Futbol sahası

Moda’da doğdum, büyüdüm.

Her çocuk gibi ben de, bakkaldan aldığımız plastik topla sokakta başladım futbol oynamaya.

Hani o almadan önce döndürerek havaya atıp, yamuk mu değil mi diye kontrol ettiğimiz topla!

Kolay değildi sokakta top oynamak. Düşsen canın yanar, top arabanın altına kaçar, çekirdek çitleyen kızlar dikkatini bozar, her araba geçtiğinde oyun durur. Parkta oynayalım desen bekçi kovalar!

Sonra yasal olmayan yöntemlerle bir alternatif bulduk saha sorunumuza.

Saint Joseph lisesinin arka bahçesindeki tellerde bir delik bulduk. Yaz tatillerinde oradan girip, iki adet kalesi olan beton sahada maç yapıyorduk. Mutluluk buydu işte!

Ne hikmetse kale gibi korunur okul bahçeleri güzel ülkemde!

Okulun olmadığı zamanlarda yatar o spor alanları, çok yazık…

Sonra halı sahalar girdi hayatımıza. Çocuk yaşımızda para verip spor yapıyorduk, en büyük lüksümüzdü hayatta! 14 yaşında lisanslı olarak oynanmaya başlayıncaya kadar gerçek bir futbol sahasına adım atamadım. Çim sahayla tanışmak epeyce vaktimi aldı.

16 senedir Almanya ‘da yaşıyorum.

12 yaşında bir oğlum var ve 5 yaşından beri lisanslı futbol oynuyor.

İlkokulu evimize en yakın olan okulda bitirdi. Bisikletle gitti geldi. Okulda bir tane büyük bir tane de küçük futbol sahası var. Okul saatleri dışında herkese açık, her çocuk gidip oynayabiliyor.

Bu bütün okullarda böyle!

Osnabrück 165 bin nüfuslu orta büyüklükte bir şehir. Standart bir futbol şehri. Ne eksik, ne fazla!

Burada futbol adına ne oluyorsa, diğer şehirlerde de aynısı oluyor.

İşin içine köyleri de katarsanız 70 ‘e yakın futbol kulübü var. Her kulübün en az 2 futbol sahası var. Sahalar boş olduğu zaman top oynayan çocukları kovalayan bekçiler yok. Çimleri bakımda olan bir sahada oynamanıza izin vermezler ama her kulüpte her çocuğun topa vurabileceği bir alan mutlaka vardır.

Çocuğunuz futbol oynamak istiyorsa, onu adresinize en yakın futbol kulübüne kayıt ettirip, düzenli olarak spor yapmasını sağlayabilirsiniz.

Ülkemizde bazen olanakların sınırlı olmasından bazen de önemi bilinmediğinden pas geçilen 5-8 yaşlar arası aslında çok önemlidir.

Grup halinde çalışmanın öğrenildiği, taktikten ziyade topla haşır neşir olunduğu, çocukların geleceğinde önemli rol oynayacak motorik çalışmaların yapıldığı bu yaşların önemi bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır. Altyapının her yaş grubunda olduğu gibi, küçük yaş gruplarını da donanımlı eğitmenlere emanet etmek gerekir.

Fakat bu söylediğim bazen Almanya için bile mümkün olmayabiliyor.

Lisanslı sporcu sayısının çokluğu, amatör eğitmenlerin lisanslı olsalar bile bu işten gelir elde edememesi akla gelen ilk sebepler.

Şöyle bir sistem kurmuş Almanlar ; Her amatör kulüp, antrenörlerini eğitim almaya teşvik ediyor ve federasyon bu kulüplere destek oluyor.

Her çocuk amatör bir kulüpte futbola başlama şansına sahip.

Her şehirde yaş gruplarına ve yetenek seviyelerine göre ayrılmış ligler var ve bu doğrultuda öğrencinin futbol hayatı şekilleniyor.

Her şehirde performansı merkezi olarak adlandırılan profesyonel ya da yüksek liglerde oynayan kulüpler var.

Belli bir yaşa kadar amatör kulüplerde oynayan çocuklar, yetenekleri doğrultusunda bu performans merkezlerinde eğitimlerine devam ediyorlar.

Bunu başarabilmenin ve orda kalabilmenin kriterleri apayrı bir yazı konusu. Profesyonelliğe giden çok zorlu ve yıpratıcı bir yol. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak.

Daha önce de yazmıştım, saha yoksa altyapı da olmaz, altyapı olmazsa futbol ilerlemez.

Donanımlı eğitmenlerin de olmaz, potansiyeli olan çocukların da kaybolur gider.

Eğitmenleri eğitecek bir sistem, bir denetim mekanizması da yok zaten.

Bilgisizlik diz boyu. Kendi çabalarıyla işi doğru yapmaya çalışanların yok edilmeye çalışıldığı bir sistem.

Spor medyasında korlanan bilgisizlik sosyal medyada alev topuna dönüşüyor.

Çok samimi söylüyorum, biz bugün altyapı adına her şeyi mükemmel yapıyor olsak yine de çok şey değişmez.

Federasyonundan, hakemlerine, başarısız oldukları halde kovulduktan 3 gün sonra başka takımla anlaşan yerli antrenörlerden, futbolcusunu göklere çıkartıp ışık hızıyla yerin dibine sokan taraftarlarına, ufak hesapları için bilgisizliğini süslü cümlelerle örtüp kandırılmaya hazır kitlelere yön veren futbol yorumcularına kadar nereden tutsanız elinizde kalıyor!

Şimdi bu yazıyı okuyup ” ulan herif kendi çocukluğuyla 2010’lu yılların Almanya’sında oğlunun çocukluğunu kıyaslamış” diyebilirsiniz eyvallah!

Türkiye genelini sizler daha iyi bilirsiniz ama ben hala spor yapmak isteyen bir çocuğun, gencin spor sahasına erişiminin çok kolay olduğunu zannetmiyorum.

Moda ile başladık Moda ile bitirelim.

Bizim top oynadığımız sokaklarda bırakın top oynamayı, yürümek bile zorlaşmış. Zaten sokaklarda çocuklar da yok! Gizlice girdiğimiz okullar her köşeye kamera döşemiş, anında alırlar giremezsin.

Zaten artık delik de yok!

Belediyenin yaptırdığı spor sahaları mı? Geçen yaz geldiğimde basket sahasında iki takım kurmuşlar mangal yapıyorlardı!

Afiyet olsun…

Benzer İçerikler
Devamı

Aynen Böyle!

Sonra ona dedim ki; “Bu işin suçlusu sizsiniz. Tüm hatalar sizin eseriniz. Bu işi yapabileceğinize bir gün bile…
Devamı

Tarzan’a Sahip Çık, Çita’yı Sev!

Şöyle ağız tadıyla, bol çatışmalı, araya serpiştirilmiş büyülerle renklendirilmiş, ejderha olmasa da, ne bileyim işte bir iki iblisle…