42 Tel

0
14

Pat Metheny’nin elli yıllık kronolojisi

Bir gitarist düşünün: kariyerinin en tanınmış enstrümanının kırk iki teli var, kendi adına kaydettiği bir albümde bütün çalgıları makineler çalıyor, buna rağmen müziğinin en kalıcı özelliği melodilerinin sadeliği. Pat Metheny’nin elli yılı, tam olarak bu çelişkinin içinde geçti.


1954 – 1973: Missouri’de bir çocuk

12 Ağustos 1954’te Missouri’nin Lee’s Summit kasabasında doğdu. Müzikli bir aileydi; ağabeyi Mike trompetçiydi, o da trompetle başladı. On üç yaşında gitara geçti ve iki yıl içinde Kansas City’nin caz kulüplerinde kendinden yirmi yaş büyük müzisyenlerle çalışır hale geldi.

Bu erken dönemin iki kalıcı izi var. Birincisi, gitarı bir gitarist gibi değil, bir nefesli çalgıcı gibi düşünmesi. Cümleleri nefes alır, uzun soluklu ilerler, akor arpejlerine değil melodik hatlara yaslanır. İkincisi ise Orta Batı manzarası: buğday tarlaları, otoyol, açık gökyüzü. Müziğindeki o geniş, ferah, biraz da hüzünlü ses rengi hep buradan gelir.

On sekiz yaşında Miami Üniversitesi’nde ders vermeye başladı, kısa süre sonra Berklee’ye geçti. Öğrencilerinin çoğu kendisinden büyüktü.

1974 – 1976: Gary Burton ve ilk kayıt

Vibrafoncu Gary Burton’ın grubuna katılması ilk büyük kırılmaydı. Ring (1974), Dreams So Real (1975) ve Passengers (1976) kayıtlarında hem çaldı hem besteledi.

1976’da, yirmi bir yaşında, ECM etiketiyle ilk albümü Bright Size Life çıktı. Kadro efsanevi: basta Jaco Pastorius, davulda Bob Moses. Albüm ticari olarak sessiz geçti ama bugün modern caz gitarının başlangıç noktalarından sayılıyor. Ornette Coleman’ın “Round Trip / Broadway Blues” parçasını yorumlaması, otuz yıl sürecek bir hesaplaşmanın ilk işaretiydi.

1977 – 1984: Pat Metheny Group ve bir sesin icadı

Watercolors (1977) kayıtlarında klavyeci Lyle Mays ile tanıştı. Bu ortaklık, cazın en uzun ömürlü besteci ikililerinden biri oldu ve neredeyse otuz yıl sürdü.

1978’de kurulan Pat Metheny Group, Mays, basçı Mark Egan ve davulcu Danny Gottlieb ile ilk albümünü yayımladı. Açılış parçası “Phase Dance” bugün hâlâ konserlerin belkemiği.

Bu dönemde art arda gelen albümler grubun estetiğini kurdu:

  • American Garage (1979): Orta Batı rock enerjisi caz formunun içinde
  • 80/81 (1980): Charlie Haden, Dewey Redman, Michael Brecker ve Jack DeJohnette ile çok daha sert, avangarda yakın bir kayıt
  • As Falls Wichita, So Falls Wichita Falls (1981): Mays ile birlikte, uzun formlu, neredeyse orkestral bir düet
  • Offramp (1982): Roland GR-300 gitar sentezleyicisinin damgasını vurduğu albüm. “Are You Going With Me?” parçasındaki o inleyen, nefesli çalgıya benzeyen ses, kariyerinin imzası haline geldi. Brezilyalı perküsyoncu Naná Vasconcelos de bu dönemde gruba girdi.
  • Travels (1983): Grammy kazanan canlı albüm

1985: Sinemaya ilk adım

The Falcon and the Snowman, Metheny’nin film müziği alanındaki en bilinen işi. Lyle Mays ile birlikte besteledikleri müzik, casusluk filminin soğuk gerilimini gitar sentezleyicisinin insan sesine benzeyen tınısıyla dengeliyordu. Filmin jenerik parçası “This Is Not America”, David Bowie ile ortak yazıldı ve söylendi; hem İngiltere hem Amerika listelerinde ilk yirmiye girdi.

Aynı yıl Bud Yorkin’in Twice in a Lifetime filminin müziğini yaptı.

1986: Ornette Coleman ile hesaplaşma

Song X, Metheny’nin en radikal kaydı. Ornette Coleman, Charlie Haden, Jack DeJohnette ve Denardo Coleman ile yapılan albüm, gruptaki melodik dinginliği bekleyen dinleyiciyi duvara çarptı. Piyasaya çıktığında bölücü bir tepki aldı; bugün free caz ile modern gitarın en cesur buluşması olarak anılıyor.

Metheny’nin kariyer boyunca sürdürdüğü strateji burada netleşir: her popüler grup albümünün ardından, kendini tehlikeye atan bir proje.

1987 – 1992: Zirve yılları

  • Still Life (Talking) (1987) ve Letter from Home (1989): Arjantinli Pedro Aznar ve Brezilyalı Armando Marçal ile grubun Güney Amerika renkleri en zengin haline geldi. Sözsüz insan sesinin bir çalgı gibi kullanılması bu albümlerin imzası.
  • Question and Answer (1990): Dave Holland ve Roy Haynes ile klasik caz üçlüsü formatında, standartlara dönüş
  • Secret Story (1992): Kariyerinin en iddialı stüdyo işi. Londra Senfoni Orkestrası, Kamboçyalı müzisyenler, koro, on binlerce saatlik prodüksiyon. Metheny bu albümü hep en kişisel çalışması olarak andı.

Arada, 1994’te Zero Tolerance for Silence çıktı: kırk dakikalık, düzenlenmemiş, gürültü katmanlarından oluşan bir gitar albümü. Hayranların çoğu ne yapacağını bilemedi. Metheny bunu bir şaka olarak değil, bilinçli bir sınır testi olarak savundu.

Pikasso

1984’te Metheny, Torontolu lutiye Linda Manzer‘e alışılmadık bir istekle gitti: “Mümkün olduğu kadar çok teli olan bir gitar yap.”

Manzer’in iki yılını ve yaklaşık bin saatini alan sonuç, kırk iki telli, dört saplı, iki ses delikli bir enstrümandı. Gövde, çalarken oturur pozisyonda dengelenebilsin diye kama biçiminde tasarlandı. Yaklaşık yedi kilo ağırlığında.

Adı, bittiğinde stüdyoya girenlerin tepkisinden geldi: parçalanmış düzlemleriyle bir Kübist tabloya benziyordu. Manzer buna Pikasso dedi.

Enstrüman bir gösteri objesi değil. Dört sap birbirinden bağımsız akort edilir; Metheny bunları arp benzeri açık teller, davul teli gibi ritmik zeminler ve normal melodi hattı olarak katmanlar halinde kullanır. En bilinen kaydı, Imaginary Day (1997) albümündeki “Into the Dream”. Quartet (1996) ve konser programlarında da düzenli yer aldı.

Manzer ile ortaklık burada bitmedi. Metheny’nin One Quiet Night (2003) ve MoonDial (2024) albümlerindeki bariton akustik gitarlar da onun elinden çıktı.


1996 – 2005: Akustik dönüş ve uzun form

  • Beyond the Missouri Sky (1997): Charlie Haden ile gitar ve kontrbas düeti. Sade, ağır, neredeyse country’ye değen bir kayıt. Grammy kazandı ve Metheny’nin en çok satan albümlerinden biri oldu.
  • Imaginary Day (1997): Grubun en karanlık, en dokulu albümü. Pikasso’nun vitrini.
  • A Map of the World (1999): Sinemaya dönüş. Scott Elliott’ın filmi için yazdığı, orkestra ile gitarı birleştiren, dizginlenmiş bir partisyon. Bu arada 1996’da İtalyan yapımı Passaggio per il Paradiso‘nun ve 1988’de televizyon filmi Lemon Sky‘ın müziklerini de yapmıştı.
  • Jim Hall & Pat Metheny (1999): Kendi kuşağının borçlu olduğu ustayla düet
  • Trio 99 – 00 ve One Quiet Night (2003): Biri üçlü, diğeri tek başına, bariton gitarla, tek gecede kaydedilmiş
  • The Way Up (2005): Yetmiş dakikalık, tek parça, dört bölümlü bir eser. Pat Metheny Group’un son stüdyo albümü ve grubun besteci olarak vardığı en uç nokta.

Metheny’nin film müziği tercihi burada dikkat çekiyor: teklif eksikliğinden değil, seçicilikten dolayı bu alanda az iş yaptı. Kendi ifadesiyle, başkasının anlattığı hikâyeye hizmet etmek yerine hikâyeyi müzikle kendisi kurmayı tercih ediyordu.

Hikâye, dedesinin evindeki eski bir player piano ile başlar. Küçük Metheny, tuşları kendi kendine inip kalkan o aleti izlerken, on dokuzuncu yüzyıl Avrupa’sının orchestrion’larından kalma bir fikirle tanışıyordu: tek bir mekanizmanın bütün bir orkestrayı çalması. Görüntü aklında kaldı.

Kırk yıl sonra, 2010’da, onu yeniden inşa etti.

Orchestrion (2010) albümünde tek bir insan çalıyor: Metheny. Ama duyduğunuz sesler örneklenmiş değil, gerçek akustik çalgılardan geliyor. Piyanolar, marimbalar, vibrafonlar, davullar, ziller, perküsyon setleri, üflenen şişeler ve robotik gitarlar; hepsi solenoidler ve pnömatik mekanizmalarla donatılmış, hepsi Metheny’nin gitarından çıkan MIDI verisiyle gerçek zamanlı tetikleniyor.

Yani gitarda çaldığı bir cümle, sahnenin arkasındaki gerçek bir marimbanın çekicini gerçekten hareket ettiriyor. Bu proje, LEMUR (Robotik Müzikal Ultra Çalgılar Ligi) ve çeşitli enstrüman yapımcılarıyla yıllar süren bir mühendislik çalışmasının ürünüydü.

Turnede sahne, insansız bir orkestra gibi göründü. Eleştiriler ikiye bölündü: kimileri için teknolojik bir gösteri, kimileri içinse doğaçlamanın sınırlarını genişleten hakiki bir deney. Metheny’nin cevabı basitti; kendisi için mesele makineler değil, tek bir müzisyenin aynı anda kaç fikri hayata geçirebileceğiydi.

  • Unity Band (2012): Chris Potter, Ben Williams ve Antonio Sánchez ile. Metheny’nin 1980’den sonra ilk kez tenor saksofonlu bir grup kurması dikkat çekti. Kin (2014) ile devam etti.
  • Cuong Vu Trio Meets Pat Metheny (2016): Konuk pozisyonunda, kendi grubunun eski trompetçisinin projesinde
  • From This Place (2020): Antonio Sánchez, Linda May Han Oh ve Gwilym Simcock ile, orkestral katmanlar eşliğinde. Lyle Mays aynı yılın Şubat ayında hayatını kaybetti; albüm dönemin ağırlığını taşır.
  • Road to the Sun (2021): Klasik gitar için yazdığı besteler. Jason Vieaux ve Los Angeles Guitar Quartet çalıyor, Metheny çoğunlukla besteci koltuğunda.
  • Side-Eye (2021’den itibaren): Değişken kadrolu, genç müzisyenlerle çalışmak için kurulmuş bir proje
  • Dream Box (2023) ve MoonDial (2024): Turne aralarında, otel odalarında, tek başına kaydedilmiş sakin gitar albümleri

2026 itibarıyla hâlâ yolda. Şubat ayında kendi kurduğu Uniquity Music etiketinden Side-Eye III+ yayımlandı; klavyede Chris Fishman, davulda Joe Dyson. Albümün ardından gelen turne baharda Kuzey Amerika’yı, yaz boyunca Avrupa’yı kapsadı.

Yirmi Grammy ödülü var ve on farklı kategoride kazanan ilk sanatçı.

Müziğin özellikleri: neden bu kadar tanınır bir ses?

Melodi önceliği. Metheny’nin en karmaşık parçaları bile mırıldanılabilir bir çekirdek üzerine kurulur. Armoni zenginleştirir ama asla melodiyi gölgede bırakmaz.

Nefesli çalgı mantığı. Cümlelerini gitar klişeleri üzerinden değil, Miles Davis ve Sonny Rollins’in soluk alma biçimi üzerinden kurar. Bu yüzden solo çizgileri gitardan çok saksofon gibi ilerler.

Ton. Gibson ES-175’in yumuşak arşivtop tınısı, ikisi hafifçe detune edilmiş kısa gecikmeli delay katmanlarıyla birleşir. Sonuç, kaynağı belirsiz, hafifçe titreşen ve içinde alan olan bir ses. Gitar sentezleyicisinin insan sesine yakın uğultusu ise ikinci imzasıdır.

Coğrafya. Bir yanda Orta Batı otoyolları ve country’nin açıklığı, diğer yanda Brezilya ve Arjantin ritimleri. Sözsüz insan sesi bu iki kutbu birbirine bağlar.

Uzun form. Beste yapısına yaklaşımı caz standartlarından çok senfonik düşünceye yakın. Tema geliştirir, bölümler kurar, geri döner.

Rahatsızlık arayışı. Her başarılı albümün ardından kendini bilinçli olarak zor duruma sokması, kariyerinin en tutarlı davranış kalıbı. Ornette Coleman, gürültü albümü, kırk iki telli gitar, robot orkestra; hepsi aynı refleksten çıktı.

Kapanış

Metheny’nin yaptığı şeyi tek cümlede toparlamak zor, ama bir deneme: gitarı bir gitar olmaktan çıkarmaya çalışan biri, bunu yaparken hep dinlenebilir bir melodi tutmayı başardı.

Kırk iki telli gitar da, oda dolusu makine de birer araçtı. Amaç hep aynıydı: bir insanın aklındaki sesi, olduğu gibi dışarı çıkarabilmek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz