Centilmenlerin Otomobili: Morgan

0
234

Tüvit bir ceket, el örgüsü bir yelek, uzun bir pardösü, Cheaney ayakkabılar, deri eldivenler… Yağmurla anılan bir ülke için üzeri açık otomobiller tezat oluştursa da bir Morgan ile özdeşleşebilecek aksesuarlar…

İstisnasız her otomobil koleksiyonerinin garajında mutlaka bir tane olan bu otomobilin üreticisi Morgan Motor Company günümüzde geleneksel el işçiliği ile buna uygun modern teknolojiyi en iyi şekilde harmanlamayı başarabilmiş durumda. Bir Morgan sipariş etmek, iyi bir terziye elbise diktirmekten farksız. Otomotiv sektöründe yaşanan tüm teknolojik yeniliklere karşın hala prestijini korumaya devam ediyor.

Sanat ve zanaatın kusursuz bileşimi, nesilden nesile aktarılan ve geleneklerini koruyan bir miras anlayışı ve saf bir otomobil sürüş deneyimini bir araya getiren Morgan Motor Company 110 yılı aşkın bir süredir Birleşik Krallığın Malvern kendinde her detayıyla “ben İngiliz’im” diyen özgün otomobiller üretiyor.

Şirket, 1909 yılında Henry Fredrick Stanley Morgan tarafından şimdi ikonik olan üç tekerlekli “Morgan Three Wheeler”ın tasarımı üzerine kuruldu. Morgan Runabout “Cyclecar” olarak tanımlanacak, tek kişilik, yeke direksiyonlu bir geçiş tasarımıydı ancak beklenen ilgiyi görmedi. Model hızla uyarladı ve 1911 yılına gelindiğinde, bir kaput ve bir direksiyon simidi içeren modifikasyonlarla iki kişilik bir Runabout’un ortaya çıkışına tanık olundu. Yalnızca iki vitesli ve geri vites olmayan, JAP V-twins motorlarla donatıldı. Etkisi o kadar büyük oldu ki, Harrods onu vitrininde sergiledi – (şimdiye kadar sergilediği tek araba) ve Morgan’ın ilk satıcısı oldu. Yapılan geliştirmelerle dünya savaşı öncesi bir çok hız rekorunu kırdı ve İngiltere’de farklı dallarda 25 ödül aldı.

1920’li yılların başlarında 3 tekerli Morgan’lar hızları nedeniyle oldukça çekiciydi ve vergi avantajları nedeniyle de oldukça cazip görünüyordu. Ünlü havacı pilot Albert Ball’un onuruna adlandırılan ilk Aero’nun geliştirilmesi sonucunda Ball, bir Morgan’ın verdiği keyfi uçmaya en yakın şey olarak tanımladı.

Aero’yu 1927’de Super Aero takip etti. Hâlâ iki vitesli ancak.10hp motoru ile aracın düz yolda 70 mil/saat hıza ve yokuş yukarı 40 mil/saat hıza ulaşmasını sağlandı. Yokuş denemelerinde karşılaştırılabilir tüm araçlardan daha iyi bir performans gösteriyordu. Tasarımı ise o kadar iyiydi ki, 3 tekerlekli araç 1930’lara kadar -nispeten değişmeden- üretimde kaldı. Bu süre zarfında, modifikasyonlara ön tekerlek frenleri, üstten supaplı V-ikiz motorlar, elektrik lambaları ve marş motorları eklendi.

Üç tekerlekli şasi, “zirvede” olmasını hiçbir zaman sınırlamadı. Modeller standarttan lükse kadar değişiyordu ve 4 kişilik bir Aile modeli hatta bir Teslimat Van’ı içeren bir yelpazeye sahipti.. Popüleritesi 1933’te Ford motoruyla birlikte gelen iki koltuklu (F2) veya dört koltuklu (F4) F tipinin geliştirilmesiyle zirveye ulaştı.

Bunu 1936’da Karayolu Vergi Fonu’nun kaldırılmasıyla birlikte çelik şasiye dayalı “Morgan 4-4” izledi.(Dört tekerlek ve dört silindirli motor yüzünden bu adı almıştı) Z kesitli bu şasi, 2020 yılına kadar aralıksız olarak üretilmeye devam etti ve bu da onu dünyanın en uzun süredir devam eden otomobil mimarisi olarak tanımlıyor.

İkinci Dünya Savaşı başladığında otomobil üretiminin durmasına neden oldu ve Morgan fabrikasının faaliyeti, servis ve yedek parçalarla sınırlandırıldı. 1945’te iş yeniden başladığında, üç tekerlekli araçların sonu artık gelmişti. Araçların çoğu artık ihracat için üretiliyordu ve 3 tekerlekli araçlar yurtdışında popüler olmadığı için üretim azaldı ve son 3 tekerlekli araç 1953’te fabrikadan çıktı. Tüm bunlara rağmen bu gelişme1945’te Morgan Three-Wheeler Club’ı kuran hayranları için caydırıcı olmayacaktı. 1951’de Morgan Sports Car Club kuruldu (bu sefer dört tekerlekli araçlar için) ve her iki kulüp de bugün hala faaliyetlerini sürdürmektedir.

