Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Nesrin Hanım, 80’lerin başından 90’ların sonuna kadar bir şekilde devlet mekanizmasının içerisinde olan bir partinin mensubuydunuz. Bu geldiğiniz noktada, “keşke” dediğiniz, siyasetçi olarak, parti olarak sorumluluk hissettiğiniz şeyler neler?
Nesrin Nas: Keşke demediğim hiçbir şey yok doğruyu söylemek gerekirse. Tabii ki çok iyi şeyler de yaptık ama yapmamız gereken bir çok şeyi de yapmadık, ıskaladık. Ben Anavatan Partisine katıldığımda, parti o eski gücünü kaybetmişti. Biliyorsunuz, Yeni Demokrasi Hareketi’nden geldim ben. Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi… Türkiye’de Kürt sorunundan ilk bahseden parti biziz. ANAP’ta bunları tartışarak başladık her şeye. Mesut Yılmaz da o konularda gerçekten çok önemli adımlar attı. Devlette bir takım şeyleri yapma konusunda gücümüz çok sınırlıydı. Benim geldiğim dönemde koalisyonlar dönemi başlamıştı biliyorsunuz. Ama 28 Şubat’ta daha farklı bir tavır alabilirdik ANAP olarak. 28 Şubat’ta keşke ANAP şiddetle ayağa kalkabilseydi. Başörtüsü konusunu çözebilirdik. Anayasa Mahkemesinin kararı çok bağlayıcıydı ama başörtüsü konusunda zaman zaman yaptık onu. Rektörlerle konuşarak, öğrencilerin öğrenim haklarının elinden alınmaması gerektiğini sağlayabilirdik. O konuda daha aktif bir tutum alabilirdik. Çok önemlidir bu konu. AKP, hatta öncesinde Fazilet Partisi yıllarca çok fazla bir şey söylemeye gerek duymadan başörtüsüne tutundular.
Sinan:  Siyasi bir basiretsizlik miydi yoksa bir devlet refleksiyle mi karşılaştınız. 
nesrin nasNesrin Nas: Tabiî ki devlet refleksi karşımızdaydı ama zaten meclis çoğunluğuna da sahip değildik. Kopenhag kriterlerine evet denmesi konusunda, AB’ye üyelik perspektifini açan o kararların anlaşılması ve benimsenmesi konusunda insanları, kurumları ikna etmekte de hayli zorlandık. Her bir adımımızda müthiş müzakereler yaptık. Bazı şeylerden vazgeçerekn bazı konularda karşı taraf taviz verdi. O dönemi çok önemsiyorum. Düşünebiliyor musunuz, MHP’nin koalisyon ortağı olduğu bir hükümette idam cezası kalktı. Kürtçe öğrenimin önündeki engeller kalktı. Anayasanın 90. Maddesi değiştirilebildi. Yani gurur duyduğum çok şey var ama tabii ki “keşke”dediğim şeyler de vardı. 
Sinan: Yeni Demokrasi Hareketi deyince Cem Boyner ve sermayenin siyasete ilgi göstermesi geliyor. Sermaye, siyasetin içerisinde doğrudan bulunmaya mesafeli durmuştu hep. 
Nesrin Nas: Yeni demokrasi hareketi bir sermaye hareketi falan değildi. Evlerde toplanıp “Ne olacak bu memleketin hali” diyenlerin hareketiydi. “Birileri bir şeyler yapmalı” derken, aynı zamanda “bu birileri kim? Neden biz değiliz?” sorusuyla ortaya çıkmıştı. Parti olarak çok düşük olmıştı ama ben ve Mehmet Altan zaten YDH partileşmeden ayrılmıştık. Partileşmeyi erken buluyorduk. Şunu söylemem lazım: YDH öyle bir efsane haline gelmişti ki, gün geldi, biz kendi efsanemizin peşinde koşmaya alıştık. İçine bir şey koyamadık. Bununla birlikte YDH, Türk siyasetine çok şey kattı. Eğer YDH olmasaydı, Mesut Yılmaz beni ANAP’a çağırmazdı. Çağırdığında Kürt meselesi, demokrasi konusu, güvenlik sendromu konularındaki görüşlerimi dinlemezdi. Onları dinleyip “tamam şu konuda böyle yapalım, şurayı biraz yumuşatalım” demezdi. Nitekim o dönemde Cem Boyner “hiçbir siyasi parti artık YDH parti olmadan önceki gibi olmayacak, mutlaka değişecek” demişti. Hakikaten de partileri etkiledi YDH. Tabii o dönemde ANAP  kentli bir parti olması nedeniyle daha fazla değişime açıktı.
Sinan: Cem Boyner’in o dönemde “sistemden beslenenler sistemi değiştiremez” sözünü de hatırlıyorum. 
Nesrin Nas: Yani bazen bazı şeyler slogandır ama o da doğrudur da. Eğer çok besleniyorsanız, sistemin çok da fazla değişmesini istemezler. Nihayetinde mevcut yapı sizin yararınızadır. Ama diğer taraftan da bu büyük bir çelişkidir. Başta konuşurken dedik ya merkez siyaset niye zayıfladı diye?   Merkez siyaset orta sınıfın üzerinde oturur. Aslında statüko dediğimiz, o üst sınıflar falan değil. Orta sınıfın ta kendisidir statüko! Tuhaf biçimde değişime karşı olanlar da orta sınıflardır. 
Sinan: Peki yeniden yeni demokrasi hareket tarzında bir çıkış noktası bulabilir mi Türkiye
Nesrin Nas: Bulabilir tabi, çok rahat bulabilir. Bu konuda bir çok çalışma olduğunu biliyorum. İnsanlar arayış içerisinde… Çelişkili gelebilir size ama insanlar eskiden kendilerini ifade etmekte daha özgürdü. Şimdiyse daha çok korku var. Eskiden insanlar “evet tutuklanabiliriz, hakkımzıda davalar açılabilir” diyorlardı. İnsanlar tüm aileleriyle, mal varlıklarıyla, işleriyle, bilmem neleriyle tehtid altında olduklarını düşünmüyorlardı. Şimdi öyle değil. İnsanlar gerçekten korkuyor. O korkuyu hissediyorsunuz. 
Sinan: Çok teşekkürler.
Nesrin Nas: Ben teşekkür ederim.