Kademeli Dalışta Köpekbalıkları Bizi Yer mi?

0
245

Sualtı dünyasına merak salıp bir an gelip artık aletli dalışa başlayayım diye düşünen insanların suya, denize, doğaya aşinalık durumlarına göre kafasında “köpek balıkları bizi yer mi” ve benzeri pek çok soru döner durur. 

Kafamda Derin Sorular…

– Köpekbalıkları beni yer mi? 

– Sualtında havam biterse ne olur?

– Vurgun yer miyim?

– Dalış ekipmanım sualtında bozulursa ne olur?

– Sualtında en tehlikeli canlı hangisi? 

– Sualtında üşür müyüm? Üşürsem ne yapmalıyım?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Bu yazıda yine de burada duralım. Sorulara cevapları da yazının sonuna bırakalım. Ben size bu defa uzun ve sağlıklı dalış yapmanın en keyifli yolu olan kademeli dalışı anlatayım. 

Dekompresyon Hastalığı Nedir? 

Aletli dalış denince herkesin aklına gelen en büyük sağlık riski dekompresyon hastalığı. Halk diliyle vurgun. Dekompresyon hastalığı nedir derseniz en basit şekliyle şöyle anlatayım. Basınç altında gazlar küçülür. Zaten dalış yaptığımız tüpleri hava ile doldurabilmek de bu sayede mümkün. Hatta basınç altında küçülen gaz belli bir basınçtan sonra sıvılaşır. Bu bizim için neden önemli? Çünkü basınç altında küçülen gazlar üzerlerindeki basınç azaldıkça yeniden genleşir.

Sportif Dalışta genel olarak sadece tüpte korozyon yapmaması için nemi ve yağı filtrelerle ayrıştırılmış normal hava kullanırız. Karışım gazlarla teknik dalış ve nitrox dalışı ise başka yazının konusu olabilir. Zaten teknik dalış ve nitrox karışımlar ile dalışın ayrıca eğitimi var. Tüpteki hava normal hava yani içindeki gazların oranı da aynı. Tüpteki havanın % 21’i oksijen, % 78’i azot yani nitrojen geri kalan % 1 ise helyum, hidrojen, kripton, argon, neon, ksenon gibi gazlardan oluşur. 

Gazlar Basınç Altında Küçülür! 

Dalış sırasında nefes alıp verirken aldığımız havadaki oksijeni kullanırız. Ancak kullanmadığımız nitrojen basınç altında giderek yoğunlaşır, küçülerek, sıvılaşarak kana karışır. Buraya kadar bir sorun yok. Yüksek basınç altında nitrojenin ayrıca azot sarhoşluğu ya da derinlik sarhoşluğu denen bir olası etkisi daha var ama bu da başka bir yazının konusu olsun. 

Basınç altında kan dolaşımı ile vücuda yayılan ve özellikle yağlı dokular tarafından emilen nitrojen birikir. Dalışı belli bir derinlikte durdurup yeniden yükselmeye başladığımız anda basınç azaldıkça, nitrojen yeniden genleşmeye başlar. Bu yüzden dalış sırasında dalış bilgisayarı ve bilimsel araştırmalar sonucu belirlenmiş tablolar kullanırız. Eğer dalışın sonunda yüzeye çok hızlı çıkarsak, vücudumuzdaki nitrojen hızla genleşir, ve vücudun bazı bölgelerini bloke eder. İşte buna dekompresyon hastalığı diyoruz. 

Sportif dalışta limitlere uyulursa dekompresyon hastalığı riski çok düşüktür!

Şimdi bu kadar, fizik, kimya, biyoloji dersi yeter biraz da güzelliklerden bahsedelim. Dekompresyon hastalığı riskini hangi derinlikte ne kadar süre kaldığınız belirler. Ancak dalışta başlangıçta inmek istediğiniz en derin noktaya inip orada tabloların ya da dalış bilgisayarının limitlerinde kaldıktan sonra hemen dalışı bitirmek yerine farklı derinliklerde vakit geçirerek dalışa devam edersek, “vurgun riski” minimuma iner. Zaten her dalışın sonunda 5 metrede 3 dakika bekledikten sonra yüzeye çıkma sebebimiz de budur. İşte farklı derinliklerde yavaş yavaş yükselerek gezdiğimiz dalışlara kademeli dalış diyoruz. 

Sportif Dalışlar Çoğunlukla Kademeli Dalıştır!

Sportif dalışlar sualtını gezme görme, farklı canlılar ve oluşumlarla tanışma dalışları olduğu için indiğimiz derinliklerden çok geçirdiğimiz vakit önemlidir. Yani kendimizi riske sokmak anlamsızdır. Üstelik sualtında ilgimizi çekecek SCUBA dalış limitleri içinde görebileceğimiz canlılar genellikle 50 santimetre ile 20 metre derinlik arasında görülür. 