2088cc Vanguard motora geçiş, bir başka Morgan klasiği haline gelecek olan Plus Four’un ortaya çıkmasına neden olacaktı. 1950 yılında üretimine başlandı ve 2 kişilik, 4 kişilik ve Drop Head Coupe olarak satışa sunuldu.1954 yılına gelindiğinde tasarımın aerodinamiği iyileştirmek için güncellenme çalışmaları görüldü ve Morgan Plus 4s hızla ilerleyerek birçok spor araba yarışını kazandı. Morgan ikonu, bugün hala benzer tasarımıyla üretimde ve görünümü neredeyse hiç değişmedi.

1955 yılı benzer bir uzun ömürlülüğe ulaşan Morgan 4/4 Series Two’nun gelişine tanık oldu. Plus 4’ten daha az güçlü, 10 hp’lik daha küçük bir Ford yandan supaplı motoru ve entegre dişli kutusuyla, daha uygun fiyat etiketiyle Morgan pazarını genişletti.

Şimdi dördüncü neslini yaşayan Morgan ailesi, şirketin değerlerini koruyarak ve üretilen her yeni Morgan ile aile mirasının yaşamasını sağlayarak işlerini sürdürüyorlar.

Genel tasarımı değişmese ve spor bir otomobil DNA’sı taşısa da her Morgan benzersizdir. Bugün Morgan yılda yaklaşık 800 araba üretmekte ve model serisi 3 Wheeler, Plus Four ve Plus Six’ten oluşmaktadır.

50 yılı aşkın bir aradan sonra 2011’de Morgan, HFS Morgan’ın klasik tasarımının modern bir yorumu olan Morgan 3 Wheeler’ı yeniden piyasaya sürdü. 2011’deki tanıtımından bu yana Morgan, dünya çapında heyecan verici ve merak uyandıran 2.000’den fazla ‘yeni’ 3 Wheeler üretti. Morgan ayrıca 2016’da Cenevre Otomobil Fuarı’nda 3 Wheeler’ın prototip elektrikli versiyonu olan EV3’ü piyasaya sürdü.

2019’yılında, tamamen yeni alüminyum CX-Generation platformuna dayanan Plus Six’i tanıttı. BMW, 335 bhp 3,0 litre güçlü motoru turbo şarjlı sıralı altı silindirle çalışıyor ve sekiz vitesli otomatik şanzımanla destekleniyor. .

2020 yılı ise Plus Four’un ilk çıkışıydı.. Plus Six ile aynı CX-Generation platformuna dayalı olarak, çelik şasili Plus 4’ün yerini aldı. Yine BMW’den 255 bhp 2.0 litre turbo şarjlı dört silindirli motorla donatılmış, sekiz vitesli otomatik şanzıman seçeneğiyle geldi.(altı vitesli manuel şanzıman seçeneği de mevcut).

Morgan Plus Six ve Plus Four en üst düzeyde performans, emisyon ve dinamiklerle Morgan’ı 21. yüzyıla taşımaya yetiyor. Tüm teknolojik yeniliklere rağmen Pickersleigh Road’daki yetenekli zanaatkarlar ve kadınlar tarafından el yapımı olarak üretilen alüminyum ve deri detaylar heyecan verici “uniq” detayları ile Morgan’ın temel değerlerini korumaya devam ediyor.  

Worcestershire’daki güzel kaplıca kasabası Malvern’deki fabrikada sipariş verdiğinizde otomobiliniz yapılışını seyretmek, her Morgan sahibini özel kılan ekstra ayrıntılarla birlikte çok çeşitli boya ve deri döşeme seçenekleri konusunda görüş belirtmeniz mümkün.

Morgan’ı benzersiz kılan bir diğer özellik ise her otomobilin macera ruhu ve yarış temelli bir soy ağacını temsil ediyor, her zaman değerini koruyor ve marka değeri olarak zamansız olması. Bir diğeri ise savaş öncesi dönemden bugüne her Morgan sahibinin üyesi bulunduğu, dünya çapında ayrıcalıklı bir topluluğun üyesi olma şansını yakalamanız.

Bunun yanı sıra bir Morgan kullanırken düşük devirlerde bile gücü hissedersiniz, deri kaplı gösterge panellerinden ahşap ve metal direksiyon simidine, çıkan seslere kadar özel bir otomobilde olduğunuzu hissedersiniz.  Bir “roadster” olarak boyutuna rağmen oldukça pratiktir. Bagajı iki hafta sonu çantası alacak kadar geniştir. Göstergeler alışık olduğunuz yerlerde değildir ve ilk başta biraz zorlanırsınız. Sert süspansiyonları nedeniyle konforlu değildir ancak koltuk tasarımları ve kabinin koza benzeri tasarımı uzun yolculuklarda sorun çıkmasını engeller. Uzaktan kumanda, kapı kilitleri gibi güvenlik unsurlarını unutun, zaten kim böyle bir otomobili kaldırım kenarına bırakıp gider ki? Çarpışma testleri ve hava yastıkları gibi güvenlik önlemleri olmadığından en güvenli araçlardan biri demek tabii ki olası değil. Ama ahşap ve özel dikim deri koltuk ve döşemelerin cazibesi her şeyin ötesine geçiyor. Ses yalıtımı problemli gibi gözükse de kim böyle bir otomobilin çıkardığı sesleri duymak istemez ki?  Evet pahalı ancak yanınızdan geçen herkesin gözünün üzerinizde olmasına fiyat biçmek oldukça zor…

Önceki İçerikTersane İstanbul’u Su Bastı, Contemporary İstanbul’a Katılan Eserler Zarar Gördü
Sonraki İçerik16-30 Eylül Türkiye’de Sanatsal İfade Özgürlüğü Raporu
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project