2023’de Rock – Bölüm – 2: Progresif Rock ve Metal

0
203

2023’de müzik dünyasında neler olduğuna dair başladığım yazı dizisinde önce Blues dünyasına göz atmış, ardından Klasik Rock dünyasında olan bitenlerden bahsetmiştim. Bu yazıda ise Rock dünyasının biraz geride duran ama üretimini hiç bir zaman yavaşlatmayan Progresif Rock ve Metal dünyasına doğru uzanmak niyetindeyim. 

2023 yılı içinde Rock dünyasının en güçlü albümlerinin Progresif Rock kanadından geldiğini söylemem sanırım abartılı olmaz. Bu yıl boyunca Progresif Rock dünyasında özellikle bu türün en parlak olduğu 1970’ler başındaki rüzgarların çok güçlü estiğini söylemem gerek. Bu rüzgarı hissetmemizde sadece Progresif Rock dünyasının kurulması ve büyüyerek yaygınlaşmasında büyük etkileri olan YesJethro Tull gibi grupların çıkardığı albümler ya da Soft Machine türün en kült gruplarından birinin yeni albüm üretmiş olması gibi yine 1970’ler başında Progresif Rock dünyasının yapısını yerinden oynatan Genesis‘in  o dönemki vokalisti Peter Gabriel ve gitaristi Steve Hackett‘ın çıkardığı güçlü ve bence yılın en iyi albümleri sayılabilecek albümlerinin etkisi var. Benzer bir şekilde türün daha az bilinen ve daha yeni gruplarının ürettiği çok iyi albümlerinin de bu rüzgara uygun albümler çıkarması da bu etkinin güçlü hissedilmesine neden oluyor. Bu albümlerden Yes ve Jethro Tull‘ın bu yıl çıkan albümlerinin detaylı incelemelerine dair yazıları sizlerle paylaşmıştım. Ancak, bu yıl bu iki dev grup dışında bir çok iyi ve çok nitelikli albüm var Progresif Rock ve Metal dünyasında. 

Flüt Bir Heavy Metal Enstrümanıdır: Jethro Tull – RökFlöte

1989’da, Crest of a Knave ile geri dönen Jethro Tull, o yılın favorisi Metallica‘ya karşı o yıl En İyi Heavy Metal Performansı/Albümü Grammy ödülünü aldıktan sonra yukarıdaki ilan ile flütü Rock ve Metal müzik dünyasının resmi enstrümanları içine dahil etmişti. Yıllar sonra grubun The Zealot Gene ile geri dönüşü sonrası Nisan ayında çıkardığı RökFlöte ile grup 34 yıl sonra aynı şeyi tekrar ediyor.  RökFlöte, sadece müziği ile değil sözleri ile de çok katmanlı bir albüm. Bir Jethro Tull klasiği olan mitolojinden bugüne gelen hikayeler bu sefer İskandinav mitolojisinden yola çıkıp bugüne dair hikayeler anlatıyor. Hakkında albümün ilk çıktığı dönemde uzun bir inceleme yazdığım için detaylarını orada bulabilirsiniz ama bu albümün sadece Progresif Rock değil bu yıl çıkan tüm Rock albümleri içinde en iyilerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Dinlerken Jethro Tull‘ın 60’lar sonundan 90’lara sonuna kadar geçirdiği tüm dönemlerden bir şeyler bulabiliyorsunuz ama yepyeni melodiler ve formlar ile. Günümüz genç gruplarına ders niteliğinde. Bu yüzden bu yıl çıkan albümler içinde es geçmemeniz gereken albümlerden biri RökFlöte. Rock müzikle bağınız çok kuvvetli olmasa da keyif alacaksınız. (ALBÜM PUANI: 8,35)

Bu Yılın En İyisi Mi? Sanırım Öyle: Yes – Mirror to the Sky

Mayıs ayında bir başka Progresif Rock devinin yeni albümü ile şenlendik. Yes‘in Mirror in the Sky albümü, tıpkı geçmişte olduğu gibi efsanevi Roger Dean’in kapak çizimleri ile plak raflarında yerini aldığında grubun son yıllardaki kayıpları sonrasında nasıl bir müzik ürettiğini oldukça merak ediyordum. Albümü dinlediğimde ise her şeyin aynı mükemmellikte devam ettiğine şahit oldum. Açık söylemem gerekirse bu yıl içinde dinlediğim 1000’e yakın albüm içinde sadece Progresif Rock olarak değil tüm Rock albümleri içinde en beğendiğim albüm bu albüm oldu. Enerjisi, enstrüman kullanımı, uyumu ve bütünlüğü ile. Bu albüm için de albümün çıktığı dönemde oldukça uzun bir inceleme yazısı yazmıştım. O yüzden detayları merak edenleri o yazıyı okumayı öneririm. 70’lerin başındaki Progresif Rock rüzgarını özleyenler, yeni tonlar ve melodiler ile bu rüzgarda savrulmaya hazır olsunlar. (ALBÜM PUANI: 8,79)

Mistisizmin Geri Dönüşü: Eloy – Echoes from the Past

Bu yılın Rock dünyası için önemli olaylarından biri Almanya’dan çıkan ve özellikle 70’lerin ortasında mistik müzikleri ile Rock dünyasını sallayan Eloy‘un 4 yıllık bir aradan sonra Haziran ayında çıkardığı Echoes from the Past albümü ile plak raflarına geri dönüşüydü. 80’lerin ortasından itibaren çok az albüm çıkartan grup, yeni yüzyılın başından itibaren sadece 3 albüm çıkartmış ve gittikçe nostaljik bir kült olarak hatırlanmaya başlamıştı. En son 2017 ve 2019 yılında The Vision, the Sword and the Pyre – Part I ve Part II ile Jean d’Arc’in hayatı üzerinden başlattıkları üçleme ile kendini gösteren grubun 4 yıl sonra gelen bu albümü ile bu üçlemeyi tamamlıyor. Albümü dinlerken Eloy‘un kültleşmiş müziğinin yerli yerinde durduğunu duyabiliyorsunuz. Echoes in the Past, grubun 70’ler ve 80’lerdeki efsanevi DawnOceanColoursPlanets gibi albümlerinin mistik ve karanlık havasını taşıyor. Bunda grubun önemli elemanları olan gitarist ve vokalist Frank Bornemann, bas gitarist Klaus-Peter Matziol ve klavyeci Hannes Folberth‘in halen grupta olmaları ve bu albümde de yer almaları önemli bir etken. Albümdeki 9 dakikalık The Pyre gerçekten epik bir şarkı. The Fate ise grubun geçmişinden çok bugünün müzik diline ait. Albüm akarken bu dünyadan kopup albümün hikayesi içinde zamanın ötesinde bir yolculuğa koyuluyorsunuz. Tıpkı herhangi bir Eloy albümünden beklediğiniz ve Progresif Rock sevenlerin uzundur özlediği gibi. Bence bu yolculuk oldukça güzel ve bugünün dünyasından uzaklaşmak isteyen herkes için ilaç gibi gelecek. (ALBÜM PUANI: 8,37)

