Bakış Açısı

2010 yapımı bir filmdi; Av Mevsimi. Yavuz Turgul yönetmenliğinde ve başrollerinde Şener Şen ve Cem Yılmaz ın rol aldığı filmin bir sahnesinde Cem Yılmaz cinayeti çözmek için bakış açısını değiştirmek gerektiğine vurgu yapıyordu.

Şimdi girizgahı filmden alıntılayınca hemen konuya buradan neden girdiğimi de belirtmeden konuya girmemeliyim.

Olaylara hep aynı açıdan bakınca bazen ortalık yerde olan çok bariz gerçekleri kaçırabiliyor insan…

Bir süredir yaşamış olduğumuz yüksek enflasyon ve sürekli gelir kaybı ortamına ilişkin olarak hem yetkili ağızlardan hem de iş dünyasından zaman zaman ;   aslında gelir kaybı yaşanmadığı, enflasyon ortamının geçici olduğu, tüm dünya da aynı sorunlar baş gösterdiği ancak bizim bunlarla çok iyi mücadele etiğimiz  ve hatta  herkesin evinin önünde  bir arabası ve cebinde parası olduğuna dair açıklamalar geliyor.

Ve enflasyon hesaplamalarında gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakarak yapılan hesaplamalarda işin o kadar da kötü olmadığına dair saptamalar, bunu yorumlayanlara vs rastlıyoruz. 

Veya Avrupa daki ülkeler ile kıyaslandığından en ucuz elektriği ve hatta en ucuz akaryakıta sahip olduğumuzu belirten açıklamalar duyuyoruz, okuyoruz.

Tabi bunu duyunca da hemen ‘’nasıl oluyor yahu, benim cebimde olan para sürekli azalırken aldığım ürün, mal ve hizmetlerden artık daha az alabiliyorum’’ diyenler için ; bakış açınızı değiştirin demek istiyorum!

Ya da ucuz derken neyi baz aldığınızı açıklıyor olmanız daha doğru olur diye hemen eklemek istiyorum!

 Yani bir Avrupa ülkesinde çalışan ve belli bir gelir seviyesinde olanların yerine kendinizi koyun ve Türkiye de harcama yaptığınızı hayal edin; harika olurdu değil mi.?

Sanırım artık bu kadar saçmalama yeterli , daha fazla okurların sinirleri ile oynamadan burada keselim ve 2003 yılından bu yana yaşanan enflasyonun 983% olduğundan başlayarak ve o günkü 100 liranın bugün yaklaşık  9.5 liraya denk geldiği acı gerçekliği ile devam edelim.

Yani 2003 teki 100 liranız bugün 10 liradan daha az bir tutara denk gelmekte ve 10 liranın da günümüzdeki satın alma gücü de malum…

Şirketler açısından bakılınca yapmış oldukları ticari faaliyet sonrasında elde ettikleri kar rakamının enflasyon karşısında eridiğinden şikayet ediyorlar.

Ya da reel anlamda elde edilen kar rakamının aslında zarar olduğundan dem vuruluyor zaman zaman…

O zaman oturduğumuz yerden kalkıp belki olaylara bakış açımızı değiştirirsek sorunların aslında birer sorun olmadığı kanısına da varabileceğiz bu durumda.?

Çalışanların birer işe sahip olmalarının çok değerli olduğu, kazandıkları ile neyi ne kadar alabildiklerine değil de işe sahip olmaları ile yetinmelerinin daha doğru olduğuna sevinmeleri mi gerekiyor?

Ya da ne zaman ay sonunda elde etmiş oldukları ile herhangi bir ihtiyaçlarının karşılayamayacaklarını mı beklemeliler?

Yaz aylarında; hasat mevsimi olması ve kış aylarına göre daha fazla meyve ve sebze çeşitleri ve bolluğu yaşanan aylarda olmamıza rağmen yaşanan  gıda fiyatlarındaki artışların kış versiyonu için nasıl bir açıdan olaya bakmamız gerektiğine dair hiçbir fikrim yok açıkçası…

24 şubat ta başlayan ve halen devam eden Rusya nın Ukrayna yı işgali sonrasında baş gösteren buğday sıkıntısı, şu an dünyanın başka yerlerindeki hasattan dolayı çok fazla hissedilmese de 1-2 ay içerisinde 1 bushel i 800 USD’ nin altına gelen buğday fiyatlarında yeniden 1300 USD hatta daha yukarı seviyeleri gelinmesi pek şaşırtıcı olmayacaktır.

Ya da sistematik olarak kesilen ve kesilmeye de devam edecek olan Rus doğalgazının yaratacağı  hane halklarının yetersiz ısınma ve sanayideki kesintilerin yaratacağı üretim şokları ve bunun sonucu olarak mal ve hizmet fiyatlarındaki hızlı artışlara ilişkin nasıl bir önlem alındığı ile ilgili tüm dünya da bir politika henüz görebilmiş değiliz.

Sadece şu an Merkez bankaları tarafından başlatılan ve parasal sıkılaşma olarak adlandırabileceğimiz bir sığ politika görmekte ve bunun da dünyadaki enflasyona çare olmasını diliyoruz…

Bu kadar basit bir çözümü olan sorunun neden bu kadar bekletildiğini anlamak zor….Ya da aslında sorun bu kadar ile kalmıyor, asıl bekleyen büyük sorunlara ilişkin biz çözüm üretilemediği için zaman mı kazanılıyor.?

Sanırım sadece bakış açımızı değiştirerek konuya çözüm bulmak her zaman en iyi yol olmayabiliyor ama  gidilen yolun doğru olup olmadığına dair çok net cevaplar içerisinde barındırabiliyor ..

Sağlıcakla kalın…

Fotoğraf: Jacop Owens/unsplash.com

Benzer İçerikler
Devamı

Golf ve Lüks Markalar

Güzel manzaralar, taze kesilmiş çimlerin kokusu, etrafınızdaki doğanın sesi, dinlenmek için mükemmel bir kaçamak. Lüks ile özdeşleşen sporların…
Devamı

Savaş ve Elma

Yaklaşık 13 yılını Suriye, Irak ve Lübnan’da geçiren bir gazeteciyim. Yıllardır herkes aynı soruyu sorar; kim kazandı, kim…
Devamı

Gölgelerin gücü adına…

“İnsan, anlamsız bir hayata dayanamaz.” Carl Gustav Jung İnternet en başında anonim bir sahneydi. Sonra hepimiz Andy Warhol’un öngörüsünde olduğu gibi “15…

Reportare, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal, çevresel, ekonomik ve siyasal olayları analiz eden, bu alanlarda farklı görüşlere sahip programcı ve konukları ile yaşanan sorunlara yapıcı çözümler sunmayı amaçlayan tam bağımsız bir ortak yayın inisiyatifidir.

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli içerikler sunabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Youtube KATIL botunu üzerinden bize katkıda bulunabilirsiniz.

KATIL