Yukarıda gördüğünüz tablo PADI Dalış sisteminin dekompresyon hastalığı riskine girmeden  hangi derinlikte ne kadar kalabileceğimizi gösteren tablosu. Gördüğünüz gibi örneğin 18 metrede maksimum kalabileceğimiz süre 56 dakika. İşte bu 56 dakikanın tamamını 18 metrede geçirmek gerekmez. Örneğin 18 metrede 15 dakika, 12 metrede 15 dakika, 9 metrede 20 dakika kalabiliriz. Hatta dalışın sonunda 5 metrede 3 dakika da emniyet beklemesi yaparsak toplamda 5o dakikadan uzun ve çok güvenli bir dalış yapmış oluruz. Kademeli dalışın ardından gelecek haftalarda belki de aynı gün içinde birden fazla dalış yaptığımızda bu hesaplamaları nasıl yaptığımızı da konuşuruz. 

Peki En Baştaki Soruların Cevapları Ne? Kısa Kısa… 

– Hayır, köpekbalıkları durup dururken sizi yemez. Habitatına girdiğimiz her canlı bizden doğal olarak tedirgin olur. Ancak sualtında hiç bir canlı bize durup dururken saldırmaz. Hatta köpekbalıkları çoğu zaman yüzeydeki yüzücüler için tehlikelidir. Sualtındaki dalgıçları kendisi gibi iri sualtı canlısı olarak değerlendirebilir. Haa bir de köpekbalığı görmeye dalmak için daha uzun bir yolunuz var, o zamana kadar bu soruya tüm cevapları öğrenmiş olursunuz. Hem maalesef öyle yeterince herkesi ısıracak kadar köpekbalığı stoğumuz yok sualtında. 

  • Sualtında havamız öyle küt diye bitmez, bitemez. Normal şartlarda yüzeyde 1 dakikada yaklaşık 20 litre hava tüketiriz. Basınçla birlikte sualtında her on metrede bir bu basınç 1 atmosfer artar. Yani 10 metre derinde, 1 dakikada ortalama 40 litre, 20 metrede 60 litre hava tüketiriz. Normal hava dolu olan tüplerimizde genelde 200 atmosfer hava olur yani, 12 litrelik bir tüpün içinde 2400 litre hava bulunur. Bu da 20 metre derinlikte 120 dakika demek. Sportif dalışlar zaten en fazla 45-50 dakika olarak yapılır. Yani sportif dalış limitleri içinde dalarken dolu bir tüple dalışa başlarsanız havanızı sonuna kadar bitirmeniz öyle kolay bir şey değil. Haa oldu havanız bitti,  o zaman ne yapacağınızı da biz dalış eğitiminde anlatıyoruz, uygulamalı gösteriyoruz. Bir de küçük bir tüyo, SCUBA yani aletli dalış tek başına yapılan bir spor değil. 

– Halk arasında vurgun denilen dekompresyon hastalığı aletli dalış denince akla ilk gelen tehlikelerin başında gelir. Dekompresyon hastalığı ciddi bir risktir. Eğer sportif dalış eğitiminde size anlatılan, öğretilen limitlere uyarsanız dekompresyon hastalığına yakalanma ihtimaliniz çok ama çok düşüktür. Dekompresyon hastalığının nasıl oluştuğunu nasıl tedavi edildiğini başka bir yazıda uzun uzun anlatabilirim. Ancak sualtına merak duymaya başlamış insanlar için şimdilik dekompresyon hastalığının öyle filmlerde gördüğünüz gibi olmadığını söyleyeyim. Üstelik gelişen bilim sayesinde dekompresyon hastalığı riskini neredeyse sıfıra düşürerek dalış yapmak mümkün. 

  • Dalış ekipmanı genel olarak sualtında bozulsa da siz yüzeye çıkana kadar iş görecek şekilde tasarlanır. İngilizcesiyle söylersem dalış ekipmanı “fail safe”tir. Örneğin dalış sırasında bize hava sağlayan regülatörümüz bozulursa serbest akışa geçer. Bu durumda eğitimde öğrendiğiniz şekilde regülatörden hava almaya devam ederek yüzeye çıkabilirsiniz. Bir de tekrar edelim SCUBA tek başına yapılan bir spor değildir, malzemenizde sorun yaşadığınızda size yardım edecek insanlarla çevrilisiniz. 
  • Sualtında karşılaşabileceğiniz en tehlikeli canlı karadaki ile aynı: insan. Hatta sualtında neredeyse bütün canlılar refleks olarak bizden elinden geldiğince kaçmaya, uzak durmaya çalışır. 

– Sualtında üşümeniz mümkün ancak daldığınız ortama uygun dalış kıyafeti ve ekipman kullandığınız takdirde çok üşümezsiniz.

Sualtı dünyası, aslında yüzeyden hem çok farklı hem de değil. Sualtında keyifli ve güvenli dalışlar yapmak için sportif dalış limitlerine uymak gerekir. Aletli dalışta limitlere uymadığımızda, malzememize özen göstermediğimizde, tehlikeye ve sorunlara davetiye çıkarırız. 

Dalın sağlıcakla…

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz