Öğretmen, Deprem, Ölüm ve İktidar

0
398

Deprem ve Öğretmen

1996’da öğretmen oldum. 98 Marmara depreminde henüz kızım 3 aylıkken Lüleburgaz’da yakalandık 17 Ağustos depremine. Lüleburgaz’da yıkılan ev, ölen insan olmadı ama ilk kez böyle bir sarsıntı ile karşılaştık. Açıkçası “öleceğiz galiba” dediğimiz anlardı…

Yaz tatilindeydik. Bende, belki de kızımın küçük olması nedeniyle travma oluştu. Her akşam Diyazem iğnesi yaptırarak uyuyabildim. Okul açılacaktı, Ankara’ya döndük. Travma devam ediyor. Uyuyamıyordum…

İster travman, ister ölün, ister hastan olsun, döneceksin okula. Döndüm! Sınıfa girdiğimde yapmacıklıkla değil, isteye bile gülümsemeye başladım. Çocukların böyle iyi edici onarıcı bir tarafı vardı. O günden sonra iğne yaptırmayı bıraktım.

Ölüm ve Öğretmen

6 yıllık öğretmendim, annemi kaybettim. Ailemizde ilk kez birinci derece yakınımızı kaybetmiştik. 1 hafta ölüm izni veriliyor. Durumun vahametiyle bu bir hafta “yetmez ama evet” di. Bir hafta sonra okula giderken “ne yapacağım hayatıma nasıl devam edeceğim” diye düşünüyordum. Sınıfa girene kadar hayat olağan akışından kopuktu.

Çocuklarla karşılaştık. Başsağlığı dilediler. Sonra derse döndük. Ölümü, öleni arkamızda bıraktık, hayatın akışına bıraktık kendimizi. Çocukların böyle iyi edici, onarıcı bir tarafı vardı. Okul ve öğrenci telaşıyla acılarım hafifledi.

2011 yılıydı. Okuldan eve gönderildim. Neden gönderildiğimi söylemediler. “Uzaktan bir arkadaşınız gelmiş, bu ders saati izin veriyoruz” dediler. Durum çok saçma olsa da aklıma kötü bir şey gelmedi açıkçası. “Allalaaa” diyerek eve gidiyorum. Evin önünde bekliyor arkadaşlar. Ablam öğlenci öğretmen… “O da evde neden eve çıkmadılar” diyorum. Birlikte eve çıkıyoruz. Beni sakinleştirip bir yere oturtmaya çalışıyorlar konuya girmeden önce. Tabii ben bunu yaptıklarını sonradan düşünüyorum. “Ali Fuat ağabeyi kaybettik” diyorlar. Nasıl yani kimden bahsediyorlar? Önce böyle oluyorum. Benim abim olamaz ki… O daha 48 yaşında. Sonra algılıyorum. “Kaza mı” diyorum. Abi intihar etmiş diyorlar. Ne kadar bağırdığımı, salona gelen ablamla birlikte ne kadar ağladığımızı bilmiyorum. Günlerce ağlarken, arkasından babam oğlunun ölümüne dayanamayarak 1 ay sonra vefat ediyor.

Ablamla birlikte bu travmamızı da cebimize koyarak okula başlıyoruz. Yine çocuklarım, yine onların iyi eden, onaran tavırlarıyla hayat olağan akışına giriyor. Acımız hep yüreğimizde ama artık kanatmadan devam ediyor.

Tiyatro sanatçılarını biliriz bu durumlarda. İçleri kan ağlasa sahneye çıkarlar ve rollerine girerler. Kahkaha atılacaksa atarlar. Bence de sahnenin iyi edici onarıcı bir tarafı var iyi seyircisi ile…

Fotoğraf: Diego Cupolo | NurPhoto | Picture Alliance

İktidar ve Öğretmen

“Bunları neden anlattın hoca” diyeceksiniz! Geçenlerde tarafıma bir ileti gönderildi. Hocam bunu duyurabilir misiniz diye. Basitçe haber yapıp geçeceğim bir şey değildi. Bir öğretmen olarak çok dokundu. Muhatabı meslektaşlarımla hemhal oldum. Bizler tüm acılarımıza, travmamıza rağmen her şeyi içimize gömüp o okullara gitmiyormuşuz, sınıfımızda öğrencilerimizin acılarını travmalarını da kucaklamıyormuşuz gibi… Öğretmenlikten bihaber, insan ruhundan bihaber yönetemeyen ama yönetici olan şahısların, o zihniyetin acınası halleri…

Deprem bölgesi Malatya-Yeşilyurt ilçe milli eğitim müdürünün Deprem bölgesinde özveriyle çalışan öğretmenlerimize mesajı;

“Kıymetli arkadaşlar bugün Sayın Valimiz Yeşilyurt ilçemizi ziyaret etti. Kurum müdürlerimizden brifing aldı. Sayın valimizin talimatıdır :tüm okul ve kurumlarımızda kılık kıyafet anlamında gerekli Özen gösterilecek hiçbir personelimizin adeta enkazdan çıkmış bir kıyafetle göreve gelmemesi için gerekli olan uyarılar yapılacak. Ayrıca öğrencilerimize gerekli psikolojik desteği sağlayabilmemiz için biz öğretmenlerin bir an önce deprem psikolojisinden kurtularak 6  Şubat tarihinden önce görevimizi yaparken göstermiş olduğumuz şevkle gayretle çalışmamız önem arz etmektedir. Okullarımızda yapacağımız sanatsal sportif kültürel her türlü etkinliği olabildiğince arttırilmasi ve öğrencilerimizin bu etkinliklere aktif bir şekilde katılımı için gerekli tedbirlerin alınması önem arz etmektedir.”

Mesajı olduğu gibi aktardım size. Nerden baksanız elinizde kalacak bir mesaj. İmla hatalarını geçtim, özü itibarıyla bence skandal. Yok, bence skandal değil. Yani skandal, alışılmışın dışında anormal olaylar için kullanılır. Oysa bu dil, bu üslup, bu öğretmeni aşağılayan, yok sayan dil İktidar için olağan. Ben sana ilçe milli eğitim müdürü olamazsın demedim…

Deprem ve İktidar

6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli birçok ili etkileyen bir deprem yaşandı. Tüm ülke yüreğimiz ağzımızda öleni kalanı izledik, konuştuk, yardıma koştuk. İlk günlerde iktidarın acizliği neticesinde feryatlar yükseldi, duyan yoktu, ölümler arttı. Tahminen yüz bine yakın insanımızı kaybettik. Yeşilyurt da bu depremin içindeydi. Deprem bölgelerinde hala göstermelik yardım denemeleri, ranta yönelik bina yapma çalışmaları, hala insan ruhunu rahatsız eden görmezden gelmelerle perişanlık devam ediyor.

6 ay sonra Yeşilyurt’ta bir deprem daha yaşandı. Öncesinin acısı-korkusu geçmeden ikinci bir travma ile karşılaştı insanımız. Bu iktidar tavrı ile hayat normale bir türlü dönemedi Yeşilyurt’ta.

Deprem, İktidar ve Öğretmen

Sonra okullar açıldı, öğretmenler travmalarını içlerine gömüp, çocukları kucakladılar. Kim bilir hangi çözümlenmemiş sorunları, hangi yoksulluk ve yoksunluklarıyla girdiler sınıflarına. Yetkili ağabeylerin umurunda mıydı öğretmenlerimizin hisleri? Hislerini bir tarafa koyalım, yol paraları var mıydı? Kalacak evleri, yiyecek ekmekleri, giysileri… İhtiyaçları tam tekmil karşılanmış mıydı? Neticede bir yıkıntının içinden çıkmışlardı. Geçmişleri, hatıraları, yakınlarının ölümleri… Sayamıyorum! Hangi acılarını hangi boşluğa atmışlar, o acılar ne zaman o yerlerden çıkıp kapılarını çalacak, bilinmezdi.

Ama öğretmeniz biz! Her koşulda sorumluluğu omuzlarımıza, çocuklarımızı-öğrencilerimizi kucağımıza alır yolumuza devam ederiz. Kimsenin direktifine, apoletlerini göstere göstere “ben sizin amirinizim” mesajlarına ihtiyacımız yok! Devlet evlerimizi yapsın teslim etsin, bundan kar sağlamasın, para kazanmasın. Yollarımızı yapsın. Maaşımızı insana yakışır düzeyde tutsun. Görevini yapsın yeter!

Bir de öğretmenin saygınlığına zarar verecek açıklamalar yapmasın! Yoksa, devletin  direktifleriyle öğretmen değiliz!. Biz vicdanımız ve bilimle hareket etmeyi zaten biliriz! “Biz de üniversite açtık bakın” demek için açtığınız hocasız üniversitelerde iyi yetiştirilmediğimizi düşünüyorsanız başka ama bunun acısını da bizden çıkartamazsınız!

Çocuklar bizi iyi eder, onarır, gölge etmeyin başka ihsan istemez!