Doğa Sporlarına Nasıl Başlanır?

Merhaba, gelin bugün sualtından bahsetmeyelim onun yerine doğa sporlarına başlamayı düşünenlere tüyolar vereyim. Böylece sadece doğa sporları hakkında yazılanları ekran başında oturup okumak yerine belki hafta sonu belki ilk müsait zamanda hadi yetti gayri heveslendiğim yıllardır haydi başlayayım artık diyenler çıkabilir, benim de bu blogda doldurduğum alan biraz daha anlam kazanır.


Doğa sporlarına başlarken özellikle büyük şehirde yaşayanların bir yanılgısı var; doğa çok uzakta sanıyoruz. Hayır doğa hemen yanı başımızda hatta her ne kadar bozmuş olsak da içinde yaşıyoruz.  Doğa sporları denince akla hep zorluklar geliyor, örneğin dağcılık deyince Everest’e tırmanmak, dalış deyince karışım gazlarla 120 metre derindeki bir batığa inmek, Mağaracılık deyince hemen derin karanlık ve soğuk mağaralara girmek, yelkencilik deyince mesela Volvo Ocean Race’te yarışmak geliyor. Aslında doğa sporlarına o ilk sizin için küçük ama insanlık için önemsiz o ilk adımı atarsanız biraz düzenli çalışma ve istekle tahmin ettiğinizden çok daha kısa sürede  başladığınızda hayal dahi edemeyeceğiniz seviyede işler yapabilirsiniz. Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli dağcılardan Nasuh Mahruki’nin son kitabında dediği gibi; kendi Everest’inize tırmanın.

Neyse bu motivasyon satırlarının ardından konumuza dönelim; eğer doğa sporları ile uğraşmak doğada yürümek, kaybolmak, yolu bulmak, dereye düşmek, ıslanmak, karda üşümek, güneş altında ter dökmek ama bütün bunları kendinize zarar vermeden ve tehlikeye düşmeden yapmak istiyorsanız yanınıza neler almalısınız?


Her iş küçük egzersizlerle başladığına göre ilk denemelerinizde kendinizi çok zorlamamak adına çok uzaklara gitmeyeceğinizi var sayıyoruz. Yani doğada gecelemeyi düşünmediğiniz, kamp yapmayacağınız bir iki saat sürecek bir yürüyüşle başlayalım. Bu yürüyüşü tabii ki tek başınıza yapmanızı salık vermiyorum, çok konuşup baş ağrısı yapmayan ama sohbeti hoş bir arkadaş ya da birkaç arkadaşı beraber yürümeye kandırmanız gayet isabetli olur. Böyle bir yürüyüşe giderken yanınıza şunları mutlaka almalısınız;       

 Rahat terletmeyen ama su da geçirmeyen bir ayakkabı ( eğer rotanız hafif eğimli ve taşlık bir arazi ise bilekleri korumak için boğazlı bir model tercih etmekte fayda var.) Basit ama kullanışlı bir çakı, güneş kremi, güneş gözlüğü, atıştıracak, açlık bastıracak ağır olmayan yiyecekler. Su, gerektiğinde navigasyon için bir pusula (tamam artık bütün cep telefonlarının GPS’leri var ama yine de eski ve klasik yöntemler hala daha güvenilir) Yürüyüş yolunuzun haritası (artık bu haritaları googlemaps.com ‘dan rahatlıkla indirip çıktı alabiliyoruz.) Küçük bir el feneri, bir çakmak veya kibrit, temel ilk yardım kiti, şarjı tam cep telefonu (bir de bir düdük) ve yedek kıyafet (rotanızın uzunluğu ve hava şartlarına bağlı olarak)

Bütün bu malzemeleri unutmak mümkün, işte bunu engellemek için ne kadar profesyonel olursanız olun bir kontrol listesi her zaman başucu dostunuzdur. O yüzden siz listenizi unutmayın o size diğer eksikleri hatırlatır.
Tabii işin en önemli kısmı rotanızı daha yola çıkmadan belirlemeniz ve başlangıçta yapılan yürüyüşlerin ekibin içinde performansı en düşük kişiye göre ayarlanması. Gereksiz yere alınacak riskler ileride yapmayı planladığınız bir çok şeyin ertelenmesine ya da daha kötü sonuçlar oluşturabilecek kazalara yol açabilir.  Basit ve zorlu olmayan doğa yürüyüşleri hem kendinizi, performansınızı daha iyi değerlendirmenizi hem de hangi doğa sporuna daha çok ilgi duyduğunuzu belirlemeye yardımcı olur.
Başta da dediğim gibi doğa yürüyüşleri ile amacınız kendinizi sonuna kadar zorlamaktan ziyade basit ve keyifli bir başlangıç yapmak olmalı, zaman içinde çalışma ve heves ile kendinizi çok daha fazla geliştirirsiniz zaten. Doğa yürüyüşlerine başlamadan ya da başladıktan kısa bir süre sonra da ilk olarak bir ilk yardım eğitimi almakta sizi ve beraberinizdekileri daha güvenli hissetirecektir.
Bir de geri dönüş yollarına dikkat edin çünkü doğa sporlarında meydana gelen kazaların büyük çoğunluğu dönüş yolunda yaşanıyor. Yani kendinizi tüketmeden dönüş yoluna geçmeyi ve yorulduğunuzda kısa molalar vermeyi unutmayın.  Sonra mı? Önce kendi Everest’inize tırmanınki zirvenizden diğer zirveleri görüp onlara doğru da yola koyulabilin.

Fotoğraf: Usman Omar/unsplash.com

Benzer İçerikler
Devamı

Nöro-Çeşitlilik…

Hayatım boyunca yüksek sesle müzik dinleyen insanlara imrendim. Nedense yüksek ses karşısında  aklı karışabilen, söyleyeceği şeyi unutan biriyim.…
Devamı

Korkuyorum! Korkuyor musun?

Korku, şiddet ve yetkeci kişilik özelliklerinin yayılımı bugünün dünyasında yalnızca televizyonla sınırlı değil. 1950’lerden çok farklı bir noktadayız.…
Devamı

Gülmek Devrimci Bir Eylemdir!

Tutuklu olduğum süreçte gazete abonelikleriyle birlikte Leman Dergisi aboneliği de talep ettim. Devrimci bir tavır olmasından öte öncelikle…
Devamı

Panik yok! Yaşamaya devam…

Dünya pandemi sonrasında “yeni anormal”in gelmesini beklerken, hiç görülmemiş bir iştahla “eski normal”e dönüşün panik ve şokunu yaşıyor.…

Reportare, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal, çevresel, ekonomik ve siyasal olayları analiz eden, bu alanlarda farklı görüşlere sahip programcı ve konukları ile yaşanan sorunlara yapıcı çözümler sunmayı amaçlayan tam bağımsız bir ortak yayın inisiyatifidir.

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli içerikler sunabilmek için desteğinize ihtiyacımız var. Youtube KATIL botunu üzerinden bize katkıda bulunabilirsiniz.

KATIL