Ulvi Yaman: Türkiye ve dünyada pandemi, kültür endüstrilerinde üretim yapan çok az sayıda kişi dışında bu sektördeki çok büyük bir çoğunluğu kötü etkiledi ve aslında bu sektörlerin ne kadar kırılgan olduğunu gördük. Daha az hasarlı atlatılabilir miydi sence?
Funda Lena: Daha hazırlıklı yakalanılsaydı daha az hasarla atlatılabilirdi elbette. Örneğin pandeminin başlamasıyla kültür sanat alanında apar topar girişilen dijital dönüşümün adımları daha önce atılmış olsaydı bu konuda daha hızlı alternatifler yaratılabilirdi. Nitekim dijital dönüşüme pandemi öncesinde başlamış olan firmaların bu süreci daha kolay atlattığını bizzat kendi yaptığım görüşmelerden biliyorum.
Bunun yanı sıra birçok kültür sektörü yeterimce örgütlü olmadıkları için pandemi dönemini daha zor atlattıklarını söylüyorlar. Eğer örgütlenmeleri daha kuvvetli olsaydı da belki finansal desteklerin daha hızlı ve daha yüksek miktarlarda sağlanması bakımından daha hızlı ve verimli hareket edilebilirdi.
Ulvi Yaman: Özellikle pandemi döneminde kültür endüstrisinde çalışanlara devlet yardımları yeniden gündeme geldi. Sanatçı-devlet ilişkileri hangi düzlemde olmalı sence? Özellikle bizim gibi toplumlarda hassas bir dengesi var biliyorsun, iktidarlar yalnızca kendi politikalarına uyan, muhalefet etmeyen sanatçıları desteklemek eğiliminde. Kültür/sanat üretimi yapan devlet kurumları ise istisnasız bunlara devletin ideolojik aygıtları olarak bakıyor ve tek sesliliğe yöneltiyor. Ne dersin? Bu ilişki nasıl kurulmalı?
Funda Lena: Gelişmiş ülkelerin kültür politikasında bu konuyla ilgili bir terim vardır; “kol boyu mesafesi prensibi”. Yani devlet sanata destek vermeli fakat sanatın içeriğine karışmamalı. Bu aslında bu kadar basit ve net. Devlet sanatın her dalına ve her sanat dalının içindeki tüm alt türlere eşit mesafede olmalı, hepsini desteklemeli fakat sanat üretiminin nasıl olacağına, sanatçının hangi mesajları ne şekilde vereceğine karışmamalı. Bunun için de destek mekanizmalarının objektif kişilerce ve objektif kriterlere göre yönetilecek şekilde kurgulanması gerekli tabii.

Ulvi Yaman: Kültür/sanat üretimleri anlamında elbette dünyaca tanınmış Türkiyeli isimler var ama çok değil. Bunun sebeplerini neye bağlarsın? Dil? Kültürel farklılıklar? Üretimlerin evrensel normlara uymaması?
Funda Lena: Dil elbette ki önemli bir etken. Dünya çapında en yaygın şekilde bilinen dillerin başında İngilizce geldiği için doğal olarak da İngilizce eserler tanınırlık elde etme şansı bakımından bir adım önde. Fakat edebiyat ve sinema/TV eserlerinin yabancı dillere çevrilerek dünyanın her yerinde kabul görmesi mümkün. Görsel sanatlar alanı gibi dili olmayan alanlarda ise uluslararasılaşamamanın sebeplerini tanıtım ve pazarlama eksiği, bu alandaki küresel ağlara yeterince entegre olamama gibi yerlerde aramak lazım. Müzik alanı ise Türkçe sözlü şarkılar için dahi aslında büyük ölçüde evrensel bir dil aslında. Bu alanda dünya markaları yaratamama nedenimiz ise bence en büyük yatırımların standart, tekdüze ve büyük ölçüde batı taklidi müzik projelerine yapılıyor oluşu. Anadolu topraklarının müzikal zenginliğini ustalıkla kullanan müzikal işlerin doğru bir markalaşma ve pazarlama stratejisiyle dünyada daha büyük bir karşılığı olacağına inanıyorum.
Ulvi Yaman: Bir yandan akademisyenlik devam ediyor, bir yandan müzikle uğraşıyorsun, kitap yazıyorsun, Lena&Mama bebek kitapları işin var, Kültür Ağı Platformu var, Kreksa Kültür ve Sanat Araştırmaları var, Lena Cars var… Nasıl yetişiyorsun? Kültür Ağı Platformu ve Kreksa Kültür ve Sanat Araştırmaları bölümlerini biraz açar mısın? Neden böyle bir girişime ihtiyaç duydun ve neler yapıyorsunuz?
Funda Lena: KREKSA Kültür Sanat Araştırmaları’nı 2015 yılında doktora eğitimim sırasında kurdum. Kültür sanat alanına odaklanmış bir araştırma şirketi olmadığını görmem dolayısıyla. Avrupa’da birkaç benzer kurum var fakat benim bildiğim kadarıyla Türkiye’de yoktu. Bu alanda kendi ilgi duyduğum ve ihtiyaç olduğunu gördüğüm konu başlıklarında araştırmalar yapıyor, raporlar yayınlıyorum. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Ekonomi alanında tamamladığım ve daha sonra kültür endüstrileri üzerine doktora yaptığım için yaptığım araştırmalar da genellikle kültür ekonomisi eksenine oturuyor. Özellikle kültürel sektörlerin yaratabilecekleri katma değeri ve dolaylı ekonomik etkileri gösteren çalışmalara odaklanıyorum. Bunun yanı sıra kültür sanat alanında her türlü çeşitliliğin önündeki engelleri masaya yatıran, eşitsizliklerin altını çizen ve bunları aşmak için yapılması gerekenleri tartışan çalışmalar yapmayı da önemsiyorum.
Kültür AĞI ise sanatçılar ve kültür profesyonelleri için bir işbirliği ve iletişim platformu olarak Nisan 2020’de kuruldu. Kültürel sektörlerin aktörleri arasında var olan iletişim ve koordinasyon eksiklikleri uzun yıllardır sürekli dile getirildiğine şahit olduğum bir problemdi. Bu soruna biraz olsun bir çözüm olması gayesiyle bu platformu kurdum. 2 senedir çok sayıda online toplantı gerçekleştirdik, sektörlerin sorunlarıyla ilgili raporlar hazırladık, çeşitli uzmanlıklara sahip üyelerimizin tecrübelerini diğer üyelerimizle paylaşmak için video söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizin birbirleriyle eşleşerek projeler geliştirmeleri için aracı oluyoruz. Şu an 500’e yakın üyemiz var. Kültür sanat alanında faaliyet gösteren herkes www.kulturagi.com adresinden ücretsiz olarak üye olabiliyor. Ben kendi adıma Kültür AĞI sayesinde birçok değerli sanat insanını yakından tanıma ve onlarla birlikte iş geliştirme, ufuk açıcı sohbetler yapma, onlardan yeni şeyler öğrenme fırsatını yakaladığım için çok mutluyum.
Ulvi Yaman: Kültür ve sanat alanında çok iyi üretimler yapan ama “network”leri olmadığı için nasıl ilerleyeceklerini bilmeyen yetenekli bir çok genç var. Genel anlamda ne önerirsin kendi yollarında ilerleyebilmeleri için?
Funda Lena: Network edinmelerini öneririm 🙂 Gerçekten de günümüz koşullarında sanatınızı kendi başınıza üretmeniz son derece mümkün. Sanat alanında “bağımsızlık” kavramı çok yaygınlaşmış durumda. Ama üretimden sonraki aşamalarda başarılı olmak için gerekli ilişkileri kurmak, güç birliği yapmak çok önemli. Bu anlamda Kültür AĞI gibi kolaylıkla dahil olabilecekleri ağları araştırıp dahil olmalarını tavsiye ederim. Onun dışında dağıtım, tanıtım, markalaşma, pazarlama gibi ihtiyaç duydukları konularda kendilerini geliştirmeliler. İnternette bu anlamda yüzlerce yazı, online eğitim vs. bulmaları mümkün. Hatta ben de şu anda yirmi civarı uzman eğitmenle birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü katkılarıyla “ARTENPRENEUR Sanatçılar İçin Girişimcilik Eğitimleri” platformunu hazırlıyorum. Haziran 2022’de www.artenpreneur.com adresi üzerinden yayına girecek ve yılsonuna kadar tüm eğitimlerden ücretsiz faydalanılabilecek.
