Malta’nın İngiliz Hastası: X127 Salapurya Batığı

0
170

Merhaba,

Bugün size hikayesi I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’de bir tersanede başlayan, Çanakkale’de görev yapan ve II. Dünya Savaşı sırasında tam olarak 6 Mart 1942 gecesi Malta’nın Valetta Limanı içinde bir Alman denizaltısı tarafından bağlı bulunduğu dokta vurularak batan bir salapuryadan bahsedeceğim. Salapurya nedir derseniz, salapurya ya da diğer Türkçe söylenişi ile mavna çok büyük olmayan yük gemisi demek. X127 namı diğer HMS Carolita veya HMS Coralita aslında tarihin ilk çıkartma gemilerinden de sayılıyor.

Malta takım adaları her iki Dünya Savaşı’nda da çok önemli bir liman olmuş, özellikle II. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin başkenti Londra’dan bile daha fazla bombalanan, adadaki hastanelerde tedavi olan çok sayıda asker sebebiyle “Akdeniz’in Hemşiresi” diye anılan bu küçük İngiliz sömürgesine bu yüzden savaş sonunda İngiltere Kralı George hem özgürlüğünü hediye etmiş hem de kendi tacındaki hacı. İşte bu yüzden Malta Bayrağı’ndaki haç Kral George’un hacı diye anılıyor.

Malta’nın Akdeniz’deki stratejik konumu ve doğal limanları savaşlar boyunca her türden gemi için önemli sığınaklar olmuş ancak bu durumun istisnaları var tabii, örneğin daha önce 14 metre suda nasıl bulamadığımı anlattığım HMS Maori zırhlısı gibi bir çok gemi de Alman denizaltılarına limanın içinde hedef olup batmış. İşte bugün hem üzerine yaptığım dalışlardan hem de hikayesinden bahsedeceğim X127 de aynı şekilde limana gece sızan denizaltıların kurbanı olmuş.

Malta adası girintili çıkıntılı koyları, bu koylara kimi zaman paralel kimi zaman dik inen dar cadde ve sokakları ile alışana kadar (Bir de adada İngilizlerden miras bize göre ters trafik akışını da unutmayalım) yön bulması bir yerden bir yere gitmesi zor bir yer, neyse ki bir adadaysanız eninde sonunda bütün sokaklar denize çıkar… HMS Carolita Batığı’na dalmaya giderken de asıl navigasyon sorununu sualtında değil su üstünde araç ile yön bulmaya çalışırken, Malta’nın karışık tek yönlü sokaklarında ters yöne girmeden gitmeye çalışırken yaşardık.

Malta’da benim çalıştığım dalış merkezi adanın kuzeyinde yer alıyordu,  ancak adanın dört bir yanındaki dalış noktalarına kıyıdan dalış yaptığımız için neredeyse her yere araçlarla gidiyorduk. Az sonra hikayesini anlatacağım, ben orada dalış yaparken adı HMS Carolita ya da kimi kaynaklarda HMS Coralita diye geçen 24 metrelik batık başkent Valetta’nın limanı içinde tıpkı bizim Cunda Adası’na benzer bir şekilde kıyıya küçük bir köprü ile bağlı Manoel Adası’nın Akdeniz’e bakan yüzünde, burnu 5 metrede, kıçı ise 29 metrede göğsünden yani yakıt taşıyan depolarından vurulmuş bir halde yatıyor. Manoel Adası üzerinde II. Dünya Savaşı sırasında adaya az önce bahsettiğim Akdeniz’in Hemşiresi lakabını kazandıran bir hastane yer alıyor. Bugün bu hastane harabe halinde ve maalesef bu bina boşaltılırken binada yer alan ne kadar tıbbi malzeme, koltuk, yatak, araç gereç varsa, denize dökülmüş. Üstelik Valetta Liman içinde su altında görüş maalesef çok kısıtlı. HMS Carolita batığına dalmak için minibüslerimiz ile Manuel adasına giderdik ve dalışımızı batığın az ilerisinde kıyıdaki küçük iskeleden başlatırdık. Görüş kısıtlı olduğu için batığı bulmak üzere 5 metre derinden de ilerlesek dalışın başından itibaren sanki derin bir dalış yapıyormuşuz duygusu hakim olurdu. Görüşün zayıf olduğu yerlerde yapılan dalışlarda “batığı bulmak için ona çarpman gerekir” deriz. İşte HMS Carolita da tam böyle bir batıktır. 5 metrede batığa ulaşınca işin keyifli yanı başlar çünkü öncesinde su altına fırlatılmış koltuklar, dolaplar, yataklar ve düzinelerce şırınga ve benzeri eşya görmek biraz moral bozar.

Batığa ulaştıktan sonra dalış görce kolaydır çünkü bu batık üzerinde gezmeye, incelemeye, tekneyi batıran o torpidonun giriş ve çıkış deliklerini ve teknedeki yakıtın patlaması ile oluşan hasarı görmek mümkün. Dalış boyunca görüşün kısıtlı olması da dalışa ayrı bir keşif havası katıyor tabii.

Gelelim başlıktaki “İngiliz Hasta” meselesine, 1992 yılında Micheal Ondaatje’nin imzasını taşıyan kitap büyük ilgi çekmiş ve 1996 yılında Ralph Fiennes, Juliette Binoche gibi çok güçlü oyuncuların rol aldığı film o yıl 9 Oscar birden kazanmıştı. Kitapta ve filmde II. Dünya Savaşı sırasında yaralanan bir İtalyan Kontun komadayken yanlışlıkla “İngiliz Hasta” olarak tanımlanmasının ardında  büyük bir aşk hikayesini anlatıyordu. İşte 2003 yılına kadar HMS Carolita olarak adlandırılan batığın durumu da tam buna benziyor çünkü bu gemi aslında I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale’ye çıkarma yapacak için tasarlanıp İngiltere’de Goole Tersanesinde üretilmiş bir salapuryaydı, hatta geminin Çanakkale’de Büyük Kemikli’de kıyıya yanaşmış fotoğrafları bile mevcut. İşte yıllarca HMS Carolita diye dalınan bu batık aslında HMS X127 kodlu bir çıkarma ve yük gemisi idi. Gemi önce yakıt taşımak için tasarlanmış, I. Dünya Savaşı ardından su taşımak için yeniden elden geçirilmiş ve II: Dünya Savaşı başlayınca tekrar yakıt taşıma gemisi haline getirilmişti. 2003 yılında bu gerçek ortaya çıktı ve 2006 yılından itibaren batık gerçek ismi ile yani X127 diye anılmaya başlandı.

Şimdi bu kadar yazının içinde HMS ne olaki diyenler olacaktır: HMS İngiliz Donanması’nda “His (Her) Majesty’s Ship yani “majestelerinin gemisi”nin kısaltması Tıpkı bizim donanmamızdaki TCG yani Türkiye Cumhuriyeti Gemisi gibi.