Duman ve İpek: “Smoking Jacket”in Kültürel Anatomisi

0
10

“Bir adama “Smoking Jacket” giydirirseniz, ona sadece konfor değil, aynı zamanda barışçıl bir otorite de vermiş olursunuz. Kimse kadife bir ceket içindeyken savaş başlatmak istemez.”

Mark Twain

İflah olmaz bir kitap ve antika sevdalısı olarak Viktorya döneminin karakteristik özelliği ve etiketi, kibirin en ihtişamlı sunumu olan büyük çalışma odalarını hep sevmişimdir. Aristokrasinin tek hoşuma giden özelliği herhalde.  “Smoking Jacket”’ın doğal habitatı olan Viktorya ve Edward dönemlerinde bir “Gentleman’s Club” (Centilmenler Kulübü) veya bir asilzadenin kişisel çalışma odası, sadece bir mekân değil; dış dünyanın gürültüsünden, siyasetin tozundan ve hatta aile hayatının evcil karmaşasından kaçılan bir “seküler mabet” ti…

Sherlock Holmesun 221B Baker Street’deki çalışma odası, Downton Abbey dizisindeki Lord Grantham’ın kütüphanesi, The Great Gatsby kitap ve filmindeki kütüphane odası, Peaky Blinders dizisindeki Thomas Shelby’nin ofisi, Batman filminde Wayne Manor’un kütüphanesini gözünüzün önüne getirin. Veya edebiyatta Oscar Wilde’in Dorian Gray’in Portresi eserinde Lord Henry Wotton’ün kütüphanesi, Umberto Eco’nun Foucault Sarkacı kitabındaki tasvirleri.

Bir “Inner Sanctum” olan çalışma odalarına girildiğinde sizi karşılayan ilk şey, havada asılı kalan katmanlı bir kokudur: Ağır bir Küba tütünü dumanı, kütüphanedeki binlerce deri ciltli kitabın yaydığı eski kâğıt kokusu ve balmumuyla cilalanmış mobilyaların odunsu rayihası.

Odanın merkezinde, heybetiyle mekânı domine eden bir Chesterfield koltuk bulunur. Derisi, yıllarca üzerine oturan “beyefendilerin” sürtünmesiyle parlamış, o meşhur düğmeli (button-tufted) yapısı derinleşmiştir. Genellikle “Oxblood” (öküz kanı) kırmızısı veya koyu tütün renginde olan bu koltuklar, sert değildir ve içine gömüldüğünüzde sizi dış dünyadan izole eden bir yapı sunar. Koltukların hemen yanında, yüksek sırtlı ve kulaklı Wingback (Berjer) sandalyeler yer alır. Bu “kulaklar”, şömineden gelen ısıyı baş bölgesinde tutmak ve cereyanı kesmek için tasarlanmıştır. Eğer odada bir Chesterfield yoksa, mutlaka bir Howard & Sons “Easy Chair” vardır. Bu koltuklar, dünyanın en rahat döşemelerine sahip olmasıyla ünlüdür ve ayağındaki pirinç tekerleklerde markanın damgası bulunur.

Duvarlar, yerden tavana kadar Maun (Mahogany) veya koyu Meşe ağacından yapılmış kitaplıklarla kaplıdır. Kütüphanedeki kitaplar genellikle Zaehnsdorf veya Sangorski & Sutcliffe gibi efsanevi mücellitler tarafından elde ciltlenmiş, sırtları altın yaldızlı, deri ciltli eserlerdir. Üst raflara ulaşmak için tekerlekli, pirinç detaylı bir kütüphane merdiveni köşede hazır bekler. Kütüphane rafları veya o devasa çalışma masası muhtemelen Gillows (Gillows of Lancaster) imzalıdır. Bu marka bir zamanlar, abanoz ve maun ağacını işleme konusundaki ustalığıyla kraliyetin gözdesiydi.

Odanın kalbinde, devasa bir çalışma masası bulunur. Üst yüzeyi genellikle yeşil veya bordo “Skiver” (üzerine altın varak işlenmiş deri) ile kaplıdır. Masanın üzerinde, döneminin en lüks markalarından olan Yard-O-Led gümüş kalemler veya Parker dolma kalemler, kristal bir hokka (inkwell) ile yan yana durur. Masanın üzerinde, mekanik kurşun kalemlerin mucidi olan bu Sampson Mordan & Co. markasının gümüş veya altın bir kalemi mutlaka yer alır. Yazışmalar için kullanılan kağıtlar ve deri kaplı günlükler, 1887’den beri Londra’nın en iyisi olan Smythson‘dan (Smythson of Bond Street) alınmıştır. Mavi renkli “Featherweight” kağıtlar, dolma kalem mürekkebini en iyi tutan dokudur. Masanın yanında veya kütüphanenin üst rafında, 19. yüzyılın en meşhur haritacıları olan Newton & Son yapımı bir yer küresi yer alır. Bu, sahibinin coğrafya ve keşif merakını simgeler.

Işık asla doğrudan ve parlak değildir. Pencerelerde, gün ışığını tamamen bloke edebilen, ağır ve yere kadar uzanan kadife perdeler (genellikle zümrüt yeşili veya gece mavisi) bulunur. Masanın üzerinde, o meşhur yeşil cam başlıklı Banker’s Lamp (Bankacı Lambası) veya pirinç gövdeli gaz lambaları yer alır. Ya da “Arts and Crafts” hareketinin öncüsü W.A.S Benson’ın bakır ve pirinçten yaptığı, açısı ayarlanabilir masa lambaları, çalışma alanını noktasal olarak aydınlatır. Odanın geri kalanı, şömineden gelen turuncu alev yansımaları ve loş apliklerle aydınlatılır; bu da “Smoking Jacket”’ın kadife dokusunun parlamasını sağlar. Pencere kenarında, deri kaplı pirinçten bir Dollond & Co. yer teleskopu durur.

Odanın bir köşesinde, dünya haritası şeklinde bir “Globe Bar” veya gümüş tepsilerle dolu bir büfe bulunur. Kristal kesme decanter’ların (karafların) içinde yıllanmış İskoç viskileri veya konyaklar parıldar. Marka olarak o dönemde de prestijini koruyan The Macallan veya Hennessy gibi isimler, gümüş etiketlerle şişelerin boynuna asılıdır. Masanın üzerinde, Dunhill marka, sedir ağacından yapılmış bir humidor (puro kutusu) göze çarpar. Yanında ise gümüşten yapılmış, devasa bir kül tablası ve muhtemelen S.T. Dupont’un atası sayılabilecek mekanizmalı pirinç çakmaklar veya uzun kibritler yer alır.

Zemin, parkelerin gıcırtısını önleyecek ve mekâna sıcaklık katacak şekilde, el dokuması ağır İran veya Afgan halılarıyla kaplıdır. Bu halıların karmaşık desenleri, odadaki ağırbaşlı mobilyaların sadeliğini dengeler. Ayaklarınızın altında hissettiğiniz o yumuşaklık, dışarıdaki taş sokakların sertliğine bir protesto niteliğindedir. Ambiyansı devasa yağlı boya tablolar tamamlar.

Odanın bir köşesinde, içinde tapuların, gizli mektupların veya nakit paranın bulunduğu, dönemin “Unpickable” (Maymuncukla açılamaz) denilen Bramah marka ağır bir çelik kasa yer almaktadır. Kasasının anahtarı, “beyefendinin” yelek cebindeki bir zincire bağlıdır. Odadaki tüm metal aksamlar (kapı kolları, lamba düğmeleri, hokka takımları) “patinalı” bir görünüme sahiptir; parlak değildir, yaşanmışlık kokar.

Tüm bu dekorasyona ek olarak unutmadan Waterman veya Mabie Todd kalemleri, Baccarat şişeler ve kilitli içki dolabı Tantalus’u, Swaine Adeney Brigg marka deri çantalar ve bastonları, Royal Doulton küllükleri de eklemek lazım

Böyle bir odada zaman akmaz; sadece dumanla birlikte süzülür. “Smoking Jacket”ınızı giyip o deri koltuğa oturduğunuzda, kapının ardındaki sanayi devrimi, gürültü ve kaos artık size ulaşamaz. Siz, kadifenin ve kütüphanenin sessiz krallığındasınızdır.

Bir kıyafet düşünün ki hem bir sığınak kadar konforlu hem de bir taht kadar görkemli olsun. Modern gardıropların eşofman altlarına ve kapüşonlu üstlere teslim olduğu günümüzde, “Smoking Jacket” (Sigara Ceketi), erkek giyim tarihinin en rafine, en “özgür” ve belki de en narsist parçası olarak bugün bile hala dimdik ayakta duruyor.

Genellikle yumuşak kadife veya ağır ipekten üretilen, şal yakalı ve belden kuşaklı (veya kurbağa / zeytin düğmeli) bu ceket bir statü sembolü olarak, sadece bir giysi değil; bir yaşam tarzının, belirli bir sosyal ritüelin ve “evindeki krallığın” ilanı anlamına gelmektedir.

“Smoking Jacket”ı eşsiz kılan şey, formallik ile konfor arasındaki o ince çizgide dans etmesidir. Dış dünyada katı etik kuralları, sıkı yakalar ve ağır paltolarla sarmalanan Viktorya dönemi “beyefendisi” için bu ceket, kapalı kapılar ardında nefes alabileceği bir “zırh” işlevi görüyordu. Ancak bu zırh, savaş meydanları için değil; kütüphaneler, bilardo odaları ve şömine başları için tasarlanmıştı.

