Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Gezi Aileleri31 Mayıs 2013. Gezi Parkı’nı ve ağaçları korumak için bir avuç insanın başlattığı eylemin, milyonların doğa, yaşam, özgürlük, hak ve adalet çağrısına dönüştüğü gün. Gezi Direnişi’nin dördüncü yıldönümünde, canlarını Gezi’de bırakan aileler ve yaralananlar ile  yaşadıkları süreci konuştuk.  

Anmaya katılan Gezi ailelerinden; Gülsüm Elvan-Sami Elvan, Sayfi Sarısülük, Şahap Korkmaz, Emsal Atakan, Nuray Gedik ile gaziler Okan Göçer ve Volkan Keşanbilici ile, binlerce kişin katıldığı İstiklal Caddesi’nde yaptığımız anma yürüyüşünden sonra akşam bir masanın etrafında oturduk, Şahap babanın deyimiyle “çocukların ruhları hep yanımızda...”

Akşamüstünden itibaren ailelerle Beyoğlu’nda beraberdik. Hepsinin gün içindeki endişesi ve merakı aynıydı; acaba OHAL ortamında anmaya gelenler olacak mı? Kalabalık olacak mıyız? Röportajın başlığı için seçtiğim cümleyi, dün gün boyu tüm annelerden dinledim: “Benim bir çocuğum öldü, milyonlarca Gezi çocuğum var..”

‘BİR ARAYA GELDİĞİMİZDE HİÇBİR ŞEY BİZİ KORKUTMUYOR’

Gün boyu, Gezi Parkı’nın etrafı ve Taksim’e çıkan ara sokaklar polis tarafından kapatıldı. Polisler, İstiklal Caddesi’nde sık sık kimlik kontrolü yaptı. Yine de polisin aldığı tüm ‘önlemler’ ve yaratılan engellere rağmen, Gezi’yi anmak isteyen binlerce kişi, üstlerinde Gezi’nin 4. Yıldönümü için özel yaptırılan “Hayır Bitmedi Mücadeleye devam! Gezi 4. yılında” tişörtleriyle Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybedenlerin isimlerini “Yaşıyor” diye haykırarak akın akın İstiklal Caddesi’ni doldurdu. Belki polisin engellemesi yüzünden ailelerin arzusu yerine getirilemedi, ellerindeki kırmızı karanfilleri çocukları adına Gezi Parkı’na “hepsi bizim çocuğumuz” dedikleri Gezicilerle beraber bırakamadılar ama, “Güneşli Günler Göreceğiz Çocuklar” şarkısı eşliğinde kendi deyimleri ile “Gezici çocukları” ile birlikte, omuz omuza yürüdüler.

Fransız Kültür Merkezi önünde bir süre oturma eylemi yapıldığı zaman, cadde boyunca ne kadar kalabalık olduğumuzu görebildik. Polisin engellemesini protesto amaçlı olarak Taksim Dayanışması ve Gezi Şehit ve Gazileri Platformu adına resmi basın açıklaması okunmadı. Taksim Dayanışması’ndan Avukat Can Atalay, “Bu ülkenin geleceği kardeşlikten geçecekse Gezi bu umudun ışığıdır” diyerek protestoyu açıkladı.

Taksim Dayanışması adına TTMOB Genel Sekreteri Mücella Yapıcı, basın açıklaması yerine yaptığı konuşmasında, “Çok korkuyorlar” dedi, “Çünkü gördüler ki bir araya geldiğimizde hiçbir şey bizi korkutmuyor. 4 yıldır etrafımızı saran karanlığın farkındayız. Hep beraber karanlığa hayır diyeceğimiz günler için mücadeleye devam edeceğiz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz diyoruz.”

Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunun ardından, işlerine geri dönmek için açlık grevi yapan ve bir hafta önce tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya da destek verildi, “Nuriye, Semih yalnız değildir” sloganları İstiklal’de çınladı. Gezi’nin simgelerinden biri haline gelen, Rakka’da hayatını kaybeden “kırmızı fularlı kız” Ayşe Deniz Karacagil de kitle tarafından anılan isimler arasındaydı.

***

Gezi’nin gelecek umudu, dayanışması ve birlikteliği, dün yine İstiklal Caddesi’ndeydi. İçimde bu duyguyla ailelerle konuşurken, hepsine tek bir soru sordum, cevaplarını da redaksiyonsuz, tüm hisleriyle yazmaya çabaladım.

Adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin bir gün yeniden yeşereceği bir ülke umuduyla okumanızı dilerim...

RÖPORTAJ-HABER: M. İREM AFŞİN

FOTOĞRAFLAR: HOZAN ADAR