Geleceğin Siyaseti: Yaşlanma Siyaseti

0
190

Bir genel seçimi geride bıraktık önümüzde çok zaman kalmadı bir yerel seçim gündemi var. Özellikle genel seçimler nezdinde ortaya atılan söylem beni rahatsız etmişti. Bir süredir ülkenin ülkenin siyasi kaderine etki edenler olarak belli bir yaşın üzerindekileri hedef gösteren yaklaşım var. Yaklaşımı da geçtim bariz parmakla gösteriliyoruz.

Ülkenin siyasi krizinin, siyasi gerçeğinin, siyasi oluşumunun nedenlerine bakılmaksızın nesiller arası çatışmanın merceğinden bakma eğilimi ortaya konmuş durumda. Otoriter siyasi düşüncelerin ve projelerin yükselmesi, uluslararası entegrasyona karşı çıkışın açıklaması yaşlanan ve yaşlanmış olan nüfusun üzerine yıkılmakta. Kültürel, siyasal ve sosyal temayüllere gençlik buyurganlığı rehberlik ederken yaşlıları gerici, otoriter, istenmeyen siyasi sonuçlar için suçlama refleks haline gelmiş durumda.

Bu fikrin arkasında yaşlıların kolayca manipüle edilebilen, korkak, bencil ve işe yaramaz bir grup olarak tasvir eden bir dizi mit ve ön yargı yatmakta. Yaşlanma ve yaşlılar hakkındaki tartışmaya kapalı var sayımlar her defasında da siyaset arenasında kullanılan dilde gayet sivri olarak batırılır. Her defasında yeniden üretilen aynı söylemlerin modası da geçmez. Popüler kültürde ve popüler kültür dilini kullanan çoğu siyasetçinin de ağzında sakız misali çevrilir. 40 yaş üstü diye de çıkan slogan vari ,içi boş, popülist söyleminde altında yatan ne yazık ki gerçeklerle yüzleşmekten kaçarak öteki yaratıp nesiller arası çatışmayı neden olarak sunup kolaya kaçmak yatar. Olan olumsuzlukların günah keçileri olarak göstermek işe bu yüzden yarar. Böylelikle ası nedenler perde arkasına gizlenebilir, halı altına süprülebilir.

Nüfusun yaşlanması çok uzun vadeli bir eğilimdir. Ortalama yaşam süresinin artması sosyal ilerlemenin en somut sonuçlarından biridir. Fakat bu ilerleme olarak görülmemekte aksine nüfusun yaşlanması lanet gibi gösterilmekte. Siyasetin kuşaksal boyutunu anlamak bu yüzden aciliyet taşıyor. Önümüzdeki seçimde yaşlıların doğru anlaşılması ve doğru anlatılması için şart.

Yaşlıların yaşla birlikte daha gerici olduklarına dair ön yargının altında ageism denilen yaşçılık yatıyor. Yaşa dayalı ön yargılar insanların yaşlandıkça daha tutucu, gerici bir hale geldiğini söyleyen bir iddiadır. Peki bu iddia doğru mudur? Bu varsayımın aslı astarı var mıdır?

Ampirik olarak bu fikir geçerli gözükmemekte. Örneğin Fransa ve Hollanda’ da aşırı sağ partilere desteğin yaşlılar arasında daha yüksek olduğu iddiasının yanlışlığı bu varsayımı çürüten sonuçlardan. Sonuçlara göre aşırı sağ partiye destek veren seçmenler arasında gençler en yüksek oy oranına sahipti. Destek yaşla birlikte azalıyordu. Aynı şekilde Fransa’da da 50 yaşın altındaki seçmenler arasında aşırı sağ partiler birinci tercih idi.

Ayrıca yaşlılar diye betimlemen nüfus grubu sanılanın aksine homojen değildir. Çok çeşitli alt yapılarda çok farklı grupları barındırır. Yaşlıların politik ve kültürel bakış açıları da sandığımızdan daha karmaşık. Farklı siyası tercihlere sahip olmaları gerçeği yaşlarından dolayı değil, yetişme biçimlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Yaşlanma siyaseti geleceğin siyasetidir. Nasıl yaşlandığımız doğası gereği politik bir sorundur. Eşit yaşamadığımız gibi eşit de yaşlanmıyoruz. Bu toplumun bütününe dair bir durumdur. Bu nedenle yaşlanma politikası, belirli bir yaş grubunun seçmen davranışlarının veya politik tercihlerinin ötesine geçen bir konudur.

Tartışmalar mecazların, klişelerin, ön yargıların ötesine taşınarak ele alınmalıdır. Çağdaş demokrasilerde yaşlı bir insana gösterilecek değere, haklarının iyileştirilmesine odaklanan siyasete ihtiyaç var. Yaşlıların yurttaş katılımı bireysel bir destek olarak demokrasinin de istikrarını taşır. Hatta bazı araştırmalar demokrasiye desteğin yaşla beraber arttığını da gösteriyor. Dolayısıyla yaşlı nüfusu hiçleyen, agaeist söylemlerin etkisiyle biçimlenen yaklaşımlar yalnızca yaşlıları hedeflememekte. Bunu yapanlar kendi gelecekleri konusunda daha karamsar bir dünyanın kapısına yol alıyor. Yaşlıların kapsandığı bir siyaset anlayışı toplumun bireysel ve kolektif ihtiyaç ve isteklerini kapsayan toplum temelli katılımcı yaklaşımların önünü açacak

Kapak: Michael Schaffler/Unsplash