ABD, USS Abraham Lincoln uçak gemisi başta olmak üzere, pek çok teçhizatla birlikte İran açıklarına konuşlanmış bekliyor, Trump’ın açıklamasına göre başka bir askeri konvoy da bölgeye ilerliyor, ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) tüm Ortadoğu’da geniş bir tatbikat başlatmış durumda ve bölgede 40 bine yakın ABD askeri bulunuyor. İran Devrim Muhafızları ve rejime bağlı tüm askeri-güvenlik unsurları da yüksek alarm durumundalar ve herhangi bir saldırıya karşılık vereceklerini söylüyorlar. Öncelikle ABD, İran’a bir saldırı gerçekleştirmemek veya ertelemek için bazı şartlar öne sürüyor: Nükleer programını tamamen durdurmak, 12 günlük savaş sonrası elinde kalan 400 kiloluk zenginleştirilmiş uranyumu üçüncü bir ülkeye taşımak, balistik füze programını zayıflatmak ve füze menzillerini özellikle İsrail’i tehdit etmeyecek düzeye çekmek, bölgedeki tüm vekil örgütlerine desteğini tamamen kesmek.
ABD’nin istekleri İran’la bir müzakereden öte rejimi tamamen zayıflatarak diz çöktürmek ve alabileceği maksimum tavizlerle İran rejimini pazarlık masasına oturtmak; yani ABD, İran’dan müzakere adı altında tam bir teslimiyet istiyor. Bu durumun kabulü İran rejimi açısından bir beka meselesi. Gün geçtikçe mutabakat zemini kayganlaşıyor, tarafların karşılıklı olarak dili sertleşiyor, özellikle askeri ve sivil kanatlar birbirini üst düzey ve seviyede savaşla ve savaşa karşılık vermekle tehdit ediyorlar. Bölgesel ve küresel aktörler tansiyonu düşürmeye çalışıyorlar ama somut bir sonuç alınamıyor.
Peki, mutabakat olmazsa neler olabilir?
- İran’a yönelik sınırlı bir saldırıyla rejimin çeşitli askeri hedeflerine ve üst düzey görevlilerine yönelik nokta atışlarıyla darbeler vurulabilir. Bu durumda bölgedeki ABD hava ve deniz unsurlarıyla Devrim Muhafızları’nın kilit karargahlarına, askeri tesislerine, hava savunma sistemlerine, füze ve İHA/SİHA üretim merkezlerine ve fırlatma rampalarına, nükleer tesislerine, toplumu bastıran askeri merkezlere, Besic paramiliter güçlerine, polis karargahlarına, Özel Kuvvetler merkezlerine saldırı düzenlenebilir ve Rehber Hameneyi ve diğer üst düzey isimlere nokta atışı suikastlar yapılabilir. Böylelikle rejim devrilmese de zayıflatılıp pazarlık masasına oturmaya zorlanabilir.
- İran’a uzun soluklu bir “Deniz Kuşatması” uygulayarak deniz yoluyla petrol ve enerji sevkiyatı yapmasını engelleyerek devlet bütçesi ağırlıklı olarak petrol satışına bağımlı olan İran ekonomisini diğer maksimum ambargoların da uygulanmasıyla tamamen çökertip müzakere masasına oturtmaya zorlanabilir.
- Rejime karşı uygulanan maksimum ambargo ve çerçevelemeyle birlikte; zaten tarihinin en kırılgan iç ve dış dengesini yaşayan İran’da muhalif kesimlerle rejimin bağını daha da kopararak ülke içinde özellikle ekonomik tabanlı olmak üzere rejim karşıtlığına yönelik yeni bir protesto dalgası tetiklemek umulabilir. Böylelikle uzun vadede İran’ın içindeki etnik, mezhebi, kültürel, siyasi vs. gibi fay hatlarını tetikleyerek İran’ı Yemen, Libya ve Suriye gibi bir iç karışıklık ve hatta silahlı çatışmalara gebe bir iç savaş kaosuna sürüklemek hedeflenebilir.
- Ancak İran’da pek çok iç ve dış etkenden dolayı kısa sürede bir rejim çöküşü ve değişimi bu noktadan bakıldığında mümkün görünmüyor. Kapsamlı da olsa bir hava saldırısı bu çöküşü hızlandırsa da tek başına kesin bir devrime sebep olmayacaktır.
- İran’ın konvansiyonel bir savaşta ABD hava kuvvetlerine ve denizden donama gücüne karşı koyacak bir askeri gücü yok. Ancak binlerce balistik füzeleriyle, yüksek menzilli ve etkili süpersonik ve hipersonik füzeleriyle ABD üslerine ve müttefiklerine çok ciddi zararlar verme kapasitesi var ve görmezden gelinemez. ABD, İran’ın olası misillemesinin kapsamını, hangi noktaların hedef alınabileceğini, ABD müttefiklerine ne denli zarar verebileceğini, bölgedeki arda kalan vekil örgütleri üzerinden yürütebileceği asimetrik savaşı ne denli engelleyebileceği noktasında da endişeli çünkü tüm bölgeye yayılacak olan bu yakıcı savaşın sonuçların tam olarak öngöremiyor. Bu durum da ABD’ye İran’a yönelik saldırısının kapsamını belirlemekte zorluk çıkarıyor.
- İran rejiminin köşeye sıkışması halinde en büyük silahı aslında Hürmüz Boğazı’nı kapatarak bölgeye mayın yerleştirmek olacaktır. Bu durum başlı başına hem bölgesel hem de küresel enerji piyasasını yerle bir edebilecek etkilere sahip çünkü Hürmüz Boğazı dünyanın en önemli enerji geçiş güzergahlarından biri.
Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si ve petrol ile petrol ürünlerinin yüzde 20-25’i bu boğazdan geçiyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması çok büyük bir küresel ve bölgesel enerji krizini felaket düzeyinde tetikleyecek nitelikte.
Son tahlilde; karşımızda çok aktörlü, çok katmanlı, çok girift ve bir o kadar da öngörülemeyen bir kaos sarmalı var. Şurası net; bölge en belirsiz ve karanlık günlerin yaşıyor….

