Hayat Maaştan Maaşa Yaşamak Olmamalı!

0
261

Hepimizin hedefi refaha sahip olmak değil mi? Müreffeh olmak iç ve dış dünyalarımızın uyumlu olduğu anlamına gelir. Para, refahın anahtarıdır. Ama o parayı, kendi içinde hak edecek şekilde ve elde ettiğini hak ettiğine inanarak kazanacaksın. Bu nedenle, mutlulukta refahın anahtarı oluyor. Ve tabii ki bunu nasıl devamlı hale getireceğimizi, kalıcı değer yaratmayı da çözmemiz lazım. Sürdürülebilir olmalı. Benliğimizle uyumsuzsak, o zaman uzun vadeli mutluluğumuzda sürdürülemez.

1930’larda İngiliz İktisatçı John Maynard Keynes, iki savaş arasında ekonominin sorunları hakkında yazar ve  “Torunlarımız için Ekonomik Olanaklar”  başlıklı makalesinde, 2030 yılına kadar sermaye yatırımı ve teknolojik ilerlemenin yaşam standartlarını sekiz kat artıracağını ve insanların haftada 15 saat kadar az çalışacağı kadar zengin toplumlar yaratacağını tahmin etti ve boş kalan zamanlarında da kendilerini ekonomik olmayan amaçlara adayacaklarını öngördü.  İnsanın içini ısıtan bir öngörü olsa da, henüz bu dönüşüm maalesef gerçekleşemedi. Ancak bazı ülkeler için çok temelsiz de değildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde kişi başına GSYİH’nin altı kattan fazla arttığı bir yüzyıldan sonra, her yıl daha fazla şey yaratmanın ve tabii ki tüketmenin fizibilitesi kendini gösterdi. Uzun zamandır Ekonomik refahın mutluluk getirdiği varsayımında kanıtlar tersine de çevrildi. Gelişmiş ülkelerdeki ekonomik büyüme, zihinsel ve davranışsal bozuklukların, ailelerin parçalanmasının, sosyal dışlanmanın ve sosyal güvenin azalması yönünde kendini gösterdi.

 Houston Üniversitesi’nde ekonomist olan Dietrich Vollrath’a göre ABD ekonomisi bu hızla büyümeye devam ederse, 2055 yılına kadar iki katına çıkacak ve bundan bir yüzyıl sonra şimdiki boyutunun neredeyse sekiz katı olacak. 2019 Nobel Ekonomi Ödülü’nün iki kazananı Abhijit Banerjee ve Esther Duflo, “ Zor Zamanlar İçin İyi Ekonomi ” de, daha büyük bir GSYİH’nin mutlaka insan refahında bir artış anlamına gelmeyeceğine dikkat çekiyorlar.

Eski Harvard başkanı olan hukuk profesörü Derek Bok, Mutluluk Politikası‘nda siyasetin amacını yeniden düşünmenin zamanının geldiğini savunuyor: Zenginlikten ziyade refahı teşvik etmek gerektiğini ifade ediyor. Hem gerekli hem de zamanında olduğuna dair kanıtı iki kilit noktaya dayandırıyor: Birincisi, mutluluğun nedenleri ve bunun bireysel, toplumsal ve çevresel faydaları hakkında giderek artan sağlam kanıtlar bulunması; ve ikincisi, çoğu insanın onlara kalıcı tatmin sağlayacak şeyin ne olduğunun farkında olmadığı ve eğitime ihtiyacı olduğudur.

“Yeterli” para kazanmanın, refah için kesinlikle gerekli olduğu ortadadır. Peki, ne kadar para yeterli? Cevaplar bireysel olarak değişse de, “Yeterli” kelimesinin karşılık bulamadığı bir toplumun parçasıyız. DİSK’e göre geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyon, pandemi öncesine göre 1 milyon artış var. Politikasızlık içerisinde yaşamlarımız devam ederken her geçen gün yeni bir endişenin içerisinde kendimizi buluyoruz. Şu an yaşadığımız krizin geçmişte yaşadıklarımızdan çok farklı olduğunu büyük çoğunluğumuz iliklerimize kadar yaşıyoruz. Yoksullaşma krizi içerisinde, karnımızı doyurmanın, çocuklarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamanın “yeterli” olduğunu yaşıyoruz. Daha iyisini, en güzelini, gülebilmeyi, huzuru, geleceğe umutla bakabilmeyi hak ediyoruz.

Politikaların başarısı için üç kavramın esas olduğu da nettir. İlk olarak, esenliğin yaratılması, bu sorunların düzeltilmesinden daha fazlasını gerektirir. İkincisi, sürdürülebilir mutluluk, sahip olduklarımızdan değil, yaptıklarımızdan kaynaklanır. Kendi refahımızı yaratabilme ve başkalarınınkine katkıda bulunabilmeliyiz. Üçüncüsü, kanıtları müdahalelere çevirmenin gelişen bir toplum üreteceğini varsayamayız; neyin, kimin için,  ne kadar süreyle, hangi sonuçlar için ve hangi kontekstte işe yaradığını değerlendirmeliyiz.

Gerçek refahın zenginlikten çok daha fazlasını gerektirdiği; bir toplumun mali, siyasi, adil, mutlu olduğu ve bir kişinin tam potansiyeline ulaşabileceği bir ortam yaratmakla ilgili olduğu ortadadır. İşçilerin, girişimcilerin, yatırımcıların, işletme sahiplerinin ve ailelerin emeklerini, tasarruflarını ve girişimci enerjilerini güçlü şekilde yönetebilecek, daha iyi yaşam standartları daha fazla mutluluk, daha fazla adalet, daha iyi çevresel sonuçlar daha fazla gelir hareketliliğine ihtiyacımız var. Hesap sorulamayan politikacılar, bürokratlar ve çıkar gruplarının dikte ettiği yukarıdan aşağıda düzenlemeler bize istediğimizi, hak ettiğimizi, adil bir geleceği hiçbir zaman veremeyecek.

Kapak Görseli: Mostafa Meraji/Unsplash