2023’te Rock- Bölüm-1: Klasik Rock

0
230

Arası beklediğimden biraz çok oldu ama yılın sonu gelmişken 2023’de müzik dünyasında neler olduğuna dair takip ettiklerimden oluşturduğum dizinin ikinci yazısı ile yine buradayım. Dizinin ilk yazısında blues dünyasında şöyle bir dolanmıştık. Şimdi ise sıra 2023’de Rock dünyasında neler olduğunda. 

Bu yıl boyunca Rock dünyasında dikkat çeken albümlerin bazıları hakkında detaylı inceleme yazıları yazmıştım. Bu nedenle bu yazıda o albümlerden kısaca bahsetmeyi tercih ettim. Bu albümlerle ilgili daha detaylı bir şeyler okumak isteyenler, bu albümlere dair yazılara göz gezdirebilirler. 

Ancak, tabii ki bu yıl Rock müzik albümleri bu albümlerle sınırlı değil. Bir çok enteresan ve heyecan verici albüm yayınlandı 2023 içinde. Maalesef bu albümlerin en heyecan verici olanları ve en dikkat çekenleri ağırlıklı olarak eski tüfeklerin albümleri. The Rolling Stones, Yes, Jethro Tull, Steve Hackett, Uriah Heep, Bob Dylan, Paul Simon, Graham Nash, John Mellencamp gibi bir çok Rock dünyasının eski ve köklü isimlerinin bu yıl yeni albümleri çıktı piyasaya. Bu yıl klasik rock dünyası dışında Rock dünyası içinde en parlak işleri üretenler progresif rock ve punk rock yapanlar oldu. Özellikle progresif rock albümleri içinde yeni kurulmuş ve oldukça iyi albümler üretmiş yeni gruplarla karşılaşmak beni sevindirdi.

2023’de dinleyip beğendiğim Rock albümlerini paylaşırken çok farklı türleri bir araya getirip uzun ve çorba gibi bir metin üretmek istemediğim için 2023’de Rock dünyasını, bu yıl çıkan albümlerin de yapısına bağlı olarak, üç temel parçaya ayırdım. Bu yazıda Klasik Rock dünyasına göz atacağım. Takip eden yazılarda ise Progresif Rock ve Hard Rock ve Heavy Metal dünyasında dolaşmayı hedefliyorum. 

Bu Yıl İçinde Bahsettiklerimiz: The Rolling Stones, Dylan ve Mellencamp

Bu yıl rock dünyasının en sansasyonel olayı ise sanırım The Rolling Stones‘un yeni bir albümle plakçıların raflarında tekrar görünmesiydi. 2016’dan beri yeni albüm yayınlamamış, 2005’den beri de bir iki yeni şarkı dışında sadece eski kayıtları ve konserleri ile varlığını hissettiren grup, bu yılın Ekim ayında çıkardığı Hackney Diamonds ile hem güzel bir sürpriz yaptı hem de yılın bence en iyi rock albümlerinden birini yayınladı. Bu albüm için oldukça detaylı bir yazı yayımladığım için uzun uzun anlatmama gerek yok ama bu yılın sadece klasik rock değil genel olarak tüm Rock albümlerinin içinde en iyi ilk 10 albüm  içine kesinlikle girecek bir kayıt bu. 

Yılın bir başka mühim albümü ise Bob Dylan‘ın bu yılın Haziran ayında çıkardığı Shadow Kingdom albümü. Bu albümde yıllar sonra ilk kez yeni bir Dylan şarkısı var ama albümün kalanı en üretken ve en delişmen dönemlerinden şarkılarının yeniden ve bambaşka düzenlemelerinden oluşuyor. Shadow Kingdom dışında Dylan’ın oldukça başarılı bulduğum ve arşiv meraklılarına kesinlikle önerebileceğim, Dylan’ın Time Out of Mind dönemindeki kayıtlardan oluşan The Bootleg Series Vol. 17: Fragments – Time Out of Mind Sessions (1996–1997) bootleg’i hakkında yine yıl içinde uzun bir yazı yazmıştım. O yüzden üzerinde çok fazla bir şey söylememe gerek yok. Bu yıl bence çıkan en iyi klasik rock albümlerinden biri Shadow Kingdom. Benim bu yıl çıkan rock albümleri listemde ilk beşten hiç düşmedi yıl boyunca. Bu arada Dylan’ın bu yılın Kasım ayı içinde bootleg serisine 4 CD’lik The Complete Budokan 1978 kaydını da ekleyeyim. Bu bootleg’de ise Dylan’ın efsanevi Budokan konserlerinde gerçekleştirilen tüm canlı konser kayıtları var. Arşiv sevenler için bence bu da bulunmaz bir fırsat.

Bu yılın bence en iyi albümü ise John Mellencamp‘ın bu yılın Haziran’ında çıkardığı Orpheus Descending. Bu yıl döne döne dinlediğim albümlerden biri bu albüm. Her şarkının bir hikayesi, dokunduğu bir yer var. Dinlerken size görmemek için gözünüzü kapattığınız bir çok şeyi gösterdiği gibi modern insanın iki yüzlülüğü ve omurgasızlığına da dev bir projektör tutmaktan çekinmiyor. Yine üzerinde uzun uzun yazdığım bu albüm üzerine çok fazla konuşulacak bir şey yok. Bir şeklide edinin ya da dinleyin. Eğer rock müziği dinlemeyi seviyorsanız kesinlikle beğeneceksiniz.

Yılın Geri Kalanından

Yılın En Güzel Sürprizi: Foghat – Sonic Mojo

Bu yıl çıkan en sağlam albümlerden biri ise kısa bir süre önce çıkan bir albüm. 70’lerin bence en kült ve en iyi rock gruplarından biri olan İngiliz FoghatSonic Mojo isimli yeni albümü ile yıllar süren sessizliğinin ardından geri döndü. Foghat özellikle 1970 ile 1980 yılları arasında çok iyi albümler üretmiş bir grup. O dönemden grupta kalan tek kişi, grubun davulcusu Roger Earl. Grubun kurucu kadrosunda bulunan vokalist ve ritm gitarları çalan Dave Peverett ve grubun solo gitaristi Rod Price ‘in 2000’lerin başlarındaki ölümleri sonrasında Earl yeni bir kadro ile Foghat‘i devam ettirmişti. Ancak, grup en son 2016’da çıkardıkları Under the Influence albümünün ardından grubun bu ikinci dönemindeki bas gitaristi Craig MacGregor‘un ölümü ile sessizliğe bürünmüştü. Sonic Mojo, gerçekten çok keyifli bir albüm olmuş. Albümde grubun kendi bestelerinin yanı sıra Willie Dixon, Chuck Berry ve B.B. King gibi büyük blues devlerinin de şarkılarının grupça yeniden düzenlenmiş halleri var. Aslında bu albüm bir rock albümü olduğu kadar bir Blues Rock albümü. Zaten, grup bu albümle Billboard Blues Albümleri Listesi’nde birinciliğe kadar yükselmiş. Grubun 53 yıllık kariyerindeki ilk Billboard liste başı albümü de bu albüm. Bu yılın bence en keyifli sürprizlerinden biri. Yılın şu son günlerinde taze çıkmış bu albümü kaçırmamanızı öneririm. (ALBÜM PUANI: 7,86)

Yılın En Hüzünlü Albümü: Bernie Mardsen’in Göremediği Albümü Working Man:
Bu yılın dinlerken bana en hüzün veren albümü ise yıl içinde menenjit sonucu ölen, Whitesnake‘in ilk gitaristi ve grubun Here I Go Again gibi ilk önemli hit şarkılarını David Coverdale ile birlikte yazan İngiliz gitarist Bernie Mardsen‘in Working Man albümü. Mardsen, 2 CD’lik ve toplam 22 şarkıdan bu oluşan albümün çıkışını göremeden 24 Ağustos 2023’de aramızdan ayrıldı. Albüm aslında 2 farklı parçadan oluşuyor. Albümün birinci CD’si Mardsen’in yeni bestelerinden oluşuyor. İkinci CD ise yine Mardsen tarafından bestelenmiş ancak daha önce çaldığı grupların albümlerinde ya da kendi solo albümlerinde yayınlanmış şarkıların yeniden düzenlenerek kaydedilmiş hallerinden oluşuyor. İlk CD’deki Being FamousSteelhouse Mountain, albüme de adını veren Working Man iyi şarkılar. İkinci CD ise bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Mardsen’in alışık olduğumuzdan çok farklı bir Here I Go Again ve Ain’t No Love in the Heart of the City düzenlemeleri bu bölümde bulunuyor. Albümdeki bence en şahane şarkı da yine albümün bu tarafında, Foolish Day. Bu şarkıyı dinlerken, Mardsen’in nasıl büyük bir yetenek olduğunu sadece duymuyor hissediyorsunuz. Bu albüm daha Aralık ayının başında çıktı ve umarım Mardsen’in kaderini yaşamaz ve hak ettiği ilgiyi görür. Bence bu yıl çıkmış en başarılı rock albümlerinden biri ve arşivlerde yer almayı hak ediyor. (ALBÜM PUANI: 7,86)

Özgür Yeni Dünya Romantizmi: Paul Rodgers – Midnight Rose:
Yılın dikkate değer bir başka albümü ise büyük İngiliz rock vokalisti Paul Rodgers‘ın bu yılın Eylül ayında çıkardığı Midnight RoseMidnight Rose‘daki şarkılar, tam Free, Bad Company ve The Firm karışımı. Uzun yıllardır eşinin ülkesi Kanada’da yaşayan Rodgers bu albümde Bryan Adams’dan büyük destek almış. Hem albümde Adams’ın birlikte çalıştığı müzisyenler ile birlikte çalışmış hem de albümü Adams’ın stüdyosunda kaydetmiş. Albümdeki hiç bir şarkı bir anda patlayıp sizi sarmıyor ama hiç biri de kötü değil. Zaten hepi topu 8 şarkılık, yarım saatlik albüm keyifle akıp gidiyor. Albümün en parlak şarkısı Living It Up. Ancak, şarkıda öyle bir Amerika ve Kanada aşkı var ki güzel şarkı olmasına rağmen biraz soğumadım desem yalan olur. Düzgün bir prodüksiyon ile iyi kaydedilmiş düzgün bir albüm. 5 yılın sonunda Paul Rodgers’ın vokallerini tekrar duymak isteyenler ve eski günleri yeni şarkılar eşliğinde yad etmek isteyenler için ideal bir albüm. Kulak kabartmanızı öneririm. (ALBÜM PUANI: 7,77)

Kadın Dayanışması: Suzi Quatro & KT Tunstall – Face to Face:
Bu yıl çıkan bir başka önemli albüm ise rock dünyasındaki en aktivist kadınlardan biri olan Suzi Quatro ile KT Tunstall‘ın birlikte Ağustos ayının ortasında çıkardıkları Face to Face albümü. Suzi Quatro, 70’ler ve 80’lerdeki parlak kariyeri sonrasında 90’lar ve 2000’lerin başında daha az görülür durumdaydı. Ancak, özellikle 2010’larından itibaren hemen hemen her 2 yılda bir bir yeni albüm üretiyor. Olgunluk dönemi üretken müzisyenlerden. KT Tunstall ise yeni dönemin önemli kadın rock müzisyenlerinden. Bu iki ismin bir araya gelmesi ile birlikte dinlemesi gayet keyifli, içinde Indie Rock’dan Hard Rock’a kadar uzanan bir yelpazede tınıların olduğu, yer yer Amerikan Rock sularına da giren iyi bir albüm çıkmış ortaya. Ben DamageIf I Come Home ve Overload‘ı çok beğendim. Albümün kapanışındaki The Ladies’ Room ise oldukça eğlenceli. Albümdeki şarkılar bana oldukça samimi geldi. Sanırım albümü bu kadar beğenmemin asıl sebebi de bu. Son dönemde bu samimiyette ve keyifli albüm bulmak zor. (ALBÜM PUANI: 7,95)

Yılın En İlginç ve Ruhani Albümü: Paul Simon – Seven Psalms:
Bu yılın kesinlikle en ilginç albümü ise Paul Simon‘dan geldi; Seven Psalms. Albüm 7 bölümden oluşan 35 dakikaya yakın süreli tek bir şarkıdan oluşuyor. 2016’dan beri yeni beste yayınlamayan ve 2018’den beri albüm de çıkarmamış olan Paul Simon, durmuş durmuş olabilecek en enteresan işlerden birine imza atmış bu sürenin sonunda. Albümde (ya da şarkı mı demeliyim acaba) sadece Paul Simon, gitarı, vokali ve şiirleri var. Albüme tek katkı bölümlerin bazı yerlerinde Voces8 adlı İngiliz bir vokal grubu ile eşi Edie Brickell‘in söylediği bölümler. Şimdi okuyunca bu albümün çok sıkıcı olacağını düşünebilirsiniz ancak öyle değil. Albümün temposu neredeyse hiç artmasa da Paul Simon her zaman olduğu gibi iyi bir hikaye anlatıcısı olarak size hikayesini geçirmeyi biliyor. Paul Simon, bu albümü yapmasının nedeninin gördüğü bir rüya ve sonrasında yazmaya başladığı sözler olduğunu söylüyor. Bu rüyanın ardından sesler ve şiirden oluşan bir kişisel keşfe koyuluyor. Ulaştığı yer ise biraz uhrevi bir münzevilik,  biraz da bir müzisyenin yeni sesler arayışında normalin dışına çıktığında vardığı bir nokta. Bu nedenle, bu albüm ilk bakışta o kadar gösterişli görünmese, hatta sıkıcı görünse bile bugünlerde zor bulunacak cinsten nadir ve özel bir albüm. (ALBÜM PUANI: 7,90)

60’ların Hippileri 21. Yüzyılı Sorgularken: Graham Nash – Now:
Bu yılın gerçekten iyi albümlerinden biri de 1960’ların folk rock akımının en önemli figürlerinden biri olan Graham Nash‘in Mayıs ayında çıkardığı Now albümü. Crosby, Stills, Nash & Young’un Nash’i bu albümde de yine her zaman yaptığı şeyi yine en iyi şekilde yapmış. 13 şarkılık ve 40 dakikaya yakın süresiyle albüm o kadar güzel akıyor ki bittiğini anlayamıyorsunuz. Golden Idols ve Stars & Stripes hem müzik olarak hem de sözleriyle albümde bayıldığım şarkı oldu. I Watched It All Come Down‘da ise müzik endüstrisinin 50 yıllık bir resmini çıkartıyor. Sesi hala ipek gibi ve hala çok güzel şarkı söylüyor. Bundan daha da güzeli, hala bir şeyler söyleme derdinde ve bu yine aynı naiflik ve sağlamlıkla gerçekleştiriyor. Crosby, Stills, Nash & Young (CSNY) benzeri bir şeyleri özlediyseniz bu albümü kesinlikle kaçırmamalısınız ama CSNY de ne diyorsanız bile bu albümü dinleyin pişman olmazsınız. (ALBÜM PUANI: 7,95)

The Police Şarkıları Orkestralar ile Bir Arada: Stewart Copeland – Police Deranged for Orchestra / Police Beyond Borders:
Yılın farklı albümlerine imza atan bir sanatçı da The Police‘in davulcusu Stewart Copeland. Copeland, bu yılın yaz aylarında ardı ardına iki orkestra ile kaydedilmiş The Police şarkılarından oluşan albüm yayınladı. Bunlardan ilki olan Police Deranged for Orchestra, Copeland’ın hit olmuş The Police şarkılarını orkestra için yeniden aranje ederek canlı olarak kaydından oluşuyor. Bu albümdeki orkestra aranjelerinin tümünü Copeland gerçekleştirmiş. Copeland’ın yayınladığı benzer ikinci albüm ise ünlü ve bol ödüllü Hint orkestra şefi Ricky Kej ile birlikte kaydettikleri Police Beyond Borders. Her iki albümde de RoxenneDemolition ManEvery Breath You TakeMurder by Numbers gibi çok bilinen The Police şarkılarının çok farklı düzenlemelerini bulabilirsiniz. Her ikisi de iyi albümler olsa da ben Police Beyond Borders‘ı daha fazla beğendim. Bildiğimiz şarkılara eklenen modernize edilmiş Hint müziği ve sesleri şarkıları daha da keyifli hale getirmiş. Bu yıl çıkmış farklı ama bilindik bir şey dinlemek istiyorsanız bu iki albümü de es geçmemeniz gerekir. (ALBÜM PUANLARI: 7,08 / 7,40)

Amerikanın Güneyinden: Gov’t Mule – Peace… Like a River:
Bu yılın en ilginç albümlerinden biri de Amerikalı Warren Hayes‘in yavaş yavaş kült gruplar arasına girmeye başlayan Gov’t Mule grubunun Haziran ayının ortasında yayınladığı Peace… Like a River albümü. Albüm grubun 13. albümü. Grup her ne kadar tipik bir Southern Rock jam grubu olsa da bu albümün girişinden itibaren buram buram Led Zeppelin rüzgarı hissediliyor. Albümün açılış şarkısı olan Same As It Ever Was, bir Zepplin kolajı gibi. Thank You‘suna yakın bir ton ve arpejle açılıp oradan What Is and What Should Never Be‘ye göz kırpıyor, ardından Baby, I’m Gonna Leave You‘ya geçip Stairway to Heaven solosundan doğan bir soloya bağlanıp başladığı yere dönerek bitiyor. Ben bugüne kadar böyle bir kolaj bir şarkı dinlediğimi hatırlamıyorum. Bütün albümde bu Zeppelin etkisini hissediyorsunuz ancak albüm gayet bir Southern Rock albümü. Albümde önemli konuklar da var. ZZ Top’dan Billy Gibbons, önemli kadın blues sanatçılarından Ruthie Foster ve CelisseIvan Neville ve siz her ne kadar filmlerinden tanısanz da çok ciddi bir müzisyen olan Billy Bob Thornton albüme birer şarkıda konuk olmuş. Kesinlikle bu iyi bir albüm. Uzun zamandır bu denli farklı ve enteresan bir albüme denk gelmedim diyebilirim. Sadece Warren Hayes bu sefer neler yapmış diye bile dinlenmeye değer ama bu sefer virtüyöziteden çok ciddi bir jam tadı var albümde ve bu yüzden oldukça keyifli. (ALBÜM PUANI: 7,86)

80’ninden Sonra Rock… Hem de En İyisinden: Ian Hunter – Defiance Part 1:
Bu yılın bence en özel ve güçlü albümlerinden biri ise 60’lar ve 70’lerde İngilizlerin önemli ve bilinen Glam Rock grubu Mott the Hope‘un vokalisti de olan 84 yaşındaki Ian Hunter‘dan geldi. Bu yılıln Nisan ayında çıkardığı Defiance Part 1 albümü gerçekten çok iyi albüm. Tüm şarkılar gerçekten çok iyi. Albümde bir çok yıldız isim de Ian Hunter’a desteğe gelmiş. Tom Petty and the Heartbreakers‘ın şahsına münhasır gitaristi Mick Campbell, artık oyunculuktan çok müzisyenlikle ilgilenen Johnny DeppTodd RundgrenDef Leppard‘dan Jon ElliotStone Temple PilotsMetallica ‘dan Robert TrujilloSlashRingo Starr ve Jeff Beck albümde Hart’la beraber müzik yapmış. Davulları Ringo Starr’ın çaldığı Bed of Roses şahane bir şarkı olmuş. Ancak, albümdeki en özel kayıtlardan biri Jeff Beck‘in ölümü öncesindeki belki de son kayıtlarından biri olan No Hard Feelings. Beck, şarkıyı öyle şahane bir soloyla süslemiş ki şarkıyı yılın en iyi rock şarkılarından biri haline getirmiş. Bu albüm sadece konukları için bile dikkate değer ama dinleyince içindeki şarkıların ne kadar iyi olduğunu göreceksiniz. (ALBÜM PUANI: 7,74)

Meat Loaf’ın Ruhu Plak Raflarında: The Neverland Express + Caleb Johnson – Fated:
Bu yılın iyi albümlerinden biri de yıllarca hem stüdyoda hem de konserlerde Meat Loaf‘ın arkasında çalmış bir grup olan The Neverland Express‘in Amercan Idol’un 3. sezonunun birincisi vokalist Caleb Johnson ile bir araya gelerek Ocak ayı sonunda çıkardıkları Fated albümü. Caleb Johnson‘un şarkı söyleyişi ve sesi o kadar Meat Loaf‘a benziyor ki albümü dinlerken bazı yerlerde mezarından çıkıp albümü kendisi mi kaydetti diye düşünüyorsunuz. Oldukça enerjik ve coşkulu bir albüm. Müzikal tadında bir rock albümü özlediyseniz bu albüm tam sizlik. (ALBÜM PUANI: 7,54)

Fransız Usulü Alternatif Blues Rock Mı?: The Inspector Cluzo – Horizon:
Eğer The Black Keys tadında yeni bir şeyler arıyorsanız benim de bu yıl tanıştığım enteresan bir Fransız Rock ikilisinin olan The Inspector Cluzo‘nun Ocak ayı sonunda çıkardıkları Horizon albümünü kaçırmamalısınız. Grup, gitar ve vokallerde Laurent Lacrouts, davullarda ise Mathieu Jourdain‘den oluşuyor. Grup bu yazıya konu grup ve müzisyenlerin çoğunu düşününce bebek sayılır ama öyle çok yeni bir grup da değil. İlk albümlerini 2008’de yayınlamışlar ve bu da grubun 9. albümü. Müzikleri oldukça keyifli. Zaman ayırıp dinlemenizi öneririm. Müziklerinde bolca Indie Rock ve Alternatif Rock tınıları olsa da müzikleri bu iki türün de sınırlarını aşıp daha Blues Rock bir yerlere ulaşıyor. (ALBÜM PUANI: 7,14)

San Francisco Usulü Alternatif Americana: The Mother Hips – When We Dissapear:
Bu yılın bana en ilginç gelen albümlerinden biri de Amerikalı grup The Mother Hips‘in Ocak ayının sonlarında yayınladığı When We Disappear albümü. Grup ile ben bu yıl tanıştım ama 30 yıllık geçmişi olan bir grup The Mother Hips. Müziklerinde bazı yerlerde Alternatif Rock, bazı yerlerde Southern Rock lezzeti var. Bu albümde keyifli bir Americana albümü olmuş. Albümdeki Iffy Jackpot bazı yerlerinde tıpkı bir J.J. Cale şarkısı gibi. Albümün ikinci şarkısı Codine‘de ise yer yer Jefferson Airplane gibi 60’lar San Francisco saykodelik rock gruplarının tınılarını duyuyorsunuz. Albüme adını da veren açılış şarkısı olan When We Dissapear ise çok iyi bir Americana şarkısı olmuş. Farklı ve iyi bir grup ve albüm arayanların mutlaka göz atması gereken bir albüm bu. Ayırdığınız vakte değecek bence. (ALBÜM PUANI: 7,02)

Frasız Şiirinin Rock ile Buluşması: Cancre – Tout S’effance:
Bu yazının sonunu, bu yılın Ocak ayının sonunda ilk albümünü çıkartan bir Fransız gruptan bahsederek getirmek istedim. Grubun ismi Cancre. Albümlerinin ismi ise Tout S’effance. Aslında Alternatif Rock’a daha yakın müzikleri olsa da bu albümlerinde bazı parçaları var ki ben grubun Klasik Rock grubu olarak da görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Grup Fransızca müzik yapıyor. Oldukça kuvvetli ve şiir yönü de güçlü sözleri olan şarkıları var. Grup 3 kişiden oluşuyor ve şarkılarını dinledikçe müziğin akışı size başka bir dünyaya götürüyor hemen. Albümün açılış şarkısı olan La fuiteMous sommes égauxUne de plus‘ı ben çok beğendim. Ancak, albümde Mon accoutumance isimli bir şarkı var ki işte ona bayıldım. Çok taze ve alışıklığınızın dışında bir şeyler dinlemek istiyorsanız bu albümü mutlaka dinlemelisiniz. (ALBÜM PUANI: 7,12)

Benim bu yıl içinde çıkmış olan ve benim bir şekilde karşıma çıkıp dinleyebildiğim albümlerden sizlere önerebileceğim albümler bu albümler işte. Umarım siz de bu yazıdaki albümleri dinler ve keyif alırsınız. Yazının sonuna bu yazıda bahsettiğim albümlerdeki şarkılardan oluşmuş bir çalma listesi de iliştirdim. Böylece, okuduğunuz albümlerdeki şarkılar ve gruplar hakkında daha net bir fikir sahibi olabilirsiniz. Listenin sıralaması bana ait. Biraz bu albümlerden bir radyo programı yapsaydım nasıl sıralardım diye düşünerek sıraladım. Listeye buradan ulaşabilirsiniz. 

Listeyi dinlemek için TIKLAYINIZ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz