Denizlerde insan elinden çöle, çölden vahaya

0
358

Merhaba,

Dalışa sevdalanan her dalıcının çok kısa zamanda bir dalış gezisi listesi oluşur, Bodrum’un küçük büyük resifleri, Kaş’ın Kanyonu, Marmara’da Neandros, Çanakkale’de Majestik Batığı, Kızıldeniz’de Thistlegorm Batığı, Malta’da Inlandsea, Tayland’da Ko Samui ya da Similan Adaları, Avustralya’da Büyük Bariyer Resifi, Almanya’da Bodensee’de Jura Batığı, Florida’da sualtı ormanı, Maldivler, Güney Afrika’da köpekbalığı dalışı, Marmaris Boncuk koyunda şnorkel ile köpekbalıklarının nasıl ürediklerini gözlemleme, Galapagos ve Filipinler’de çeşit çeşit canlıları gözlemleme, gece dalışı, mağara dalışı, duvar dalışı gibi bir çok farklı dalış bölgesinde bambaşka dalışlar hep süsler hayalleri… Çoğu zaman gezmek bahane su altında olmak şahanedir azotu ve basınçlı havayı tadan insanın mottosu.

Dalış deyince tabii ki sualtı canlılığı, hareket, derin mavi geliyor akla ve yukarıda bahsettiğim birbirinden güzel dalış noktaları ama bugün ben size bambaşka bir dalış ortamı anlatacağım ve belki de bugün anlatacaklarımla insanlığın eninde sonunda kötülüğü iyiye çevirme potansiyeli olduğuna hatta bunu inatla sürdürdüğüne inancımız perçinlenecek.

Dünya üzerinde etkilerini her geçen gün daha da ağır hissettiğimiz iklim değişikliğinin sebebi kesinlikle fosil yakıtlara olan sapkınca düşkünlüğümüz. Tabii düşkünlüğümüz derken aslında aç gözlü şirket yöneticileri ve onların güdümündeki “ama başka çare yok” korosu mensubu çoğunlukla 60 yaş üstü, beyaz ırk mensubu “sapına kadar erkek” politikacıların düşkünlüğü bu fosil yakıt sevdası. Neyse konumuza dönelim, dünya üzerinde petrolün en vahşice, çevreye bazen en büyük zararı vererek çıkarıldığı yöntemlerden birisi denizin ortasına derin sulara kurulan petrol platformları. Petrol platformları dünyanın bir çok bölgesinde hem petrol çıkartılırken hem de o petrol tüketilirken inanılmaz boyutlarda zarar veriyor dünyaya. 

Neyse ki her kötü şeyin bir sonu var. Bu petrol platformlarının da sonu verimliliklerin düşmesi ve o platformun kurulduğu alanda petrolün bitmesi. İşte bugünkü hikayemiz tam burada başlıyor çünkü dünya üzerindeki bir avuç çılgın çevreci tam bu noktada devreye giriyor ve bu ölümcül platformların bir cennet olarak yeniden doğması, yaşamın beşiği olması için çalışıyor. Fosil yakıt zengini ve sevdalısı kapitalizmin doruklarında yaşayan enerji şirketleri her zaman ve her yerde olduğu gibi petrol platformlarının ekonomik ömrü dolunca, çevreye verdikleri zararı önemsemeden terk edip gidiyorlar.

Fotoğraf: Tamer Durak arşivi

Ve dünyayı kurtarmak adına çabalayan bilim insanları ve dalgıçlar da tam bu ekonomik ömürleri dolan çevre kirliliği canavarlarını bu kez çevreyi kurtarmak adına elden geçirerek, şartları düzenleyerek bu platformları sualtı yaşamının merkezi haline getiriyor ve buraları tıpkı sualtına özellikle batırılmış bir deniz taşıtı, uçak gibi yapay resif haline getiriyor, derin sularda kurulu platformlar derinlikler boyunca türlü türlü deniz canlısına yuva olmaya başlıyor, çelik profilleri kaplayan mercanlar, yosunlar önce küçük canlıları, planktonları, planktonlar küçük balıkları, küçük balıklar büyük balıkları çekiyor ve çöl vahaya dönüşüyor.

Üstelik son yıllarda bu insan eliyle yaratılmış sualtı cehennemleri yine insan eliyle sualtı cennetine dönerken denizin ortasında çok derin sular dalış turizmi için yeni bölgeler haline geliyor.

Bu își kimler yapıyor derseniz, bu konuda araştırmayı siz tam bu satırlara kadar okumuş sevgili okuyucularıma bırakayım ama bunun için de küçük bir iştah açıcı bilgi paylaşayım. 2015 yılında Emily Hazelwood ve Amber Sparks isimli 2 muhteşem genç kadın Blue Latitudes isimli danışmanlık şirketini kurarak Amerika kıyılarındaki petrol platformlarının sualtı resiflerine dönüştürülmesine ve buraların hem yaşamın hem de sualtı turizminin alanı olmasını sağlıyorlar.

————————————————————————————————————-