Geleneksel anlamda “Smoking Jacket”, bir erkeğin evine çekildiğinde, misafirlerini ağırlarken veya akşam yemeğinden sonra tütününü tüttürmek için çalışma odasına geçtiğinde giydiği bir “ev üniforması”dır. Onu özel kılan temel özellikler şunlardır: Temsiliyet: Ev sahibinin otoritesini ve zevkini yansıtması. İzolasyon: Dış dünyanın tozundan ve sosyal kuralların ağırlığından bir kaçış ve Duyusal Deneyim: Dokunma hissi (kadife), koku (tütün ve deri) ve görsel ihtişamın birleşimidir.

““Smoking Jacket”, bir erkeğin kendi kalesinde kuşandığı en yumuşak ama en iddialı pelerindir.”

Bugün bu parça, nostaljik bir aksesuar gibi görünse de aslında modern “loungewear” (ev giyimi) kültürünün atasıdır. Ancak bugünkü torunlarının aksine, “Smoking Jacket” hiçbir zaman “pasaklılığı” temsil etmemiştir. Aksine, bir erkeğin en rahat halindeyken bile ne kadar şık olabileceğinin kanıtıdır.

“Smoking Jacket” bir anda ortaya çıkmış bir moda ikonu değildir; aksine, yüzyıllar süren bir “ev içi rahatlık” arayışının ve küresel ticaretin bir meyvesidir. Bu evrimi anlamak için önce tütünün ve ipeğin Avrupa’daki yolculuğuna bakmak gerekir.

1600’lerde uluslararası ticaret ve sömürgecilik hızla artarken, Amerika, Afrika ve Asya’dan Avrupa’ya egzotik mallar ve zenginlikler akmaya başladı ve bu da lüks eşya ve giyimde bir patlamaya yol açmıştı.  Bu zenginlikler arasında kahve, tekstil ürünleri, baharatlar ve tütün de bulunuyordu ve Avrupa’nın elitleri bu hazinelere sadece sahip olmakla yetinmiyor, onları sergilemeyi de arzuluyorlardı.  Gösterişli giysiler her zaman zenginliği sergilemenin popüler bir yolu olmuştur ve 17. yüzyılda bu gösteriş doğrudan ev içi alana da yayılmıştır. 

Merkezi ısıtma ve modern yalıtımın olmadığı Avrupa’daki evler genellikle soğuktu. Bu nedenle, gün içinde kıyafetlerini değiştirirken veya gece pijamalarını giyerken, dönemin “beyefendileri” ihtiyaç duydukları sıcaklık için genellikle kendilerini bir bornoza sararlardı.

Genellikle sabahlık veya Fransızca “yatak odası giysisi” anlamına gelen “Robe-de-Chambre” olarak adlandırılan bu giysi, kişinin zenginliğini sergilemesi için bolca fırsat sunuyordu; çoğu, pelüş yün, pamuk saten, kadife veya ipek gibi pahalı kumaşlardan yapılıyordu.

“Smoking Jacket”’ın genetik atası, 1600’lerde popülerleşen “Robe de Chambre” (sabahlık) aslında Hindistan kökenli “Banyan”dır. O dönemde Avrupa, Uzak Doğu ve Hindistan ile ticaret yaparken sadece baharat getirmiyor, aynı zamanda “Oryantalizm” akımının etkisiyle bu bölgelerin rahat kesimli, kaftan benzeri giysilerini de ithal ediyordu. Batı’nın kısıtlayıcı, dar ve sert kumaşlı giysilerinin aksine Banyan; ipekten yapılan, geniş kesimli ve egzotik desenli bir ev giysisiydi.18. yüzyılda bir düşünürün veya soylunun portresini yaptırırken Banyan giymesi, onun “çalışma odasında vakit geçiren, dünyayı takip eden, zihni hür bir entelektüel” olduğu mesajını verirdi.

“Eğer bir “Smoking Jacket” içindeysem, dünyadaki en rahat adam benimdir. Çünkü o ceket size ‘acele etme’ der.”

Dean Martin

Ünlü İngiliz günlük yazarı Samuel Pepys,  “Hint elbisesi” olarak adlandırdığı bir cübbe içinde kendisinin bir portresini yaptırmıştır; ancak elbise o kadar pahalıydı ki kendisi için bir tane alamamış ve bunun yerine kiralamıştır.

17. ve 18. yüzyılların büyük bölümünde, özellikle Büyük Britanya ve Avrupa’da, tütünün tadını çıkarmanın tercih edilen yöntemi, öğütülmüş tütünün doğrudan burun boşluğuna çekilmesiyle gerçekleştirilen enfiye kullanımıydı. 

“Smoking Jacket”’ın bugünkü bildiğimiz formuna kavuşmasını sağlayan asıl kırılma noktası Kırım Savaşı (1853-1856) oldu. Bu savaş sadece siyasi dengeleri değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda İngiliz ve Fransız subaylarını Türk tütünü ile tanıştırdı.

