Ulvi: Daha önce yaptığınız röportajlardan birinde geçtiği ve ilgimi çektiği için soruyorum, “Ahlaklı Yazar” ne demek
Cem Akaş: Ahlaklı yazardan kastım, bir yazarın kendisine ve yazdığına dümdüz bakabilmesi, neyi kullandığını, neleri kendine alet ettiğini, neyi olduğundan iyi, neyi olmadığı kadar kötü gösterdiğini kendinden ve okurdan gizlememesi.
Ulvi: Aykırı mısınız? 🙂 Gerek günlük yaşam pratiği, yaptığınız seçimler, yaşam tarzı olarak gerekse edebiyatta tabii ki…
Cem Akaş: Hiç değilim, rahatsız edici derecede normalim bence.
Ulvi: Siyaset Bilimi üzerine master yaptığınızı biliyoruz. Edebiyat ile Siyaset ilişkisinden biraz bahseder misiniz? Yazar politik midir? Ya da politikadan uzak durabilir mi?
Cem Akaş: Edebiyatın “angaje” olması gerekmez, yazarın politik bilinci olması da gerekmez; öte yandan her roman eninde sonunda politiktir; anlatmayı seçtiğiyle politiktir, anlatmadıklarıyla politiktir. Her roman, daha sonra yazarı ve dönemi aleyhine delil olarak kullanılabilir.
Ulvi: Politika demişken: Bugün geldiğimiz noktada OHAL, iç politika, dış politika, başkanlık vb. anlamında Türkiye’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?
Cem Akaş: İrini içte bırakmak mı daha iyidir, patlatıp akıtmak mı? Ortalık pis, daha da kirlenecek; dünyada da benzer şeyler oluyor ve olacak, belki iki üç kuşak daha hayatından bezecek. Türkiye büyük sorunların, büyük çelişkilerin, büyük bastırılmışlıkların ülkesi. Burada yaşamak asla kolay olmayacak. Ama bu günler de geçecek, işlerin daha iyiye gittiği günlerimiz de olacak. Türkiye sadece çapsız insanların ülkesi değil.
Ulvi: Müzik hala devam mı? Edebiyatla birlikte biraz daha arka planda sessiz sessiz yürüyor gibi, aynı şekilde mi devam edecek yoksa ön plana çıkacak mı?
Cem Akaş: Böyle iyi.
Ulvi: Biraz şiir konuşalım mı? Yine daha önceki röportajlarınızda okuduğum kadarıyla neden şiir yazmadığınızı anlatırken artık şiir de okumadığınızı söylüyorsunuz? Şiirden bu kadar uzak durmanızın sebeplerini merak ediyorum.
Cem Akaş: Olur öyle. Pırasa sevmemek gibi bir şey.
Ulvi: “Baba olmak” ve yaşlanmak yazım tarzınızı etkiliyor mu? Hayata bakışı, öncelikleri değiştirdiği kesin. Yazılara nasıl yansıyor?
Cem Akaş: Çok emin değilim. Bir yandan Can için, onun kuşağı için de bir şeyler yazma isteği veriyor – tabii sürekli büyüdüğü için yazılabilecek metinlerin türü de değişiyor. Diğer yazılarıma da herhalde yeni bir katman, bir farkındalık ve en nihayetinde trajedi tınıları katıyordur.
Ulvi: İflah olmaz bir Kadıköy ve Moda düşkünü olarak size de Kadıköy ve Moda’yı sormadan geçemeyeceğim. Sizin için ne anlama geliyor?
Cem Akaş: Karmaşık şeyler hissettiriyor bana. 30 yıldır Kadıköylüyüm; bana hep “şehirden uzak ama şehre yakın, nispeten medeni ama daha ziyade medeni olmanın parodisi bir yer” gibi göründü. 40-50 liraya kahvaltı veren kafelerin BİM’den alışveriş yaptığı, botunuzu tamir ettirecek doğru dürüst bir lostracı bulmakta zorlandığınız, şehrin son sahaflarının kapanmamakta direndiği, kedilerin ve Türk tipi hipster’ların koruma alanı addedilen bir yer Moda. “Kurtarılmış bölge” olduğunu düşünüyor insanlar; bence bunu kabul etmek, kurtaramamayı da kabul etmek demek.
