Kıyı Dalışı mı? Tekne Dalışı mı?

Merhaba,

Salgın sonrası dünya acaba daha iyi bir yer olur mu diye düşünürken, salgın giderek kalıcı, sıradan ve kanıksanmış hale geldi. Üstelik 2 yılın sonuna gelirken milyonlarca insanı erken kaybettik, yüzbinlerce insan ömür boyu sağlık problemleri ile yaşamak zorunda artık. Salgının başında getirilen kısıtlamalar, kapanma süreçleri karantinalar sırasında dünyadaki gelir ve fırsat adaletsizliği adeta seviye atladı, bazı ülkeler bütün vatandaşlarına eşit yardım eli uzatmaya özellikle en altta ezilenlere destek olmaya çalışırken bazıları da altta kalanın canı çıksın biz yukarıdakileri kurtaralım yaklaşımı ile garip önlemler ve yardım paketleri uyguladı, zengin ülkeler salgındaki gelir kaybını eski birikimlerle kapatırken, aralarında ülkemiz gibi makus talihini yenemeyenler borç denizinde daha da derine indi, gidişat da pek parlak değil.

Biliyorum, böyle karamsar bir giriş yaptım ama sırf yukarıda yazdığım sebeplerden bugün gelin havadan sudan, incir çekirdeğini doldurmayacak dertlerden, sabun köpüğü tartışmalardan konuşalım. Şöyle bir soru ortaya koymak istiyorum, kıyı dalışı mı daha keyiflidir? Tekne dalışı mı?

Genel resme bakınca çoğunluk konforu, farklı noktalara dalış yapma, daha kaliteli vakit geçirme olanakları sebebiyle tekneden dalış diyecektir biliyorum o yüzden önce tekne dalışının güzel yanlarıyla başlayalım:

Fotoğraf: Tamer Durak Arşivi

Tekneden dalış yaparken aynı gün içinde çok farklı 2 dalış noktasında bambaşka dalışlar yapmak mümkündür, malzeme taşıma derdi yoktur, dalışlar arasında rahatça zaman geçirme teknenin konforundan yararlanma üst güvertede güneşlenme, teknenin sunduğu imkanlardan faydalanma şansı vardır. Dalışa başlarken sıkıntı azdır, malzemenizi hazırlarsınız, platforma gidip paletinizi giyer, malzemenizi ister suda ister güvertede kuşanır, bir adımda suya atlarsınız.  Tekneden beş metreye bir emniyet tüpü sarkıtılır, dalış bitiminde biraz tekneden uzaktan yüzeye çıksanız tekne gelip sizi oradan da alabilir. Tekne ilk dalış noktasına mavi patiskaları yara yara yol alırken SCUBA setinizi hazırlayabilir, sıcak ya da soğuk içeceğinizi yudumlarken buddynizle laflayabilirsiniz. İki dalış arasında, dalış bölgesi değiştirirken de yine tüpünüzü değiştirebilir, dalış ücretine dahil yemeğinizi yiyip, teknenin tuvaletini, duşunu kullanabilirsiniz.

Tekne dalışı deyince bir parantez de liveaboard yani teknede kalarak yapılan dalış gezilerine de değinelim, tekne ile 3 gün, 5 gün, bir hafta süren mavi tur tadındaki dalış gezileri her dalgıcın hayalidir çünkü neredeyse kara ayak basmadan günlerce tekne yemek, içmek, dalmak, hep dalış konuşmak denize, güneşe eğlenceye, su altına doymak bambaşka bir histir.

Peki bu kadar tekneden dalışı övdükten sonra kıyı dalışının artısı nedir diyeceksiniz, işte orada bambaşka keyifler ortaya çıkıyor. Örnek olarak Saros’taki İbrice Limanı’nın her 2 yanında yer alan dalış noktalarından bahsedelim. Evet İbrice’de özellikle Liman’ın solunda kalan dalış noktalarına malzeme indirmek, hazırlık yapmak zordur, araçtan ağır malzemeleri kıyıya taşımak orada dalış elbisesi giymek, SCUBA kuşanmak paletler elde soğuk suya girmek zahmetlidir, yorar.

Fotoğraf: Tamer Durak Arşivi

Ama kıyıdan dalışında keyfi biraz bu zorluklarda, biraz da dalış dışında kalan zamanlarda dalış teknesinin sunamadığı konfor ve eğlencededir. Dalış noktasında istenirse günlerce kamp yapma imkanı aynı dalış noktasını ezberleme, ahtapotlarla, mürenlerle tanış olma, her taşı tanıma şansı bulunur, dalış limitlerine uygun olarak teknedeki sınırlı zamana göre daha uzun, daha keyifli yukarıda bekleyen var mı, tekne gider mi? Bir sonraki dalış kaçta olacak derdi olmadan dalışlar yapabilirsiniz. Tekne dalışı yapılan bölgelerde her gün gece dalışı imkanı bulamayabilirsiniz ama kıyı dalışı yaparken istediğiniz saatte dalış yapma şansınız yüksektir -evet bu liveaboard teknesinde de mümkün ama kıyı dalışı kadar kolay değil- sabah erken, gecenin bir yarısı, akşam üstü dalabilirsiniz, oysaki tekne turlarında eninde sonunda bir zaman sınırlamanız vardır.

Tekne dalışlarında bir avantaj örneğin 20-30 metredeki bir batığın tam üzerinden dalış yapmaksa, kıyı dalışında da kıyı formasyonunu takip ederek daha güvenli dalış rotaları çizilebilmesidir. Tabii kıyıdan da çok açıkta olmayan batıklara biraz yüzeyden yüzerek kerterizler kullanarak batık veya resif dalışı yapmak mümkündür.

Bazen kıyı dalışı yaptığınız bir dalış noktasına tekne ile gelip deniz tarafından yapacağınız dalış da bakışınızı ve algınızı değiştirir ama bazı bölgelerde kıyıdan yapılan dalışın keyfi daha yüksek iken bazı bölgelerde teknesiz dalış yapmanın imkanı yoktur.

Sonuç olarak benim için tekne dalışı ve kıyı dalışının ayrı ayrı güzellikleri var, ben dalayım bana yeter.


Benzer İçerikler
Devamı

Bataklık

Tarihi günlerden geçtiğimiz şu anlarda, piyasalar veya ekonomik durum dışındaki konulardan bahsedince insan kendisini gündemden kopuk, ana yoldan…
Devamı

Değişimler-3

2020 yılı çok ilginç geçmişti. Artık biraz normalleşiriz dediğimiz 2021 yılı daha da ilginç geçiyor. Bitmeyecek gibi duruyor.…