Canterbury Sahnesi’ne Sürpriz Bir Geri Dönüş: Soft Machine – Other Doors

Progresif Rock dünyasının en özel ve sofistike kollarından biridir Canterbury Sahnesi. Bu özel alt kolun kurucu gruplarından biri olan ancak Progresif Rock’ı takip edenler dışında fazla kimse tarafından bilinmeyen efsanevi Soft Machine grubu, uzun bir sessizlik döneminden sonra bu yıl Haziran ayın içinde yayınladığı Other Doors ile aramıza geri döndü. Bu albüm grubun 1981’den itibaren 2018’de çıkardıkları Hidden Details albümünü ile birlikte son 40 yılı aşan sürede çıkardıkları ikinci albüm. Bu kaydı saf bir Progresif Rock albümü olarak tanımlamak zor. Progresif Rock kadar Caz Rock ve Saykodelik Rock öğeleriyle de bol bol karşılaşıyorsunuz. Müzikal yapısı her zaman olduğu gibi oldukça sofistike ve katmanlı. Hatta bu yılın en sofistike Rock albümü olarak da tanımlayabilirim bu albümü.  Grubun davulcusu olan John Marshall‘ın da bu yıl Eylül ayında ölümü öncesi son kaydı bu albüm. Ben dinlerken büyük keyif aldım ve yıl içinde her dinlediğimde, ne grubun geçmişine ne de bugüne dair olmayan zamansız bir albümü dinlemenin keyfine vardım. Caz sevenlerin de dinlerken keyif alacaklarını düşünüyorum. Şöyle özel ve benzersiz bir müzik dinlemek istiyorsanız bu albümü ıskalamamanızı öneririm. (ALBÜM PUANI: 8,27)

Genesis’in Ruhu Sahnelerde Dolanırken: Steve Hackett – Foxtrot at Fifty + Hackett Highlights: Live in Brighton

Bu yılın belki de en epik albümlerinin sahibi Steve HackettFoxtrot at Fifty + Hackett Highlights: Live in Brighton, Hackett’in bir süredir Genesis Revisited ismiyle sürdürdüğü ve kendi solo albümlerinden ve Genesis’in 1970’ler başında hem müziği hem de canlı performansları ve sahne şovları ile Progresif Rock dünyasını sarsan  kült albümlerini bütün olarak çaldığı konserler dizisinin bir parçası. Tüm kayıt Hackett’in 2022’de Brighton’da verdiği konseri içeriyor ve albümün konser görüntülerini içeren bir Blue-Ray baskısı da var. Albüm (ya da konser) iki parçaya bölünmüş. İlk bölümde Hackett’in Genesis sonrasında ürettiği solo albümlerden şarkılar içeriyor. Bu bölümde, Hackett’in solo kariyerinde ürettiği The Devil’s CathedralShadow of Hieropant gibi epik şarkıları bulunuyor. Kaydın ikinci bölümünde ise çıkışının 50.yılı onuruna, Hackett ve grubu Genesis‘in kült albümü Foxtrot‘u baştan sona, albümdeki sıralamaya da sadık kalarak çalıyor. Watcher in the SkiesSupper’s Ready burada. Konseri de Firth of the Fifth ile kapamayı da ihmal etmiyorlar. Özellikle albümünü bu kısmını dinlerken bir an 70’lerin başına, Genesis‘in Progresif Rock’da yaptığı devrim dönemine gidiyorsunuz. Hackett ve grubu o kadar temiz ve epik çalıyorlar ki gerçekten çalışlarına kayıtsız kalmamak ve etkilenmemek mümkün değil. Konser albümlerine karşı önyargılı olsam da bu albüm bütün bu önyargılarımı kırmayı başardı. Epik bir şovu dinlemek ya da seyretmek istiyorsanız bu albümü (ve video kaydını) kaçırmamalısınız. (ALBÜM PUANI: 8,34)

Tanıdık Ezgiler, Caz ve Rock Bir Arada: Djabe and Steve Hackett – Live in Györ

Bu yılın benim için belki de en güzel süprizi Macar Progresif Rock ve Caz Rock grubu Djabe ile tanışmam oldu. 1996’dan beri müzik yapan grubun konser albümleri dahil 27 albümü bulunuyor. 2000’lerin sonlarına doğru yolları Steve Hackett ile kesişmiş ve önce birlikte sahne almışlar. Sonrasında ise 4 stüdyo albümlerinde de beraber çalışmışlar. Grubun müzik alt yapısı gerçekten çok iyi. Bu albümleri ise 2022’nin Ağustos ayında Macaristan’ın Györ kentinde Steve Hackett‘in de katılımı ile verdikleri konserin kaydı. Bu konserin Blue-Ray olarak konser videosu da mevcut. Nefesliler, çok iyi bir bas gitar ve davul uyumu ile kurulmuş sağlam bir ritm yapısı ve çok iyi müzisyenlikle bezeli bir konser kaydı bu kayıt. Konserdeki kısa bir Firth of the Fifth dışındaki tüm şarkılar Djabe‘ye ait. Kayıtta Blues’dan Caz’a, Progresif Rock’dan Caz Rock’a bir çok akımın izleri var ve hepsi yerine çok iyi oturmuş ve çok yakışmış. Bu albüm de yılın en epik ve özel albümlerinden. Eğer Rock müzik seviyorsanız bu albümden keyif almamanız zor. (ALBÜM PUANI: 8,02)

27 Yıldır Bekleyen Mükemmel Hediye: Peter Gabriel – i/o

Bir albümün üretimi 27 yıl sürer mi? Konu Peter Gabriel ise neden olmasın? Aralık ayının ilk günü fiziki olarak piyasaya sürülen i/o‘nun üretim süresi tam olarak 27 yıl ve 8 ay. En son 2002 yılında yeni şarkılar içeren Up albümünü yayınlayan Peter Gabriel, o tarihten bugüne kadar sadece 2 albüm yayınladı. Bu iki albümün biri 2010 yılında çıkan ve başka grup ve müzisyenlerin şarkılarını yorumladığı Stratch My Back, diğeri ise 2011 yılında çıkardığı ve kendi şarkılarının orkestra versiyonlarını içeren New Blood albümleriydi. Geçen 27 yıl içerisinde özellikle 80’lerde fırtına gibi esen Gabriel bu iki albüm dışında pek ortalarda gözükmemişti. i/o sadece bu nedenle değil, üretiminden, yayınlanma şekline, sunuluşundan, kayıt ve mixing’ine kadar bir çok açıdan oldukça özel bir albüm. Albüm 2000’lerin başından beri Gabriel’in ürettiği 130’dan fazla şarkı içinden seçilen 12 şarkıdan oluşuyor. Bir çok kez kaydedilen ya da değişen bu şarkıların ilk kayıtları için eski ve kadim dostları ile 2021’de tekrar bir araya geliyor ve i/o ortaya çıkmaya başlıyor. Gabriel, bu albümde, bence yaşayan en önemli bas gitaristlerden biri olan ve 90’lardaki tüm Peter Gabriel albümlerinde de yer alan Tony Levin, uzun süre beraber çalıştığı Fransız davulcu Manu Katché ve kadim gitaristi David Rhodes ile beraber çalışmış. Albümde bir çok şarkıda klavyeleri çalan kişi ise Brian Eno. Albümdeki 12 şarkı ama 2 CD’den oluşuyor. İlk CD, bu 12 şarkının Bright Side Mix denilen miksleri. Diğer CD ise aynı 12 şarkının Dark Side Mix denilen mikslerinden oluşuyor. Albüm fiziki kopya çıkmadan tüm şarkıları ile tek tek yayınlandı bu yıl içinde aslında. Gabriel, Bright Side Mix’leri yıl içinde her dolunay gününde, Dark Side Mix’leri ise o dolunayı takip eden ilk yeni ay gününde yayınladı. İsminden, bestelerine, şarkıların sözlerinden, üretim sürecine kadar bir paragrafa sığmayacak kadar çok hikayesi olan bir albüm bu. Sadece hikayesi olduğu için değil, bu yıl çıkan en iyi 3 Rock albümünden birisi aynı zamanda. Katman katman dinlenmesi gereken çok özel bir albüm i/o. Kaçırmamalısınız. (ALBÜM PUANI: 8,57)

Ukrayna’dan Altın Değerinde Albümler: Sunchild – Exotic Creatures and a Stolen Dream / Time and the Tide – Karfagen & Sunchild & Hoggwash – A Message of Peace Tour Live

Ukraynalı Anthony Kalugin ile pandemi dönemi tanışmış ve yeteneği ve besteciliğine hayran kalmıştım. SunchildKarfagen ve Hoggwash isimli 3 farklı proje grubu kuran ve her üç grubu ile de aktif olarak müzik yapan Kalugin bu yıl gerçekten çok sıkı çalıştı. Bu yıl ağırlık verdiği proje grubu ise Sunchild. Kalugin, bu yıl, ilk önce Sunchild ekibi ile Exotic Creatures and a Stolen Dream albümü çıkartarak başladı. Bu albüm aslında biri 16,5 dakika diğeri ise 14,5 dakikaya yakın 2 şarkı ile birlikte toplam 4 şarkılık bir albüm. Ancak 26 dakikayı aşan Life Lines ve 14,5 dakikaya yakın Northern Skies gerçekten mükemmele yakın şarkılar. Camel ile Yes arasında gidip gelen şahane akışları ve şarkı yapıları var. Yılın en güzel ve başarılı Progresif Rock albümlerinden biri bu albüm. Hem enstrüman hakimiyeti, hem beste içindeki tema geçişleri ve akışı ile albümdeki her şarkı övgüyü hak ediyor. (ALBÜM PUANI: 8,26)

Kalugin ve Sunchild burada duramayarak Mart ayında Time and the Tide albümünü çıkartan grup, bu çıkartıyor. Bu albüm ise Kalugin’in Sunchild ekibi ile daha önce çıkardığı albümler sırasında kaydedilen ama albümlere alınmayan ya da bu albümlerdeki kayıtların alternatiflerini içeriyor. Bu albüme alternatif ya da seçilmemiş şarkılardan oluşuyor diye burun kıvırmayın. Zira, gerçekten çok üst düzey ve iyi bir albüm çıkmış ortaya. İçinde bize tanıdık gelecek bir çok melodinin de olduğu oldukça iyi düzenlemeler var albümde. Önyargılarınızı değiştirecektir. (ALBÜM PUANI: 7,81)

Anthony Kalugin‘in bu yıl hızını alamayarak çıkardığı son kayıt ise bir konser kaydı. A Message of Peace Tour Live, Kalugin’in KarfagenSunchild ve Hoggwash projelerinde beraber çalıştığı ve tamamı Ukraynalı olan tüm müzisyenlerle bir araya gelerek, yine bu üç farklı proje grubunun albümlerindeki şarkıları icra ettiği ve 23 Eylül 2022’de Hollanda’daki Parkville Theatre’da gerçekleştirdiği konserin kaydı. Albüm her ne kadar konser kaydı olsa da bir stüdyo albümü kadar hatasız icralardan oluşuyor. Tam bir Progresif Rock albümünden beklendiği şekilde 1,5 saatten fazla sizi bir başka aleme alıp götürüyor. Her üç albüm de o kadar senfonik öğeler taşıyor ki dinlerken mest oluyorsunuz. Progresif Rock sevenlerin mutlaka göz atması gereken albümler bu albümler. (ALBÜM PUANI: 8,19)

Müziğin Altın Çağına Saygılarla: Arjen Lucassen’s Supersonic Revolution – Golden Age of Music

Arjen Lucassen, Rock müziğinin son 20 yılın en önemli figürlerinden.Progresif Rock ve Progresif Metal dünyasını, AYreon, Star One gibi dev projeleri ile yeniden şekillendiren Hollandalı, bu sefer benim de müziğin altın çağı olarak tanımladığım 70’lerin Rock dünyasına bir saygı duruşunda bulunmaya karar vermiş. Yeni projesi olan Arjen Lucassen’s Supersonic Revolution ile her bir şarkının 70’lerdeki Rock müzik rüzgarının bir yönüne saygı duruşu olarak yazılmış 11 şarkıdan oluşan Golden Age of Music ile yeni bir denemeye yelken açmış. Yılın bence sadece Progresif Metal değil en iyi Heavy Metal/Hard Rock albümlerinden biri bu albüm. Albümdeki her parçanın 70’lerin Rock dünyasında bir karşılığı var. Örneğin, The Glamattack, 70’lerin başında bir anda ortalığı kasıp kavuran Glam Rock akımı üzerine. The Rise of the Starman ise adından da anlaşılacağı gibi David Bowie‘nin Starman‘i ve Ziggy Stardust tiplemesi üzerine. Albüm bu tür göndermeler ile dolu. Bu göndermelerin bazıları Deep Purple ve Richie Blackmore’s Rainbow grubunun kendisi, Led Zeppelin‘in Houses of the Holy ve Pink Floyd‘un Dark Side of the Moon albümüne. Hatta, Speilberg’in 3. TürleYakınlaşmalar filmine bile gönderme var. Albümün bonus şarkıları dışındaki şarkılar Lucassen’e ait. Albümün bonus kısmı ise başka bir şenlik. Bu bölüm tamamen başka grupların şarkılarının yorumlarından oluşuyor. Burada, T.Rex‘den Children of the RevolutionZZ Top‘tan Heard It on the XEarth, Wind & Fire‘dan Fantasy ve Roger Glover‘in Deep Purple’dan ayrılması (ya da atılması) sonrası ürettiği The Butterfly Ball and the Grasshopper’s Feast solo projesinin Dio‘nun sesiyle devleşen teklisi Love Is All şarkılarının Lucassen ve Supersonic Revolution tarafından düzenlenmiş halleri var. Albümün tümünde çok iyi gitarlar, ritmler ve çok iyi kotarılmış besteler var. Bu yılın en keyifli albümlerinden bir bu albüm. En iyilerinden de biri üstelik. Rock müziğini seviyorsanız bu albümden keyif almamanız mümkün değil. (ALBÜM PUANI: 8,26)

David Longdon’a Saygı Duruşu: Big Big Train – Ingenious Devices

İngiliz grup Big Big Train, son 5 yılda en üretken Progresif Rock gruplarından biri. Grup özellikle 2020’den itibaren her yıl bir albüm çıkartacak kadar üretken. En son 2022’nin başında çıkardıkları ve oldukça başarılı olan Welcome to the Planet albümünü ile albüm yayınlama serisine devam ettiler. Grubun 2023 yılı planı ise geçmiş dönem albümlerinde yer verdikleri ama yeniden ve farklı şekilde kaydetmek istedikleri şarkılardan oluşan bir albüm üretmekti. Ancak, bu hedef grubun vokalisti David Longdon’un, 2021 Kasım ayında, evinin çatısından düşerek ölmesi ile durdurulmuştu. Grup, hem Longdon’a saygılarını göstermek hem de projelerini sürdürmek için Longdon’un ses kayıtlarını kullanarak Longdon’un grupta olduğu döneme ait 4 şarkıyı alarak yeniden düzenleyerek ve bu düzenlemeleri tekrar kaydederek hayata geçirmeye karar verdi. Bu dört şarkıya bir de canlı konser kaydı eklenerek 5 şarkılık Ingenious Devices albümü ortaya çıkmış oldu. Albümde yer alan 4 şarkının her biri 10 ile 15 dakika arasında ve grubun bu şarkıların geçmişteki kayıtları sırasında olmayan bazı bölümler eklenmiş. Bu yeni düzenlemeler ile şarkılar daha epik ve konserlerde çaldıkları hallerine daha yakın hale gelmiş. Bu yılın iyi Progresif Rock albümlerinden. Sadece David Longdon’un anısı için bile dinlenmesi gerekir. Bu arada Big Big Train, yeni vokalist ve klavyecisi ile 2024 yılında, The Likes of Us isimli yeni bir albüm yayınlayacağını şimdiden duyurdu. Bu yeni albümün çıkış tarihinin ise 1 Mart 2024 olması planlanıyor. Son dönem İngiliz Progresif Rock müziğini sevenler şimdiden hazırlıklarını yapsın. (ALBÜM PUANI: 7,92)

Yılın En Enerjik Progresif Rock Albümü: Solstice – Light Up

Solstice, aslında daha 1980’de kurulmuş bir İngiliz Progresif Rock grubu. Ancak, geçen 43 yıllık süre içerisinde süreklilik gösterememesi nedeniyle Progresif Rock dinleyici kitlenin bile radarından uzak kalmış. Grup ilk kurulduğu dönem BBC’de yayınlanan canlı performansları ile dikkat çekmiş ve 1984’de Silent Dance isimli bir albüm yayınlayarak dağılmış. Grup, kurucusu ve grubun gitaristi olan Andy Glass tarafından 90’lı yıllarda yeni bir kadro ile tekrar canlandırılmış ve 90’lı yıllarda iki albüm üretmiş ve tekrar dağılmış. Bu dağılma sonrasında 2010 yılında tekrar yine farklı bir kadro ile bir araya gelen grup yine 2 albüm üretip sessizliğe bürünmüş. 2020’nin sonlarında çıkardıkları Sia albümü ile de tekrar sahnelere dönmüşler. Bu yılın Ocak ayında çıkardıkları Light Up albümü bu iniş ve çıkışlara rağmen grubun ne kadar güçlü bir grup olduğunu gösteriyor. Albüm çok enerjik ve besteler gerçekten çok iyi. Grubun kadın vokalisti Jess Holland gerçekten yumuşak ve çok keyifli bir sesi var. Albümdeki şarkıların asıl güçlü yanı ise davul ve bas gitarın uyumu ve yarattıkları güçlü alt yapı. Grubun bas gitaristi Robin Phillips‘in gösterişsiz ama güçlü bas gitarı ile davulcu Pete Hemsley‘in keskin ritimleri şarkıların enerjilerini çok iyi yükseltiyor. Dinlerken ritm tutmaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Grup o kadar uzun bir zaman dilimi içerisine yayılmış bir tarihe sahip ki bas gitarist Robin Phillips, 1984’deki albümlerinde yer alan Margaret Phillips‘in oğlu. Bu albüm benim yıl içinde dinlediğim en enerjik ve müzikal anlamda en uyumlu albümlerden biri. Kesinlikle kaçırmamanızı öneririm. (ALBÜM PUANI: 8,43)

Balkanlardan Bol Tanıdık Ezgilerle Süslü, Biraz Saykodelik, Bolca Progresif Bir Konser: Daliborovo Granje – Live at Frkanovec:

Daliborovo Granje, benim bu yıl yeni albümler ve gruplar ararken tanıştığım bir Hırvat grup. Müziklerini hem Progresif hem Saykodelik Rock öğelerini barındırıyor. Live at Frkanovec, grubun Hırvatistan’daki Frkanovec kasabasındaki üzüm bağları içinde, açık havada canlı kaydettikleri bir albüm. Şarkılarında bol bol balkan ve orta doğu melodileri var. Ancak bu melodilerle arabesk ya da standart balkan müziğine saplanmamışlar. Bu melodiler Post-Rock tonları ile çok iyi dönüştürmeyi başarmışlar. Yeni ve modern bir müzik yapıları var. Dinlerken balkan dağlarının soğuk rüzgarları ve sertliğini çok net hissediyorsunuz. Albümdeki tüm şarkılara bayıldım ama MehanaCiskapuLjubav Se Ne TrziKlaunska ve Hainin‘i bir başka sevdim. Yeni ve farklı bir şeyler arıyorsanız bu albüm tam sizlik. (ALBÜM PUANI: 8,05)

Modern Zamanların Teknoloji Köleliğine Ayna Tutmak: Riverside – ID.Entity

Bu yılın en iyi Progresif Rock albümlerinden biri de Polonyalı grup Riverside‘ın Ocak ayı sonlarında yayınladığı ID.Entity albümü. Riverside, yaklaşık 20 yıldır Progresif Rock sahnesinde olan bir grup ve yeni dönemin önemli Progresif Rock gruplarından biri haline gelmiş durumda. ID.Entity, grubun 5 yıllık sessizliği sonrası çıkan bir albüm ve yine rock ve metal riff’leri ile Progresif Rock melodilerini çok sağlam bir şekilde bir araya getiriyor. Albümdeki şarkılar sadece müzikleri ile değil sözleri ile de oldukça güçlü. Örneğin, albümün en sevdiğim şarkılarından biri olan Big Tech Brother‘ın sözleri teknolojinin hayatımıza nasıl sahip olduğu ve metalaştırdığı üzerine. Albümden ilk tekli olarak yayımlanan I’m Done with You‘nun sözleri ise modern insan ilişkilerinin tahakkümkarlığını anlatıyor. Sadece iyi müzik değil bir şeyler de söyleyen bir müzik arıyor ve bugünün dünyasında ters giden bir şeyler olduğunu düşünüyorsanız bu albüm tam size göre. (ALBÜM PUANI: 7,84)

Hatalardan Alınan Derslere Dair: Mystery – Redemption

Mystery, bir çok enstrümanı çalabilen Kanadalı Michael St-Pére liderliğinde 1986’da kurulan bir Progresif Rock grubu. Grup, geçen 30 yılı aşkın sürede sadece 7 albüm üretmiş. Redemption ise grubun 8. albümü. Grubun müziğinde Amerikan Progresif Rock’ından da İngiliz Progresif Rock’ından da etkiler var. Tüm albüm oldukça iyi besteler ve başarılı gitarlar ile bezenmiş. Gitar tonları çoğu zaman Hard Rock tonlarına yakın ve albümün enerjisini sürekli yukarıda tutuyor. Enerjisi yüksek bir Progresif Rock albümü arıyorsanız bu albüm tam sizlik. (ALBÜM PUANI: 7,75)

Son Dönemin Parlak Progresif Rock Grubunun Yeni Hikayesi: Crown Lands – Fearless

Crown Lands, Kanada’dan çıkan çok yeni bir Progresif Rock ikilisi. Grup elemanları LGBTQ+ ve yerli Kanada halkının topraklarını geri kazanması konusunda ciddi aktivistler. Grubun ismi Crown Lands’de zaten Kanada’da koloniyerlerin el koydukları toprakları tanımlamak için kullanılan bir terim. İkili ilk albümlerini 2020 yılında çıkarmış, 2021 yılında da En İyi Çıkış Yapan Grup dalında Juno ödülü almış. Fearless ise grubun ikinci albümü. İkili efsanevi Kanadalı grup Rush‘ın ayak izlerini takip ediyor. Grupta hem davulları çalan hem de vokalleri yapan Cody Bowles‘i dinlediğinizde Geddy Lee etkisini duymamak imkansız. Zaten albümün ilk teklisi olan ve 7 dakikayı aşan Context: Fearless Pt.1‘da Rush‘ın kült şarkılarında bir çok bölüm alınarak şarkıya eklenmiş. Albümdeki tüm şarkılarda Rush kadar Led Zeppelin etkisi de büyük. Albümün 18 dakikayı aşan Starlifter: Fearless Pt.II‘ı bilmeyen birisine Rush şarkısı olarak dinletebilirsiniz. Müziklerinin çıtası daha ilk albümlerinde bile yüksek. Atlantik’in batı yakasına ait Progresif Rock tarzının bu yükselen yıldızını takip edin derim. (ALBÜM PUANI: 7,68)

Progresif Rock ile Dini Hikayeler: Neal Morse – The Dreamer – Joseph, Pt.1

Neal Morse, önemli Amerikan Progresif Rock grubu Spock’s Beard‘in kurucusu ve Senfonik Progresif Rock/Metal projesi Transatlantic‘in önemli parçalarından. Hem bir çok enstrümanı çalabilen, hem de çok iyi bir vokalist olan Morse 2002’den itibaren koyu bir hristiyan haline geldikten sonra önce Spock’s Beard‘den ayrılıp solo projelere yöneldi. Bu projelerinde de dine dönüşü sonrasında İncil’deki hikayeleri konsept albümler halinde anlatma yolunu seçiyor. The Dreamer – Joseph, Pt.1, Jesus Christ Superstar mantığında albümler üretmeye yönelen Morse’un bu şekilde ürettiği son albümü. Albüm, Yahudilerin babası sayılan Yakup’un İncil’de yazılan metne uygun hikayesi üzerine kurulu. Her ne kadar ben bu tür dinsel temalı ve dini uyanış hedefleyen albümleri pek sevmesem de bu albüm oldukça iyi bir albüm olmuş. Hem besteler, hem enstrüman kullanımları, hem de Morse’un vokalleri çok başarılı. 2023’Ün Ağustos ayında çıkan bu albümün hemen ardından Morse albümün ikinci bölümü için hazırlığa başlamış ve bu albüm de 2024 yılı içinde yayınlanmış olacak. Sıkı bir Progresif Rock albümü dinlemek isteyenler bu albüme de bir göz atabilir. (ALBÜM PUANI: 7,33)

Veteran Progresif Rock’çılardan Biraz Progresif, Biraz Klasik Rock, Biraz Folk Tozlu Bir Albüm: D’Virgilio, Morse & Jennings – Sophomore

D’Virgilio, Morse & Jennings aslında bir süpergrup. Grup, İngiliz Progresif Rock devi Big Big Train‘in davulcusu Nick D’VirgilioHaken‘in vokalisti Ross Jennings ve Neal Morse‘dan oluşuyor. Ben, geneç yıl çıkardıkları ilk albümleri Troika‘yı da oldukça beğenmiştim. Bu albüm de aslında bir Progresif Rock albümünden çok gerçekten çok iyi bir klasik rock albümü. Albümü dinlerken bazı parçalarda yeni bir Crosby, Stills, Nash & Young (CSNY) albümü dinler gibi hissettim. Şarkılarda, ister istemez grup elemanlarının müzikal geçmişlerinden dolayı Progresif Rock tınıları da bol bol var ama bu albüme bir Progresif Rock albümü denebilir mi bilemiyorum. Ancak, nasıl sınıflandırılırsa sınıflandırılsın bu yıl içinde dinlediğim en sağlam, en iyi yapılandırılmış ve en keyifli albümlerden biri olmuş. Bence mutlaka bir göz atmalısınız. (ALBÜM PUANI: 7,90)

Progresif Bir Olay Yeri İncelemesi – RPWL – Crime Scene

RPWL, 90’ların sonunda bir Pink Floyd icra grubu olarak kurulmuş, sonrasında kendi şarkılarını üretmeye başlamış bir Alman Progresif Rock grubu. Grubun ismi, grubun kurucuları vokal ve klavyelerde Jürgen Lang, bas gitarda Chris Posti, davulda Phil Paul Rissettio ve gitarist Kalle Wallner‘in soyadlarının baş harflerinin birleşiminden oluşuyor. Geçen süre içerisinde bu isimlerden grupta devam edenler Lang ve Wallner. Grup 2000 yılından itibaren 7 albüm yayınlamış. Crime Scene, grubun 8. stüdyo albümü. Albümün en özel şarkısı kesinlikle 13 dakikaya yaklaşan King of the World. Grubun şarkılarında Pink Floyd‘un 90’lar sonrası döneminin, klavyelerde kimi zaman Kroutrock tonlarının ve Alman Progresif Rock depresifliğinin etkilerini duyuyorsunuz. King of the World dışında Victim of Desire ve Life in a Cage‘de gerçekten çok iyi şarkılar. Bu yılın gerçekten sağlam Progresif Rock albümlerinden. (ALBÜM PUANI: 7,90)

Yeni Hayat Versiyonlarına Dair: The No Name Experience (TNNE) – Life 3.0

The No Name Experience (TNNE)No Name adıyla 1988’de Lüksemburg’da kurulmuş bir Progresif Rock grubu. Grup No Name adıyla 2010’a kadar 4 albüm çıkarmış ve o yıl dağılmış. 2012 yılında ise bu sefer TNNE adıyla tekrar bir araya gelerek 2 albüm daha üretmiş. Life 3.0, grubun 2012 birleşmesi sonrası yayınladığı 3. albüm. Grubun bu albümdeki müziğini Neo Progresif Rock olarak tanımlamak mümkün. Post-Rock’dan da etkilenmiş ritm yapısı, syntheseizer ile üretilmiş seslerin kullanımı, sert ve net gitar tonları ve sololarla bezeli oldukça güçlü bir albüm. Hikayesini ve derdini de hem sözleri hem de müziği ile çok iyi anlatıyor ve dinleyene de bu hiayeyi geçirmeyi başarıyor. Her ne kadar ana Progresif Rock dinleyicisinin gözlerinden biraz uzak kalsa da bu albüm gerçekten yılın en kaliteli Progresif Rock albümlerinden biri. Besteler yer yer melankolikleşerek karamsarlaşsa da üzerine kurulu 3.nesil hayatı anlatırken gayet sert ve yüksek enerjili bir dile geçmeyi de biliyor. Meramı olan ve iyi kotarılmış bir albüm dinlemek isteyenlerin mutlaka göz atmasını öneririm. (ALBÜM PUANI: 7,64)

Bıçak Sırtında Bir Soru; Android’ler Elektrikli Koyun Düşler Mi?: Haken – Fauna

Haken, son yıllarda çok parlak albümler üretmiş bir İngiliz Progresif Metal grubu. 2020’de, tam da pandemi dönemine denk gelen Virus albümü bir çok eleştirmenden ve dinleyiciden olumlu ve iyi eleştiriler almıştı. Grup 3 yıllık aradan sonra bu yılın Mart ayında çıkardığı Fauna ile dinleyicilere merhaba dedi. Bu sefer Blade Runner filmine de esin kaynağı olan Amerikalı bilimkurgu yazarı Philip K. Dick’in “Robotlar Elektrikli Koyunlar Düşler Mi?” kitabından yola çıkarak insanlara dair çeşitli distopik konuların her birini bir hayvanın ruhu ile eşleştirerek anlatmayı tercih etmişler. Bunda da oldukça başarılı olmuşlar. Albümü dinlerken Haken‘in artık imzası haline gelen ritm bulmacaları içinde kayboluyorsunuz. Albüm boyunca ritm değişiklikleri ve farklı seslerin değişimleri sizi sarsıp duruyor. Bu sarsma hali 11 dakikalık Elephants Never Forget ile neredeyse arşa varıyor. 2022’de gruba geri dönen, grubun kuruluşunda da bulunan klavyeci Peter Jones‘un farklı klavye tonları ve farklı klavye kullanımı ile Haken‘in müziği daha da karmaşık bir bulmaca hatta labirent halini alıyor bu albümde. Diğer Haken albümlerinde olduğu gibi Fauna‘da dinlemesi konsantrasyon isteyen bir albüm. Hiç beklemediğiniz bir anda bestelerin ritm ya da ses yapısı değişerek bambaşka bir yere akabiliyor. Açıkçası, ben albüme ancak bir kaç dinleme sonrası alışabildim ve alıştıkça daha çok sevdim. Müzikal bir bulmaca çözerek keyif almak için bu albüm biçilmiş kaftan. (ALBÜM PUANI: 8,41)

Progresif Rock’un Parlak Günlerine Özlemle: Legacy Pilots – Helix

Legacy Pilots, Alman müzisyen Frank Us‘ın Progresif Rock’un 70’lerdeki parlak günlerine özlemi ile yarattığı bir proje grubu. Grup, projeye destek veren çok önemli isimler ile 2018 yılından itibaren 4 albüm çıkarmış. Helix albümünde de bir çok önemli isim var. Albüme katkı veren müzisyenler içinde Styx‘in 1995’den beri davullarını çalan Todd Suchermann, 2000’lerin en önemli davulcularından, The Aristocrats‘ın ve Satriani dahil bir çok gitar kahramanının davulcusu Marco MinnemannMarillion‘un bas gitaristi Pete Trewavas ve gitaristi Steve Rothery gibi isimler var. Bu isimler dışında önemli stüdyo müzisyenlerinden Alman bas gitarist Lars Slowak, İrlandalı gitarist ve vokalist John Mitchell‘de albümde bulunan isimlerden. Albüm modern tonlar ve seslerle üretilmiş ama 70’lerin Progresif Rock dünyasına yakın şarkılarla dolu. Şarkıların özellikle ritm alt yapıları çok iyi. Albümde 15 dakikayı bulan hatta aşan 2 şarkı ile 70’lerin o epik Progresif Rock zamanlarına selam durulurken A Sense of HopeTrue Spirit gibi şarkılar ile de o dönemin radyoya uygun Progresif Rock şarkılarına selam durulmuş. Çok iyi enstrüman kullanımları ve iyi bir Progresif Rock albümü dinlemek isterseniz bu albümü mutlaka listenize alın derim. (ALBÜM PUANI: 7,64)

