Baba, Oğul ve BMW R1200 ST

1
234

2016 yılının bahar ayları. Büyük oğlum liseden mezun oluyor ve üniversite için Hollanda’ya gideceği kesinleşmiş durumda. Birkaç yıldır kafamda dönüp duran bir fikir yine, yeniden beni dürtüp duruyor. Oğlum Hollanda’ya gitmeden önce onunla baba oğul uzun bir motosiklet yolculuğu yapmak. Yol için güzergah belirlemeden, sabah kalktığımızda nereye doğru gitmek istersek gidebileceğimiz, birlikte yolda olma duygusunu yaşayacağımız, başı belli sonu belli olmayan bir yolculuk. Tek hedefim var; birlikte güzel zaman geçirmek…

Bir sabah erkenden kalkıyor ve soluğu Kızıltoprak’ta geç tanıştığım ama geç de olsa tanıdığım için çok mutlu olduğum, kardeşim, dostum, arkadaşım, tanıştığımız günden bu yana her bindiğim motosiklette mutlaka bir dokunuşu, emeği olan, her konuda sonsuz güven duyduğum Motoek’in sahibi Mehmet’in yanında alıyorum. Kafamdakini anlattıktan sonra aramızda şuna benzer bir konuşma geçiyor; “Her şeyden önce arkamda oğlum olacağı için mümkün olduğunca güvenli, güçlü, rahat, uzun yolda bize sıkıntı çıkarmayacak bir motor bulmamız lazım. Racing olmaz iki kişi için rahat değil, Enduro istemiyorum hantal, Chopper sevmiyorum, Naked sevdiğim için olabilir ama böyle bir yolculuk için emin değilim, Touring istemiyorum o kadar da konforlu olmasın, motosiklette olduğumuzu anlayalım. Naked gibi de değil gibi de…. Oğlan Hollanda’ya okumaya gidecek bir sürü masraf var motosiklete ayıracağım bütçe de çok olamaz, dönüşte muhtemelen satarım çok da zarar etmeyelim” gibi bir şeyler saçmaladıktan sonra Mehmet her zaman ki sakin surat ifadesiyle “Öyle bir motor yok abi” dedi ve yaklaşık on gün kadar sonra telefon edip bir numara verdi ve “Abi ben motoru buldum, buraya getirtip detaylı ekspertizini yaptım aldım, yarın gidip noterden satışını alıp makineyi bana getirip bırakıyorsun” dedi ve kapattı.

(Burada yazıya kısa bir ara verip söz konusu motosiklet olduğunda ilişkimiz hakkında biraz bilgi vermem lazım; örneğin “Mehmet şöyle bir motor buldum bunu alacağım ne diyorsun?” dediğimde “o motoru alırsan dükkandan içeri giremezsin kendine başka bir yer bul” diye cevap alacağınız kesindir. Veya bir gün telefon edip “yeni moturun şu, bu sabah dükkana getirttim, müsait olduğunda gel satışını al” der. “O nereden çıktı, o kadar param yok” vb. gibi cevaplar onu ilgilendirmez, vereceği cevap şu olur “sana para soran mı oldu, paran varsa gel satışı al, yoksa yine gel ben yaparım ödemesini, olunca verirsin, olmazsa sıkılıp değiştirmek içi sattığımızda ödersin, meşgul etme beni saçma sapan şeyerle…”. Motosikletim genelde Mehmet’in dükanda durduğu için hafta sonu bir geziden gelip motoru Mehmet’e bırakıp bir sonraki hafta sonu bir yerlere gitmek için motoru almaya gittiğinizde onun yerine başka bir motorum olduğunu görmek sıra dışı bir şey değildir… Buradan da kendisine selam olsun, iyi ki hayatta böyle bir dostum, kardeşim oldu ve onu tanıma şansına sahip oldum)

Ve 2006 model bir BMW R1200 ST ile öyle tanıştım. Motosikletlerde ST ibaresi “Sport Touring”in kısaltması. Yan çantalar, “top case” gibi eklemelerle “touring” olarak kullanabileceğiniz gibi bunları soyduğunuzda bir nebze sportif yol tutuşu ve güç veren arada kalmış makineleri tanımlıyorlar. Tüm ST’ler aynı özellikleri taşımazlar; kimi motorlar örneğin Ducati ST4S gibi “touring” konforundan ödün vererek hafiflik ve performansı ön plana çıkarırken çoğu BMW ve Honda ST modelleri “touring” konforuna ağırlık verirler. Mehmet her zamanki gibi yine haklıydı; BMW R1200 ST sportif güç, süspansiyon kalitesi, motorun ağırlığı nedeniyle biraz alışkanlık gerektirse de viraj kabiliyeti, frenleme ve stabilitenin yanı sıra gerçeğe yakın bir “touring” konforu, rüzgar koruması ve diğer konularda çok  büyük avantajlar sağlıyordu.

Her ne kadar oldukça bakımlı ve düşük km.de olsa da oğlumla birlikte yola çıkacağımız için yolculuk tarihi öncesinde motor komple soyuldu, bakım tarihi henüz gelmemiş olmasına rağmen standart periyodik bakımlar dışında komple elektrik aksamı gözden geçirildi, fren balataları ve kabloları değişti, bu yolculuğu çıkarabilecek olmasına rağmen lastikler orta/sert, hem güvenlik hem de uzun km.lere dayanacak lastiklerle değiştirildi. Standart üzeri bir boya sahip olduğumdan dolayı orijinal rüzgar camı yeterli olmayacağından sevgili dostum, kardeşim, ortağım Murat Yasa imdada yetişti ve Almanya’dan dönerken uzun cam getirdi.

Mehmet ısrarla yolda oğlumla rahat iletişim kurabilelim diye kasklara “Bluetooth Intercom” takmak istese de gerçek bir motosiklet yolculuğu deneyimi yaşayabilmek için kabul etmedim. Motosiklete eklediğimiz tek özellik telefonları şarj edebilmek için “usb şarj adaptörü” oldu. Yolculuk tarihi yaklaştıkça oğlumun takıldığı iki konu vardı; birincisi görece uzun bir yolculuk için iki kişilik eşyalarımızı bir motosiklete nasıl sığdırabileceğimiz konusuydu. Kendi başıma yaptığım yolculuklarda gereksiz yük taşımamak için “Top Case” ve yan çanta kullanmıyordum. Depo üzeri bir çanta her zaman benim ihtiyaçlarım için yeterli olmuştu. İki kişi olduğumuz ve uzun yolda oğlum sırtını dayayarak biraz daha konforlu yolculuk yapabilsin diye yan çantalar yerine “Top Case” işimizi görecekti. Uzun yol yapan her motorcunun minik sırrını onla da paylaştım; “ne kadar eski, atacağın, yırtık, lekeli t-shirt, don, çorap vb. varsa yanına al, yol boyunca akşamları otelde üzerimizden çıkarır atar, hafifleye hafifleye gideriz…” Sonuçta “Top Case”i o aldı, ben de emektar depo üzeri çantama yerleştim. İkinci ve en önemli konu ise nasıl bir rota çizeceğimiz ve kaç gün, nerelere gideceğimiz konusuydu. Her akşam haritayı açıp notlar alıp rota çizmeye çalışıyor ben ise bir rotamız olmayacağını, kafamıza göre nereye istersek oraya gideceğimizi, bir rotamız, hedefimiz olmadığını, bir yere ulaşmaya çalışmadığımızı, hedefimizin yolda olmak, yolda vakit geçirmek, yolu deneyimlemek olduğunu söylüyordum. Nitekim öyle de oldu. Yola çıkacağımız sabah evin önünde çantaları motora yerleştirirken nereye gideceğimizi hala bilmiyorduk. Çantaları yerleştirip, kasklarımızı takarken oğlum “hala anlamadım, sitenin otoparkından çıkacağız ve ne tarafa döneceğiz?” diye son kez sordu, cevap olarak “ne tarafa dönmek istiyorsun?” dedim ve yola çıktık.

Ve yola çıkınca anladı…

Yol boyunca verdiğimiz molalarda, kaldığımız otellerde, arkadaşlarımın evlerinde, o gün, o akşam, molalarda verdiği anlık kararlarla on altı gün boyunca motorun üzerindeydik. İstanbul’dan başlayan yolculuğumuz Bursa, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Adana, Antakya, Adıyaman, Antakya, Mersin, Alanya, Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Çeşme, Bodrum üzerinden İstanbul olarak bitti. Hayatımın en güzel yolculuğu oldu dememe gerek yok herhalde…Motosikletin üzerinde kilometreler boyunca onu sırtımda hissederken, molalardaki sohbetlerde veya konuşmadan oturduğumuzda, suskunluk anlarımızda, akşamları bir duş yapıp günün yorgunluğunu atıp rakı masasında saatlerce konuşurken, o güne dek en yakın olduğumuz zamanlardı diyebilirim. Evet, rotamız yoktu, hedefimiz yoktu, acelemiz yoktu, belirlediğimiz bir varış noktası yoktu ama yol bizi bize, birbirimize götürdü. Baba oğul ilişkisi olarak yola çıktığımızda başka bir yerde, döndüğümüzde başka bir yerdeydik. Yol beni ona, onu bana yaklaştırdı…

BMW R1200 ST yol boyunca tek bir sıkıntı bile çıkarmadı. Gerek otobanlarda gerekse virajlı yollarda, gerek sağanak yağmurun altında gerekse 45 derece Adana sıcağında bir sürücünün isteklerine hep olumlu tepkiler verdi. Racing motorlardan alışkın olduğum ayakların biraz geride olduğu ama daha dik oturma pozisyonu iyi düşünülmüş bir sele ile oldukça rahattı. Motorun ağırlığından dolayı ilk başlarda biraz pratik gerektiren virajlarda yatma durumuna oldukça iyi cevap veren bir motosiklet olduğu söylemek mümkün. Hafif ve kolay vites geçişleri hiçbir zaman sürücüyü yormuyor. Boxer motor çalıştırdığınızda rölantide kendini belli etse de, gaz verdiğinizde titreşim geçerek 4.500-5.000 devirlere kadar pürüzsüz bir sunum deneyimi sunuyor,  bu devirlerin üzerinde ise yine bir boxer kullandığınızı hemen hatırlatıyor. Yol boyunca acil bir durumda ihtiyaç duymasak da BMW Abs fren sisteminin elinizin altında olduğunu bilmek sürücüye sağlam bir güven duygusu veriyor. Depo büyüklüğü böyle bir yolculuk için oldukça tatmin edici. Ve bence en önemlisi “touring” bir makinede olsanız da BMW R1200 ST gaza bastığınızda size aynı zamanda “sport” bir makinede olduğunuzu hemen hatırlatıyor.

Tip konusu ise her zaman olduğu gibi tartışmalı, benim gibi “naked bike” sevenler için bile oldukça sıra dışı, “çirkinliğinin” kendine özgü çok hoş bir estetiği var. Seyretmekten hoşlandığım motorlardan biri. Alışageldik motosiklet tasarımlarını seveler için ise biraz farklı geleceği kesin.

Sıradaki hayal mi? Ural, Gear Up Expedition sepetli motosiklet ile benzer bir turu büyük ve küçük oğlumla birlikte yapmak…

Önceki İçerikA’DAN Z’YE MEMLEKET: BASIN
Sonraki İçerikEmsal Dava: İzinsiz Şarkı Kullanımına 60 Bin Lira Ceza
1966, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi, Basın-Yayın Yüksek Okulu,Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Radyo ve Televizyon Bölümü’nde yüksek lisans yaptı ve doktora çalışmasına devam etti, tez aşamasında ayrıldı. 1984-1989 yılları arasında, bir yandan okurken bir yandan Toros Mühendislik şirketinde İthalat ve Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı. , yine aynı yıllar arasında UNESCO’ya bağlı, kar amacı gütmeyen uluslararası programlara sahip “The Experiment In International Living in Turkey”de Program Koordinatörlüğü görevini yürüttü. 1991 yılında Şeker Sigorta’da Reorganizasyon, Pazarlama ve Reklam Müdürü olarak mesleki kariyerine başladı. 1993 yılında Oyak Sigorta’da Reklam Müdürü olarak görev aldı. Dream Design Factory’de 7 yıl Genel Koordinatörlük, (dDf'teki son 3 yılında dDf’nin yan kuruluşu olan dda, Dream Design Advertising’de Müşteri İlişkileri Direktörlüğü) Capital Events’de 2 yıl Genel Koordinatörlük görevlerinde bulundu. 2003 yılında X-event’in kurucu ortaklarından biri olarak, şirketinin genel koordinatörlük görevini üstlendi. 2005-14 yılları arasında Farkyeri Reklam Ajansının Kurucu Ortakları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası müşteriler için yüzlerce başarılı projeyi hayata geçirdi.Reklamcılık ve Etkinlik Yönetimi alanlarında bir çok ödül aldı. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği Genel Koordinatör olarak görev yaptı. Çeşitli kitap projelerine katkıda bulundu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazı, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Halen bir çok ajans ve markaya danışmanlık vermektedir. TTNet'in "Yaratıcıya Destek, Yaratıcı Ekonomiye Destek" projesinin eğitmenlerinden oldu. 2006-2011 yılları arasında Bilgi Üniversitesi, Reklamcılık Bölümü’nde, “Etkinlik Yönetimi” dersleri verdi. Fenerbahçe Kulübü, Yüksek Divan Kurulu Üyesidir Specialties: Advertising, Event Management and Marketing, Special Project

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz