Kısa Notlar…

Geçtiğimiz günlerde finansal piyasalarda çok fazla gelişme oldu, hemen aklıma gelenleri sıralamakla yazıya başlayayım.

Öncelikle FED’in uzun zamandır beklenen faiz artışı kararı geldi ve tüm dünya piyasalarında bu yeni döneme ilişkin, yani ucuz ve bol para döneminin bitebilecek olması ihtimaline karşın pozisyonlar gözden geçirilmeye başlandı.

Tabi hemen bu artışın ardından resesyon tartışmaları da başladı ve ABD borsalarında Çarşamba günü başlayan sert satışlar tüm dünya borsalarında da etkili olmaya devam ediyor.

Resesyona girer girmez, belki de bir adım sonrası olan depresyona doğru gidişatın da ayak izleri takip edilebilir ama bakalım önce kim başlayacak bu tartışmalara. 

Faiz artışının hemen ardından Kripto varlık piyasalarında satışlar hızlandı ve bir anda 250 milyar dolara yakın varlık buhar oldu. Bu laf söylenirken kolay geliyor ancak değer kayıpları ve eriyen paraların büyüklüğü çok ciddi rakamlara ulaşmış durumda. Bu hafta itibariyle kripto varlık piyasasının büyüklüğü 1.250 trilyon USD’ye düşmüş durumda. Geçen sene 3 trilyon USD’ ye ulaştığını da vurgulamam gerekir. Zirveden yaklaşık %60 oranında bir değer kaybı söz konusu.

Bu konuyu da geçtikten sonra gelelim Dolar/TL’deki hızlı değer artışına, Mart ayından bu yana 14-15 TL aralığına sıkışan Dolar/TL’de mayıs ayının gelmesi ile birlikte 15 TL üzerinde fiyatlama başladı ve bu haftada 16 TL seviyesine yaklaştı.

Cari işlemler dengesi ve dış ticaret açığı yüksek seviyelerde seyretmekte olup bu rakamların yaz aylarının gelmesi ile birlikte dengeye oturması beklenirken bu hareketlilik bir miktar rahatsızlık yaratıyor.

Özellikle ithalatın ihracatın çok üzerinde artıyor olması dengeyi korumakta zorlanmamıza yol açıyor.

Tabi cari açıkta da son yılların en yüksek ilk 3 aylık rakamlarına ulaşmış olduğumuzu da belirtmemiz lazım.

Yazıların eksenini sürekli döviz kurları ve enflasyon üzerinden oluşturuyor gibi duruyorum ancak enflasyon tüm dünyanın belası olmuş durumda. Bizim farkımız buna ilişkin adımların atılmıyor olması .Yani yokmuş gibi ekonomi yönetiyoruz ama sürekli enflasyonla bir savaş halinde olduğumuza dair açıklamaları dinliyoruz. .İstatistiklerde en üst sıralarda yer almamız da bu yüzden …

Mayıs ayı içerisinde ekonomik canlanma paketi çerçevesinde Konut edinmeye ilişkin yeni bir kredi paketi açıklandı ve bunun detayları belli oldu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından hem savaş ortamı hem de Rusya’ya uygulana  ambargolar tüm dünyada emtia fiyatlarının da çok yüksek seviyelere çıkmasına ve orada kalmasına sebep oluyor. Son olarak  Hindistan’ın buğday ihracatına ilişkin almış olduğu yasaklama kararı sonrası yeniden 12.50 doların üzerine çıkan buğday fiyatlarından dolayı birçok ithalatçı ülke zor durumda kalabilir.

Ukrayna’nın depolarında olan buğdayların da limanlara ulaşımı mümkün olamadığı için dünya genelinde fiyatlarda gerileme şu an için pek mümkün gözükmüyor.  

Buradaki önemli nokta, gıda enflasyonunun da tüm dünyada çok yüksek seviyelere gelmesi ve bu konuda olası bir gıda kıtlığı-gıdaya kolay ulaşamama ve üretici ülkelerin belli kotalar koyarak ihraç etmeleri gibi riskler, fiyatları ve dünyayı çok başka yerlere taşıyabilir. Bu önümüzdeki dönemde gördüğüm en büyük risklerden bir tanesi…

Buraya kadar geçtiğimiz birkaç haftanın özeti yapmaya çalıştım ama işin daha da özetini isterseniz:

Tüm ülkeler ekonomik büyümeye önem verip olası fiyat artışlarına ve enflasyona kulak tıkadılar .İstihdam yaratmak ve daha fazla kişinin çalışıyor olması, diğer yan etkilerin bir süre göz ardı edilmesine imkan tanıyabilecek bir durumdu. Yakın bir zamana kadar enflasyonun kalıcı mı yoksa geçici mi olduğuna dair tartışmaları hatırlarsınız.

O noktadan hemen sonra, enflasyonu bertaraf etmeye dair politikaların bolca konuşulduğu, ancak minimum adımların atıldığı, hatta mümkünse geri adımların atıldığı günlerden geçiyoruz. Bu kısımda ülkemizin ekonomik yönetimi ve politikalarını bir kenarda bırakıyorum . Bizde maalesef belli ekonomik reçetelerin dışında hareket edilen bir politika ve yönetim söz konusu olduğu için sonuçlarının da ne olacağı henüz kimse tarafından bilinmiyor.

Her politikacının hedeflediği gibi ekonomik büyüme ön planda tutulur ve ekonomiyi de bir amaç olarak değil bir araç olarak kullandıkları zaman geldiğimiz noktada nasıl çözüm bulunur kısmına değil de bu noktaya gelene kadar neleri atladık kısmına odaklanmak daha doğru bir hareket olur düşüncesindeyim.

Bu noktada şirketlerin karlılıkları pandemi öncesi dönemden de iyi gelmeye başladı ve 2021 yılında hem dünyada hem de ülkemizde bilançolar ve karlılıklar çok iyi seviyelerde geldi. Sebeplerine ve reel nominal tartışmalarına girmeden buradan hemen başka noktadan devam ediyorum.

Her geçen gün ekonomik datalar ve şirketlerin kar marjlarının daralmaya başladığına dair notlar gelmeye başlayınca biraz sıkıntılı günlerin ufukta gözüktüğü belirginleşmeye başladı.

Çarşamba güni ABD’de perakende sektörünün büyükleri Walmart ve Target firmalarının karlılıklarında beklentinin altında gelen rakamlar piyasaları ve dolayısıyla da ekonomi yönetimlerini endişelendirmeye başladı.

Karlılıklar düşünce akla hemen ne geliyor? Elbette istihdamda daralma.

E hani, ekonomik büyüme ardından iş ortamı ve istihdam yaratacaktı diyorsunuz değil mi?

Efendim enflasyon hepsini sildi süpürdü ne yazık ki.

O enflasyon canavarının ağzından çıkan alevler önüne gelen her şeyi yakıp yıkıyor, yok ediyor.

O yüzden üzerinde deney yapılacak veya ertelenecek bir tehdit olmadığı, her seferinde yeniden bize öğretiliyor. Bir an önce enflasyon rakamlarını aşağılara çekip çalışanların gelirlerinin erimesinin önüne geçilmesi gerekiyor.

Emeklilerin durumu daha fena ancak ilk planda çalışanların işlerine devam edebilmesi ve insanca yaşam standartlarında gelir elde ederek ekonomik katkıyı vermeye devam etmelerinin sağlanması bir zorunluluktur.

“Bizim ne günahımız var?” derseniz o kısım da politik yoruma girer ama benim de hiç anladığım konulardan değildir. Bu konudaki en deneyimli ve bilgili  yorumcuları ve yazıları da her hafta Reportare den takip ediyorum, sizlere de tavsiye ederim.

Sağlıcakla kalın.

Fotoğraf: Mathieu Stern/unsplash.com

Benzer İçerikler
Devamı

Gölgelerin gücü adına…

“İnsan, anlamsız bir hayata dayanamaz.” Carl Gustav Jung İnternet en başında anonim bir sahneydi. Sonra hepimiz Andy Warhol’un öngörüsünde olduğu gibi “15…
Devamı

Golf ve Lüks Markalar

Güzel manzaralar, taze kesilmiş çimlerin kokusu, etrafınızdaki doğanın sesi, dinlenmek için mükemmel bir kaçamak. Lüks ile özdeşleşen sporların…
Devamı

Savaş ve Elma

Yaklaşık 13 yılını Suriye, Irak ve Lübnan’da geçiren bir gazeteciyim. Yıllardır herkes aynı soruyu sorar; kim kazandı, kim…

Reportare, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal, çevresel, ekonomik ve siyasal olayları analiz eden, bu alanlarda farklı görüşlere sahip programcı ve konukları ile yaşanan sorunlara yapıcı çözümler sunmayı amaçlayan tam bağımsız bir ortak yayın inisiyatifidir.

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli içerikler sunabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Youtube KATIL botunu üzerinden bize katkıda bulunabilirsiniz.

KATIL