Savaştan dönen askerler, yanlarında o zamana kadar Avrupa’da pek yaygın olmayan “kâğıda sarılı tütün” (sigara) ve güçlü aromalı Türk tütünlerini getirdiler. Bu yeni alışkanlık, kısa sürede üst sınıf arasında bir salgın gibi yayıldı. Ancak büyük bir sorun vardı: Koku.

Viktorya dönemi toplumunda bir “beyefendinin”, üzerinden tütün kokusu yayılması büyük bir görgüsüzlük kabul edilirdi. Özellikle akşam yemeklerinden sonra içilen ağır puroların ve tütünlerin kokusu, yün ve ağır kumaşlardan yapılan ceketlere adeta yapışıyordu. Üstelik saçlar da bu kokuyu hapsettiği için çözüm olarak iki parça ekipman geliştirildi: Smoking Cap (Sigara Başlığı): Saçları dumandan korumak için ve “Smoking Jacket”: Gövdeyi ve alt katman kıyafetleri külden ve kokudan korumak için.

Bu ceketler, Banyan’ların boyunun kısalmasıyla oluştu. Uzun sabahlıklar hareket kabiliyetini kısıtlıyordu; “beyefendiler” bilardo oynamak veya kütüphanede rahatça oturmak istiyorlardı. Böylece, diz üstünde biten, daha yapısal ama yine de yumuşak olan ““Smoking Jacket”” doğdu.

Kadifenin (Velvet) tercih edilmesi tesadüf değildi. Kadife kumaş, dumanı ve kokuyu emme kapasitesi en yüksek dokulardan biriydi. Ayrıca, üzerine dökülen tütün külleri, kadifenin dokusu üzerinden ipek bir yüzeye göre çok daha kolay süpürülüp atılabiliyordu. Bu dönemde ceketler; koyu kırmızı (bordo), gece mavisi ve orman yeşili gibi “maskülen ve ağır” renklerle özdeşleşti.

İlk “Smoking Jacket”’lar genellikle şal yaka (shawl collar) ve “frog fastening” denilen, askeri üniformaları andıran kordonlu düğmeleme sistemine sahipti. Bu, savaş alanından dönen subayların estetik zevkini evdeki konfora taşıma biçimiydi.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında İngiliz aristokrasisi ve yükselen orta sınıf için ev, ikiye bölünmüş bir dünyaydı: Kadınların zarafetiyle yönetilen salonlar ve erkeklerin maskülen ritüellerine ev sahipliği yapan sigara odaları. “Smoking Jacket”, bu iki dünya arasındaki geçişin pasaportuydu.

Viktorya dönemi akşam yemekleri, ağır protokollerle yönetilirdi. Yemek bittiğinde, ev sahibi ayağa kalkar ve o meşhur daveti yapardı: “Gentlemen, Shall We?” Kadınlar başka bir salona geçerken, erkekler evin en kuytu ama en lüks köşesi olan “Smoking Room” (Sigara Odası) veya kütüphaneye çekilirdi.

İşte bu noktada bir kostüm değişikliği zorunluluğu doğardı. “Beyefendiler”, akşam yemeğinde giydikleri resmi kuyruklu ceketlerini (tailcoats) çıkarır ve yerini yumuşak, kadife “Smoking Jacket”’lara bırakırdı. Bunun iki temel sebebi vardı: Birincisi kokudan korunma: O dönemin ağır kumaşları (özellikle yün ve alpaka), tütün kokusunu adeta bir sünger gibi emerdi. Bir erkeğin, hanımefendilerin yanına döndüğünde üzerine sinmiş bayat tütün kokusuyla gelmesi, en büyük nezaketsizliklerden biri kabul edilirdi. “Smoking Jacket”, kokuyu üzerinde tutar, salonun geri kalanını “temiz” bırakırdı. İkincisi ise konforun ilanı: Resmi ceketlerin dar kesimleri ve sert yakaları, koltukta arkaya yaslanıp puro içmek veya bilardo oynamak için hiç uygun değildi. “Smoking Jacket”, centilmenin “mesaisinin bittiği” ve rahatlamaya başladığı andı.

“Smoking Jacket” giymek, aynı zamanda sigara odasının gizli anayasasına uygun olarak bir tür “sohbet dokunulmazlığı” sağlardı. Bu ceketler kuşanıldığında, sosyal sınıflar arasındaki gerginlik yumuşar; politika, ekonomi ve felsefe üzerine en derin tartışmalar dumanlı odalarda, bu kadife zırhların içinde yapılırdı. (Bir “beyefendi”, “Smoking Jacket” ile asla akşam yemeği masasına oturamazdı. Bu, bugün birinin restorana bornozla gitmesiyle eşdeğer bir skandaldı. Ceket sadece “özel alan” için tasarlanmıştı.)

