Boomer Nedir?

0
489

Boomer nedir? Moruktur. Öyle dümdüz moruk. Tamam moruk sensin demek için kullanılan bir tanım. Argodur. Küfür gibi bir şey ama pek de küfür değil.Yeni nesil tanımı. Tüketim çılgınlığının tahammül edemediği bir şey varsa o da kendini bilen ve belirli bir alt yapıyla yetişmiş aklı başında insan nüfusudur. Boomerları kapitalizm sevmez.

Çünkü kapitalizm hepimizi yiyerek patronun göbeğinin büyümesini istiyor. Bizim patron iyi semirdi, hiç diyecek lafım yok ama ya gerçekten boomerlar tükenirse o zaman ne yapacağız?

2019 yılında ortaya çıkan boomer terimi gerçekten gençler tarafından mı ortaya atıldı, bir gün ansızın torununuz ya da çocuğunuz ıyyy ne kadar da  boomersın mı dedi yoksa  bunların hepiciği bir oyun mu?Az biraz hasbihâl ederken de bir Ali Cengiz oyununu da bozarsak o zaman;

Aferin kız bana.

Boomer Ne Demek?

Boomer ne demek sorusunun tarihi var. Aslında terim eski, sadece bizim için gündeme geliş tarihi yeni.

Kuşak çatışmalarını sınıflandırmadan önce de kuşaklar vardı ve organik geçiş sürecinde onları kategorize etmezdik. Tarih bizi x kuşağının da öncesine götürüyor şimdi. Sessiz kuşakla x kuşağının tam ortası. Ara nesil, baby boomerler.  

Bu kuşak kuşak ayrılıktan ben hiç hoşlanmıyorum açıkçası ama şunu düşünmeden edemiyorum:

Birilerinin bizim ayrılığımızdan elde ettiği çıkar çok yüksek olacak ki, kimse suyun akış yönünü değiştirmeye kalkmıyor.

Baby boomers; X kuşağından önce sınıflandırılan ikinci dünya savaşı sonrası bebek patlaması olarak tanımlanan aralıkta dünyaya gelen bebeklerin olduğu kuşak. Ara  nesil, bugün hortlayan direnişçi ve ımm hoş değil nesil.  

Demografik bir kohort olarak tanımlayabileceğimiz sesiz kuşak 1946-1964 yıllarını kapsar.  Fakat hemen sonrası dünyaya  dağılan bumerlar bir zamanın kısıtlamasına sahip değildir. Çünkü bumerlık bir karakteristik özellik tanımıdır.

Slogan atacağım hazır mısınız?

İşte geldi:

Çok çalışırsanız bir gün siz de bumer olabilirsiniz!

Why Baby Boomer?

Bu kuşağa neden böyle deniliyor? Bebek patlaması neden yaşandı? N’oluyor ya böyle terimler falan diye sorun lütfen. Çünkü keyifle, yer yer iğneyi çuvaldızı Allah ne verdiyse batır çıkar öldürme sürünsün tabirlerle açıklayacağım.

Ölümden Sonra Yaşam: Devir Teslim Nesil

Savaş ölümdür, ölümler devlerin savaşında sadece birer rakamdır. Ölenler çok sessiz öldüler diye Baby Boomer öncesi sessiz kuşaktır. Tam sistem oturtamadık deneyeceğiz bir şeyler hadi yeni denekler üretin kuşağı da baby boomerlar oluyor tabi. Yani ben böyle yorumluyorum, bu kısım oldukça öznel değerlendirmem.

Ölen öldü sisteme bir şey olmasın diyerek halk doldurulup (tüm işlevsel uzuvlarıyla birlikte) bir sonraki güreşe kadar üreme teşviki yapıldı.

En az 3, 5, 7 çocuk teşviki veren iktidarlar yabancı değildir bize aslında biliriz, yakinen tanırız.

Tüm bunların öyle gözümüzü kapatınca geçip gitmesini isterdim ama fakat ve lakin geçmiyor işte.

