruz. Bugün sizi bir kampa çağırıyorlar ırakta. Gel benim askerlerimi eğit diye. Gidiyorsunuz. İki gün sonra da oraya asker sokuyorsunuz. Sizi çağıran adam bu sefer bir karşılık veriyor size. Neden? Çünkü yeni aktörler giriyor devreye. İran var. İran’la Rusya’nın arasında yeni bir ittifak sistemi kurulmaya başlandı. Dengeler değişti. Üstelik de bu denge değişmesinden en çok rahatsız olması gereken Amerika, Başkanıyla, Başkan yardımcısıyla sizin üzerinizde baskı kuruyor “çekin oradan askerlerinizi” diye. Aslında Irak için de, dünya için de, bizim için de doğru politika, Türkiye’nin orada olması. Çünkü sünni ve sağduyulu olan bir ses Türkiye! Üstelik de orada eğittiğiniz insanlar, İran’dan korkan Sünniler. Bu korkuyla yarın öbür gün liderlik düzeyinde değilse bile, gruplar, bireyler olarak IŞİD’e biat etme olasılıkları var. Çünkü karşılarındaki Şii tehlikesini IŞİD’den daha büyük bir tehlike olarak görüyorlar. Dolayısıyla, Türkiye gibi bir gücün orada olması daha akıllıca! Ama o akıl maalesef ki sadece bizde değil, başka yerlerde de tutuluyor ve Türkiye’nin oradan askerini çekmesini istiyorlar. 
Sinan: Burada sorunu biraz da kendimizde aramamız gerekmiyor mu? Türkiye birden bire neden istenmeyen adam oldu? Bunu sorgulamamız gerekmez mi?
Mensur Akgün: Dengeler değişti. O dengeler değişince de bunlar oldu.  ABD’nin şu andaki önceliği Bağdat ve İran’la olan ilişkileri…
Sinan: Çok güzel… Peki Türkiye’yi yöneten birileri olarak sizin göreviniz, bu dengelerin değişmekte olduğunu hesap ederek olası senaryoları önceden görmek değil mi? sokaktaki adam olarak ben bir çok şeyi öngöremeyebilirim ama siz Türkiye’yi yönetmeye talipseniz, görmeli ve hesap etmelisiniz bunları.
Mensur Akgün: O dengeler değişti diye tamamıyla pasif davranamazsınız tabii…  Bir şekilde o dengeleri etkileyecek, onların yeniden yorumlanmasını sağlayacak çabalar içerisinde olmanız gerekiyor. Türkiye askeri varlığıyla, pazarlık gücüyle, siyasi ağırlığıyla bir şekilde o dengelerde yeri olan bir devlet. Kendi açımızdan baktığımız zaman risk almayalım diye çekelim askerleri diyoruz. Ben de söylüyorum bunu;  madem istenmiyoruz niye oradayız? Ama diğer pazarlıkların unsuru olarak orada bir askeri gücün bulunmasının doğru olduğunu düşünüyor olabilirler. Bizim görmediğimiz, bilmediğimiz, bambaşka bir takım pazarlıklar da bu platformda yapılıyor olabilir. Tamam Türkiye zaman zaman eleştiriliyor; ABD’li, Avrupalı dostlarımız bize zaman zaman uygulanan politikaların yanlış olduğunu hatırlatıyorlar. Ama bakın, bir süre sonra kendileri o noktaya geliyorlar. Maliki konusunda mesela!Türkiye’nin Maliki eleştirisinde kulaklarını tıkadılar. “Maliki yüzünden Irak’ı böleceksiniz, Kürtlerle çok dost oldunuz” diye Amerika’nın söylemediği kalmadı. Şimdi bütün bunların sorumlusunun Maliki olduğu Amerikalılar tarafından da idrak edildi. Benim anlamadığım şey bunları niye fırsata çevirmiyoruz? Yani, “Askerimizi istemiyor musunuz? Tamam, hemen çekelim”. Biz orada neden varız? Herhalde gidip Musul’u fethetmeyeceğiz.Ee? Bu olmayacağına göre ve eğer orada kalırsak bizim askerimizin kanı döküleceğine göre, böyle bir şeyin riskini almamak, geri çekilmek, bataklığa saplanmamak ve bunu fırsata çevirmek gerek. “Bize IŞİD ile mücadele et diyordunuz ama, madem istemiyorsunuz, tamam biz geri çekiliyoruz” desek daha akıllıca olmaz mı? Bana kalırsa olur gibi geliyor. Ama devlet aklı bu işi başka bir düzlemde kurguladığından, orada kalmanın daha doğru olacağına hükmedebiliyor. Bu sadece Sn. Erdoğan’ın, Başbakanın, Dışişleri bakanlığının kararına bağlı değil. Askerler de var işin içerisinde.
Sinan: Askerlerin bu işten pek hoşnut olmadığı yönünde iddialar var. 
Mensur Akgün: Olmasalar gitmezler. Çekerler, söylerler. Askerler bu konularda risk almaya pek hevesli değillerdir. Bana kalırsa çekilmesi gerekiyor. Niye o kaygan zeminde zorla kalalım?