Viktorya dönemi gazetelerinde ve dergilerinde “Smoking Jacket”, genellikle kadınlar için “ideal bir eş hediyesi” olarak pazarlanırdı. Bir kadının eşine “Smoking Jacket” hediye etmesi, “Evine bağlılığını ve evdeki konforunu onaylıyorum” mesajı taşırdı. Hatta pek çok Viktorya dönemi kadını, eşlerine kendi elleriyle işledikleri nakışlarla süslü “Smoking Jacket”’lar veya beraberinde giyilen “Smoking Cap” (sigara şapkaları) yapardı.

Bu dönemde “Smoking Jacket”’ın tasarımı da etikete göre şekillendi: Şal Yaka (Shawl Collar): Yakaların pürüzsüz ipekten yapılması, külün aşağı kolayca kaymasını sağlamak içindi. Manşetler: Genellikle geniş ve devrikti; amaç, yazı yazarken veya puroyu tutarken gömlek manşetlerinin kirlenmesini önlemekti.

Viktorya dönemi etiketi, “Smoking Jacket”’ı bir “ev içi üniforma” haline getirerek ona mistik ve maskülen bir hava kattı. Bu “yasak meyve” (tütün) ile özdeşleşen kıyafet, çok geçmeden sınıf atlayacak ve lüksün en rafine hali olarak terzilik sanatının zirvesine oturacaktı.

Terzilik açısından bakıldığında “Smoking Jacket”, bir terzinin yeteneklerini sergileyebileceği en “oyuncu” ve en lüks alanlardan biridir. Takım elbisenin katı kurallarından ve gri-siyah monotonluğundan kaçan terzi, burada renklerin, dokuların ve süslemelerin dünyasına dalar. Bir “Smoking Jacket”’ı sıradan bir hırkadan veya sabahlıktan ayıran şey, yapımında kullanılan malzemelerin ağırlığı ve detaylarındaki işçiliktir. Bu ceket, hem bir “ev giysisi” kadar yumuşak olmalı hem de bir “üniforma” kadar formunu korumalıdır.

“Smoking Jacket” denince akla gelen ilk ve en önemli malzeme kadifedir (velvet). Ancak her kadife aynı değildir: Pamuk Kadife (Cotton Velvet) en geleneksel seçimdir. Ağır ve dayanıklıdır; dumanı emme kapasitesi yüksektir. İpek Kadife (Silk Velvet) daha lüks, daha dökümlü ve parlaktır. Genellikle sadece en üst segment “bespoke” (kişiye özel) dikimlerde kullanılır. Brokar ve Jakar ise daha gösterişli modellerde, üzerinde kendinden desenli (genellikle şal deseni – paisley) ipek dokumalar tercih edilir. Bu, cekete 18. yüzyılın egzotik havasını geri kazandırır.

Bir “Smoking Jacket”’ı karakteristik kılan üç ana ikonik yapısal özellik vardır:

1. Şal Yaka (Shawl Collar)

Ceketin en belirgin özelliğidir. Genellikle kapitone (quilted) ipekten veya pürüzsüz satenden yapılır. Fonksiyon olarak yakanın ipek veya saten olması, puro külünün kumaşa tutunmadan aşağı kaymasını sağlar. “Baklava dilimi” (diamond quilting) dikişleri, cekete hacim ve sofistike bir doku katar.

2. “Frog Fastening” (Kurbağa Düğme / Brandenburg)

“Smoking Jacket”, standart plastik veya kemik düğmeler yerine genellikle askeri kökenli “frogging” denilen kordonlu düğmeleme sistemiyle kapatılır. Örgü iplerden yapılan bu kapamalar, cekete egzotik bir hava katar ve Orta Avrupa süvari üniformalarını (Hussar) anımsatır. Bazı modellerde düğme yerine sadece kalın bir ipek kuşak (tassel belt) kullanılır ki bu, ceketi daha çok bir “robe” (bornoz/sabahlık) formuna yaklaştırır.

3. Devrik Manşetler (Turn-back Cuffs)

Kolların ucunda, yaka ile aynı kumaştan (genellikle kapitone ipek) yapılan geniş manşetler bulunur. Bu manşetler, ceketin ev içindeki pratikliğini simgeler; yazı yazarken veya oyun oynarken ellerin serbest kalmasını, gömlek manşetlerinin korunmasını sağlar.

“Smoking Jacket” asla “soluk” olmaz. Terziler genellikle Jewel Tones denilen mücevher renklerini kullanırlar: Deep Burgundy (Bordo): Klasik ve en çok tercih edilen, otoriteyi temsil eden renk. Midnight Navy (Gece Mavisi): Daha modern ve ciddi bir duruş. Bottle Green (Şişe Yeşili): İngiliz kırsal soyluluğuyla özdeşleşen, kütüphane ortamına en çok yakışan ton.

Ceketin iç kısmı en az dışı kadar önemlidir. Genellikle kontrast renklerde, desenli ipek astarlar tercih edilir. Ceketin tüm kenarlarını dolaşan kontrast biyeler (piping), ceketin silüetini keskinleştirir ve ona “pijama” görünümünden uzak, mimari bir form kazandırır. Gerçek bir “Smoking Jacket”, giyen kişinin omuzlarına tam oturmalı ama bel kısmında bir puro içicisine gereken o “geniş nefes alma” boşluğunu tanımalıdır.

Edebiyat dünyasında bir karakterin üzerine “Smoking Jacket” geçirmek, okuyucuya binlerce kelimeyle anlatılamayacak bir alt metni saniyeler içinde verir. Bu ceket, edebiyatta sadece bir giysi değil; karakterin entelektüel derinliğinin, melankolisinin, sosyal sınıfının ve hatta “kurallara olan mesafesinin” sessiz bir anlatıcısıdır. Bir yazar, kahramanına “Smoking Jacket” giydirdiğinde bize şunu fısıldar: “Şu an dış dünya kapandı, zihin mesaisi başladı.”

“Smoking Jacket” denince akla gelen ilk edebi figür şüphesiz Sherlock Holmes‘tür. Sir Arthur Conan Doyle’un metinlerinde Holmes, Baker Sokağı 221B’deki dairesinde vakalarını çözerken, kimyasal deneyler yaparken veya keman çalarken neredeyse her zaman bir ev ceketi içindedir. Doyle, Holmes için farklı hikayelerde farklı renklerde ceketler betimler: Mavi, mor ve en meşhur olanı “fare rengi” (mouse-coloured). Holmes için bu ceket, sosyal maskesini çıkardığı ve sadece saf mantığa odaklandığı bir zırhtır. Holmes, bir “üç pipoluk problem” ile karşı karşıya kaldığında, kadife ceketinin içinde adeta bir derviş gibi büzülür. Ceket, onun asosyal dehasının ve içe dönük yaşamının bir simgesidir.

“O, dairesinde otururken dumanlar arasında kaybolan fare rengi ceketiyle, sadece bir dedektif değil, bir düşünce makinesiydi.”

Sir Arthur Conan Doyle

Oscar Wilde için giyinmek, ahlaki bir görevden ziyade estetik bir ibadetti. Onun karakterleri (özellikle Dorian Gray’in Portresi’nde Lord Henry Wotton), “Smoking Jacket”’ı Viktorya döneminin kasvetli ahlakçılığına karşı bir başkaldırı olarak kullanır. Wilde’ın dünyasında bir erkeğin evinde giydiği ipek bir “Smoking Jacket”, zevkin otoritesini simgeler, onun “iyi ile kötünün” ötesinde, sadece “güzel ile çirkinin” peşinde olduğunun kanıtıdır. Wilde tarzı keskin zekâlı diyaloglar, aforizmalar genellikle elinde gümüş bir ağızlık, üzerinde ağır nakışlı bir “Smoking Jacket” olan adamların ağzından dökülür.

“Hayatın zorluklarına karşı savunmam, ipek astarlı bir ceket ve bir kadeh iyi şaraptır.”

Oscar Wilde

Jeeves ve Wooster serisinde “Smoking Jacket”, bir komedi unsuru ve sınıf çatışması aracıdır. Bertie Wooster, bazen Jeeves’in “fazla gürültülü” veya “yakışıksız” bulduğu desenli veya aşırı renkli “Smoking Jacket”’lar alma gafletinde bulunur. Uşak Jeeves için bir centilmenin “Smoking Jacket”’ı, onun karakterinin bir uzantısıdır. Eğer ceket fazla gösterişliyse, bu Wooster’ın o anki zihinsel karmaşasını veya olgunlaşmamışlığını temsil eder. Wodehouse, bu kıyafet üzerinden İngiliz üst sınıfının “boş zaman” takıntısını harika bir dille hicveder.

E.W. Hornung’un yarattığı Raffles, gündüzleri bir kriket yıldızı ve cemiyet adamıyken, geceleri bir hırsızdır. Ancak soygun planlarını yaparken her zaman en kaliteli “Smoking Jacket”’ı içindedir. Raffles için bu ceket, zıtlıkların uyumu olarak suç dünyası ile centilmenlik dünyası arasındaki köprüdür. Bir eliyle pahalı bir şarap kadehini tutarken, diğer eliyle bir sonraki büyük elmas soygununu planlaması, üzerindeki kadifenin sağladığı o “dokunulmazlık” hissiyle mümkündür.

“Bana “Smoking Jacket”’ını giymiş bir adam gösterin, size dünyayı fethedecek ya da en azından akşam yemeğine kadar onu unutacak birini göstereyim.”

Edebiyatın tozlu sayfalarından süzülüp gelen “Smoking Jacket”, sinemanın icadıyla birlikte görsel bir şölene dönüştü. Beyaz perdede bu ceket, karakterin “evindeki otoritesini” ve “çabasız şıklığını” izleyiciye geçiren en güçlü kostüm haline geldi.

Sinema dünyasında “Smoking Jacket”, bir erkeğin sadece zengin değil, aynı zamanda hayatın tadını çıkarmayı bilen bir “epiküryen” olduğunun altını çizer.

1930’lu ve 40’lı yılların Hollywood filmlerinde, “Smoking Jacket” bir “centilmen idealinin” ayrılmaz parçası, şıklığın üniforması ve popüler kültür ikonuydu.

Cary Grant ve Fred Astaire “Smoking Jacket”’ı sadece bir ev kıyafeti olmaktan çıkarıp, adeta bir smokin kadar prestijli bir noktaya taşıdılar. Onların canlandırdığı karakterler, bir kokteyl bardağını tutarken üzerlerindeki kadife ceketin dokusuyla izleyiciye şu mesajı veriyordu: “Dünya yansa da ben stilimden ödün vermem.”

Frank Sinatra ve “Rat Pack” kültürü, “Smoking Jacket”’ı biraz daha modern ve “cool” bir çizgiye çekti. Onun için bu parça, sahne arkasındaki dinlenme anlarının ve özel partilerin vazgeçilmeziydi.

Bond filmlerinde genellikle kusursuz smokinler (tuxedo) görsek de 007’nin ev hayatına göz attığımızda karşımıza “Smoking Jacket” çıkar. Özellikle Sean Connery döneminde, Bond’un kendi dairesinde bir şeyler içerken giydiği ağır ipek ceketler, onun ölümcül bir ajan olmasının yanı sıra, yüksek zevklere sahip bir aristokrat olduğu imajını pekiştiriyordu.

“Smoking Jacket” denince modern popüler kültürde akla gelen ilk isim şüphesiz Playboy’un yaratıcısı ve sahibi Hugh Hefner’dır. Hefner, 1950’lerden itibaren “Smoking Jacket”’ı (genellikle bordo veya lacivert kadife) kendi kişisel üniforması haline getirdi. Onun için bu ceket, “hiç bitmeyen bir akşam partisi” ve “iş ile eğlencenin iç içe geçtiği bir hayat” demekti. Hefner, bu parçayı Viktorya dönemi muhafazakârlığından koparıp, cinsel devrimin ve hedonizmin sembolü haline getirdi.

Günümüz sinemasında “Smoking Jacket”, genellikle “eski dünya düzenine” ait, entelektüel veya hafif karanlık karakterleri betimlemek için kullanılır. The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby): Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Jay Gatsby karakteri, evindeki partilerde sergilediği ihtişamı, özel anlarında giydiği lüks “Smoking Jacket”’lar ile tamamlar. Kingsman serisinde İngiliz “beyefendilik” kültürünü modern bir aksiyonla harmanlayan bu seride, “Smoking Jacket” hem bir gelenek hem de bir stil beyanı olarak karşımıza çıkar.

“Smoking Jacket”, popüler kültürde bir mizah unsuru olarak bazen de “fazla sofistike görünmeye çalışan” ama beceremeyen karakterler üzerinden mizah için kullanılır. Bir karakterin üzerinde devasa, parlak bir “Smoking Jacket” olması, onun narsizmini veya dış dünyadan ne kadar kopuk olduğunu simgelemek için yönetmenlerin sık başvurduğu bir yöntemdir.

Gündelik hayatın tarihinin tozlu sayfalarına, yani 19. ve 20. yüzyılın gazete arşivlerine girdiğimizde, “Smoking Jacket”’ın sadece bir moda ikonu değil, aynı zamanda ciddi bir ticari meta ve toplumsal bir “norm” olduğunu görüyoruz. Arşivler, bu ceketin nasıl bir “ideal erkeklik” imajıyla pazarlandığını bize kanıtlıyor. Eski gazete ilanları ve moda sütunları, “Smoking Jacket”’ın sosyal sınıflar arasındaki yolculuğunu ve bir hediye nesnesi olarak nasıl kutsandığını gösteren eşsiz belgelerdir.

1880’lerden 1920’lere kadar olan İngiliz ve Amerikan gazetelerinde (özellikle The Times ve The New York Times), Aralık ayı yaklaştığında ideal bir Noel hediyesi olarak “Smoking Jacket” ilanlarında “For the Master of the House” başlığıyla büyük bir artış görülürdü:. İlanlarda genellikle “Eşiniz için mükemmel bir sürpriz”, “Kütüphane köşesinin vazgeçilmez konforu” gibi sloganlar kullanılırdı.1890’larda kaliteli bir kadife “Smoking Jacket”, orta sınıf bir memurun haftalık maaşından fazlasına mal olabiliyordu. Bu da onun neden bir “lüks ve statü” göstergesi olduğunu kanıtlıyordu.

Dönemin ünlü mizah dergisi Punch, “Smoking Jacket” giyen erkekleri sık sık karikatürize ederdi. Karikatürlerde genellikle evinde aşırı süslü bir “Smoking Jacket” ile oturan, dünyadan bihaber aristokrat tiplemeleri hicvedilirdi. Ceket, çalışmak zorunda olmayan, vaktini sadece puro içerek ve felsefe yaparak geçiren “aylak sınıfın” (leisure class) görsel bir kodu haline gelmişti.

Savile Row terzilerinin eski kayıtlarında ve moda bültenlerinde, “Smoking Jacket” siparişleri özel bir titizlikle işlenirdi. Arşivlerde, müşterilerin ceketlerin göğüs cebine aile armalarını (crest) işlettiklerine dair notlar bulunur. Bu, ceketin sadece bir kıyafet değil, nesilden nesile aktarılan bir aile mirası olarak görüldüğünü gösterir. Gazetelerdeki kumaş tüccarı ilanlarında “En iyi Lyon ipeği ve İtalyan kadifesi, “Smoking Jacket” yapımı için stoklarımızdadır” ibarelerine rastlamak mümkündü.

“Smoking Jacket”, “Smokin” (Tuxedo) ile oldukça yakın bir akrabadır ve bu ikisi oldukça sık karıştırılan kavramlardır.  Burada önemli bir teknik ayrım ve tarihsel bir “evrim” söz konusudur. Çoğu kişi ““Smoking Jacket”” ile “Smokin”i (Tuxedo/Dinner Jacket) birbirine karıştırır. Oysa biri diğerinin babasıdır.

1865 yılında Galli Prensi Edward (daha sonra Kral VII. Edward), terzisi Henry Poole’dan bir ricada bulunur. Akşam yemeklerinde giyilen o kaskatı kuyruklu ceketlerden (tailcoat) sıkılmıştır. Prense, “Smoking Jacket”’ın rahatlığını taşıyan ama akşam yemeğinde giyilebilecek kadar “resmi” görünümlü, kuyruksuz ve lacivert ipekten bir ceket dikilir.  Bu tasarım, bugün bildiğimiz Smokin (Dinner Jacket) kavramının doğuşudur. Yani smokin, “Smoking Jacket”’ın “sokağa ve resmiyete çıkmış” halidir. “Smoking Jacket”’lar sadece ev içinde ve özel odalarda kullanılır, Smokin (Tuxedo/Dinner Jacket) ise resmi davetler ve restoranlarda. Birinde kurbağa düğmeler ve kuşaklar bulunmasına karşın, Smokinlerde tek veya çift normal düğme bulunur. “Smoking Jacket”’ler ağır kadife ve desenli ipekten yapılır Smokinler ise yün, genellikle siyah veya lacivert olur. Pantolon olarak birinin altına pijama veya gündelik pantolon giyilirken diğerinde yanı şeritli resmi pantolonlar giyilir.

Viktorya döneminin sigara odalarından çıkıp modern podyumlara kadar uzanan bu yolculukta “Smoking Jacket”, “modası geçen” bir parça değil, “zamansız” bir yatırım haline gelmiştir. Bugün Tom Ford, Gucci ve Ralph Lauren gibi dev moda evleri, koleksiyonlarında “Smoking Jacket” esintilerine sıkça yer veriyor. Ancak modern versiyonlar, Viktorya döneminin o çok ağır formundan sıyrılıp daha fit ve “gece şıklığına” uygun bir kimlik kazandı. Artık bir galada veya özel bir akşam yemeğinde, klasik bir smokin yerine kadife bir “Smoking Jacket” giymek, “en yüksek seviye stil cesareti” olarak kabul ediliyor.

Dijitalleşen ve hızlanan dünyamızda, “Smoking Jacket”’ın temsil ettiği “yavaşlama” ve “kendine vakit ayırma” ritüeli bir lüks haline geldi. İnsanlar evlerinde çalışırken veya dinlenirken, kendilerini değerli hissettirecek dokunuşlar arıyorlar. Bu bağlamda “Smoking Jacket”; bir nostaljiden ziyade, bir erkeğin kendi kalesinde kurduğu egemenliğin ve estetik anlayışın nişanesi olmaya hala devam ediyor.

“Smoking Jacket”, dumanın kokusunu hapsetmek için icat edilmiş olabilir; ancak tarih boyunca içine çektiği tek şey duman değil, centilmenlik kültürünün bizzat kendisi olmuştur. Kadifenin ağırlığı, ipeğin yumuşaklığı ve şal yakanın asaletiyle bu ceket; her dönemin “farklı” adamının üniforması kalmaya devam edecektir.

Önceki İçerikİ-330
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz