Planlamacı Ebeveynlik

0
299

Bir önceki yazıda öğrenmenin yaşam boyu devam eden bir süreç olduğundan ve bu sürecin zorluklarından bahsetmiştim. Sık sık tekrarlar ile hatırlamalar, yeni bilgiyi eski ile köprülendirme, sonuçlara vardıran düşünme adımları ile deneyimleme ve hayata transfer etmenin büyük bir çaba, emek istediğini, çok çalışmak gerektiğini vurgulamıştım. Tüm bunları siz ebeveynlere seslenerek anlatmıştım. Çocuklarımızın emek, çaba ve alın terinin önemi ile hayatları boyunca merak edip, öğrenen ve çalışan bireyler olmasına yardımcı olmayı arzulamıştım, tabi çocuk işçileri unutmadan. Artan pahalılık ve çok da para etmeyen çalışma hayatlarımızı düşünerek, sarf edilen emek karşılığında alınanı sorgulayabilirsiniz ancak hep söylerim dünyaya iyi pencereden bakmaz, umut etmezsek, değişimi başlatamaz, hayaller kurduramayız. Tüm umudumuz olan çocuklarımız ve gençlerimiz için önce biz hayata dört elle sarılıp iyi olacağına inanmak zorundayız.   Hayatlar, hayaller ve umudun kendisi ile yazılmış ya da yazılacak çokça yazı vardır elbet, ama ben bu yazıda ebeveyn olmanın zor yanlarından bahsetmek istiyorum.

Öğrenme, hatırlama ve anlama basamakları ile başlar, uygulama, analiz, değerlendirme ile devam eder ve yaratma ile son bulur. Biz çocuklara rehberlik ederek bu basamakları tırmanmalarını sağlarız. Öğrenmenin okul dışında devam etmesi için ebeveynlerin desteğini isteriz. Çoğunlukla ebeveynlere bırakın çocuklar kendi işlerini kendileri yapsınlar, zamanı programlasınlar, düşünüp çıkarımda bulunsunlar deriz. 

Geçenlerde sosyal medyada takip ettiğim bir hesapta, çocukları her sıkıldığında aktivite planlayan ve onları oyalamaya çalışan ebeveynlerden bahsediliyordu. Artık sıkça çocukları adına her şeyi planlayan, organize eden anne babalarla karşılıyoruz. Hatırlar mısınız bizler, ebeveynleri çok çalışan, çok yorulan bu nedenle her işlerini kendileri halleden çocuklardık. Okula gitmek, öğretmeni can kulağı ile dinlemek, arkadaşlarımıza saygı, sevgi ile yaklaşmak, ödevleri not almak ve eve gelip tamamlayarak sorumluluklarımızı yerine getirmek ilk işimizdi. Elbette işin içinden çıkamaz isek yardım alırdık ama tüm bu yaşam becerilerini kendi başımıza yerine getirmemiz beklenir, yapamadığımız zamanlarda ebeveynlerimiz bizlere rehberlik ederdi. Yaz geldiğinde kendimizi sokaklara atardık, sabahtan akşama kadar oyunlar oynar tüm gün boyunca her türlü hünerlerimizi keşfederdik. Aynı oyuncaklarla farklı farklı oyunlar kurgulardık. Hep birlikte hayaller kurar, zaman zaman  da bir şeylere kızar, birbirimizi kırar ama sonunda da barışır öyle evlerimize dönerdik. Üstelik başımızda ‘hadi şimdi öpün barışın’ diyen bir büyük olmadan hepsini akran dayanışmasıyla biz yapardık. 

Şimdilerde çevremizde, oyun kuran, oynayan ve oynarken birbirleriyle eğlenen çocuklar yerine tüm bunları organize eden, yönerge veren ebeveynleri görüyoruz. Çocukların evde geçirdikleri tüm zamanı planlayan, sorumluluklarını onlarla birlikte yerine getiren, aktivitelere katılan, hatta çocuklarının duygularını ifade eden anne ve babalar çoğalmakta. Bu anne ve babaların çıkış noktasının ‘kendileri ile yakından ilgilenen olsaydı hayatlarının bambaşka olabileceği’ ihtimali olduğunu da biliyorum. Ancak bu korumacı tavır aslında kendini keşfedemeyen, ilgi ve merakının ne olduğunu bilmeden hafta sonu spor-sanat kursları arasında yorulan çocuklara neden oluyor. 

Çocuklarınızın ödevlerini yapmayın, zorlandığı noktalara siz karar vermeyin hatta bu zorlukları öğretmenlerine onlar adına siz anlatmayın. Onların hangi sanat hangi spora yetenekleri olduğunu siz söylemeyin.  Onlarla ilgili gözlemlediğiniz şeyler hakkında yorum yaparak onları yönlendirmekten kaçının. Aksi takdirde etraf oyun kuramayan, arkadaşlarıyla iletişim güçlüğü yaşayan, program yapamayan, zamanı planlayamayan, neye ilgisi olduğunu bilmeyen dahası gelecekle ilgili hayali olmayan çocuklarla dolacak.

İyi bir ebeveynin görevi güvenli alan yaratarak, onların merak etmesini, araştırmasını, keşfetmesini ve hayaller kurmasını sağlamaktır. Çocuklarınıza sorumluluklarını üstlenme, problemler karşısında çözümler üretme fırsatı verin. Onlar adına kararlar almak yerine onların kendi hayallerini kurarak mutlu olmalarına yardımcı olun… 

Fotoğraf: unsplash.com