Aaa hala orda bakın, güneş hep tepede.

Ya kafamızı kaldırıp güneşe bakacağız ya da daha da kötüsü:
Zalimin zulmünün bitmediği, sevenin de Allahsız kaldığı şu paralel evrende büyümeyen binlerce çocuk gömeceğiz tarihe.

Babby Boomerlar: Kim Onlar?

İnsanlık, birilerinin damızlığı olarak tarih boyunca kullanıldı. O birilerinin adı, sanı, konumu değişti ama hep tepede güneşe engel olan birileri ve bir acı tarihçesi yaratıcısı var.  

Sanırım Annunakiler’i bu yüzden acıklı bir hikâye olarak değerlendirdim hep. Yani gizemli ve cömert yaratıcılar değil, bir sömürge sistem tanrısı olduklarını söylesem ileri gitmiş de olmam. ( Bunu da anlatacağım ilerde, kendime şimdiden yer açayım, yazı hazır olunca gelir linklerim efenim.)

Savaş sonrası düzeni yeniden istedikleri düzleme taşımak isteyen sistemlerin incelikle işlenen planı tarihin içinde bir nesli damızlık bir nesli de baby boomer yaptı.

Filler tepişirken ezilen çimenden gayri ederimizin olmamasına kalbim kırılıyor fakat biz de hiç baş kaldırmıyoruz fillere. Kök salmak gibi dertlerle boğuşmaktan hep bir olsunculuk, hep bir ne yapalımcılık üzerimizde. Nasreddin Hocanın Timur’un filleri hikayesini bildiniz mi?

Heh işte orada olduğu gibi önden gideni de yapayalnız bırakınca geri dönerken iki fil daha getiriyor yardım edecek olan.

Ezil babam ezil, sürün anam sürün bir hikâye.

Bizim damızlık neslimizin hikayesi ve acısı burada bitmiyor.

Yani bakmayın bir tiktok fenomeninin çok cahilsin bebek gibisin keşke ölsen tribinde yaş temelli sallamasına.

Üzerlerinde yapılan deneylerle bir toplumun infilak nesli ve aynı zamanda bir toplumun kurtuluş neslidir Baby Boomerlar. Muhteşem kuşak ve sessiz kuşak tanımlamasının tohumları baby bumerlar; x kuşağı ve Milenyumluların da ebeveynleridir.

X Kuşağının ve Milenyum Çocuklarının Ana Babaları

Tabi üreme sayısı bir patlama silsilesi ile devam etmemiştir, kronolojik sıralamada yönetim yapıları et kan ve kemik ihtiyacı dahilinde üreme fonlaması yapar biliyorsunuz.

İdeolojik çatışma, açlık, yoksulluk ve ölüm ve ezilmişlikle binbir dereden bugüne gelen boomerlar, ürettikleri nesli dinamit haline getiren nesildir.

Nereden mi biliyorum?

Kendimden.

Sonrasında gelen x, ve y neslinin boyun eğmesine izin vermeyen kategorize edilmeyi reddetmeyi özgün olmayı özgür olmayı öğrettikleri gerçeğiyle ve varlığımla teyitliyorum.

Fakat sonra gelen Z nesli…

İşte yazının burasında göğsüm sıkışıyor, bu yalnızlık, bu tuhaf kekremsi his bana seçimden hemen sonra dünyanın değişmeyeceğini düşünerek kendini Marmaray’a atan Kübra Ergin’i düşündürüyor.

Gençler nerden nereye diye hayıflanan ve üzülenlerin arasında teker teker yalnızlıktan öldüğümüzü bilmek sızımı arttırıyor.

Bizim kabul etmediğimizi kabul ettirtildikleri itaatkâr nesil ile arada kalmış karma ve kararsız dalgayı da sürüklediler.

Z’nin itaati üzerine Okan Bayülgen’in konuşmasındaki umut ışığını da değerlendirmek isterim.

(Linkten ilgili kesit videoya ulaşabilirsiniz.)

 Alfa belki değiştirir dediği yerde başka bir sorunla karşılaşacağız.

Alfa ve Beta fiziksel dünyadan kopuk bir nesil olarak büyüyor. Yumurtanın tablet tavuğu tarafından getirilmesi gibi istekleri olmasını geçtim. Tavuğun neresinin neresi olduğunu bulamayacakları konusunda bile endişelerim var.

Gerisini varın siz düşünün. Evet  gerisini!

Yani nihayetinde;

Otobüse binmeye korkan, sokakta dolaşmaya cesaret edemeyen, etse güvende kalamayan bir nesilden bu devir daim sonrası kurtarıcı olmasını beklemek ironiktir, trajiktir.

Sevgili Okan Bayülgen bu satırları okursa boomer müdahale planına ortak olması için bütün eforumu sarf edebilirim.

Ah evet can sıkıcı kısımlardan akıl almaz kısma geçiyorum.

Babby Boomer Görev Planı

Canlı tarihin tanıkları, tecrübe duayeni ve baş eğmeyen ve azınlıkta az deforme oranıyla, yok edilmeye aşağıda kalmaya ve dijitale yenik düşmeye mecbur bırakılan boomerları göreve çağırıyorum.

Çılgınca biliyorum, ama vallahi billahi size çok ihtiyacımız var.

Ekmek Kuran Mushaf ve tüm gençliğim çarpsın ki gelmeniz lazım.

Hemen şimdi dijitale, bugün.

Kapitalizm ekseninde pazarlanmayan ve parlatılmayan her şey yok olmak zorundadır.

Algoritma buna göre işler.

Totomuz mu onurumuz mu arasında kalmak, herkesin yaptığını yapmamak ve pek tabi haklı olarak tiksinmek en normal tepkilerimiz arasında.

Bunu çok küfürle, çok öfkeyle de söyleyebilirsiniz. O da olur ama yine de gelmeniz lazım.

Sizin dijitale karşı duruşunuz, sisteme isyanınız güncel formu ile düpedüz bizim için şu anlama geliyor:

İskenderiye Kütüphanesi canlanmış 21. Yüzyılda bir yerlerde saklanmış ve onu birileri diri diri yakıyor.

Sonra Kübra kendini Marmaray’a bırakıyor, ben artık tükendim diyerek…

Sonra külleriniz havaya, havadan acıklı bir ses gibi boğazımıza yapışıyor. Alfalara yağmur kalmamış, Betalara güneş yasak. Biz sesimizle çığlık atmayı bilmiyoruz.

Organik zekanın ve mukayese becerisinin son neslini acilen göreve çağırmak zorundayım. Ve bunu hayıflanmadan yapmak için bundan kelli buralardayım.

Reportare’nin inşa ettiği bu özgürlük alanında her hafta ‘’ Kim Korkar Dijitalden’’ serisini hazırlamaktan onur duyacağım.

Şimdiiii…

Reportare’nin yazar kadrosuna boomer dersem ne olur? Bir Ali Cengiz oyunu bozulur, gençliğin üzerinden yük kalkar. Bir sınıf statü ve dışlama oyunu yerle yeksan olur.

Kapitalizmin içini boşalttığı yerden insanlığımızı doldurmak mümkün olabilir ve bu e-bilirlik bize umut verecektir. Sonrasına da biz bakarız deyip kaçış kapısını kapatıyorum hemen buracıkta.

Bilin istiyorum, onlar sıradan boomerlar değiller. Teknolojiye değil tükenmeye direniş gösteren boomerlar Okan Bayülgen’in dediği gibi iyi ki boomerlar.

İkna edici bir dilim olduğunu daha sonra söylersiniz. 🙂

Evet, tüm bunlarda hemfikiriz biliyorum ve sizi göreve bekliyorum. Yazarak, konuşarak, söylenerek ve yer yer homurdanarak görevde kalın. Bıkmayın, vazgeçmeyin, terk etmeyin, safları sık tutun hatta aramıza kimseler giremesin.

Okey mi boomer?