Mine Kırıkkanat, Elif Şafak’a Açtığı İntihal Davasını Kazandı

0
137

İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Elif Şafak’ın “Bit Palas” romanının, Kırıkkanat’ın “Sinek Sarayı” romanından intihal olduğuna karar verdi. Doğan Kitap “Bit Palas”ın arkasında olduklarını, karara itiraz ettiklerini açıkladı.

Gazeteci Mine Kırıkkanat, yazar Elif Şafak’a “Bit Palas” romanında kendi romanı “Sinek Sarayı”ndan intihal yaptığı iddiasıyla 2021 yılında açtığı davayı kazandı.

Kitabın yayıncısı Doğan Kitap’tan yapılan açıklamada karara itiraz ettikleri belirtildi. Karar istinaf süreci sonrası kesinleştiği takdirde, Elif Şafak’ın “Bit Palas” romanının yeni basımı yapılamayacak, piyasada olan baskıları toplatılacak, Mine G. Kırıkkanat’a tazminat ödenecek.

İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, gerekçeli kararın, tirajı en yüksek üç gazeteden birinde, ilan masrafı davalılardan alınmak üzere yayımlanmasına da karar verdi.

Kırıkkanat’ın “Sinek Sarayı” adlı romanı 1990’da Cep Kitapları A. Ş. tarafından yayımlanmıştı. Elif Şafak’ın “Bit Palas” adlı romanının ise ilk basımı 2002 yılında Metis Yayınları tarafından yapılmıştı. Romanın 2009’dan beri yayıncısı ise Doğan Kitap oldu.

Kırıkkanat’tan mahkeme heyetine teşekkür

Mine Kırıkkanat sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“19 Ekim 2021 tarihinde Elif Şafak’a karşı açtığım intihal davası; lehime sonuçlanmış bulunmaktadır. Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, ilişikteki gerekçeli kararda ayrıntılı biçimde açıklandığı gibi Elif Şafak’ın ‘Bit Palas’ romanının, ‘Sinek Sarayı’ romanımdan intihal olduğuna hükmetmiştir. Hem Elif Şafak, hem Doğan Kitap’a karşı açtığım dava sürecinde adaleti tesis eden Mahkeme heyetine, iki kitap arasında titiz bir karşılaştırma yapan bilirkişi kuruluna; çok değerli hukukçu, müthiş avukatım Murat Teber ile sevgili kızım Av. Aleyna Yürek’e tüm varlığımla, kalbimle teşekkür ederim.”

Mahkeme kararında intihale verilen örnekler

Kararda, bilirkişinin incelemesi sonucunda, Kırıkkanat’ın kitabının yüzde 5’lik bölümünün intihal edildiği sonucuna vardığı vurgulandı.

Mine G. Kırıkkanat’ın sosyal medya hesabından paylaştığı mahkeme kararında intihal barındıran bölümlere ait şu tespitler sıralandı:

– Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın intihal yönündeki iddiaları değerlendirilmiş, her iki eserin karşılaştırıldığı bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, her iki eserde de “mimar” meslek karakterinin ifade edildiği, her iki eserde de azınlıkları koruma güdüsü, dinler ve inançlar, mistik hareketler, yer yer işlendiği, her iki eserde de Kürtlerin işlendiği, Kürtlerin ve Türklerin aşağılandığı, azınlıkların yüceltildiği eserlerin bütününde görüldüğü…

– Davacı ve davalı romanlarında olayların büyük ölçüde yaşandığı yer olan apartmanlarda benzerlik olduğu, davacı ve davalı romanlarındaki Sinek Saray tanımı ile Kalktı Göçeyledi Dede’nin tanımı arasında çağrışım ve benzer anlatım tarzı olduğu…

– Her iki eserde de apartmanın mimari tarzında ve kuş motifleri ile süslenmiş olması, her iki eserde de çevre düzenlemeleri ve yapılaşmalarda geçmişe yapılan saygısızlık, özlem ve yapılanların çirkin görüntülerini dillendirmiş olması,

– Her iki romanda kapıcı dairesindeki karakter sayıları benzer; anne, baba ve oğulun bulunduğu, davalının kitabının 121. sayfasında Hacı Hacı’nın 7,5 yaşındaki torunu için “Şimdiden normal büyüklüğünün bir buçuk katına ulaşan kafası daha ne kadar büyüyebilecekti? Elleri arkaya bükülemiyor, maymun eli gibi içe kıvrılıyordu Bu pençe eller ve ailede kimsenin doğru — dürüst telaffuz edemediği Ma-ro-te-aux-la-my-sen-dro-mu — ile daha ne kadar yaşayabilecekti? ( s.121) tanımlaması da özürlü bir çocuk karakteri betimlendiği,

– İkinci derecede karakterlerden kapıcı Sabbek Hanım’ın oğlunun özürlü/engelli ve büyük bir gövdeye sahip olması ile Hacı Hacı’nın 7,5 yaşındaki torunun kocaman kafası olması ile aralarında aşağılayıcı/çirkin bir tanım benzerliği bulunduğu,

– Her iki eserde de travestiler ve eşcinseller karakter olarak kitaplarda işlendiği, her iki romanda da Beyoğlu’nun ünlü caddeleri ve sokak adları kullanıldığı, karakter, aile bireyleri, iş bölümü benzerliğinin bulunduğu, etraf betimlemesinde çöp, pis konu, zararlı alışkanlık olarak puro kullanımı,

– Her iki romanda da karakterlerden kadınların apartman dışından olmaları ve arkadaşlık yaptıkları erkekler (Sinan ve 7 Numara: Ben) tarafından aşağılayıcı ifadelerle tanıtmış olmaları,

– Her iki olayda da terör olaylarının işlendiği,

– Her iki kitaptaki karakterlerin sorunlu ve hâletiruhiyesi bozuk kişiler oldukları, davacı kitabındaki ana karakter Sinan ile sevgilisi Christine ve taşınma işi ile davalı kitabındaki ana karakter 7 Numara: Ben ve arkadaşı Ethel’in ev taşınma olayı bazı bölümlerinde verilen örnekteki gibi örtüştüğü,

– Her iki romanın bitişinde bir kendisinin yazmadığını söylerken, davalı yazar da romanını “7 Numara: Ben”in uydurduğunu, kendisinin yazmadığını ifade ettiği…

Mahkeme kararında bilirkişinin intihal tespitleri sıralandıktan sonra şu tespit yapıldı:

– Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafa ait eserin isim benzerliği, kurgulama, karakterler, mekân ve zaman birliği, olay örgüsüne ve sonucuna bakıldığında esinlemenin çok ötesinde, davacının romanının adından ve içeriğinden yararlanıldığı ve bu yararlanmanın intihal düzeyinde olduğu kabul edilmiş ve davacı tarafın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklı haklarının ihlal edildiği kabul edilmiştir.

Doğan Kitap: Gerekli itirazımızı yaptık

Doğan Kitap, kararın edebiyat ve sanat açısından korkunç bir tehlike barındırdığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Tartışmalı bir bilirkişi raporuna dayanarak ilk mahkemenin verdiği hukuk dışı kararı tamamıyla reddediyoruz. Çünkü bu karar ne hukukla ne edebiyatla izah edilebilir. Bu haksızlık karşısında üst mahkemeye gerekli itirazımızı yaptık. Yazarımızın haklarını, edebiyatı ve hakikati sonuna kadar hukuk yoluyla savunacağımızı tüm edebiyatseverlerle paylaşıyoruz.

“Raporun dayandığı ‘sözcük benzerlikleri’ üstünden alınmış bu karar, ne yazık ki Türk edebiyatı ve sanatı adına korkunç bir tehlike içeriyor. ‘Sokak’, ‘kedi’, ‘apartman’, ‘çöp’, gibi kelimeler ve temalar kimsenin tekelinde değildir. Aksi takdirde her tür kelime benzerliği ve tematik yakınlık rahatlıkla dava konusu yapılabilir. Edebiyatın doğasını, yaratıcılığın ve düşünce özgürlüğünün ufkunu gözetmeden alınmış bu kararı edebiyat adına da kınıyoruz.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz