Onur Uğur

0
56

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Bir bibliyoman mısınız yoksa iyi bir okur musunuz? Bu e-postayı aldıysanız zaten sizi iyi bir okur olarak kabul etmişiz demektir 🙂 Bu iki kavramı nasıl tanımlarsınız?

Onur Uğur: “Sahip olma” konusuna her zaman biraz mesafeli durduğum için kendimi iyi bir okur olarak tanımlayabilirim. Bir bibliyomanın aynı zamanda kitaplara sahip olması ve onları toplamaya duyduğu tutku her ne kadar hayranlık uyandıran bir durumsa da ben o kişi değilim. Okuduğum ve ileride kaynak olarak kullanmayacağım her kitabım alınabilir, okunabilir, kaybedilebilir. İşimin bittiği kitaplarla işim biter diyebilirim😊 Ama okuma konusunda durduramadığım bir iştahım var tabii.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Sahip olduğunuz kitaplar sizin için bir kitaplık mı yoksa bir kütüphane mi? Ayrımı nerede koyuyorsunuz? Yaklaşık kaç adet kitabınız var?

Onur Uğur: Kütüphane çok iddialı olacaktır. Benim geniş kitaplıklarım var. Kütüphane kelimesi daha derli toplu, daha düzenli bir alan ama kitaplık daha rastgele. Özellikle kitaplar konusunda düzenli olamadığım için kütüphane diyerek değerli bibliyomanları karşıma almak istemem😊 Ancak teknolojinin verdiği imkanlardan dolayı e-kitap okumayı da severim. Küçücük yerde binlerce kitap olması mucize gibi bir şey bence. Çamaşır makinesinin otomatik çalışabilmesine bile afallayan biri olarak e-kitap gerçek üstü bir şey gibi. Ofisler, ev ve bazanın altı olmak üzere 500 adet ve üzeri kitabım olduğunu düşünüyorum. Mahalle sahafımıza düzenli aralıklarla teslim ettiğim kitaplar bu sayının içinde değil tabii ki…

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Okumaya ve kitaplara ilginizi gerçek anlamda etkileyen biri ya da birileri oldu mu?

Onur Uğur: Beni televizyon büyüttü. Ve televizyonda imrendiğim her kahraman çok bilgiliydi. Çok bilgili olmanın kök sebebi de düzenli okuma alışkanlığı gibi bir ön kabulüm olmuş olmalı. Ancak kendimi anlamaya başladığım ergenlik yıllarında bir imza gününde Muzaffer İzgü ile tanışmam sanırım okuma iştahımın fitilini ateşleyen tevafuklardan biridir. Sıcacık ve güler yüzle konuştuğu için zarifliğinin karşılığı olarak tüm kitaplarını okumam gerektiğini düşünmüştüm. Borç yiğidin kamçısıdır diyerek değerli üstad Muzaffer İzgü’ye tüm kitaplarını okuyarak borcumu ödedim.  Onun dışında ise öyle şu kişi çok okurdu, bu kişi elinden düşürmezdi diyebileceğim bir rol modelim olmadı. Kitaplara ilgimi bilgiye olan açlığım ve öğrendiklerimi anlatmaya duyduğum tutku pekiştirdi. Yani okumaya olan ilgimi her okuduğumda nefesimi kesen bilgiler büyüttü.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Her kitabın yolculuğu ilginçtir. Kütüphanenize geliş hikayesi sizin açınızdan ilginç enteresan bir kitabınız var mı?

Onur Uğur: Çok uzun zamandır kimsenin bana kitap almadığı, hediye etmediği gerçekliği bu soruyla bir tokat gibi yüzüme çarptı. Bana neden kitap getirilmiyor? Neyse ki ben kitaplara gidiyorum. Gezdiğim yerlerde, özellikle sahaflarda bir anda tam ihtiyacım olan kitabı buluyor ve alıyorum. Bu açıdan baktığımda kütüphanemdeki her kitap beni bir şekilde çağırıyor.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitap alırken hangi kriterlere göre hareket ediyorsunuz? Konu mu, yazar mı, yayınevi mi, baskı kalitesi mi, çeviriyse çevirmenin ismi mi sizi o kitabı edinmeye yöneltir?

Onur Uğur: Tamamen konu. Kötü bir çeviri ömrümü kısaltıyor, bunun farkındayım. Ancak kitabın arkasında dikkat çeken bir ibare varsa, önsözünde bir cümleye vurulduysam mutlaka okumak istiyorum. Ama özellikle kitabın yazarı hakkında arama motorlarına başvurmadan pek alım yapmıyorum. Kitabı yazanın hayatı yaşayışıyla da belirli insani vasıfları taşımasını beklerim.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kıskandığınız kütüphaneler var mı? Kimlerin? Kütüphanenizde olmayan ama bir gün mutlaka olsun istediğiniz kitaplar var mı?

Onur Uğur: Ankara’da Ümitköy’de eski bir AVM’nin içinde bir sahaf var. İşte o adamı çok kıskanıyorum. Kütüphanesi, her kitap hakkında bilgisi, kendince tasnifi… Hayat bulduğu ve keyifle okuduğu kitaplardan bir de para kazanıyor. Ve çok mutlu. Kütüphanemde ise Kant’ın Fakültelerin Çatışması eserinin ilk baskılarından biri olsa geceleri uyuyamam sanırım. Arada kalkar üstünü açmış mı diye kontrol ederim.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Görüp, duyup, ziyaret edip imrendiğiniz kütüphaneler var mı? En etkileyici bulduğunuz kütüphaneler kimlerin?

Onur Uğur: Ben o adam değilim. Bir kütüphaneyi gezme güdüm hiç olmadı. Amsterdam’daki Allard Pierson Müzesi kütüphanesi gibi anca gezdiğim yerin kütüphanesi varsa dikkatimi çeker. Ürgüp’teki Sacred House Hotel’in kütüphanesi gibi karşılaştığım ilginç kütüphanelerden zevk alırım. Hiç beklemediğim yerlerde değerli eserlerin varlığını bilmek beni şaşırtıyor.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Henüz kütüphanenizde olmayan ve belki hiçbir zaman olamayacak ama bir gün mutlaka olsun diye hayalini kurduğunuz kitaplar var mı?

Onur Uğur: Kant-Fakültelerin Çatışması, İnce Memed ilk baskısı gibi kitaplar olsa mutluluktan uçardım.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Elbette her kitap değerlidir ama kütüphanenizde “yangında ilk kurtarılacak kitaplar” hangileri? Neden?”

Onur Uğur: İnce Memed serisi. İnce Memed serisi Yaşar Kemal’in Çukurova tasvirleri ve inanılmaz anlatımıyla devleşirken aynı zamanda insan olmak ve güçle alakalı zihnimi yoran fikirlerin oluşmasına vesile olmuştur. Öyle ki işim gereği profesyonel hayatlarımızda ekip yönetecek ya da bir ekibin içinde çalışacak herkese önerdiğim ilk kitaptır. Çalışan da olsanız, müdür-amir de olsanız okumanız gereken ilk kitap İnce Memed serisidir.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Arzu nesnesi olarak baktığınız kitaplarınız hangileri?

Onur Uğur: Byung Chul-Han’ın tüm kitapları benim için arzu nesneleridir. Son yüzyılın en üretken düşünürlerinden biridir ve fikirleriyle beni can evimden vurur. Madeline Miller kitapları mitolojiye duyduğum heyecanı beslerken, belki klişe olacak ama Harari ‘nin Nexus’a kadar olan kitapları düşünme metodu olarak zihin açıcı gelir. Ağzım sulandı şimdi. (Nexus o kadar başarılı gelmedi, hatta yanlı yazılmış hissi uyandırdı.) Margaret Atwood Ölülerle Uzlaşmak kitabı ise son yıllarda yazı dünyamı şekillendiren eserdir.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitap verme konusunda cömert biri misiniz? Zaman zaman kütüphanenizi hafifletmek için ayıklama yapıyor musunuz? Kriterleriniz neler?

Onur Uğur: İşim olmayan, bir derdim bulunmayan her şeyimi alabilirsiniz. Son derece cömerdim. Ama kafamda bir plan varsa iğne vermem, iğne. Okumuş ve gerekeni almışsam direkt veririm. Bir dönem popüler olmuş kitapları okuduktan sonra hızla elden çıkarmak isterim. Bazılarının kitaplığımda olmasından utanç duyardım. Genelde etrafımdakilere kitap hediye etmeyi severim. Çok özel olmayan ve e-kitap formatına ulaşabileceğim kitapları da seve seve veririm.  Pek bir kriterim yok ama kitaplar ve her şey gibi gelmesi gereken gelir gitmesi gereken gider.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Hiç kitap çaldınız mı?

Onur Uğur: Hiç çalmadım. Bazılarını ısrarlı isteklerle zorla sayılabilecek şekilde ele geçirmiş olabilirim ama her zaman karşılıklı bir rıza vardı. Robert Sapolsky’nin Zebralar Neden Ülser Olmaz adlı kitabını böyle ele geçirmiştim mesela.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitaplarınızı hangi dizine göre yerleştiriyorsunuz? Yayınevi? Yazar? Konu vb.

Onur Uğur: Konular daha önemli geliyor gibi. İşle ilgili olanları kendi içinde, romanları ayrı bir yerde, araştırma ve akademik eserleri konularına göre istifleyerek yerleştiriyorum. Çizgi romanlarım ise yayınevine göre ayrılıyor.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Siz göçtükten sonra kütüphaneniz için şimdiden hazırladığınız bir plan var mı?

Onur Uğur: Hiçbir planım yok. Karım ve kızım beni hatırlayacakları kitapları kendilerine diğerlerini yukarıda bahsettiğim sahaf abiye verirlerse rahat hissederim.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitap okuma ritüelleriniz var mıdır? Her yerde okurum, akşamları okurum, okurken müzik dinlerim vb.

Onur Uğur: Her yerde ayrıca her şekilde kitap okuyabilirim. Yüksek bir odaklanma yetkinliğim mevcut. Bir maçta bile okuyabilirim. Sadece yatay pozisyona çok geçmemeye çalışıyorum. Yaştan mıdır nedir hemen uyuyorum.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitap okurken altını çizer veya sayfa kenarlarına not alır mısınız? Kartoteks kullanır veya bir deftere not alır mısınız?

Onur Uğur: Altını çizerim. Masada okuyorsam post-it ile işaretlerim. Kartoteks veya defterim yok ama dijital uygulamalarla istiflemek çok verimli geliyor. Kullandığım not uygulamalarında bir sürü kitap sayfası var. Yeri geldiğinde podcast için, bülten için, konuşmalarda kullanmak adına ortaya çıkarıyorum.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitap okurken kaldığınız yeri işaretlemek için ayraç mı kullanırsınız yoksa sayfa ucunu katlar mısınız?

Onur Uğur: Sayfa ucunu başlayacağım sayfaya doğru kıvırırım. Ayraç hep kayboluyor.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kitabın size ait olduğunu gösteren özel işaretler, belirticiler kullanır mısınız? Size özel bir Exlibris’iniz var mı?

Onur Uğur: Onur Uğur diye havalı bir şekilde adımı yazmak dışında ayrıştırıcı hiçbir şeyim yok. Exlibris hiç kullanmadım. Çok havalı bir şey. Sanırım kendimi bir exlibrise layık görmüyorum.

Ulvi Yaman- Halil Duranay: Kütüphanenizde kitap dışında sizin için özel bir anlam taşıyan obje veya objeler var mı? Neler ve neden?

Onur Uğur: Kitap ayracı kullanmıyorum ama kızım ülkemizin yetiştirdiği en büyük kitap ayraç üreticilerinden biri (!) 9 yaşında olmasına rağmen sağda solda onlarca kitap ayracı yapıyor bana. Bazıları kitaplığımda. Ayrıca Doctor Who’nun Tardis’i, Adanalı Davut, fırlatma bıçaklarım ve hayatımdan kesitler içeren (plaketler, ödüller falan) objeler duruyor. Kitapların arasında şekilli durduklarını da itiraf etmem gerekiyor.

Önceki İçerikGörünmez Dostumuz: Yapay Zeka ile Yaşam
Sonraki İçerikMetakrasi
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz