Bertha Benz’in hikâyesi, yalnızca otomobilin değil, kararlılığın ve inancın hikâyesidir. Bir insanın, bir kadının, dönemin sınırlarını nasıl aştığını gösteren müthiş bir örnektir. Çünkü bazen en büyük keşifler laboratuvarda değil, yolda yapılır. Ve bazı yolculuklar var ki, motorla değil yürekle başlar.

1888 yazında bir sabah, Almanya’nın Mannheim kentinde bir evde sessiz sedasız, fısıltılar arasında tarihe geçecek, otomobilin tarihçesini ve kaderini değiştirecek bir seyahat plan yapılmaktaydı. Bu seyahat gerçekleştiğinde o günlerde ne bu haber gazetelerde sürmanşet olarak yer alacak ne de sokaklarda büyük kutlamalar yapılacaktı. Ancak otomobil ve otomobille ilgili her şey bu seyahat sonucunda sonsuza kadar değişecekti. Sabah erken saatlerde kimseye haber vermeden sessizce günler önceden yaptığı bu planı gerçekleştiren ve iki çocuğunu da yanına alarak sabah erkenden direksiyon başına geçen ve o güne kadar kimsenin denemediği, inanmadığı bir yolculuğa çıkan kadının adı Bertha Benz’di…
Bertha Benz 3 Mayıs 1849’da Cäcilie Bertha Ringer adıyla Pforzheim’da varlıklı bir marangoz ailesinin çocuğu olarak doğdu. Usta bir inşaatçı ve marangoz olan babası Karl Friedrich Ringer ve kendisinden 20 yaş küçük olan annesi Auguste Friedrich, çocuklarının eğitimine büyük yatırımlar yapan varlıklı kişilerdi. Bertha, Pforzheim’da 10 yıl yatılı okula gitti. Teknolojik yeniliklere olan tutkusu ve hayranlığıyla tanınıyordu, ancak o dönemde kadınların üniversiteye gitmesine izin verilmediği için yüksek öğrenim göremedi. (Yıllar sonra kocasının eğitim gördüğü Karlsruhe Teknik Üniversitesi’nin Fahri Senatörü unvanını alacaktı) Bertha otomobilin gelişiminde çok önemli ve belirleyici bir rol oynadı.
Hırslı, meraklı, teknolojik yeniliklere büyük bir ilgi duyan Berhta, 27 Haziran 1869’da bir sosyal kulüp olan ‘Eintracht’ tarafından düzenlenen gezi sırasında kendisinden beş yaş büyük, kafası çılgın fikirlerle dolu, teknoloji meraklısı ancak meteliksiz bir mühendis olan Carl Benz ile tanıştı ve aşık oldu. 1870’te, evlenmesinden iki yıl önce, çeyizinin bir kısmını onun iflas eden demir inşaat şirketine yatırım yapmak için kullandı 1872 yılında Pforzheim’da evlendiler. Benz ile evlendikten sonra, Alman yasalarına göre, Bertha yatırımcı olarak hareket etme konusunda yasal yetkisini kaybetti. Kararlılığı, yeteneği ve vizyonuyla Carl Benz’in “motorlu at arabası” gerçekleştirme hayaline büyük destek verdi. 1879 Yılbaşı Gecesi, iki zamanlı motoru ilk kez çalıştırmayı başardılar.
Carl’ın projelerine şüphe duyanları ikna etmek için hep ön plandaydı. Karl Benz, 1885’te ilk motorlu aracı üretmişti: Patent-Motorwagen adı verilen üç tekerlekli bir araç. Aracın motoru, 954 cc’lik, tek silindirli dört zamanlı bir içten yanmalı makineydi. 0.9 beygir gücüyle 15 km/saat hıza ulaşabiliyordu. Araç bir devrimdi ancak halkın gözünde hâlâ “gürültülü bir oyuncak”tan öteye gidememişti. Karl Benz’in icadı ilgi çekmiyordu. Çünkü halk, at arabasına alışmıştı. Ne gerek vardı benzine, motora, yokuş çıkarken boğulan bir makineye?
29 Ocak 1886’da Carl Benz, “gaz motoruyla çalışan otomobili” için bir patent başvurusunda bulundu. Ancak, bu yeni ulaşım aracı birçok kesim tarafından şüpheyle karşılandı. Otomobili çalıştırmakta sorun yoktu ama Carl da başta olmak üzere kimse bu tuhaf makineyle uzun yola çıkmaya henüz cesaret edemiyordu. Bu dar görüşlülüğü ve ön yargıları yıkma düşüncesi Ağustos 1888’de önemli bir karara yol açacaktı; Dünyanın otomobille yapılan ilk uzun mesafe yolculuğu…
Bertha Benz, kocasının kamuoyunun olumsuz tutumundan dolayı mutsuzluğunu ve moral bozukluğunu daha fazla seyretmeye katlanamayacaktı. Süreci uzatmadan ve eşinin bilgisi olmadan, otomobili alıp, bir sabah erkenden 15 ve 13 yaşındaki oğulları Eugen ve Richard ile 106 km uzaklıktaki Pforzheim yönüne doğru yola çıktı. Carl’a yalnızca bir not bırakmıştı. 1888 Almanya’sında henüz yolları gösteren doğru düzgün bir harita ve yol tabelaları bile yoktu. Amaç hem annesini ziyaret etmek hem de otomobille uzun yolculuklar yapılabileceğini kanıtlamaktı. On iki saatten fazla sürecek olan bu yolculukta çoğunlukla toprak, bozuk yollarda 100 kilometreden fazla yol kat ettikten sonra, üçü varış noktalarına ulaşabildiler. Bir otomobille yapılan bu dünyanın ilk uzun mesafeli yolculuğu sırasında eczanelerden yakıt tedariki, ahşap fren balataları aşınınca kunduracıda deri parçalar yenilenmesi, bir demircinin yolda zinciri tamir etmesi, durdukları her noktada araç için su ikmali yapmaları gibi noktalar otomobil ile ilgili yeni sektörlerin ortaya çıkmasının önünü açacaktı.

Benzinleri ilk bittiğinde (o zaman “ligroin” adıyla eczanelerde satılmaktaydı) girdikleri ilk eczane Wiesloch kasabasındaydı ve böylelikle tarihteki ilk “benzin istasyonu”, Wiesloch kasabasındaki bir eczane olacaktı. Bertha, uzun yol boyunca sürekli sorun çözmek sorunda kalacaktır. Yakıt hortumu tıkanınca, şapkasındaki iğneyle temizleyecek. Elektrik bağlantısı gevşeyince, çorap lastiğini kullanacaktır. Bu detaylar bugün küçük gibi görünse de o günler için otomobil tarihine kadın eliyle yazılan teknik detaylar olacaktır. Yolculuk sırasında aracın yokuş çıkamadığı noktalarda çocukları arabayı itmek zorunda kalacaktır. Ama sonuç değişmez: Bertha Benz, ilk sürüş testi, ilk yol yardımı, ilk yakıt ikmali ve ilk servis çözümünü bir gün içinde gerçekleştiren ilk insandır.
Otomobil, yaklaşık 2.5 beygir gücündeydi ve maksimum 16 km/saat hız yapabilmekteydi. Zamanın içinde salınmak gibi adlandırılabilecek bu yolculukta asıl mücadele teknik detaylarda yatmaktaydı. Pforzheim’a ulaştıklarında herkes büyük bir şaşkınlık yaşayacaktı. Çünkü o günün şartlarında kimse böyle bir yolculuğun mümkün olduğunu düşünmemekteydi. Annesinin evine varır varmaz eşine bir telgraf çekti. Carl Benz, eşinin ve çocuklarının eve dönmesini beklerken oldukça endişeli olmasına rağmen bir yandan oldukça mutluydu; artık otomobili gerçek anlamda “yola çıkmış” bir icat olmayı başarmıştı. Bu yolculuktan sonra Carl, Bertha’nın geri bildirimleriyle aracın frenlerini geliştirir, yokuş performansını artırır ve daha sağlam malzemeler kullanır. Bertha sadece ilk uzun yol sürücüsü değil, aynı zamanda ilk otomotiv test mühendisidir. Temelinde bu gizli yolculuğu teknolojik bir gösteriden ziyade bir pazarlama hamlesi olarak adlandırmak mümkün. Bertha’nın amacı yalnızca halkı ikna etmek değil, kocasının moralini de yükseltmekti. Bu sayede Motorwagen dünya çapında tanındı ve ilk satışlarını gerçekleştirmeye başladılar.
1888 yılında Almanya henüz bir imparatorluktu, sokaklarda at arabaları dolaşıyor, çoğu insan otomobilin ne olduğunu bile bilmiyordu. Kadınlar üniversiteye gidemediği, oy haklarının olmadığı, “kadının yeri evi” olarak kabul edildiği bir ortamda Bertha’nın bu yolculuğu gerçekleştirdiğini düşündüğümüzde sanırım işin ciddiyeti biraz daha iyi anlaşılabilecektir. Bertha’nın hayatı boyunca tek bir resmi unvanı olmamış olabilir, ama 19. yüzyıl Almanya’sında onun yaptığı şey, yalnızca bir otomobilin sınırlarını değil, toplumun koyduğu cinsiyet rollerini de zorladı.
Bertha Benz’in izlediği rota, bugün “Bertha Benz Memorial Route” adıyla Almanya’da tabelalarla işaretlidir. Mannheim’dan Pforzheim’a giden bu 106 kilometrelik güzergâh, yalnızca bir turistik rota değil; insan iradesinin, cesaretin ve keşfetme arzusunun sembolü haline gelmiştir.
Bertha’nın otomobile olan inancı, teknolojiyi “erkek işi” olmaktan çıkarıp insanlığa mâl etmiştir. Direksiyon başında oturan bir kadının, motor kaputunu açıp onarım yaptığı bir sahne, 1888’de değil de bugün yaşansa bile haber olurdu. Ama o bunu 137 yıl önce yaptı. Ve dünyayı değiştirdi.
Bertha Benz, 95. yaş gününden iki gün sonra, 5 Mayıs 1944’te Ladenburg’da öldü.
Bertha’nın adı bugün otomobil tarihine altın harflerle yazılıyor ama onun gibilerin sayısı az değil:
Mary Anderson, 1903’te cam sileceğini icat etti.
Florence Lawrence, sinyal lambasının temelini attı.
Clärenore Stinnes, 1927’de dünya turunu otomobille tamamlayan ilk kadındı.

