Aynı Nakarat

Pandemi dönemine ilişkin olarak Ekonomilerin en büyük sorunları, enflasyon, kalıcı büyüme, istihdam ve  sosyal ve ekonomik hayatım yeniden normale dönmesi …

Yeni yapılan bir ankette halen Covid-19 a ilişkin net bir zafer kazanılamamış olması, Merkez bankası yöneticilerini tedirgin ediyor.

Sadece bu değil tabi, sürekli dile getirmeye çalıştığım ve önümüzdeki dönemde hem dünyayı hem de çokça ülkemizi ilgilendirecek enflasyon konusu…

Aslında sorun orada br yerde duruyor ancak herkes görmezden geliyor ve kalıcı bir enflasyon olmayacağı yönünde sanki telkin eden bir söylem var gibi.Bu hafta gelen ve yükselişine devam eden ABD Tüketici enflasyon rakamı da ateşin altını canlı tutmaya devam ediyor.

Geçen ay 5% gelen oran bu ay 5.4% gelerek yükselişine bir süre devam edebileceğinin sinyalini verdi.

Neyse enflasyon konusunda bu hafta daha fazla içinizi baymadan konuyu kapatıyorum; ama enflasyon olduğu yerde bizi bekliyor; bir yere gittiği yok-haberiniz olsun diye …

Tüm dünya ekonomilerinde Pandemi dönemi ve sonrasının  etkisi ile çok yüksek büyüme rakamları görmeye devam ediyoruz.Biraz daha keyfini çıkarmaya devam edelim..(burada konfeti patlatma efekti koymak istedim; henüz o seviyeye gelemedim.!)  

Buradan hemen Kripto para piyasaları ve gelişmelerine biraz da değinerek devam edeceğim.

Biliyorsunuz Çin de alınan karar ile kripto para madenciliğine yasak geldi. Ve tamamen temizlik yapılması için de yerel yönetimlere bu konuda ikazlar veriliyor. Çin’in bu tür uygulamalarına yönelik hemen hemen haftada 2-3 haber okuyorsunuzdur.

Peki bu madencilik işi yani kripto paraların bir nevi üretimi ve işlem kayıtlarının tutulması işi  nereye gidiyor.?

Amerika Birleşik Devletleri…

Garip değil mi.?

Ayrıca Çin bu konuda en fazla yasaklama ve yaptırımları uygularken kendi dijital parasını çıkarma konusunda en fazla adımı atan ülke de yine Çin…2022 Yuan Kış Olimpiyatlarında kullanımına ilişkin çalışmaları da sürdüğünü görüyoruz

Hep işin olumsuz yanlarını görmek ve eleştirel bir yazı olmasın diye gayret ediyorum ancak elimden gelmiyor; ancak bir konuda araştırma yaparken ülkemizdeki tasarruf eğilimi ve tercihlerine baktığımda şunu fark ettim; yurtiçi yerleşiklerin yatırım tercihleri arasından mevduat ilk sırayı almaya devam ediyor; toplam yatırım miktarının 63% ü TL ve DTH larda (Döviz Tevdiat hesabı) toplanmış. Son 4 yılda da bu oran 1-2 puan yukarı aşağı oynamış.

Özellikle son dönemde çok göze çarpan ve DTH larda biriken 225 milyar USD yi geçen rakamın almış olduğu  yıllık faiz ise 1.5% seviyesinin hemen altında.Ama kemik tutar ne yazık ki düşüş göstermiyor.

Malum, Ülkemizde yeniden yükselişe geçen enflasyon ve buna bağlı faiz oranları her anlamda hem vatandaşı hem de iş dünyasını zorluyor. Ancak tasarruf sahipleri paralarını enflasyona karşı korumak için daha çok  eski alışkanlıklardan kaynaklanan otomobil ve konut alımına doğru kaydırmış durumda.

Konut satışlarına ait açıklamada; geçen seneye oranla düşüş olsa da 2019 un 2 katından fazla bir artış olduğunu fark edeceksiniz. Pandeminin başlangıcının hemen sonrası normal diyebilirsiniz ancak yine dikkat çeken bir diğer rakam ise ipotekli satışlarda düşüş olduğu…

Yani yatırımcı koruma aracı olarak kendisine konut veya g menkul satın almayı uygun görmüş.Bu yatırım tercihi bizim 90 lı yıllardan alışık olduğumuz bir davranış biçimi ancak ekonomide istenen ivmenin kazanılması için çok yavaş bir yöntem olduğu gerçek…Neyse konuyu daha fazla çorba etmeden buradan da çıkıyorum;

Aslında demem o ki dünya da ve ülkemizde hızla artan hammadde fiyatları ve buna bağlı bir enflasyon dalgası yaşanıyor ve daha işin başında da olabiliriz.Bunu takiben de bir faiz artışı furyası yaşanması söz konusu olabilir gelişmiş ülke ekonomilerinde; bundan biz ne ölçüde etkileneceğiz; onu yaşayıp göreceğiz ancak ülkemizde eski enflasyonist ortamın getirdiği fırsatlar ve eşitsizlik ortamına hızla dönüşün olduğunu gözlemlemekteyiz.

Öte yandan Sanayi şirketlerimizin iyi bir ilk 3 ya geçirdiklerini, bilançolarından ve  sanayi büyüme rakamlarından anlıyoruz ve muhtemelen 6 aylık bilançolarında da benzer bir tabloyu göreceğiz.

Demek ki aslında şirketlerimizin piyasa ve ihracattan pay kapabilmek için oyunu doğru oynamakta ve gerekli gördüğü noktalarda Yurtdışından bulduğu krediler ile doğru yatırımlar  için kaynak ta bulabilmekte..

O zaman var olan sorunlarımıza daha doğru çözümler üreterek daha hızlı ve Kısa vadeli olmayan çözümler bulma şansımız olacak..

Haftaya da Unicorn’larımızdan bahsedeceğim biraz …

Sağlıcakla kalın.

Benzer İçerikler
Devamı

İnce şeyleri anlamak…

“Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya” der Gülten Akın İlkyaz şiirinde. Ne zaman aklıma gelse…