Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Ortadoğuya dönersek?
Mensur Akgün: Rusya’nın müdahalesinden söz ettik. Bunun arkasından jeopolitik rekabet kaynaklı bir başka kırılma, bu kez mezhebi bir kırılma çıktı ortaya. Suudi Arabistan ile İran arasında yaşananlar en son göstergesi. S. Arabistan, kendisine yakın ülkeleri en azından diplomatik açıdan mobilize etmeyi başardı İran karşısında. Baksanıza Katar bile büyükelçisini geri çekti. 
Sinan: İran öteden beri bölgenin çok önemli bir gücü olduğunu biliyoruz. Ama bu kadar açıktan bir aktör olarak ortaya çıkması karşısında ABD’nin sessizliği ya da desteklemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mensur Akgün: İran, nükleer silahlar konusundaki mutabakatın ardından ABD tarafından IŞİD’e karşı verilecek mücadelede çözüm ortağı olarak görülmeye başlandı. 
Sinan: Tam anlamıyla bir “kuyudan çıkma” vak’ası İran!
Mensur Akgün: Evet siyaset kuyusunun dibinden çıktı. Tabi İran çözüme yönelik bir çaba içerisinde olacak olursa, diplomasiyi ön plana çıkartırsa, sıfır toplamlı oyun oynamaktan vazgeçerse, tarafların çıkar ve beklentilerini de göz önüne alan bir politika izleyecek olursa yapıcı bir aktör olur. Ama tek taraflı kendi hegomonik çıkarlarını koruyan, eski Pers imparatorluğunu canlandırmak, İran’ı bölgenin ağır topu haline getirmek gibi jeopolitik ihtiraslarla hareket edecek olursa, o zaman bir takım tatsızlıkların yaşanma olasılığı yükselir.
Sinan: Fakat şu anda İran’daki gelişmeler, Batıya dönük bir politik evrilmenin neredeyse şaşırtıcı bir hızla yaşanmakta olduğunu gösteriyor. 
Mensur Akgün: Ama Batı da onlara dönük zaten? Bu mesele bundan kaynaklanmıyor, bölge dengelerinden kaynaklanıyor. Başta S. Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri oldum olası İran’ın gücünden, etkisinden rahatsızdırlar. Bu yeni değil. İlişkiler ilk kez geriliyor da değil. Daha önce de çok krizler yaşandı. En son hatırlayacaksınız, Kâbe’de yaşanan kazada büyük bir gerilim yaşandı. İran Suudileri sorumsuzlukla suçladı ki bence haklı. Fakat hiçbir kriz, şu anki boyuta ulaşmadı. Yemen’den Suriye’ye bu kadar fazla kırılma noktasının bir arada olduğu bir coğrafyaya yayılmamıştı bu gerilim. Hep daha sınırlı alanlarda yaşanmıştı. Ama bu kez çok büyük bir coğrafyayı ilgilendiren, çok büyük bir gerilimden söz ediyoruz. Dizginlenmesi ve çevrelenmesi gerekiyor acilen. Aksi takdirde Huntington’ın bile öngöremediği başka tür bir medeniyetler çatışmasına yol açar. Mezhep çatışmasına.
Sinan: Suudi Arabistan da ABD’nin ortağı sonuçta? İran’la bir yakınlaşma ve çözüm ortaklığı söz konusu olduğunda ABD’nin bu kırılgan dengeyi nasıl yönetebileceğini düşünüyorsunuz?
Mensur Akgün: Bazıları Suudi Arabistan’ın ABD’yi yanına çekmek ve İran’la ilişkilerini koparmak için böyle bir kriz tırmandırma politikası izlediğini söylüyor. 47 kişiyi idam meselesinin asıl sebeplerinden biri de ABD’yi yanına çekme çabası. Başarılı olmadı tabii. Ama ne olursa olsun eğer bu kriz büyüyecek olursa, ABD bir biçimde taraf seçmek zorunda kalacaktır. Şu an itibarıyla ABD’nin bu seçimi yaptığını zannetmiyorum. Her iki tarafa da eşit mesafede durmaya gayret ediyor.