Bu ülkenin iyi bir yurttaşıydım ben…

Sinan Dirlik: Önceki soru ile bağlantılı bir sorum daha olacak. Cevap vermeyebilirsin ama bunu sormak benim için bir mecburiyet. Bir yöntem olarak ölüm orucuna itiraz edenlere, ölümün kıyısından dönüp mücadelenin başka yöntemlerine yönelenlere karşı çok kaba, çok saldırgan bir dilin seçildiğini görüyoruz. En son Grup Yorum adına yapılan bir açıklama var, eski bir üyelerine karşı çok tepki gösterilen bir açıklama. Elbette Grup Yorum adına konuşman söz konusu olamaz. Yorum adına konuşmanı da Yorum’u savunmanı ya da eleştirmeni de beklemiyorum. Sadece bu “çok kaba üslup” hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum. Ölüm orucunu seçmemek, bir eylemi yarıda bırakmak “ihanet midir”? Sol içi tartışma ve eleştiride bir üslup sorunu yok mu sence de?  Dediğim gibi, yanıt vermek istemezsen ısrarcı olmayacağım.

Acun Karadağ: Hayır hayır! Kendi adıma yanıt veremeyeceğim hiçbir şey yok. Sonuçta ben de milyonlarca Grup Yorum dinleyicisinden sadece biriyim. Ve ölüm oruçları sürecinden önce Grup Yorum üyelerinin gri listelerle arandığını, başlarına ödül konulduğunu, kimi üyelerinin yurt dışına çıkmak zorunda kaldıklarını biliyorum. Kalan üyelerin de tutuklandığını ve ne konser hakkı ne de müzik faaliyeti yürütmelerine İçişleri bakanlığı marifetiyle izin verilmediğini biliyorum. Tam Bağımsız Türkiye sloganı ile milyonlarca insana konserler veren, emperyalizm karşıtı söylemleri gençler arasında yayan bir müzik grubunun konser vermesine, milyonları etkilemesine bu iktidarın izin vermeyeceği, son yaşanan kirli ilişkiler içindeki şahısların, pis işlerini yapmalarında önlerine engel çıkartanları bertaraf edeceği açıktır. Bu nedenle Grup Yorum’a yapılan saldırıların karşısında Grup Yorum’un müzik ve konser faaliyeti yürütme hak taleplerinin yanında olduğumu söylemem gerek.

Tüm bunlar olurken kaç kişi Grup Yorum için destek açıklaması yaptı? Kaç milletvekili, demokratik kitle örgütü Grup Yorum’a yapılanlar karşısında kamuoyuna açıklama yaptı, duyurulmasını sağladı? Ta ki Grup Yorum üyeleri ölüm orucuna başlayana kadar… Yukarıda anlattığım meselenin bir benzeri…

Grup Yorum’un bazı açıklamalardaki dilini elbette onaylamıyorum. Ancak karşısındaki dili de onaylamıyorum.

İdeolojik farklılıklardan kaynaklı Grup Yorum’a yönelik saldırı dilini zaten yok sayıyorum. Bunu kabul etmek mümkün değil. Dinleyicilerinin yaptıkları eleştirileri de Grup Yorum’un kendi içinde değerlendireceğini düşünüyorum. Halk, üslubu ile söylenecek her söyleme açıktır ve anlayabilir. Üslubu aşmak, hedef göstermek, hakaret ya da küfürle bir şey söylemek mümkün ama bunun halkta karşılığı yok! Açıklamaları dostane uyarı ile eleştirmek başka, düşmanca bir dille zaten devletin hedef gösterdiğini hedefe koymak başka bir şey… Ortak düşmanı şaşırmış insanlarla ve yapılarla karşılaşıyoruz bazen. Bazen devletin şiddetine karşı Grup Yorum’un yanında söz söylemeyip, devleti karşısına almayanların fırsatçılık yaparak ideolojik saldırıya geçmeleri de başka bir tartışma konusu. Grup Yorum’un da elbette ki bir ideolojik bakışı var, karşısında yer alanların da…  Her ideolojinin sempatizanlarına karşı aynı şeyleri söylüyorum; Sert söylem başka bir şey ama küfür ve hakaret ancak ideolojik yetersizliğin işaretidir.

Tartışmak-eleştirmek kimseyi rahatsız etmemeli. Gerçekler, doğrular eleştiri ve özeleştiri yapılırsa ortaya çıkar. Kişi ve kurumlar bu şekilde gelişir. Ancak sen de bilirsin; bazen sisteme yönelmesi gereken öfke, sistemin dövdüğüne yönelir. Bu elbette kırgınlık ve öfke yaratıyor. Ben üslup doğru olduğu sürece anlatılamayacak hiçbir şey olmadığını düşünenlerdenim. Ha baktınız bir şey anlatamayacağınız biri var karşınızda, atlar geçersiniz. Özde şöyle düşünelim, makam mevki çıkar gözetmeden, sadece gelecekte çocuklarımıza iyi bir dünya bırakmak için dövüşenler var. Onların yaralarını sarıp güç vermek yerine yaralamak da kendimize düşmanlık olur. Elbet dünya çiçek ve böcek lay lay lom değil. Bizler de isteriz çiçek böcek yaşayacağımız günler gelsin. Ama katledilen çocuklara, kaybedilen insanlara ağıtların yükseldiği, gençlerin hapishanede zulme uğradığı, işçinin emekçinin aç bırakıldığı, yüzlerce insanın umudunu yitirerek intihar ettiği bu coğrafyada ezilenlerin birbirini kucaklamasından başka seçeneğimiz var mı bilmiyorum. Herkes sözüne davranışına bir kez daha baksın!

Benzer İçerikler
Devamı

Yeni Başlayanlar İçin: Ulvi Yaman 101

Sinan Dirlik: Tanıdığım en iyi babalardan  birisin. Babalığı sonsuza kadar şahane biçimde sürdürebilme potansiyelin var, her dakikasının izleyicisiyim…