160 Milyon çocuk olmasa dünya ekonomisi batar mı?

0
171

Çocuk işçilerin sayısı, 20 yılda ilk kez artış göstererek 160 milyona yükseldi. İnsanoğlu, geleceğini yok etmek için elinden geleni yapmaya devam ediyor.

Gözlerinizin kocaman açıldığını görür gibiyim. Ama yanlış okumadınız. Dünyada 160 milyon çocuk maalesef çalışıyor, çalışmak zorunda bırakılıyor. Sanayi Devrimi’nden bu yana küçücük boyları ile çocuklar sanayinin bir parçası oldular, olmaya devam ediyorlar. Endüstriyel kapitalizm, bazıları için büyük zenginlik ve çoğunluğu için de düşük ücretli, hoş olmayan işler yarattı. Bu yeni ekonomi içerisinde çocuk işçiliği de sosyal bir sorun olarak karşımıza çıktı. Sosyal, ekonomik gelişim ve yasalarla aradaki uçurum düzeltilmeye çalışılsa da hala uçurum var. Ve hala küçücük boyları ile çocuklar sanayinin bir parçası olmaya devam ediyorlar.

Yirminci yüzyılın başlarında genç bir Amerikalı fotoğrafçı Lewis Hine, küçük çocukların çalıştığı fabrikalara gizlice girerek, fotoğraf çekmeye başladı. Polisler tarafından fabrikalardan kovulsa da ısrarcı oldu ve dünyaya çocukları korkunç endüstriyel çalışma koşullarına sokan ve onların çocukluklarını çalan bir sistemin sosyal adaletsizliğini gösterdi. Cesur yürek Hine’nın çarpıcı fotoğrafları halkın dikkatini çekmede kilit rol oynadı. Fotoğraflar büyük bir dramı gözler önüne serdi. Bununla da yetinmeyerek, 1904’de Amerika’da kurulun Ulusal Çocuk İşçiliği Komitesi’nde çocuk işçi sorunuyla ilgili farkındalığı yaymak için reformcularla birlikte çalıştı.

Çocuklar yüz yılı aşkın bir süredir çalışmamak için çaba sarf ediyorlar ama yalnızlar.

Çocuklar, her geçen gün daha fazla yarı vasıflı işlerde yetişkinlerin kazandığı ücretin yaklaşık onda biri için itaatkar işçiler olarak çalışmaya devam etti. Aileler finansal olarak ayakta kalabilmek için çocuk işçiliğine güvenmeye devam etti.

Yoksulluk, ayrımcılık ve marjinalleşme, çocuk işçiliğinin ana itici güçleri. Çocuklar, kedilerinin ve ailelerinin hayatta kalması onların çalışmalarına bağlı olduğu için ve vicdansız yetişkinler onların bu kırılganlıklarından faydalandığı için çalışıyor. Eğitim sistemlerindeki yetersizlik, kültürel ve geleneksel durumlarda bu duruma zemin oluşturuyor. Tüm bu durumlardan açık ara “yoksulluk” çocukları çalışmaya iten en büyük tek güç.

Çocuk işçiliği ahlaki fikirlerle çelişse de halen devam ediyor. Çocukların okula ait olduğu fikrini halen kabul etmekte zorlanıyoruz. Yoksulluğun getirdiği dezavantajlar içerisinde çocukların geleceğini ellerinden almaya devam ediyoruz. Onların geleceğinin elinden almak, toplumların geleceğinin yok olması demek. Dünyada çocuklara sadece fabrikalarda, atölyelerde çalışmıyor; sokaklarda, tarlalarda, çiftliklerde, evlerde hizmetçi olarak çalışıyorlar. Etrafınıza bakarsanız onları göreceksiniz.

Genç kız ve erkek çocuklar için bulunmaz fırsat: Günde dokuz saat çalışma imkanı!

Günümüzde çocukların neden çalıştığını sıralarsak, yetişkinler için insana yakışır işlerin olmaması, geniş ailelerin çeşitli gelirlere ihtiyaç duymaları, tarım işlerinde toplanan ürün miktarına göre ödeme yapılmasından dolayı ailelerin çocuklarını da dahil etmesi, çocukların ucuz işçi olmaları, ailelerin ve çocukların, çocukların haklarını bilmemeleri, ailelerin çocuklarının geleceğinde okulun önemli olduğunu düşünmemeleri, göçmen çocukların bir yerde okula gidecek kadar uzun yaşamamaları ilk tespit edilen unsurlardır.

Yolsuzluk, ayrımcılık, marjinalleşme bir ülkede çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasına katkıda bulunan başlıca faktörler olmakla birlikte “cehalet ve kayıtsızlık” da önemli bir rol oynamaktadır. İstismara uğrayan çocukların durumuna aileleri, toplum, yasa düzenleyiciler göz yumuyorlar.

Kendimizi kandırmaktan ve yoksul çocukları temel haklarından ve daha iyi bir yaşama erişimlerinden mahrum bırakmaktan vazgeçelim. Artık bu durumu sonlandırmanın zamanı geldi. Bahaneler üretmeyi bırakmalıyız.

Şirketinizde çocuk işçi çalıştırmıyor olabilirsiniz peki ya tedarikçileriniz, tost sipariş verdiğiniz yer çalıştırmıyor mu? Tost siparişi verdiğimizde, onu kimin getirdiğine dikkat edelim. Eğer bir çocuksa, büyük olasılık çocuk getirecektir, bir daha o tostçudan sipariş vermeyelim ve yetkililere şikayette bulunalım. Harçlığını çıkarıyor, babasına, ailesine yardım ediyor demeyelim. O çocuğun yeri okulu. Sömürgeci kölelik zihniyetinden kendimizi kurtaralım ve sistemi suçlamak yerine çocuklarımıza sahip çıkalım.

Yasa düzenleyicilerin de artık hızla harekete geçerek ILO ve UNICEF’in “evrensel çocuk yardımı dahil olmak üzere herkes için yeterli sosyal koruma, eğitim olanağı sunulması, ailelerin gelirlerine katkıda bulunulması, toplumsal cinsiyet normlarının yok edilmesi ve ayrımcılığa son verilmesi, çocuk koruma sistemleri, kırsal kalkınma, kırsal kamu hizmetleri, altyapı ve geçim imkanlarına yönelik yatırımlar yapılması çağrısını duyalım ve harekete geçelim.

Çocuk işçiliği, çocuk haklarının ihlalidir. Çocuklarımızın umudunu, yaratıcılığını, fikirlerini, enerjilerini çalmaktan vazgeçelim. Bu yıl, “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı”. Siz de kurumsal ya da bireysel olarak ILO’ya destek olabilir, taahhüt de bulunabilirsiniz.

ÇocukİşçiliğineSon2021 #EndChildLabour2021

#ÇocukİşçiliğineSon2021 #EndChildLabour2021