Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Buradaki asıl aktörler kim peki?
Neşe Özgen: Aktörler farklılaşır. Başka aktörler devreye girer. Mesela, Barzani bölgesinin aktörleri devreye girecektir muhtelif kontratlarla…  Rojavalıların yeni devleti kimlerle birlikte kuracaklarına dair iyi bir diplomasi uyguladıklarını düşünüyorum ben. Bu kadar şiddetle terbiye edilmekte olan bir bölge için PYD’nin hayli iyi diplomasi uyguladığını düşünüyorum… Bilemiyorum şimdi ne tür aktörler çıkacak sınır geçişine dair. Ama her zaman yeni aktörler bulunur ve her zaman ticaret akar. Tabii ki sınırın özgürlüğünü ticari kapitalizme bağlayacak değilim. Bu, işin en alt ve yüzeysel olan kısımlarından birisi ama ne olursa olsun temas devam eder. Yani sınır yükseldiği kadar geçiş de yükselir, geçim parası artar. Ölümler arttığı kadar kazanç da artar. Örgütlerin kurumsal heyulaları yükselir. Mesela 1980 dönemi, Nusaybin sınırının en yüksek gelir getirdiği dönemdir. Daha önceden geçirilmeyen miktarda silah, yüksek teknolojili yedek parça ve uyuşturucu bölgeden geçmeye başlamış ve çok yüksek kurumsal silüetler belirmeye başlamış. Sınırın güvenliği çok artmış çünkü. Miktar büyümüş, kazanç artmış, aktörler değişmiş. Hatta bazıları merkez sistemin kalbinde yer alan aktörler olmaya başlamış. 90’lı yıllarda bu kez geçmişte kaçakçı olarak adlandırılan insanlar, bu kez anarşist olarak adlandırılmaya başlanmışlar, sonra da terörist olarak adlandırıldılar zaten. O dönem Apocu deniliyordu, şimdi terörist deniliyor, daha kapsayıcı bir kavram. Onu da Amerika’dan öğrendik Eylül katliamıyla birlikte. Yani bir uluslar arası mekanizmanın, ulus içi networkünün sınır geçişlerini çift taraflı idare ettiğini görüyoruz.  Dönemsel aktörler her sınırda değişebiliyor: Örneğin Kuzey’de, Dereköy’den hemen Bulgaristan’ın Koca Ormanlar kısmına doğru olan bir geçişin dönemin TKP’si ve Dev-Genç tarafından kontrol edildiği bir dönemdir. Devletin sınırı karşılıklı olarak Bulgar Komünist Partisiyle Türkiye Komünist Partisi tarafından kontrol edilmiş. Hatta o kadar ki, geçişler iki örgütün referansıyla yapılır hale gelmiş. 80’in sonunda kapanmış bu sınır. Benzer biçimde yine 80’deki Meriç tarafındaki eski geçiş yollarının 90’lı yıllarda bu kez daha uluslar arası bir mekanizma tarafından; daha öncede Yunanistan’a gitmiş olan sol örgütler tarafından, Kürtleri kaçırmak için kullanıldığını görüyoruz. Sonra bu yol tıkandığında, bu kez ana yol, deniz yoluna, gemilerle Marsilya limanına kaymaya başlamış. Şimdi de kaçağın eski güzergahının artık kaybolduğunu görüyoruz. Neydi bu güzergâh? Mülteciler Van’dan girer, Kayseri ve Nevşehir’de bir süre dinlendirilir ve bu iki ildeki Emniyet tarafından pasaportlandırılır, nihayet İstanbul üstünden Edirne’ye geçirilirdi. Uluslar arası sistem tarafından organize edilen ve daha az insan kaybına yol açan bu güzergâh ve geçiş yapılanmasının artık kaybolduğunu görüyoruz. Eski sistem, görece daha az insan kaybına yol açıyordu. En azından “iyi para verenler” öyle veya böyle Avrupa’ya ulaşabiliyor, buna karşılık sadece “ucuz olanların”, parası olmayanların ölmesine göz yumuluyordu. Uluslar arası sistem bu işi yeterli görmeyip bırakmış olmalı ki, yerine aslında yolu çok iyi bilmeyen, daha önceleri kaçak sistematiğinin içerisinde fazla yer almayan, maalesef çok çirkin bir ifade ama böyle olduğu için kullanıyorum, “sürümden kazanmayı” hedefleyen birileri devreye girdi. Daha ucuza, çok daha fazla insan geçirmeyi hedefleyen birileri var artık ve bunlar belli belirsiz, Ege Adaları yolunu kullanmaya başladılar. Ama burada benim dikkat çekmek istediğim bir başka mevzu var: uluslar arası eski kaçakçılık şebekelerinin para kazanmaktan vazgeçtiğini düşünemeyiz. Bunların ciddi olarak organize kabiliyetleri vardır, muharriktirler, mobildirler, uluslar arası sistemler içerisinde iyi oynamayı bilirler… Bunların uzunca bir süredir çok daha başka bir kaçak geçirme sistematiğiyle ilintili olduklarını düşünüyorum. Daha karlı, daha yüksek pozisyon alabildikleri ve daha yüksek kaçak geçişini yapabildikleri bir başka sistematiğin içerisinde yer alıyorlar.  Bu da Suriye’deki çeşitli örgütlere militan taşıyan mülteci kaçakçılığı! Yani geçmişte doğudan batıya götürülen kaçak ağının, bu kez batıdan doğuya akmakta olduğunu ve bunun çok karlı olduğunu görüyorum. Onların açık bıraktığı alanı da,  dediğim gibi gayet acemi, daha önceden belki bu işi hiç yapmamış, belki bağlantısı çok fazla olmayan gruplar yapmaya başladı.