Futbol Üzerine…

0
203

Yetenek…

Çok önemli bir kavram. Diğer kişilere kıyasla seni öne çıkaran, fark yaratmanı sağlayan olgu. Fakat futbolda sadece yetenek yeterli bir kriter değil. Öyle olsa bütçesiyle bütün yetenekli oyuncuları toplayan büyük kulüplere nazaran küçük kulüpler nasıl başarılı olabilirdi ki?

Günümüzde futbolunda kilit pas atarak oyunu çözen yetenekler gerçekten çok önemli bir noktada. Premier Lig’i incelediğimizde en çok kilit pas atan oyuncular Arnold, Bruno, De Bruyne, Grealish

Yetenekliler mi?

Elbette. Fakat bunun yanında dinamikler de. Oyunu iki yönüyle oynuyorlar. Mesela De Bruyne bir mülakatında diyor ki: “Beni diğer oyunculardan farklı kılan uzaktan şut atmam değil, oyunu iki yönüyle oynayabilmem.”

Futbolda rakibi hataya zorlamadığın, ön alan baskısını takımca uyumlu bir şekilde yapmadığın sürece yerleşmiş rakibi bozmak çok zor hale geldi. Rakip takım dörtlü, beşli hatta zaman zaman altılı bir hat ile yerleştiğinde atılacak kilit pas için alan oldukça kısıtlı oluyor. Bunun için rakibi hareket ettirip; sağa, sola, ileri, geri oynatmak ve yerleşik savunmayı bozmak gerekiyor. Hatta gerekirse topu rakibe verip, şiddetli ön alan baskısıyla onu hataya zorlamak… Bu bağlamda yetenekli ama ön alan presi yapacak mecali olmayan, yavaş oyuncuların değeri de aslında git gide azalıyor. İstediğin kadar yetenekli ol. Artık modern futbolda ne kadar atletiksen; o kadar kıymetlisin.

Futbol değişiyor…Futbol zorlaşıyor… Bilgi, büyük veri, teknoloji her şeyin buna etkisi var. Yetenek elbette ki inkar edilemez bir gerçek fakat yetmiyor. Bu futbolun olduğu gibi dünya üzerindeki bütün mesleklerin bir gerçeği aslında. İşlenmeyen yetenek körelir. Mücadele etmeyen, çaba göstermeyen kaybeder.

“Sahada ter dökmeyen, kaybettiği başarılar için göz yaşı döker…”

Futbol zevkli olduğu kadar nankör de bir oyundur. Ne yetenekler gelip iz bırakamadan geçti dünya üzerinden… Yerli Messi Muhammed gibi adını dahi hatırlamadığımız kaç yetenekli çocuk var? Bu sonuç “Çalışmadı abi ya.” diye basit bir temele dayandırılarak geçiştirilmeye çalışılsa da ben olayın o kadar basit olduğunu düşünmüyorum. İyi bir antrenör elbette çok küçük yaşta bir çocuğun yetenekli olup olmadığını anlayabilir fakat ona bu süreçte mentörlük anlamında ne kadar yardımcı olabiliyor? Ülkede şüphesiz çok yetenekli çocuklarımız, evlatlarımız var. Bunların kaçına yeterli psikolojik desteği sağlayabiliyoruz? Kaçını ciddi anlamda fiziksel olarak geliştirebiliyoruz?

Arkadaş ortamında sürekli kullandığım bir argüman vardır: “Almanya sana Hasan Ali’yi topçu yapıp yolluyor. Yetenekli oyuncuyu futbolcu yapmak kolay. Önemli olan yeteneği sınırlı olan oyuncuyu futbolcu yapıp pazarlamak.”

Biz ne zaman ki bir gün geldiğinde sıradan oyuncuları Avrupa’ya oynaması için pazarlamaya başlayabileceğiz; işte o gün benim nazarımda gerçek anlamda alt yapı olayında devrim yarattık diyebileceğiz. Bugün için ise elimizdeki yetenekleri dahi tutamadığımızı söylemek yanlış olmaz sanırım. Başarısız olsa da Mustafa Kapı, Ömer Faruk Beyaz, Merih Demiral son olarak da Bartuğ Elmaz…

Yetenekli oyuncularımızı elimizde tutamıyoruz. Kalmıyorlar çünkü şans bulamıyorlar. Kendilerine kızma sebebimizin temelinde onları desteklediğimiz takımın forması altında görme isteğiyle senelerce bekleyip birden Avrupa’ya gitmelerinden kaynaklanıyor. Fakat haksız da sayılmazlar ki… Ülkenin içinde bulunduğu konjonktür nedeniyle her sektörde bu denli yurt dışına gitme havası hakimken onlara kim kızabilir ki? Ligimiz son dönemde genç futbolculara en az şans veren ligler arasında başı çekmekte. Böyle bir ortamda onları nasıl tutabiliriz ki?

Kısa bir matematik hesabı… Bu sene Türkiye Ligi Şampiyonu Euro bazında 4 milyon Euro şampiyonluk bonusu kazanacak. Yukarıda saydığımız isimleri bir sene oynatıp Avrupa’ya pazarlamak ise muhtemelen minimum 5 milyon Eurol’uk bir gelir sağlayacaktır. Hal böyleyken ligdeki şampiyonlukların maneviyat dışında ne önemi kaldı diye sorgulamıyor değil insan. Şampiyonlar Ligi yok. Gelirini alamıyorsun, elemeleri geçemiyorsun. Katıldığın maksimum turnuva UEFA. Bu yüzden aslında oyuncu pazarlamak bir tercih değil, zorunluluk. Milyararları bulan borcu kapatmak için genç yetiştirmek, şans vermek, oynatmak ZO-RUN-DA-SI-NIZ.