Streisand Etkisi

Bazı bilgilerin pırıl pırıl dimağıma nereden geldiğini bilmiyorum. İlgilenmediğim onlarca konu hakkında gereksiz bilgi sahibiyim. Geçirdiği radyoaktif bir kaza sonucu arabaya dönüşen -evet, yanlış okumadınız; arabaya dönüşen- ve Türkiye’de sadece bir sezon yayınlanan çizgi dizi Turbo Teen’den, Deli Yürek Yusuf Miroğlu yasalarına kadar bilmem kaçlarca işlevsel bilgi beynimin tavan arasında küçük kutular içinde duruyor. Siz de düşündüğünüzde Ayşegül-Ali Atik çiftinin “Bir Alışveriş Bir Fiş” reklamını veya Ozmo ile İngilizce serisinde dilimize pelesenk olan “I can, you can, what can you do?” şarkısını hatırladığınızı fark edeceksiniz. Ancak bu bilgi tornadosunda en çok hasarı hangi bilgilerin verdiği daha da ilginç: Yasaklanan bilgiler. Mesela ben neden Alpay Özalan’ın Feyyaz Uçar ile kaldığı evde elektrik faturasının parasının Alpay tarafından cebe indirildiği anısını bilmek mecburiyetindeyim? Rivayete göre Feyyaz Uçar Alpay Özalan’a elektrik faturasını yatırması için gereken meblağı takdim ediyor ancak Alpay faturayı yatırmamasına rağmen yatırdım diyerek hedef şaşırtıyor ve elektriği kesiyorlar. Bir bekar evi klasiği olan bu anı anlatıldığı anda suratlarda küçük bir tebessüm oluşturuyor ve hayat devam ediyor. Peki hangi noktada tarihe elektrik faturası savaşları adıyla girebilecek kadar magazinsel bir olaya dönüşüyor? Alpay milletvekili seçilince mi? Hayır. Alpay “Amerika Kıtasının Gerçek Sahibi Kızılderililer” isimli bir kitap yazınca mı? Hayır. Youtube’da Alpay’ın 1996 Avrupa kupasında gole giden Hırvat oyuncu Goran Vlaovic’i düşürmediği maçın yorumları arasında anlatılınca mı? Hayır. Feyyaz Uçar’ın anısı Ekşi Sözlük’te bir başlık olarak açılıp Alpay Özalan’ın avukatları aracılığıyla erişim engeli getirilmesiyle mi? Evet.

2003 yılında ünlü şarkıcı, oyuncu, yapımcı, sanatçı kişilik Barbra Streisand’ın Malibu’daki evi bir gazeteci tarafından çekiliyor. Esasen erozyona dikkat çekmek isteyen gazeteci haberinde kullandığı fotoğrafları paylaşıyor ve fotoğraflardan birinde Barbra Streisand’ın evi de görülüyor. Barbra Streisand hemen fotoğrafın kaldırılmasını istiyor, ancak fotoğraf  kaldırılmıyor. Barbra bunun üzerine el mi yaman bey mi yaman diyerek 50 Milyon $ değerinde bir dava açıyor. Sonunda dava düşüyor ama ilginç bir istatistik göze çarpıyor. Barbra Streisand davayı açmadan önce fotoğrafa ulaşan insan sayısı altı. Üstelik ikisi Streisand’ın avukatları. Dava haberi medyaya düşünce ise sayı bir anda 420.000 civarına çıkıyor.*

Alpay ve Barbra Streisand’ın ortak özelliği sansür mekanizmalarının 21.yüzyılda çalışacağı konusundaki sarsılmaz inançları ve psikolojideki Reaktans, Tepkisellik kuramı gibi ters psikolojinin kitleleri nerelere sürükleyebileceğini öngörememekteki başarısızlıkları. Yasaklanan her şeyin cazibe oluşturması, sansür uygulanmaya çalışılan konuların dayanılmaz çekiciliği dizginleyemediğimiz merak duygumuza hitap ediyor. Engellenmeye çalışılan bilgilere ulaşma motivasyonu kolaylıkla elde edebileceğimiz bilgilere ulaşma motivasyonumuzdan daha yüksek. Youtube’a erişimin engellendiği karanlık yıllarda Tunnel programları kullanarak her içeriğe ulaşmamız buna örnek olarak gösterilebilir. O yıllarda “Artis ne arar la bazarda” videosuna ulaşamayan bir kişi bile hatırlamıyorum.

Barbra Streisand’ın beyhude çabası sonucu sansür uygulanmaya çalışılan bilgilerin merak katsayısının geometrik bir şekilde artmasına ve yasaklanan her şeyin daha makbul bir konuma gelmesine “Streisand Etkisi” demişler. Yasaklanan bir elmanın cazibesinin cennetten kovulma pahasına arzulanmasını sıklıkla unutan insanlık hala yasaklar ile bir şeyleri gizleyebileceğini sanıyor. Yazıyı bitirirken en önemli soru ise şu; Alpay ya da Barbra bu yazıyı engellemeye çalışırsa kim kazanır?

*https://www.youtube.com/results?search_query=barbra+streisand+etkisi


Görsel: Kyle Glenn/ Unsplash

Benzer İçerikler
Devamı

Kalbimde Kara Bir Delik Var

Karadeniz’de dağlar denize paralel, rüzgâr kıyıya sert iner. Rüzgârın kıyılara sert indiği bir sonbahar gününde komşumuzun oğlunun nişanı vardı.…
Devamı

Ne Efendinin Ne Kölenin Ahlâkı!

Ahlakın bozulduğu yerde her şey bozulur! Çok mu iddialı? Şimdi ahlâk nedir, kime göre, neye göre konularına girip…
Devamı

Zeze hâlâ yoksul, dünya hâlâ harap

Bilmiyorum belki içinizde okuyanlar mutlaka vardır ama José Mauro De Vasconcelos’un Şeker Portakalı, üzerine tekrar düşünülmesi ve mutlaka…

Reportare, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal, çevresel, ekonomik ve siyasal olayları analiz eden, bu alanlarda farklı görüşlere sahip programcı ve konukları ile yaşanan sorunlara yapıcı çözümler sunmayı amaçlayan tam bağımsız bir ortak yayın inisiyatifidir.

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli içerikler sunabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Youtube KATIL botunu üzerinden bize katkıda bulunabilirsiniz.

KATIL