YKS üzerimizden geçti. Peki PISA 2025’e hazır mıyız?

0
235

YKS sonuçlarımız içler acısı. Bugün, Türkiye’de PISA 2025’e katılacak çocuklarımız ise henüz 12-13 yaşlarında. Bu yaş grubundaki biricik çocuklarımızın geleceğine yön ve karar verecek (!) değerli eğitimcilerimiz, sevgili velilerimiz; çocuklarınızı neye hazırlıyorsunuz?

ÖSYM’de panik : )

Türkiye eğitim sisteminden, eğitim kurumlarının ehliyetsiz yöneticilerinden, danışmanlarından ve ne yazık ki Türkiye’de bir bölgeyi yerle bir edip tüm çocukları okulundan mahrum bırakan depremden habersiz olan bir kurum olarak, ÖSYM’nin hazırladığı YKS öğrencilerin üzerinden silindir gibi geçti. Karnemiz felaket!

TYT (Temel Yeterlilik Testi), yani eskilerin tabiri ile birinci sınavda, konulara göre toplam soru sayısı, bu konularda öğrencilerimizin doğru yanıt sayıları ile başarı oranları şöyle.

Türkiye'nin 2023 TYT AYT karnesi.

TYT’de durum içler acısı iken AYT ise tam bir felaket. Bu sefer Türkiye’nin orta eğitim kalitesini dış mihraklar değil, Ankara’nın göbeğindeki bir kurum tespit etti. Yani ipliğimizi pazara çıkarttı. Herhalde şu anda “biz n’aptık” diye kara kara düşünüyordur. Artık buna da bir kılıf bulmak mümkün mü bilemiyorum. Deprem diyeceğiz ama, ikinci dönem konuları sınavda yer almadı.

Elbette, depremi yaşayan çocuklarımızın aldığı bireysel travmanın, yaşadıkları kayıpların psikolojisinin ve deprem sonrasında çalışacak yer dahi bulamamalarının etkisini sakın ola ki gözardı etmeyelim. Bu ülkenin, çocuklarının elinden çaldığı geleceğin vebalini nasıl ödeyeceğini, bizim nasıl ödeyeceğimizi, inanın şu anda hayal dahi edemiyorum.

PISA nedir?

Dünün ezberci temel eğitimini vermekte bile büyük sıkıntılar yaşarken, gelin bakalım geleceğin eğitiminde durumumuz nedir? Daha doğrusu, neler olacağından haberimiz var mı?

OECD’nin yayınladığı bir raporda Türkiye okullaşma oranı ile 130 ülke arasında 1. sırada yer alırken, eğitimin niteliği sırlamasında ise 99. sırada yer alıyor. Yani bina yapmakta üzerimize yok ama içini doldurmakta durumumuz çok kötü.

Dünyada ve Türkiye’de on yıllardır kapitalizmin cenderesine sıkıştırılmış, sadece sistemin ve devletlerin ayakta kalmasına odaklanmış şekilde niteliksizleştirilen örgün eğitimde geldiğimiz nokta bu.

Konumuza dönersek, OECD’nin 2000 yılından  beri, her üç yılda bir yaptığı eğitim araştırması PISA (Programme for International Student Assessment) testini çok duymuşsunuzdur. Test en basit tanımıyla, öğrencilerin okuma, matematik ve bilim alanlarında okulda edindikleri bilgi ve becerileri yaşamlarına ne ölçüde geçirebileceklerini ölçmeyi hedefliyor.

Niyetim testi yerden yere vurmak değil elbette ama, ölçülen şeyin ne olduğunu da göz ardı etmemek lazım. PISA’nın tanımında yer alan “yaşam”dan kastımız, elbette ki mevcut kapitalist sistemin ekonomik ve sosyal düzenine uyumlu olan bir yaşam. Kapitalizm, gelecek neslin aldığı eğitim ile, sistemin devamlılığı için sunduğu dokümanları ne ölçüde okuyup anlayabildiğini, kendi matematiğini ne kadar idrak edebildiğini ve onayladığı bilimi ne kadar geliştirebileceğini merak ediyor.

PISA testi 15 yaş grubuna ve üç yılda bir yapılıyor. Yani PISA testi, küresel ölçekte hakim olan sistemin, 18 yaşında “yasal kişi” tanımlı işçisi ve tüketicisi olarak kabul edeceği bireylerin, neyi anlayacağını, neyi hesaplayabileceğini ve neyi geliştirebileceğini bugünden öğrenmesine olanak sağlıyor.

Bir sonraki, yani 2025’te yapılacak, PISA testinde çocukların çevre bilimleri alanındaki yeterlilikleri de sorgulanmaya başlanacak. Yeni testte insanmerkezci (yani anthropocentric) dünyada yetişen çocukların, değişen iklim çağında sürdürülebilirlik bilgilerini kullanma yetkinlikleri de sorgulanacak.

PISA 2025'in yeni çerçevesi.

İnsan ve çevre ilişkisine odaklanmış olan bu yeni çerçevede üç ana başlık yer alıyor ve çocukların bu başlıklar altındaki konuları algılama ve yorumlama kabiliyetleri ile bu başlıklardaki yetkinlik ve yetenekleri sorgulanıyor.

Birinci başlık, insan tarafından oluşturulan sosyal, kültürel ve ekonomik sistemlerin dünya sistemleri ile ilişkisini anlamak ve analiz edebilmek yetkinliğine odaklanıyor.

İkinci başlık, çocukların gelecek için çözüm üretebilme, karar alabilme, ortak çalışmalar içine girebilme ve eyleme geçebilme yetkinliklerini inceleyecek.

Üçüncü başlık ise, çocukların diğer insanlara, diğer türlere ve gezegene karşı ilgi ve eğilimleri ile farklılıklara saygı duyma olgunluklarını değerlendirecek.

Eğitim çökerken, çocukları kurtarmak

Sorgulanacak yeni yetenek ve yetkinliklere hiç hazır olmadığımız ortada. Biz hazır olmadığımız için, içeriğine bizim karar vereceğimiz eğitimi alan çocuklarımız da hazır olmayacak. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak olan eğitimcilerimiz ve velilerimiz eski kapitalizmin sıralarından geçtiler ve onun eğitimini aldılar. O bilgiyi de yine OECD’nin tabiri ile yarım yamalak aldılar.

Dünya tatmin edici olmasa da bu durumu değiştirmek yönünde çaba sarfediyor. Bunda gerekçe büyük ölçüde yeni kapitalizmin mevcut insan ile devam edemeyecek olması. Ancak yine de yeni gereklilikler, biraz daha çevresini algılayan ve önemseyen ve diğerine saygı duyan bireylerin yetiştirilmesini zorunlu kılıyor.

Türkiye’de PISA 2025’e katılacak çocuklarımız henüz 12-13 yaşlarında. Bugün bu yaş grubundaki biricik çocuklarımızın geleceğine yön ve karar verecek değerli eğitimcilerimiz, sevgili velilerimiz; çocuklarınızı dünyanın geleceğine mi hazırlıyorsunuz yoksa, THE (Times Higher Education) listesinde ilk 300’e dahi giremeyen Türkiye’nin içi boşaltılmış üniversitelerinden birisine mi yerleştirmeye çalışıyorsunuz. Siz karar verin.

Kalın sağlıcakla. Sevgi ve saygılarımla,

Görsel : Glenov Brankovic, https://unsplash.com/