Deniz Kıyılarından Gökten Dağlara Şarkılar: Damanek – Making Shore

Damanek, benim bu yıl yeni çıkan albümleri karıştırırken karşılaşarak tanıştığım İngiliz bir Progresif Rock grubu. 2016 yılında kurulan grup 2017 ve 2018’de iki albüm çıkardıktan sonra bu yıla kadar sessiz kalmış. Making Shore bu uzun sessizliğin sonrasında doğmuş. Grubun müziği yer yer enerjisi yer yer nefesli ve klavye kullanımları ile öne çıkıyor. 1 saati aşan albüm 2 temel bölüme ayrılmış. Bunlardan ilki bence albümün en şahane şarkısı olması dışında bu yılın da en sevdiğim progresif rock şarkılarından biri olan A Mountain of Sky‘ın da olduğu deniz ve kıyılar üzerine şarkılardan oluşan bölüm. İkinci bölüm ise Oculus Overture ve bu şarkıya bağlı 5 temadan oluşan Oculus Overture bölümü. Bu ikinci bölümde nefeslilerin ve klavyenin kullanılışları daha da öne çıkıyor. Grubun ve albümün diğer bir özelliği ise çok iyi bir davul ve bas gitar uyumu sonucu oluşturdukları ritm alt yapısı. Gitar tonları ise özellikle sololarda grubun bir İngiliz grubu olduğunu çok açık şekilde hissettiriyor. Ben bir tek vokal kayıtlarının daha iyi yapılmasını isterdim. Bu albüm daha iyi bir prodüksiyon ve kayıtla çok daha ilgi çekici ve bilinir hale gelirmiş. Bu yılın bence Solstice ile birlikte benim için en güzel süprizi Damanek. Albümü dinlediğinizde siz de benzer şekilde hissedeceksiniz. (ALBÜM PUANI: 7,48)

Norveç Usulü Progresif Rock: Kornmo – Vandring

Norveç’ten sadece Heavy Metal, Black Metal ve Death Metal grupları çıkıyor sanıyorsanız çok yanıldığınızı söyleyebilirim. Kornmo, Norveç’te 2015 yılında kurulmuş ve 3 albümü var. Vandring albümü aslında Norveç’te 2019 yılında yayınlanmış. Bu yılın Ocak ayında dünya çapında yayınlanınca şans eseri benim radarıma yakalandı. Grubun gerçekten özellikle İngiliz 70’ler Progresif Rock’ına çok yakın bir müzikleri var. Besteleri oldukça senfonik ve vokal yok. Albümdeki Oppbrudd gibi bazı şarkıları Camel‘in ilk yıllarındaki herhangi bir albümüne rahatlıkla koyabilirsiniz, sırıtmayacaktır. Albümü dinledikçe grubun müziği büyüyor. Şarkıların bazılarında bir miktar kuzey ülkelerine has karanlık bulunsa da yeri geldiğinde büyük bir coşku ve enerjiye de ulaşıyor. 70’lerin İngiliz Progresif Rock’ını özleyenleri bu albümde aradıklarını bulacaktır. (ALBÜM PUANI: 7,33)

Enstrümantal Progresif Rock. Hem de En sağlamından: Isobar – III

Isobar, Kaliforniya Körfez Bölgesi’nde 2020’de kurulmuş bir grup. Grup yeni olsa da grup elemanları bölgenin progresif rock dünyası için oldukça önemli gruplarından Metaphor‘un elemanları ve yıllardır bu müzikle uğraşıyorlar. Grup kuruluşu ile birlikte 2022 dışında her yıl albüm çıkarmayı da başarmışlar. III, adından da anlaşılacağı üzere, grubun üçüncü albümü. Albüm tamamen enstrümantal bestelerden oluşuyor. Grubun müziği 70’ler İngiliz Progresif Rock’ının büyük isimleri CamelCaravan gibi grupların ilk dönemlerine çok yakın. Bu net etkiyle beraber müziklerinde Amerikan Progresif Rock tarzının da etkilerini özellikle nefesli kullanımları ve gitar tonlarında hissediyorsunuz. Albümdeki bestelerin yapıları çok sağlam, müzisyenlikler ise gerçekten üst düzey. Özellikle, Progresif Rock’ın atmosfer üreten, sağlam ve çözülmeyi bekleyen besteleri olan ve yüksek kalitede müzisyenlik içeren kanadını seviyorsanız bu albümü mutlaka dinlemelisiniz. Pişman olmazsınız. (ALBÜM PUANI: 7,34)

Ruhumuzdaki Açlıklara Dair: Great Wide Nothing – Hymns for Hungry Spirits, Part II

Great Wide Nothing, 2017’de ABD’de kurulmuş bir grup. Hymns for Hungry Spirits, Part II, grubun 2020’de çıkardığı Hymns for Hungry Spirits, Part I albümünün devamı. Tamamen Atlantik’in batı yakasına ait bir Progresif Rock albümü bu albüm. Grubun müziğinde yer yer Rush, yer yer Boston ya da Kansas etkilerini duymak mümkün. Albümün temposu hiç düşmüyor ve özellikle bas gitar ve klavye kullanımlarını çok beğendim. Grubun, sadece sağlam müzik yapmak dışında söylemek istedikleri de var. Şarkıların sözlerinde toplumdaki boş vermişlik, had bilmezlik konuları oldukça net şekilde hedef alınıyor. Bestelerin yapıları da sözleri de gayet sağlam ve müzisyenlik seviyesi de oldukça yüksek. Yüksek tempolu, Rock sosu yüksek iyi bir Progresif Rock albümü arıyorsanız bu albüm aradığınız şey olabilir. (ALBÜM PUANI: 7,57)

İsveç’in Çiçek Kralları Uyarıyor; Kendine Dönüp Bakma Zamanı: The Flower Kings – Look at You Now

The Flower Kings, 1994’de İsveç’ten çıkmış ve Progresif Rock dünyasında yer edinmiş bir grup. Grup 1994’den beri 15 albüm üretmiş. Eylül ayında yayınlanan Look at You Now ise grubun 16. albümü. Grubun müziğindeki ve şarkılarındaki Yes etkisini duymamak imkansız. Grubun müziğinin tıpkı Yes‘deki gibi ayrılmaz bir parçası olan sert ritm geçişleri, keskin bas gitarlar yanında sözlerinin toplumu ve hayatı daha doğrudan sorgulayan tarafı ile Yes‘ten ayrılıyor. 13 şarkılık albümde şarkı süreleri de tek bir şarkı dışında 4-5 dakikayı pek aşmıyor. Bu sayede Progresif Rock’ın bir parçası olan uzun partisyonlar nedeniyle bu türü dinlemekte zorlananlar için de rahatlıkla dinlenebilir bir Progresif Rock albümü bu albüm. Besteler oldukça güçlü, müzisyenlik seviyesi ise gerçekten üst düzey. Yılın iyi Progresif Rock albümlerinden. (ALBÜM PUANI: 7,45)

Biraz Şiir, Biraz Dünya Müziği, Biraz Melankoli, Biraz İsyan. Karşınızda Fransız Usulü Progresif Rock – Lazuli – 11

Evet, Lazuli’nin müziğini sanırım başlık yeteri kadar tanımlıyor. 1998’de kurulan grup bu tarihten itibaren oldukça düzenli bir şekilde 10 albüm yayınlamış. Bu albüm (11), isminden de anlaşılacağı gibi grubun 11. albümü. Grubun tüm şarkıları Fransızca ve bu dille grubun şarkıları şiir gibi akıyor. Grubun beni şaşırtan bir başka özelliği ise vokaller. Albümü ilk kez dinledikten sonra “Bu vokalleri yapan kimmiş” diye araştırdığımda bir kadınla karşılaşacağımdan çok emin olsam da grubun vokalistinin erkek olduğunu görünce oldukça şaşırmıştım. Siz de albümü dinlediğinizde eminim aynı şaşkınlığa uğrayacaksınız. Grubun vokalisti ve gitaristi Dominique Leonetti‘nin çok ilginç bir ses tonu ve rengi var. Çok yumuşak ve sopranoya yakın bir tenor tonda şarkı söylüyor. Bu yüzden, çoğu şarkıda söyleyenin bir erkek olduğunu anlamanız gerçekten zor. Grup, gitar, klavye, davul gibi Rock müziğinde kullanılan standart müzik aletleri yanında farklı ve yerel müzik aletleri ya da Chapman Stick gibi özel müzik aletlerini de müziklerine çok iyi eklemeyi başarmışlar. Şiir gibi akan ir albüm arıyorsanız bu albümü kaçırmayın derim. (ALBÜM PUANI: 7,24)

Macaristan’dan Biraz Işık, Biraz Boogie, Biraz Progresif Rock: Damara – Féyn és Boogie

Damara, bir kaç yıl önce Macaristan’da kurulmuş bir rock grubu. Féyn és Boogie ise grubun ikinci albümü. Tüm şarkıların Macarca olduğu bu albümde öyle 7-10 dakikayı aşan uzunlukta, büyük orkestra düzenlemeleri olan şarkılar yok. Ancak, bir çok farklı ritm ve müzik akımını bir araya getirerek üretilmiş şarkılar var. Albüm bir çok yerde Pop Rock tadında tonlar ve ritimleri içerse de özellikle bas gitarın yarattığı ritm aksı ve düzenlemelerin zenginlikleri ile bir Pop Rock albümünden çok bir Progresif Rock albümü haline geliyor. BU albüm daha çok 80’lerin ve 90’ların Progresif Rock tarzına yakın. Bazı şarkılarda, Post Punk ya da Indie Rock etkileri de var. Çok keyifli ve enerjisi çok yüksek bir albüm. Keyfiniz kaçtığında moralinizi yerine getirme konusunda başarılı olacağını söyleyebilirim. En azından bende öyle oldu. (ALBÜM PUANI: 7,50)

Alman Melankolisi ile Yağmur İçin Yazılmış Bir Şiir: Subsignal – A Poetry of Rain

Subsignal, 2008’de Almanya’da Sieges Even isimli, 80’lerde kurulmuş bir başka Progresif Rock grubunun yan projesi olarak kurulmuş. Ancak asıl grubun dağılması ile bu grubun elemanlarının ana projesi haline gelmiş. Grubun müziği Progresif Rock ile Progresif Metal arasında bir yerde. A Poetry of Rain‘deki şarkıların genellikle bas gitarları ve davulları Progresif Rock’a daha yakınken gitar tonları, bestelerin yapısı ve kullanılan riff’ler Progresif Metal’e yaklaşıyor. Grubun müziğini Metal olarak tanımlamak da zor, zira o sertliğe de ulaşmıyor. Ancak, besteler ve düzenlemeler oldukça sağlam. Bu sağlam yapılı şarkılar albümün melankolik ve karamsar yapısına eklenince oldukça iyi bir albüm çıkmış ortaya. Yer yer Marillion‘un Fish sonrası ilk 5-6 yılındaki müziğinin lezzetine ulaşıyor albüm. Kesinlikle dinlemek için zaman ayırkayı hak eden bir albüm bu. Özellikle, yeni ve iyi bir şeyler arıyorsanız bu albüme göz gezdirmenizi öneririm. (ALBÜM PUANI: 7,43)

Denizler ve Dalgalara Dair: Plank! – Future of the Sea

Plank!, 2009’da kurulmuş bir İngiliz Progresif Rock grubu. 2012 ve 2014’de birer albüm yayınlayan grup bu iki albümün ardından 9 yıllık bir sessizliğe bürünmüş ve 2023 Ocak ayında bu sessizliklerini bozarak Future of the Sea albümü ile sahalara geri dönmüş. Grubun müziğini Progresif Rock ile sınırlamak zor. Farklı syntheseizer kullanımı ile yer yer Space Rock’a şarkılarındaki karamsarlık ve gitar tonlarının benzerliği ile yer yer Saykodelik Rock sınırlarında da dolaşıyor. Gurubun kendini içine çekiyor ve çok sıkı bir atmosfer oluşturmayı başarıyor. Bunda albümün tamamen enstrümantal olmasının da etkisi büyük. Son dönemde dinlediğim farklı Progresif Rock albümlerinden. Siz de farklı ve Rock’ın yakın türlerini de içinde barındıran bir albüm arıyorsanız bu albüme kulak kabartmanızı öneririm. (ALBÜM PUANI: 7,10)

İyi Progresif Metal Arayanlara: Redemption – I Am the Storm

İyi bir Progresif Metal albümü arıyorsanız I Am the Storm‘a mutlaka kulak kabartmalısınız. 2001’den beri müzik yapan Amerikalı Progresif Metal grubu Redemption‘un bu yılın Mart ayında çıkardığı albüm hem çok sağlam riff’ler içeriyor hem de çok iyi ve sert bir ritm yapısına sahip. Albümde, Savatage ya da Arjen Lucassen usulü büyük boyutlu düzenlemeler yok. Bunun yerine sert, iyi gitar soloları ve riff’lerle süslenmiş şarkılar var. Bu albümde uzun epik şarkıların olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki. Örneğin, albümdeki 12 dakikayı aşan All This Time (And Not Enough) içindeki bazı bölümler Dream Theatre‘nin ilk dönemlerini hatırlatıyor dinlerken. Albümün sonunda bulunan Peter Gabriel‘in bayıldığım şarkısı Red Rain yorumu ise oldukça keyifli. (ALBÜM PUANI: 7,19)

2023 yılı içinde çıkan ve benim bir şekilde dinleme imkanı bulduğum albümlerden benim sevdiğim albümlerin kabaca listesi böyle. Bu grup ve albümlerden oluşan bir çalma listesini de ekliyorum ki bahsettiğim albümler hakkında dinleyerek de bir fikriniz olsun. Listeyi istediğiniz sıralamada dinleyebilirsiniz tabii ki ama ben yine sizler için akıcı olacağını düşündüğüm bir sıralamayla paylaşıyorum. Bu sıralama ile daha keyifli zaman geçirmenizi umuyorum. Herkese iyi yıllar.

Çalma listesine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz