Çalışma Alanım: Bilge Kösebalaban

0
14

Çalışma Alanım bugün sürpriz bir konukla devam ediyor. Türkiye’nin önemli rock gruplarından Direc-t’in vokal ve gitaristi Bilge Kösebalaban “orta oda” olarak tanımladığı çalışma alanının kapılarını bizlere açıyor. Aynı zamanda iyi bir koleksiyoner olan Kösebalaban ile keyifli bir söyleşi için bu taraftan…

Halil Duranay: Siz kimsiniz, entelektüel uğraşlarınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bilge Kösebalaban: Selamlar. Ben Bilge Kösebalaban, 80 doğumluyum. Grubum Direc-t ile 4 albüm yaptım, müzikotekten ukulele, arabesk yaylılar ve arabesk yaylılar/vokaller isimli 3 müzik bankası albümü yaptım, çizgi film şarkı dublajları, reklam müzikleri ve reklam seslendirmeleri yapıyorum. Bunun dışında da koleksiyoncuyum. 86’da 6 yaşımda  çizgi roman, güncel dergi ve mizah dergisi almaya ve biriktirmeye başlamıştım. 

Koleksiyon zamanla (30 yaşımla beraber) efemera ve Osmanlıca magazin, mizah dergileriyle gelişti. Bu toplayıcılık beni araştırmaya itti ve Osmanlıca bilim-kurgu eserlerin peşine düşerek kütüphane arama motorlarında seyyare, peyk gibi anahtar kelimler üstünden ilerleyip mahlukat kelimesiyle “Başka Dünyalarda Canlı mahlukat Var mıdır?” Eserine ulaştım ve Merve Köken Latin alfabesine çevirdi, ben de günümüz Türkçesine uyarladım. Karakarga yayınlarından çıkan eser bir haftada 2. baskı yaptı . Aynı şekilde çalışarak Merve’yle İskender Fahreddin Sertelli’nin polisiye hikayelerinden bir seçki yaptık ve bu hafta Makineli Kafa’nın Hikayesi çıktı. Şimdilerde de yeni bir eseri ama -1800’ler olduğu için daha zor bir dili var- günümüz diline uyarlıyorum , onu da yaza yetiştirme çalışıyoruz, bu Osmanlıca eser de sanırım büyük ses getirecektir. Bunun dışında koleksiyon, geek mevzular üstüne pandemiye kadar Güven E. Erkal’la Acayip isimli YouTube programını yapıyorduk, haftaya evlerden çekim yapmayı deneyeceğiz. Ayrıca 45’lik ve Alamet dergilerine de yazılar yazmıştım. Tabii pek çok proje var kafamda hala hayata geçiremediğim.. Bir başka çevirim de (bir tiyatro eseri) yakında İthaki’den çıkacak, o eserde de daha önce eserle ilgili bilinmeyen, ülkemizdeki geçmişine dair, bazı notları ekledim, heyecanla bekliyorum.

Halil Duranay:Çalışma alanınız gündelik hayatınızın ne kadarını kapsıyor?

Bilge Kösebalaban: Çeviri meşakkatli bir iş, sabah başlayıp gece bitirdiğim oluyor. Aynı şekilde dublajlar da keza, çoğu zaman revizyon vb. durumlarda gece de devam ediyorum.

Halil Duranay: Çalışma alanınızı kendinizle nasıl ilişkilendiriyorsunuz ve bu alanı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bilge Kösebalaban: Evin iki odasından biri olan orta oda mini stüdyo, kayıtları orada yapıyorum. Orası koleksiyonun da yer aldığı hobi odam aynı zamanda. İsmi benim için stüdyo ya da koleksiyon odası değil , orayı orta oda ismi ile anıyorum. Ve çalışacağım zaman Özlem’e ben orta odadayım diyorum.

Halil Duranay: Çalışma alanınızı sizin için önemli kılan şey nedir?

Bilge Kösebalaban: Orada olduğum vakitler altın değerinde. Kediler de benimle beraber orada takılmayı çok seviyorlar. Zaman zaman koleksiyonu açıp özellikle nadir Osmanlıca mizah dergilerini incelemek inanılmaz bir haz veriyor bana. Tabii enstrümanlarla koleksiyon da orada iç içe. 

Halil Duranay: Çalışma alanınız entelektüel üretiminizi nasıl tetikliyor?

Bilge Kösebalaban:Aslında benim için şu anda bu sorulara cevap yazdığım balkon ya da bir cafe de bir çalışma alanı. Artık hepimiz mobiliz sonuçta laptoplarımızla ama “orta oda” da olmak tabii ki her zaman huzur veriyor ve oradan çıkan işlere de bu huzur yansıyordur diye düşünmekteyim.

Halil Duranay: Çalışma alanınızdaki en tuhaf şey nedir, neden?

Bilge Kösebalaban: Her halde çakmanın çakması bu StarS War Uzay bootleginin bootlegi (figür Kenner), netten buldukları için de üstte bir detay var: “4 yas ve yukarısı için”, muhtemelen editlediler kötü çözünürlüklü fotoyu ve yazıyı da bu hale getirdiler. İngiltere’den almıştım bunu ebay’den.

Halil Duranay: Çalışma alanınızdaki en havalı şey nedir, neden?

Bilge Kösebalaban: Bu “Pearson’s Magazine” cildine sahip olmayı seviyorum. “War of the Worlds” ün ilk tefrika edildiği sayılar içermesi açısından. Gerçi Küçük Prens’in de ilk tefrika edildiği  “Çocuk ve Yuva”  cildine de aynı önemi veriyorum, ama saymaya başlarsam sanırım böyle birinci sırada birbirlerini ezerler bu arkadaşlar. 🙂

Halil Duranay: Çalışma alanınızda özel bir toteminiz var mı?

Bilge Kösebalaban: Sanırım yok.

Halil Duranay: Çalışma alanınızda üretirken yinelediğiniz özel bir ritüeliniz var mı?

Bilge Kösebalaban: Kapılar kapanır, sonra kediler kapıyı çalarlar açarım. Bir süre dururlar her yere çıkarlar. İş bir süre yarım kalır. Onlar bıkınca devam ederim. Sonra tabii ki kahve isteği işi sekteye uğratır. Sonra açlık, sonra gelen bir telefon derken, iş uzar da uzar. Ama hızlı bir şekildede her zaman “deadline” dan çok önce bitiririm.

 Halil Duranay: İmrendiğiniz başka birine ait bir çalışma alanı var mı varsa kimin ve neden?

Bilge Kösebalaban: Zamanında Los Angeles’ta bir arkadaşımın arkadaşı Amerikalı bir prodüktörün evine gitmiştim. Ev stüdyosunu Steam-Punk bir dizaynla yapmıştı. Çok istedim ama henüz o kadar büyük bir ev, imkan yok elimde 40 yaşımda. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz