Reportare

Menü

Kategoriler

Arama


Sinan: Bu işin miladi Roboski midir?
Neşe Özgen: Aslında bu işin miladı görebildiğim kadarıyla, 36-47 paralel arasında kalan grup dediğimiz yerde, daha önceden hiç olmayan Türkiye Cumhuriyeti sınırının artık Türkiye Cumhuriyeti tarafından kontrol edilmeye karar verildiği 2010 yılıdır. O bölgede Türkiye’nin kısmi bilgisinin olduğu bir kontrolün, ABD özel kuvvetleri tarafından sağlandığını biliyoruz. Bir tür tampon bölge oluşturmuşlardı. Onların çekilmesiyle birlikte, Türkiye bu bölgeyi kendi kontrol etmek için pazarlığını gerçekleştirdi. Ve ilk gösteri olarak da 28 Aralık 2011’de sınırı geçen köylülere gözdağı verdi. Üstelik yüksek bir gaddarlıkla verdi. Uzunca bir süre kimse ne olduğunu da pek anlayamadı aslında. Şimdi oraya yüksek elektronik sistemler konuluyor ve bugüne kadar hiç olmamış bir sınır yaratılıyor. Daha sonra Nusaybin sınırına yüksek güvenlik duvarlarının çekilmesi, giderek o duvarların katılaşması, sınırın her daim gündeme gelmesi, o sınırın geçişsiz hale getirilmek istendiğini gösteriyor. Geçişlerin ağırlıklı olarak Suruç’tan ziyade Cizre, Silopi ve Nusaybin arasından yapıldığını biliyoruz. Orada hem geçişe uygun, halkların da kadim bir biçimde kullandığı coğrafi geçiş alanları vardır, hem de eski kaçak dönemlerinden hatırda kalan çeşitli geçişler vardır. Sökülmüş, sökülmemiş mayınlı alanlar vardır. Orada insanlar sınırı nereden, nasıl geçeceklerini askerden daha iyi bilirler. İşte o alanı kapatıyorlar şu anda. Yaşadığımız bütün bu olayların sadece Kürtlerin direnme meselesiyle ilgili olduğunu söyleyen, bunu bir hendek siyasetine sıkıştıran, bir tür molotof politikasıyla direniş güzellemesi yapanların da biraz bunu görmesinde fayda var. Asıl olan, oradan öz yönetimsel geçişin bağlarını koparmak. Biraz Rojava’yı da zapt-ı rapt altına almak… Ve tabii ki bu henüz sınırları netleşmemiş bir alanda, yeni devletle birlikte çalışmaya daha meyilli olanların içeride kalmasını, diğerlerinin ise bu alanın dışına sürülmek istendiğini görüyoruz. Birkaç gün önce Sn. Davutoğlu’nun “buradan çekilmeyeceğiz” açıklamasını hatırlayın. Orduyu, ağır silahı yerleştiriyor ve geçişleri engellemeye çalışıyor. Hakkâri tarafını kontrole almaya çalışıyor. Ama tabii yine sınır çalışmalarından bildiğimiz bir şey var; bir yerin sınırını ne kadar yükseltirseniz o kadar çok geçilir bir hale gelir. Diyalektik bir şeydir bu. Parası artar, işin içindeki sınır geçiş networklerinin, örgütlenmelerinin kurumsal heyulaları büyür ve geçiş fazlalaşır.